Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 230. Sayı >> BİR AYET BİR YORUM >> Farklı diller ve farklı renkler de Allah’ın ayetlerindendir

Farklı diller ve farklı renkler de Allah’ın ayetlerindendir

“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı
olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüp-
hesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır."
(Rûm, 22)

Kur’an kelimesinin tercih edilen en önemli anlamı “okumak"tır. İnsanlığa yapılan
bu son çağrının “okumak" kelimesi ile özdeşleştirilmesi elbette ki anlamlıdır. Her
hâlde bu, Kur’an’ın en önemli özelliğinin, insanı öncelikle kendi ayetlerini okuma-
ya davet etmiş olmasıdır. Bununla Kur’an, insana âdeta “Beni okuyun, ben okun-
mak için varım" mesajını vermektedir. Ancak son ilahî çağrının bu şekilde isimlen-
dirilmesinin daha külli bir anlamı olduğunu söylemek de mümkündür. O da, bütün
evrende sergilenen kozmik/kevnî ayetleri okumaya ve düşünmeye muhataplarını
davet etmiş olmasıdır. Dolayısı ile hem kelâmî ifadeler olan kendi ayetlerini hem de
doğal/kozmik ayetleri okumaya davet etmek, Kur’an’ın en önemli tezlerinden bi-
rini oluşturmaktadır.
Yukarıda mealini verdiğimiz ayet de, bir dizi kozmik/kevnî delile atıfta bulunulan bir
bağlamda gelmektedir. Burada Allah’ın mutlak kudretine ve ilmine işaret eden
hem kâinatta hem de insanın kendi bünyesindeki ayetlere yer verilmektedir. Ön-
ce bütün insanlığın aslının toprak olduğu ifade edilir. Toprağın önce insana dönüş-
mesi, insanın da sayısız bireyler hâlinde yeryüzüne dağılması bir ayet olarak orta-
ya konulur ve bu konuda bizler düşünmeye çağırılırız. Araya aile bağlamında insa-
nın erkeğiyle kadınıyla aynı cinsten, aynı özden yaratılması, Allah’ın ilmine ve kud-
retine işaret eden kanıtlardan bir diğeri olarak girer. Sonra insanlık dünyası, lisan
ve renk farklılıkları ile üzerinde düşünülmesi gereken diğer bir ibret sahnesi olarak
dikkatlerimize sunulur.
Burada bizi esas ilgilendiren konu, “dil" ve “renk" farklılıklarının Allah’a götüren
ayetlerden/sembollerden olmasıdır. Bilindiği gibi, insanların lisan ve renkleri, etnik
kimliklerinin dikkat çeken en önemli özelliklerindendir. Farklı dil, farklı kültür de-
mektir. Çünkü dil, insanın kültür dünyasını ortaya koyar. Siyah, beyaz, sarı renk-
lerden olmak da, insanın doğal özelliklerindendir. Ancak renk farklılığı sadece in-
sanlara mahsus bir durum değildir. Allah’ın kudretinin bir işareti olarak bu tür bi-
yolojik farklılıklar, tabiatta, bitkiler ve hayvanlar âleminde hatta dağlarda bile göz-
lenebilir.
(Fâtır, 28; Nahl, 13, 69; Zümer, 21)
Ayette dikkati çeken husus, göklerin ve yerin yaratılması ile insanlığın binlerce dil
ve ırk farklılığına sahip olmasının peş peşe zikredilmesidir. Muhtemelen bu, insa-
nın dil ve ırk farklılığının, evrenin yaratılması kadar üzerinde düşünmeye değer ve
ilahî sırlarla dolu bir konu olduğuna işaret etmektedir. Bu ayette, insanlığın fark-
lı ırklardan meydana gelmesinin “kelâmî" boyutuna işaret edilmektedir. Hucurât
suresi 13. ayetinde ise, bu farklılaşmanın, insanlar arası ilişkilerde önemli olan “ta-
nışma" gibi “toplumsal" bir boyutuna dikkat çekilmektedir.
Ele aldığımız ayet, esas itibarıyla Yüce Allah’ın azamet ve kudretini insana tanıt-
mayı hedeflemektedir. Ancak burada renk ve dil farklılığının veya ırk farklılığının, in-
sanın kendi elinde ve iradesinde olan bir şey olmadığı, dolayısı ile bu konuda ay-
rımcılığa gitmenin veya bir ırktan olanların kendilerini üstün görme, diğerlerini ise
küçümseme ve tahkir etmelerinin bir sapma olduğuna da işaret edilmektedir.
Çünkü insan belirli bir ırkın mensubu olarak dünyaya gelmektedir. Dolayısı ile dili,
