Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 230. Sayı >> SÖYLEŞİ >> Bedreddin Aydın ile Söyleşi

Bedreddin Aydın ile Söyleşi

Bedreddin Aydın:

"İslam'da toplumsal bağlar, muhabbet ve kardeşlik, şefkat ve merhamet, yardımlaşma ve adalet gibi değerler üzerine bina edilmiştir."

Öncelikle bölgenin yakından tanıdığı ve saygı duyduğu bir şahsiyet olarak, kendiniz ve faaliyetleriniz hakkında bize bilgi verir misiniz?

1945 Tillo (Aydınlar) doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Siirt’te tamamladım. İslam Enstitüsü’nden 1. sınıfta kişisel nedenlerden dolayı ayrıldım. Takriben 5 asırdır Tillo’da ecdadımızın başlatmış olduğu din ve ilim hizmetlerini günümüze taşıyarak yürütmekteyiz. Osmanlıdan bu yana devam ede gelen ilim geleneğinin son asırda kendi kabuğuna çekildiğini, halktan kopuk bir hale geldiğini, çağın gereklerine göre, eğitim veremediği herkesçe malumdur.

Bizler bu durumu görerek, gençlerimize daha iyi ve çağımıza uygun bir eğitim verebilmek gayesiyle bu klasik eğitim kurumlarımızı Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kur’an kursu faaliyetlerine dönüştürdük. Bu sebeple de şu anda öğrencilerimize Başkanlığın müfredat programını uyguluyoruz. Bunun yanında, gençlerimiz ortada kalmasın diye, açık lise eğitimini devam ettirerek, diploma almalarını ve Başkanlığımızın herhangi bir kademesinde görev alabilmelerini sağlıyoruz.

Asırlardır, farklı inanışlar da dâhil olmak üzere huzur içinde beraberce yaşamayı başarmış, birlikte sevinip birlikte üzülmüş bir milletiz. Bugün çağdaş dünyanın da oldukça önem verdiği bu düşünce ve gönül birliğini asırlar öncesinde gerçekleştirmiş olmamızda İslam’ın ve öngördüğü kardeşlik ve barış yüklü mesajların etkisi nedir?

İnancı farklı olsa dahi, Yüce dinimiz bütün insanlara adaletle hükmetmeyi ve şefkatle yaklaşmayı emretmiştir. Bu prensiplere sadık kaldığımız süre içerisinde huzurumuz devam eder. Nitekim ecdadımız asırlarca farklı kültürlere ve dinlere mensup milletleri maneviyata sadık kalarak adalet ve hoşgörüyle idare etmişlerdir.

Maalesef ülkemizin değişik bölgelerinde yaşanan kan davaları büyük acılara ve derin üzüntülere sebebiyet veriyor. Bölgemiz açısından bakıldığında, kan davalarının önlenmesinde etkin unsurlar nelerdir ve bu çerçevede neler yapılabilir?

Din görevlileri ve saygın din adamlarına bu konuda ciddi görevler düşmektedir. Dinî eğitimlerinin eksikliğinden olsa gerek, insanlarımız bu tür cinayetlerin yüce Allah katında cezalarının ne kadar büyük olduğunun şuurunda değiller. Buna binaen ülkemizde din görevlilerimizin halkımızla daha fazla mesaide bulunarak gerekli nasihatleri ve bilgileri vermeleri gerekmektedir. Bizler de zaman zaman bu olaylara isimleri karışan ailelilerin yanlarına giderek onları barıştırmaya, aralarını ıslah etmeye gayret ediyor ve başarılı da oluyoruz.

Kanayan bir yaramız olarak, terör, şiddet ve töre cinayetlerinin önlenmesine yönelik neler yapılmalıdır?

Ülkemizde şiddet ve terörün var olmasının temelinde eğitimsizlik ve iş alanlarının eksikliği bulunmaktadır. Aynı millete ve aynı dine mensup olduğumuzu, hepimizin din kardeşi olduğumuzu ve yüce dinimizin ırkçılığı kaldırdığı bilincinin verilmesi ve devletimizin hizmetleri ülke genelinde aynı oranda götürülmesi neticesinde kanayan yaramız olan terör, şiddet ve töre cinayetlerinin azalacağı kanaatindeyim.

Son yıllarda başta aile değerlerimiz olmak üzere, bizi biz yapan çoğu değerlerimiz yıpratıldı ve ciddi yaralar aldı. Öyle ki boşanmalar çoğalıyor, aileler yok oluyor, maddi ve manevi anlamda yoksulluk ve yoksunluk artıyor, huzursuzluklar baş gösteriyor.

Size göre çare nedir? Bu konuda dinî açıdan neler yapılabilir?

Milletimiz dinî değerleri ön planda tuttuğu süre içerisinde aile yapılarını muhafaza etmiş ve dinimizin tavsiyeleri çerçevesinde hayatlarını idame ettikleri sürece huzurlu bir hayat sürdürmüşlerdir. Milletimizin dinî değerlerinden son zamanlarda çeşitli sebeplerle uzaklaştırılması genelde, ailelerde büyük bir yıkım baş göstermiştir.

