Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 230. Sayı >> KADIN VE AİLE >> Gelinliğe küsenler

Gelinliğe küsenler

Gönülsüz evlilikler, yaşarken bir insanı mezara sokma anlamını taşır. Önce gelinliğe küsenler, sonra hayata küserler, daha sonra, sonu ya bir hastanede ya da kabristanda biten dramlar ortaya çıkar. Bu facialara, kalp gözyaşı döker, akıl ağlar.

Her genç kızın hayalidir, bahar çiçe kleri gibi ge-
linliklere bürünmek. Dualar hayırlı bir eşedir; top -
rağın b ahara duası gibi. Belki bir genç için gönül
tahtına oturacak hayat ve ahiret arkadaşını bul-
mak en mukaddes sevdadır. Fakat şunu da
unutmamak gerekir ki hiçbir bahar fırtınasız ol-
maz. Hiçbir hayatın çalkantısız olmayacağı gibi.
Ötelerden haber getiren Yüce Kelam Kur’an’a
göre insan şerefle ve yüce bir fıtratta yaratılmış-
tır.
(İsra, 70)
Yani her insan asildir. Mal gibi alınıp
satılamaz. Hele bir toplumu karnında büyüte-
cek, bazen medeniyetlere analık edecek olan
zarif ve billur olan bir genç kız asla!
Gönülsüz evlilikler, yaşarken bir insanı mezara
sokma anlamını taşır. Önce gelinliğe küsenler,
sonra hayata küserler, daha sonra, sonu ya bir
hastanede ya da kabristanda biten dramlar or-
taya çıkar. Bu facialara, kalp gözyaşı döker, akıl
ağlar.
Rahmet ümmeti elbette her sıkıntısını Rahmet
Peygamberinin hayatından bulduğu iksirlerle
çözecektir. Peygamber Efendimiz’e bir gün bir
genç kız gelir ve şöyle der: Babam şerefini art-
tırmak için beni amcamın oğluyla zorla evlendi-
riyor. Efendimiz bu olayı onaylamaz ve kıza ba-
basının onu zorla evlendiremeyeceğini söyler.
Genç kız tekrar söz alır ve şöyle der: Ey Allahın
Peygamberi ben aslında babamın benim için
seçtiği eşle evlenmek istiyorum; yaptığım bu şe-
yin amacı sadece babaların kızları zorla evlen-
dirme yetkisi olup olmadığını öğrenmekti der.
(Nesai, Nikah, 3269; İbnu Mace, Nikah 1874; bkz Müsned,
1, 273)
İslam zorla güzellik olacağını kabul eden
bir din değildir. Güzellikler güzellikle, rızayla,
sevgiyle olur ve de oluşur. Peygamber Efendi-
mizin hayatında bu gönül enginliğinin pek çok
örneği vardır. Diğer bazı hadislerde zorla evlen-
dirilen kızları koruduğu ve muhayyer bıraktığını
görürüz.
O bir edep insanıdır, Muhammed Mustafa’nın
hayat disiplininde her şeyin bir edebi vardır. Bu
edepte asıl olan hep rahmet olmuştur. O’nun şu
sözlerine bakınız. “ Babalar bakire kızlarından
evlilik için fikirlerini sorar, izin isterler."
(Müslim, Ni-
kah, 64, 66, 67)
, “Bakire kızdan evlilik için rızası var
mı? Sorulur, susması evet manası taşır."
(Müslim,
Nikah, 66, 67, Ebu Dâvut, 2098)
Hz. Peygamber bir
gönül insanıydı, onun döneminde gönülsüz olan
şeylere tensip yoktu. Gönül Kâbe’den kutsaldı.
Zira Kâbe’yi taşıdığı büyük manaya rağmen bir
insan bina etmişti. İnsan gönlü, yüreği ise son-
suz kudretin vasıtasız bir eseriydi.
Kumru kuşları ne güzeldir. Çöpten küçük dal
parçacıklarından mamül yuvalarında ne kadar
da mutludurlar. Bahar mevsiminin seher vakitle-
rinde, sabah ezanlarına güzel sesleriyle eşlik
ederler. Yumurtalar üzerine dişi ve erkek kumru
sırayla yatarlar; sonra yavruları çıkınca sırayla
rızık aramaya giderler. Hayatı bölüşürler, mu-
habbeti paylaşırlar. Evet, akıl ve idrak sahipleri
için kâinatta ibretler var. Hayatı dişisiyle erkeğiy-
le saygıyla sevgiyle kumrular gibi paylaşmak, iş-
te mutluluğa giden yol.
“Hayat tarzını, dinini ve ahlakını beğendiğiniz bir
kişi kızınızı istediğinde onu verin, aksi halde yer-
yüzünde büyük bir fitneye ve kargaşaya neden
olursunuz."
(Tirmizi, Nikah, 1084, İbnu Mace, Nikah,
1967)
Merhamet Peygamberinin bir başka altın
düsturu çevresinden hayata bakacak olursak
evlilikten amaç zenginlik, asalet değil yüce ahla-
kı, misal sevgiyi bulmaktır. Çınar ağacı gibi uzun
ömürlü evliliklerin sırrı zikredilen bu hadisleri ha-
yata taşımaktır. Hz Hasan efendimize bir kişi ge-
lir; bir kızım var kime vereyim der. Hz. Hasan Al-
lah’ı çok seven ondan çok korkan birisine ver;
eğer böyle yaparsan o kişi kızını sever ve beğe-
nirse onu yüceltir, yok eğer böyle olmazsa ona
zulmetmez der.
Sahabeden Sabit bin Kays (r.a.) karısı Peygam-
ber Efendimiz’e gelir ve şöyle der: Ey Allahın Ra-
sulü ben Sabit’in ahlakını da dinini de beğenmi-
yorum diyemem. Fakat ona bir türlü ısınama-
dım, İslam da çirkin bir günaha düşmekten de
korkuyorum. Boşanmak istiyorum. Peygamber
Efendimiz kadının kararlı oluşunu görür ve ona
şöyle der: Mehir olarak aldığın bahçeyi Sabit’e
geri verir misin? Kadın evet der. Sabit’i yanına
çağıran Efendimiz bahçeyi kabul et ve eşini bo-
şa der.
(Buhari, Talak, 2; Nesai, Talak, 34)
Yani İslam
da ya benimsin ya toprağın anlayışı yoktur. İşin
aslında bu anlayış şeytani bir düşüncedir. İslam
aile saadetini sağlamak için her şeyi yapmayı
tavsiye ve emreder. Ama her şeye rağmen iste -
nilen sevgi bulunamadıysa o zaman en çirkin
helal olarak isimlendirilen boşanmada bir yol
olur.

