Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 229. Sayı >> SÖYLEŞİ >> Yaşlılarda psikolojik sorunlar

Yaşlılarda psikolojik sorunlar

‘Yeti kaybı yaşayan, artık işe yaramadığını ve değersiz bulun-
duğunu düşünen yaşlılar ne gibi psikolojik sorunlar yaşarlar?

Yaşlılık oranı artıyor mu? Bazı yaşlılar neden giderek asabileşirler. Kendini değersiz gören ileri yaşlar ne gibi duygular yaşarlar? İçe kapanan yaşlıları bekleyen tehlikeler nelerdir? Fiziki rahatsızlıklarla beraber ne gibi ruhsal sorunlar oluşuyor? Bakımevlerine verilen kişiler neler hissedi-
yorlar? Emeklilik sonrası ani çöküşlerin sebepleri, değişen davranışlar gibi yaşlılıkla ilgili pek çok konuyu Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Barış Önen Unsalver ile konuştuk...

İleri yaş psikolojisi nasıldır?
Son yıllarda tıp alanındaki gelişmeler insan ömrünün uzamasını
sağlamıştır. 2000 yılında Avrupa’da yaşayan halkın %15’i 65 yaş
ve üstündeyken, 2030 yılında bu oranın % 24’e çıkması beklen-
mektedir. Bu, ileri yaşlardaki bireylere yönelik çalışmalara ivme ver-
miştir. Yaşlılık psikolojisi (geropsikoloji) de bu çabaların bir parçası
olan yeni bir bilim dalıdır. Geropsikoloji, hayat tarzında değişime
neden olan tıbbi durumlar, aile ilişkileri, kronik ağrı, akıl hastalıkları
ve yaşlı nüfusu etkileyen birçok değişik duruma yaşlı bireyin uyu-
muyla ilgilenir.

Yaşlılığın bir tanımı var mıdır?
Dünya Sağlık Örgütü 65 yaş ve üstündeki bireyleri yaşlı kabul et-
mektedir. Ancak bu sadece kronolojik yaşın sınırını tanımlar. Yaş-
lanma bireysel bir değişim olarak kişinin fiziksel ve ruhsal yönden
gerilemesidir. Yaşın ilerlemesiyle birlikte doku ve organlarda oluşan
yaşlanma biyolojik yaşlanmadır. Öte yandan, toplumsal değerler
ve kültürel yapı da yaşlının ve yaşlılığın yerini belirlemektedir. Kişi
kendini hissettiği oranda yaşlıdır.

Yaşlılıkta gelişen ne gibi korkular vardır?
Yaşlılarda en sık görülen korkular arasında, yalnız
kalma, düşüp bir yerini kırma, birilerine bağımlı kal-
ma, parasız kalma, saldırıya uğrama, hastalanma
önde gelir.
Emeklilik sonrası aniden çöken insanlara rastlıyoruz.
Bu kişilerin yaşadığı duygular neler olabilir?
Emeklilik, hayat içerisindeki önemli değişim dönem-
lerinden biridir ve sıklıkla yaşlının karşılaştığı ilk bü-
yük değişimdir. Emekli olan kişi öncelikle gelir kay-
bına uğrayacaktır, bunun yanında sosyal rol ve yet-
kileri de değişecektir. Emeklilikle birlikte yaşanan bu
kayıplara uyum sağlayamayan bireyler, kendilerini
değersiz, önemsiz, yalnız, boşlukta, çaresiz hisse-
debilirler. Hayatlarının geri kalanını planlamakta güç-
lük çekerler. Yakınlarına yük oldukları hissine kapılır
ve bazen de onlara karşı öfkeli tavırlar sergileyebilir-
ler. Can sıkıntısı çekerler. Fiziksel sağlıkları bozulur.
Bu kişilerin çoğunda klinik depresyon görülmekte-
dir. Oysa emeklilikle birlikte ortaya çıkan güçlü duy-
gular tanınıp bu yeni duruma uyum sağlandığında,
emeklilik bireyin kişisel gelişimi, büyümesi ve hayata
yeni bir bakış açısı getirebilmesini sağlayacaktır.
Sağlıklı ve zinde bir yaşlılık için önceden yatırım ya-
pılmalı diyebilir miyiz?
Yaşlılık kaçınılmazdır elbette. Bedendeki değişim ve
beraberindeki fiziksel kısıtlılıklarla ancak “genç" ka-
lan bir beyin sağlıklı bir biçimde başa çıkabilir. Çün-
kü bedenin geri kalanının aksine, plastik bir organ
olarak tari eyebileceğimiz insan beyni çalıştığı süre-
ce kendini yenileyebilir ve “genç" kalabilir. Dolayısıy-
la kişinin ruhsal ve zihinsel gelişimine yaptığı yatırım-
lar yaşlılık döneminin rahat geçmesini sağlayacaktır.