Toplumun çekirdeği olan ailedeki bu yıkım sonucu toplumda da ahlaki yıkım meydana gelmiş ve sonuçta hepimizin istemediği olumsuz olaylar baş göstermiştir. Aile kurumunun sağlıklı bir zeminde sağlıklı bir şekilde devam etmesi için bazı tedbirlerin alınması gerekir. Günümüzde maalesef müstehcenlik, internet, televizyonlardaki bazı programlar aile yapımızı tehdit eder hale gelmiştir. Bu olumsuzluklardan kurtulmanın ve milletimizin huzurunu temin etmenin, yüce milletimize dinimizin emir ve değerlerini bilinçli bir şekilde öğreten ve uygulamada etkin olan din âlimlerimizin önlerinin açılmasıyla sağlanacağı kanaatindeyim.

İslam’da “Nesli muhafaza’’ etmenin çok önemli olduğunu biliyoruz. Nesli muhafaza da aileyi muhafaza ile mümkündür. Aile çökerse toplum çöker, millet çöker ve devlet çöker. Aileyi göz bebeğimiz gibi korumalı ve ayakta tutmalıyız.

Göz aydınlığımız, geleceğimiz ve ümidimiz olan çocuklarımızın, özellikle de kızlarımızın; eğitim ve öğretimi, haklarının korunması, bilgili, becerikli, güzel ahlaklı ve insanlığa faydalı birer fert olarak yetiştirilmesi ve topluma kazandırılması için önerileriniz nelerdir?

Okuma ve bilgilenme genel bir kavramdır. Kişilere, cinsiyetlere ve inançlara göre ayırımı yapılamaz. İslam’ın ilk emri de ‘’oku’’dur. Kur’an-ı Kerim’de, okuma ve bilgilenme ile ilgili hiçbir cinsiyet ayırımı yoktur. Yüce dinimiz okumayı ve bilgilenmeyi teşvik etmiştir. Teşvik ve tavsiyelerin yanında emredici hükümlere de yer verilmiştir.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) kadın-erkek ayırımı yapmadan, ilim öğrenmenin herkese farz kılındığını vurgulamış, “Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahireti isteyen ilme sarılsın. Hem dünyayı hem ahireti isteyen yine ilme sarılsın" buyurmuştur. Yanlış geleneklerin, yanlış uygulamaların ve yanlış törelerin etkisi altında kalarak kız çocuklarını okutmayanların, büyük vebal altına girdiklerini hiçbir zaman unutmamaları gerekiyor. Atalarımız “Yuvayı kuran dişi kuştur’’ prensibinden hareket ederek, kızlarımızın eğitimine de önem vermişlerdir.

Müslüman hanımların kadınlara ait fıkhi meselelerin çoğunu Hz. Aişe validemizden nakledilen rivayetlerle öğrenmeleri, İslam’ın hanımların eğitimine ne derecede önem verdiğinin apaçık göstergesidir.

Hepimiz, şiddet ve terörün olmadığı, kardeşçe yaşadığımız bir dünya istiyoruz. Bu özlemimizin gerçekleşmesi, huzur ve mutluluk dolu bir geleceğin inşası için düşünceleriniz nedir? Din adamları ve kanaat önderleri bu konuda nasıl bir rol üstlenebilir?

İslam'da toplumsal bağlar, muhabbet ve kardeşlik, şefkat ve merhamet, yardımlaşma ve adalet gibi değerler üzerine bina edilmiştir. Kur'an-ı Kerim birçok ayet-i kerimeleriyle birlik ve beraberliği emretmiş, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de, pek çok hadis-i şerifleriyle bu hakikati vurgulamıştır.

Mukaddes dinimiz birlik, kardeşlik ve muhabbet bağlarının muhafazasına çokça teşvikte bulunmuş, bunları zedeleyen her türlü fiil, hareket ve düşünceyi şiddetle yasaklamıştır. Bu hakikate binaen İslamiyet, ırkçılığı kesinlikle reddetmiştir. İslam âlimleri bu konu üzerinde hassasiyetle durmuşlar, pek çok delillerle ırkçılığın zararlarını en güzel bir şekilde ortaya Koymuşlardır.

Al-i İmran suresinin 103. ayetinde Cenab-ı Hak müminlere, birlik ve beraberliği emretmekte ve onları dağılmaktan sakındırmaktadır: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde

Kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz."

Müslümanların Allah'ın ipine (İslam'a, Kur'an'a) topyekûn, sımsıkı sarılmaları farz, tefrika ve ihtilâfa düşmeleri ise haramdır. Bu ayet-i kerimeye göre müminler birliğin ve kardeşliğin sebeplerini aralarında canlandırmak ve yaşatmakla görevlidirler.

Bilindiği gibi, Araplar İslam’dan önce kabileler halinde yaşarlardı. Bunlardan meşhur iki Arap kabilesi olan Evs ve Hazreç kabileleri İslamiyet'le şereflenmeden önce yüz seneyi aşkın bir zamandan beri birbirileriyle soy üstünlüğü için harp etmekteydiler. Her iki taraf da pek çok zayiat vermiş bulunuyordu. Bu iki düşman kabile İslamiyet'le şereflendikten sonra eski düşmanca tavırlarını terk ettiler. İslamiyet'in getirdiği kardeşlik ile birbirilerine kardeş oldular. Aralarındaki bütün nefretler, yerini muhabbet bıraktı. Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in etrafında bir araya gelmekle tek vücut oldular, selamete erdiler. Evet, zarar ve menfaatini bilen her insan yakinen anlar ki, huzur ve saadet ancak ittifak ve ittihattadır. Zillet ve perişanlık ise, ayrılık ve bölücülüktedir.

Nezir Obut - Siirt Müftülüğü



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97