Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 230. Sayı >> KADIN VE AİLE >> Aile okulunun ders ortamı Sofra

Aile okulunun ders ortamı Sofra

Yüce Allah, Kur’ an-ı Kerim'i oluşturan sureleri
isimlendirirken, herhalde gelişigüzel seçmemiş-
tir. Sanki dikkatleri; belli kavramlara, olaylara,
şahsiyetlere, hayat gerçeklerine, hayatın tüm
alanlarına, sosyal guruplara ya da elest bezmiy-
le başlayan, insanın zamanda yolculuğunu oluş-
turan temel unsurlara yoğunlaştırmak istemiştir.
Çok çarpıcı ve dikkat çekicidir sure isimleri.
Bunlardan biri de; "Maide " suresidir, yani, "Sof-
ra".
Acı tatlı bütün paylaşımlar sofra etrafında ger-
çekleşir. Buluşma amacına göre isimler verilir:
Düğün yemeği, sünnet yemeği, asker yemeği,
mevlit yemeği, iş yemeği, taziye yemeği, bayram
yemeği gibi.
Tanışma toplantıları, buluşma toplantıları, bütün
toplantılar hemen hemen sofra merkezli yapılır.
Sabah ve akşam sofraları, sanki aile şûrası gibi-
dir. Bütün aile fertlerini buluşturan, problemlerin
görüşüldüğü, bugün yapılan; yarın da yapılacak
olan işlerin değerlendirilip, aile ile ilgili kararların
alındığı, aile bütçesinin oluşturulduğu ve "aidiyet
duygusu"nun geliştiği; "ben" değil, "biz " anlayı-
şının benimsetildiği, kıt ya da bol imkânları bö-
lüşmenin tadına varıldığı, bencilliğin değil, feda-
kârlığın ön plana çıktığı, "kolektif bilinç" kavramı-
nın beyinlere yerleştirildiği, özetle; gönüllerin bir
noktada birleştiği zaman dilimidir sofra.
Toplumları güçlü kılan, "aidiyet duygusu"dur.
Cisimlerin sağlamlığı, darbelere, ağır yüklere
karşı dayanma gücü, o cisimleri oluşturan mole-
kül bağlarının gücüyle doğru orantılıdır. Dağcıla-
rın kullandığı, kaya çatlaklarına girebilen, ip, in-
cecik metaller, çok ağır yükleri çekebilmektedir,
incecik paraşüt ipleri, yüz kilolarca ağırlığa da-
yanabilmektedir. Nice kalın metaller, ipler aynı
dayanıklılığı gösterememekte, kırılmakta, kop-
maktadır; çünkü molekül yapıları güçlü değildir.
Toplumu oluşturan en küçük birim, ailedir. Aile
yapısı güçlü toplumlar, kırılmalara, çekmelere
dayanıklı, çözülemeyen toplumlardır.
Ailenin gücü; "aidiyet duygusu"dur. Kişi, kendi-
ni, bir aileye, millî benliğe ait hissetmelidir. Bu
duygu, işte , o, günde bazen iki, bazen üç kez
kurulan sofralarda çocuğa verilir.
Çocuğun eğitimi, aile ortamında başlar. Konuş-
mayı, dinlemeyi, topluma uyum prensiplerini,
görgü kurallarını, temizliği, tasarrufu, paylaşma-
yı, fedakârlığı, sevmeyi, sevilmeyi, saymayı, ka-
tılmayı hep aile ortamında öğrenir.
Sofra, sanki aile okulunun ders ortamıdır. Sabah
ve akşam toplanmaları sofra sayesinde gerçek-
leşir. Akşama kadar olan, aileyi ilgilendiren olay-
lardan, ailenin bütün fertleri haberdar olur. Du-
rum muhakemeleri yapılır. Stratejiler belirlenir.
Olması muhtemel tehlikelere karşı tedbirler alınır.