Yaşlılarda sık görülen ‘yalnızlık korkusu’nun altında
neler olabilir?
Amerika’da yapılan bir araştırma, yaşlıların üçte bi-
rinde yalnızlık korkusu olduğunu göstermiştir. Yaşla
birlikte gelen bedensel hastalıklar ve fiziksel kısıtlılık-
lar yaşlı kişinin gündelik hayatın sorumluluklarını ye-
rine getirmesini zorlaştırarak hayatla tek başına mü-
cadele edemeyeceği hissine yol açabilir. Ancak,
gençliğinde bir başkasına bağımlı olmadan hayatını
idare etme becerisine sahip olmuş kişi yaşlılığın ge-
tirdiği bu zorluklarla da başa çıkacaktır. Öte yandan,
geçmişte de kendi hayatı konusunda başkalarının
karar vermesine izin vermiş kişiler yalnız kalmaktan
korkacaklardır. Annesinden ayrılmakta zorlanan bir
çocuğun durumuna benzer bu.

Yaşlılıkta yapılan evliliklerin altında bu duygular mı
var dersiniz?
Özellikle erkeklerin eşleri öldükten kısa süre sonra
evleniyor olması, kendi kendine bakamayacağı kor-
kusuyla ilişkili olabilir. Çünkü hayatı boyunca önce
annesi daha sonra da eşi onun yerine birçok işi ye-
rine getirmiştir. Ve şimdi hayatının sonuna yaklaş-
maktayken her şeyi öğrenmesi gerekmektedir ki, bu
durum ona korkutucu görünmektedir. Tabii unutul-
mamalı ki, her durum kendine özeldir ve o bireye ait
bizim bilemediğimiz birçok sebep olabilir. Bazen de
tüm ailenin itirazlarına göğüs gerip evlenme kararı
veren yaşlı kişi, aslında hayatında ilk defa tam bir
erişkin gibi özgür seçimini yapıyor ve seçiminin so-
rumluluklarına sahip çıkıyor olabilir.

Yaşlılıkta yaşanan yeti kayıpları onlara kendilerini na-
sıl hissettiriyor?
Kendilerini kabul etmekte güçlük çekebiliyorlar ve
benlik saygılarının düşmesi kolaylaşıyor, bağımlılık
ve yetersizlik duygularına neden olabiliyor.

İleri yaştaki insanların çokça konuşma isteklerinin te-
mel nedeni nedir size göre?
Yalnızlık duygusunu gidermek, yani sosyal ilişki ihti-
yacını karşılamak ve böylece hayattan zevk alabil-
mek. Birikimlerini paylaşarak faydalı biri gibi hisset-
mek...
Yetişkinlik dönemlerinde mazbut ve düzgün olan ki-
mi beyefendilerin ileri yaşlarda tamamen farklı bir ki-
şiliğe bürünebildiklerine tanık olabiliyoruz. Bu yaşlar-
da neyi kontrol edemiyorlar ki bunlar oluyor?
Hayatın son dönemine girerken geçmişte bastırılmış
bazı arzular yüz üstüne çıkıyor diyebiliriz. Özellikle yıl-
larca önemli pozisyonlarda çalışmış, yani bir iktidar
sahibi olmuş bazı kişiler iktidarı ellerinde tuttukları sü-
rece kendi varoluşlarını hissedebilirler. Bu nedenle
kendilerini iktidarda hissedebilmek için uygunsuz yol-
ları deniyor olabilirler. Bunun yanı sıra, bazı organik
beyin hastalıklarında da kişiler dürtülerini kontrol ede-
mez ve toplumca kabul görmeyen davranışlarda bu-
lunabilirler.
Yaşlılık dönemlerinde normal zamanlarına göre çok
abartılı giyinenlere, çok abartılı davrananlara rastlıyo-
ruz. Bunun altındaki mekanizma nedir?
Bu kişiler kaybettiklerini düşündükleri gençliği somut
bir şekilde yerine koymaya çalışıyor olabilirler. Yaş-
lanma, zihinlerinde güçsüzlük, değersizleşme, sevil-
meme, ya da yalnız kalmayı temsil ediyorsa bu duru-
mu tersine çevirip kendilerine duydukları saygıyı art-
tırmaya gayret gösteriyorlar denebilir. Öte yandan,
yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan demans (bunama)
gibi bazı hastalıklar da kişinin normal algısını, doğru-
yu yanlışı ayırt etme becerisini değiştirebilir. Ya da
bazı psikotik bozukluklar da abartılı giyim ve makyaj-
la kendini gösteriyor olabilir.
Beyinlerinde bazı değişiklikler oluyor diyebilir miyiz?
Evet, yaşa bağlı beyindeki bazı yapıların boyutları kü-
çülebiliyor. Beynin işlevlerinden sorumlu bazı kimya-
sal maddelerin üretiminde azalma oluyor. Hatta bu
nedenle, insan ömrü uzadıkça demans tablolarının
görülme sıklığının artması bekleniyor.

