Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 230. Sayı >> BAŞYAZI >> Ayrımcılığa karşı gönül bağlarıyla birleşmek

Ayrımcılığa karşı gönül bağlarıyla birleşmek

Yüce dinimiz İslam, insanın kendisi, çevresi ve Yüce Yaratan ile ilişkilerini sağ-
lıklı şekilde kurabilecek bir bilinç, iç barış ve özgüvene kavuşmasını gaye edin-
miş; dünya ve ahiret, madde ve mana dengesi ile iman, akıl, bilgi, düşünce
ve duygunun ahenkli birlikteliğine büyük önem vermiştir. Toplumsal hayatta
ahenk, huzur, bütünlük ve dayanışmayı gaye edinen İslam, insanlar arasında
ırk, dil, renk, cinsiyet, inanç ve kültür başta olmak üzere farklılıkları ve eğilim-
leri tabii bir olgu olarak kabul etmiş, fakat bu farklılıkların toplumsal ayrılıklara
ve ayrımcılığa dönüşmesine hiçbir zaman onay vermemiştir.
Yüce Allah Kur’an’da: “Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerini-
zin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz
bunda bilenler için ibretler vardır."
(Rum, 22)
buyurmak suretiyle, dillerin ve
renklerin farklı olmasının Allah’ın varlığının delillerinden biri ve ilahî hikmetin ge-
reği olduğunu belirtmiştir. Hucurât suresinin 13. ayeti de bize bu konuda çok
önemli bir ölçüt getirmektedir: “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve
bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için boylara ve kabilelere ayırdık. Al-
lah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır."
(Hucurât, 13)
Bu ayet, farklı yaratılmanın ‘kimlik edinme ve bu kimlikle tanınma,
tanışma’ fonksiyon ve hikmetini onaylarken; insanın şeref ve değerini, kendi
iradesi dışında sahip olduğu aidiyetlere değil, kendi irade ve çabasıyla elde et-
tiği değerlere bağlamıştır.
Rahmet peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) da; “Ey insanlar, şunu
çok iyi biliniz ki , Rabbiniz birdir, atanız da birdir. İyi biliniz ki , Arab’ın Arap ol-
mayana üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arab’a üstünlüğü yoktur. Be-
yaz tenlinin siyah tenliye, siyah tenlinin beyaz tenliye üstünlüğü yoktur. Üstün-
lük ancak takva (yani Allaha karşı duyulan derin saygı ve çekinme duygusu)
iledir."
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/411)
ifadeleriyle bu hususu açıkça vurgula-
maktadır.
Tarih boyunca kardeşlik, sevgi ve saygıya dayalı olarak sürdürülecek bir ha-
yat karşısındaki en büyük engel, ilahî hikmet gereği, varoluşunu muhtelif ırk,
din, dil, kültür ve farklı düşüncelere mensubiyetle gerçekleştiren insanların, bu
durumu bir zenginlik olarak görmek yerine, çatışma, güvensizlik ve ayrımcılık
zeminine dönüştürme girişim ve eğilimleri olagelmiştir. Bugün de yaşadığımız
her türlü olumsuzluğun ardında söz konusu çatışma, güvensizlik ve ayrımcılık
girişim ve eğilimlerinin olduğu muhakkaktır. Bunda ise gönül iklimindeki du-
yarsızlaşma ve yozlaşmanın büyük bir payı vardır.
İnsanoğlunun huzurlu ve çevresiyle barış içinde mutlu bir hayat yaşaması, gö-
nül dünyası ile dış dünyası arasında bir denge kurmasıyla yakından ilgilidir. Bu-
nun için de öncelikle bireylerin bu barışıklığı kendi iç dünyalarında kurması ge-
rekir. Bu noktada inancın ve güzel duyguların merkezi olan gönlün, manevi ve
ahlaki güzelliklerle bezenmesi oldukça önemlidir. Böylece bizler aynı insanlık
ailesinin üyeleri olarak kardeşliğimizi, birbirimizi sevmeye olan ihtiyacımızı, fani-
liğimizi ve alçak gönüllü olmamız gerektiğini fark eder, kardeşlik, sevgi, hoşgö-
rü, dürüstlük, güven gibi erdemlere önem verir ve bu değerleri hayatımızın
merkezine alıp yaşayan değerler olarak canlı tutarız. “Sevginin vatanı bireyin
gönül yurdu; gönül yurdunun sahibi ise Yüce Yaratıcımızdır" anlayışı içinde, ya-
ratılanı Yaratan’dan ötürü sevmeyi gönlümüzün derinliğine nakşederiz.
Yüce Rabbimizden duamız, huzur ve barışı önce kendi iç dünyamızda yaka-
lamak, adım adım onu çevremize ve dış dünyamıza taşımak, şiddet ve terö-
rün, her türlü ayrımcılığın ve haksızlığın yok olmaya yüz tuttuğu ve insanlığın
birbirine sevgi ve kardeşlik elini uzattığı, gücün ve hırsın değil; ahlakın ve yük-
sek insani değerlerin egemen olduğu bir dünyada, bütün insanların hoşnut ol-
duğu ve Allah’ın rızasına uygun bir hayat sürmektir.

Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU - Diyanet İşleri Başkanı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97