Şefkat, korunma duygusu, güven duygusu, kişi-
lik gelişiminin ana unsurlarıdır. Birçok pratik bil-
gi çocuk tarafından taklit yoluyla öğrenilir. Ye -
meğin başlangıcında çekilen "Besmele", sonun-
da söylenen “hamde le"ler; berrak, kirlenmemiş
zihinle rin, "Rabb"e yönelmesini sağlar. Yapılan
yemek duaları, fıtratta bulunan, Yüce Yaradan'a
sığınma programınıharekete geçirir, ilk görev al-
ma sorumluluğu ve başarma hazzı, takdir edil-
me duygusunun tatlılığı, sofra hazırlama ve kal-
dırmalarda çocuğa tattırılır. Aile, ortak tatlarda
buluşur.
Bir arkadaşımın hanımı, arkadaşım için: "Eve,
lokanta diye yemeğe , otel diye yatmaya gelir"
demişti.
Ne zaman ki; baba, anne, çocuk, evden ayak
üstü atıştırıp çıkar, uzun iş seyahatleri, iç toplan-
tıları, kahveler, kulüpler; babanın eve geliş-gidiş
saatleri belli değildir; anne, konkende, otmakçı-
lıkta, gez eklerde... Zamanında yemek hazırla-
maz, sofrayı kuramaz, çocuklar; okuldan, oyu-
na, dershanelere, arkadaş partilerine dolaşırken
zamanında evde bulunmaz , işte o zaman evler
lokanta ve otelden farksız hale getir. Ortak tatlar
kaybolur. Aile matematiğinin yerini, şahıs mate -
matiği alır, kolektif aile bilinci yok olur. Her aile
ferdi, mutfakta kendi tadını aramaya başlar. Ye-
mek tercihleri değişir. Aile bütçesi, bu tercihleri
kaldıramaz olur. Bedelini kazanmak için, vaktin-
den önce yuvadan uçmaya çalışılır; zira, "aidiyet
duygusu" yok olmuştur. "Biz" değil, "ben" duy-
gusu öne çıkmaya başlamıştır. Yuvadan; uçma-
yı öğrenmeden, kendilerini bekleyen tehlikeleri
bilmeden, vaktinden önce yuvadan fırlayan yav-
ruların, altta bekleyen kedilere, yılanlara, yukarı-
da, doğanlara vb. yem olduğu gibi yem olurlar.
Aile çözülür, ahlaki değerler çöker. Toplumun
yapısı da, ailenin çöküşüyle erozyona uğrar. Çi-
mentosu içinden alınan binanın döndüğü moloz
yığınına döner.
Bugün, Batı toplumları büyük bir ahlaki çöküntü
yaşamaktadırlar. Evlilikler son derece azalmıştır.
Beslenme alışkanlıkları, ayaküstü (fast-fod)dür.
Nüfus ortalaması yaşlanmakta ve artış oranı
düşmektedir. Aynı lokantada, aynı masada ye-
mek yiyen karı-koca, bazen hesaplarını ayrı
ödeyebilmektedir. Aile fertleri arasındaki daya-
nışma yük olmaya yüz tutmuştur. Fertler birbi-
rinden habersizdirler. Anne ve babalarda yemek
kültürü gelişmemiş, ortak tatlar oluşmamıştır.
Tarihin seyri içinde, aile yapısı sağlam toplumla-
rın çözülmediği; aile yapısı zayıf toplumların çö-
zülüp, hâkimiyetlerini kaybettiği, asimile oldukla-
rı bir gerçektir.
Belki de; toplumun dinamikleri, kültür ve berabe -
rinde, toplumu, tarihin derinliklerinden geleceğe
bağlayan "sosyal şifre" aktarımı "sofra" kültürün-
de gizlidir. Yeter ki, "sofra"mızı kaybetmeyelim.

Mustafa Suna - Sarıcakaya İmam-Hatip Lisesi



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97