Bazı yaşlılarda asabi davranışlarda görülebiliyor.
“Huysuz ihtiyar" sözü bize özgü olsa gerek. Bunu ne-
ye bağlıyorsunuz?

Yaşlıların daha asabi ve esnek olmadıkları düşün-
cesi aslında toplumun yaşlılarla ilgili önyargılarından
birisidir. Gençliğinde de asabi olan, kişilik gelişimin-
de bazı sorunlar olan kişiler bu sorunlara çözüm
bulunmadığı takdirde, yaşlandıklarında da asabi
olacaklardır.
Gözlemlerinize göre ileri yaşlarda yaşanan ön
önemli pişmanlıklar nelerdir?
Araştırmalar ileri yaşlarda özellikle de kadınların en
fazla eğitim hayatıyla ilgili pişmanlık duyulduğunu
gösteriyor. Yapılmış kariyer tercihleri, algılanan
ebeveynlik kusurları, nasıl bir kişi olduğu ve çalışıl-
mayan vakitleri geçirme şekilleri de pişmanlık du-
yulan diğer alanları oluşturuyor.
Yaşlılık ile sabır bir araya geldiğinde ortaya ne çı-
kar?
Bilgelik. Bu kişiler yeni nesillere kendi deneyimleri-
ni aktararak insanlığın ilerlemesine katkıda bulunur-
lar.
Darülacazelerde yaşamak durumunda kalan yaşlı-
ların psikolojileri hakkında bir değerlendirme yapa-
bilir misiniz?
Kendi isteği dışında bir kuruma yerleşen yaşlının
kendine duyduğu saygı azalır, kendini toplumdan
soyutlanmış, yadsınmış ve değersiz hissedebilir.
Kendi isteğiyle bir kuruma yerleşen yaşlıların yaşa-
dıkları ruhsal sorunların diğer yaşlılardan farklı ol-
madığını söyleyebiliriz. 2002’de İzmir’de huzurevle-
rinde yaşayan kişilerle yapılan bir araştırma %
91’inin memnun olduğunu göstermekle birlikte di-
ğer birçok çalışmaya bakıldığında huzurevlerinde
yaşayan yaşlılarda depresyon görülme sıklığı evin-
de yaşayan yaşlılardan daha yüksektir. Ayrıca, de-
mans seyri huzurevinde hızlanarak kısa sürede kö-
tüye gitmektedir.
Yaşlanan kişilerin dinî konulara daha fazla yöneliyor
olmalarını nasıl açıklarsınız?
Allah’la bir arada olma, yalnızlık duygusunu azalt-
maktadır. Benzer şekilde camiye gitmek de sosyal-
leşmeyi arttırmaktadır. Yaşlı için dinî topluluk, aile
dışındaki en büyük sosyal desteği oluşturmaktadır
ve dinî toplantılar yaşlıların istemli olarak en sık ka-
tıldıkları sosyal aktivitedir. Ölüme yaklaşmakta olan
bu kişiler dine yönelerek geçmiş hatalarıyla da yüz-
leşmektedirler. Günahları için Yaratandan af diler-
ken bir yandan da kendi suçluluk duygularını da
çözme çabasına girmişlerdir farkında olmadan. Bu-
na geçmişi anlamlı kılma çabası da diyebiliriz.
Yaşlılarda yaşanan en önemli korkulardan birisi de
ölüm korkusu... Neden böyle olmaktadır?
Yaşlılar ölümden sıkça bahsetmekle birlikte, çoğu
çalışma gösteriyor ki, aslında gençlere oranla yaş-
lılar da ölüm kaygısı daha az. Yaşlılarda, uzamış ve
acılı bir ölüm mü olacağı, ölümden sonra ne olaca-
ğı ve yaşanmış olan hayatın bir anlamı var mıydı so-
rularına aranan yanıtlar ölümle ilgili korkuların altın-
da yatmaktadır.
Yaşlılık döneminde ümitsizliklerin ve başarısızlık
duygularının gidip yerine bütünlük duygusunu gel-
diği söylenebilir mi?
Eriksson’un tarif ettiği insanın psikolojik gelişim ba-
samaklarına göre yaşlılık döneminde gerçekleşme-
si beklenen bütünlük duygusudur ki, bu gerçekleş-
mediğinde yukarıda bahsi geçen sıkıntılar ortaya
çıkmaktadır. Üretken, sevebilen, yaşamdan doyum
sağlayabilen insan için bu dönem yaptıkları, ürettik-