rengi ve kültürü de buna göre şekillenmektedir. Böylece Kur’an, bir ırktan olma-
nın “değerlilik" ve “üstünlük" vesilesi olamayacağını bizlere bildirmektedir. İnsan
doğduğunda ne seçilmiş üstün biri, ne de günahkâr bir kişidir. Aksine, bölgesi, ül-
kesi, kıtası, coğrafyası neresi olursa olsun ve hangi millete mensup bulunursa bu-
lunsun, değerli bir varlık olarak dünyaya ayak basmaktadır. Dolayısı ile hangi ırka
mensup olursa olsun, bütün insanlar aynı insanî özellik ve değere sahiptirler. Şu
ırka mensup, bu kıtaya ait insanların ikinci dereceden, diğerlerinin ise üstün insan,
daha az veya daha çok insanlık değerine sahip olmaları diye bir şey söz konusu
değildir.
Irktan kaynaklanan farklılaşmalar, Allah’a götüren ayet ve semboller olduğundan,
saygı ile karşılanmalı ve itina ile korunmalıdır. Çünkü bunlar da Allah’a götüren di-
ğer ayetler gibi bir ayettir. Dolayısı ile bir milletin, bir ırkın asimile edilmesi, Allah’a
götüren bir ayetin yok edilmesi anlamına gelmektedir. Yine insanın farklı ırklarda
yaratılması, ayetin geldiği sibak siyakta beyan edilen erkekli-kadınlı olması, gece
uyuması, gündüz çalışması, şimşek çakması, yağmur yağması kadar doğal karşı-
lanması gereken olgulardandır. Bunları ortadan kaldırmaya yönelik teşebbüsler,
nasıl ki gerçekleştirilmesi mümkün olmayan ve sünnetullaha müdahale anlamına
geliyorsa, bir ırkın tasfiye edilmeye çalışılması da insan hayatındaki doğal işleyişe
müdahale anlamını taşımaktadır.
Irk taassubu, tarih boyunca çoğunlukla insanın hemcinsini horlaması ve dışlama-
sına neden olmuştur. Hatta bunun da ötesinde zulüm, haksızlık, sömürü ve sayı-
sız insanın ölmesinin sebebini oluşturmuştur. Ancak görüldüğü gibi, Kur’an bu
farklılaşmayı, haksızlığın bir gerekçesi olmaktan çıkarmıştır. Aksine farklı ırkların
bulunmasını Allah’a götüren alametler şeklinde değerlendirerek konuya pozitif bir
anlam yüklemiştir. Böylece ırk konusundaki ön yargıları ve yanlış telakkileri tashih
etmeye çalışmıştır.
Yine belirtmek gerekir ki, Kur’an, insanları mümin-kâfir ayrımına tabi tutmadan, in-
sanlık ortak paydasında buluştuklarını haber verir ve bu hususu tekrarlar.
(Nisa, 1;
En’âm, 2; Â’râf, 189; Fâtır, 11; Zümer, 6)
Elbette ki bu tekrarlar, sonradan oluşacak ayrı-
lık, ötekileştirme ve düşmanlık eğilimlerini izale etmek ve insana aslını ve ortak kö-
kenini hatırlatmayı amaçlar. İslam ortak paydası/Müslüman kardeşliği şüphesiz ki
önemlidir. Ancak bu, insanın, insanlık ortak paydası/insanlık kardeşliğini unutma-
sına sebep olmamalıdır. İnsandaki nefsanî ve şeytanî dürtüler, bölünmeyi, parça-
lanmayı, dışlamayı ve ötekileştirmeyi tetiklerken, Kur’an’ın metodu daima en ge-
niş katılımlı birliği ve beraberliği sağlamaktadır. İnsanlık, aynı cevher ve özden ya-
ratıldığına göre, sonradan meydana gelen farklılaşmaların bir tefrika ve husumet
unsuru hâline getirilmesi doğru değildir.
İşte bu ve benzeri ilkeleriyle İslam, insanlık çapında yeni bir söylem geliştirmiş ve
esas olanın insanın doğuştan getirdiği şeklî, biyolojik özellikleri değil, kendi irade-
siyle kazandığı manevî olgunlaşma olduğunu beyan etmiştir. Hz. Peygamber de
uygulamalarıyla bunu göstermiştir. Nitekim Veda Hutbesi’nde insanlığa şu çağrıyı
yapmıştır: “Ey insanlar! Sizin rabbiniz birdir. Babanız da birdir... Haberiniz olsun ki
takva dışında hiçbir Arabın Arap olmayana, hiçbir Arap olmayanın da Arap olana,
hiçbir siyahın beyaza, hiçbir beyazın da siyaha karşı bir üstünlüğü yoktur. Şüphe-
siz ki ilahî huzurda en değerliniz en muttakî olanınızdır..."
(Müsned, VI, 411)

Doç. Dr. İbrahim Hilmi Karslı - Din işleri Yüksek Kurulu Üyesi



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97