Evlilik istişareyle beraber bir özgür irade mese-
lesidir. Bu acıdan bakınca zorla kız kaçırmak ve-
ya evlendirmek, insan iradesine bir tecavüz ol-
duğundan Kur’an’a göre en lanetli fiillerden sa-
yılır. Böyle bir olay cahiliye döneminde yaşanmış
Efendimizin de üyeleri arasında bulunduğu hil-
fu’l-fudul cemiyeti bu zulme fırsat vermemiştir.
Hasam kabilesinden bir tüccar kızıyla beraber
Mekke’ye gelir. Kız cazip bir güzelliğe sahiptir.
Mekke’nin nüfuz sahiplerinden Nübeyh bin Hac-
cac kızı kaçırır zorla evine götürür. Mağdur ba-
ba, hakka gönül vermiş yiğitlerin kapısını çalar.
Tereddütsüz Nübeyh’in evi kuşatılır, kız zalimin
elinden kurtarılır ve babasına teslim edilir.
(İbni
Habib, el-Münemmak, s. 55)
Çoğu zaman gençlerin dünyasını karartan asa-
le t, soy sop gibi kavramlar olur. Gerçe k asaletin
ve soyluluğun, dinde, kültürde ve güzel ahlakta
aranması gerektiği unutulur. Peygamber Efendi-
miz Kureyş soylu, selvi boylu kuzenini Hz.
Zeyd’le evlendiriyordu. Belki bu evlilik kültür
farklılığı sebebiyle ileride yürümeyecekti ama ka-
falarda pek çok put bu izdivaçla yıkılacaktı. Her-
kes, demek bir zenci de soylu bir kişiyle evlene-
bilir diye düşünecekti. Yine zenci asıllı Hz. Bilal,
Abdurrahman bin Avf’ın kız kardeşiyle Peygam-
ber Efendimiz’in şefaatiyle evleniyordu. (
Seyyid
Sabık, Fıkhu’s Sünne 2/321)
Verilen mesaj büyüktü,
gerçek asalet güzel ahlakta ve edeptedir.
Düşünmemiz lazım nefsanî kaprislerimiz sebe-
biyle toprağa gömdüğümüz genç kızları, yiğitle-
ri. Samimi sevgilerinin hicran gözyaşlarını yüre -
ğine akıtanları. “Toprağa gömülen masum kız
çocuğuna sorulduğunda, günahsız olduğu hal-
de neden öldürüldüğü."
(Tekvir, 8-9)
Arap müşrikleri zalimane b u günahı işliyorlardı. Kız evlattan
utanıyorlardı. Kur’an onların acınası halini yer-
den yere vurdu. Ya bugün! Zorla evlendirildiği
için depresyona girip canına kıyan bir kardeşi-
mizde diri diri ölüme terk edilmemiş midir? Ken-
disine verilmesi gereken milli ve manevi değerler
terbiyesini almadığından uyuşturucu ve fuhuş
batağına düşen bir kızımızın durumu diri diri
toprağa gömülen, ayette bahsedilen masum
kızlardan daha mı iyidir?
Efendimiz (s.a.s.) buyurdular: “Veli olmaksızın
nikâh kıyılmaz."
(Tirmizi, Nikah,14; Ebu Dâvud, Nikah,
20)
İmam Şafii’den gelen bir rivayette Peygam-
ber Efendimiz’in rüşt ehli veli olmaksızın nikâh
kıyılmaz dediği rivayet edilmiştir.
(Ali Ahmed Guley-
si, Ahkamu’l-Üsra, 1/110)
İslam ne genç kızın ve de-
likanlının ne de anne babanın haklarının zayi ol-
masını ister. En doğru yol maslahatlı olan orta
yoldur. Anne ve baba kendilerine verilen ema-
netin bilincinde olacaklar ve diyecekler ki: Biz
çocuğumuzun velisiyiz , onu istemediği kişilerle
evlendirirsek bu bir zulüm olur, Allah’tan korka-
rız. Genç kız da diyecek ki annemin ve babamın
bana ödenmez ve tükenmez emekleri var, onla-
rın istemediği bir kişiyle evlenirsem onlara zul-
metmiş olurum Allah’tan korkarım. Evet, hayat-
ta verilen en iyi kararlar ortak istişare sonucu alı-
nan kararlardır. Herkesin gönlünden sevgi ala-
rak kurulan bir yuva elbette, en büyük manevi
depremlerde bile yıkılmayacaktır. İşte bu yuva
kumruların yuvası gibi sıcak ve sade; bülbüllerin
yuvası gibi şakrak ve renkli olacaktır. Rahman
bize nasip eylesin...

Sacid Ekerim



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97