leri ve birikimleri açısından en verimli dönemdir.
Batı’da yaşlı intiharlarına rastlanmaktadır? Bunun ül-
kemize göre fazla olmasının nedeni nedir size göre?
Her ne kadar büyük kentlerde çekirdek ailelerin sa-
yısı artmaktaysa da, halen ülkemizdeki sosyal des-
tek sistemi Batı ülkelerine göre daha iyi çalışıyor.
Kültürümüz gereği aile büyüklerine sahip çıkmayan
kişiler toplumda hoş karşılanmıyor.
Ülkemizde genç ve yetişkinlik dönemlerinde yoğun
iş temposu ve bitmeyen ihtiyaçlar sebebiyle çalış-
maktan başka seçeneği olmayan insanlar ileri yaş-
larda emekli olduğunda zamanı olduğu için daha
fazla sosyal iletişim imkânı bulmaktadır. Bunun
olumlu etkileri var mıdır?
İleri yaşta sosyal iletişim ne kadar çok olursa yaşlı
kişinin hayattan zevk alma duygusu o kadar artıyor,
kendini bir bütünün önemli bir parçası gibi hissedi-
yor.
Yaşlılar da depresyona girerler mi?
Evet. Yaşlılar da gençlere göre daha yüksek oran-
da intihara bağlı ölüm görülmektedir. Bu nedenle
yaşlılık depresyonu acil tedavi gerektiren bir durum
olabilir. Toplumdan geri çekilme, keyifsizlik, öfkeli
olmak sanki yaşlanmanın doğal bir parçası gibi gö-
rüldüğünden çoğu yaşlı kişi tedavi alamamakta ve
mağdur olmaktadır.
Yaşlılık dönemlerinde karı koca arasında yetişkinlik
dönemlerine göre davranış farklılıkları görülebiliyor.
Gençliğinde eşinin baskıcı tavırlarına sessiz kalan
bazı bayanlar ihtiyarlık dönemlerinde âdeta rol de-
ğişimi yaşıyorlar. Bu durumu nasıl açıklıyorsunuz?
Gençliğinde bir gün gelip de eşinin değişeceği yö-
nünde umut besleyen ve yıllar geçip de hayal kırık-
lığı yaşayan eş, yaşadığı geçmişe yönelik pişmanlık
ve öfke duyuyor ve yaşadığı travmaların hesabını
sormak istiyor olabilir. Hayatın sonuna yaklaşırken
kırılan onuru ve düşmüş olan öz saygısını onarmak
çabası gibi bakılabilir buna, çünkü yaşanmış hayat
o zaman bir anlam taşıyacaktır.
Yaşlılık ile bilgeliğin at başı gitmesi için neler yapıl-
malı size göre?
“Var olmak değişmektir, değişmek olgunlaşmaktır,
olgunlaşma ise bireyin kendini sürekli yaratabilme-
sidir" sözüyle Irvin Yalom, olgunlaşma ve yaşam
deneyimlerinin getirdiği birikimlerle yaşlı bireyin sa-
hip olduğu gücü, potansiyeli ve bilgeliği anlatmak-
tadır.
Çocukluktan itibaren yaşlanmaya hazırlık gereki-
yor. Yaşanılan çevrede yaşlılara değer verilir, sevgi
ve saygı gösterilirse, büyümekte olan çocuk da
yaşlanmayı olumlu bir durum olarak algılayacaktır.
Gençliğin kaybı ve geçen yıllara üzülmektense,
kendine ve yaşlılığına saygı duyup, birikimleri gele-
cek nesillerle paylaşmaya çalışmak yaşanmış ha-
yatın anlamını ve o hayattan duyulan tatmini arttırır.
Burada toplumun yaşlılara verdiği önem ve duydu-
ğu saygı çok önemli bir unsur. Bir kenara atılıp son
kullanım tarihi beklenen yaşlının toplumla bütünleş-
mesi zordur.
Mutlu bir ileri yaş için neler önerirsiniz?
Değişime ve gelişmeye açık olmak, kayıpları kabul-
lenip çözüm yolları aramak ve her kayıptan bir ders
çıkarmak, kendini ve kendinin sınırlarını tanımaya
çalışmak ve kendini tanıdıktan sonra ötekileri gör-
meye çalışmak. Bugünü “şimdi ve burada" yaşama
becerisini geliştirmek.

Uğur İlyas Canbolat



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97