Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 230. Sayı >> EDEBİYAT >> Şem ve pervane

Şem ve pervane

Gece idi, Pervane sessizce girdi Şem’in yanı-
na... Şem yanmalarda idi, her zamanki gibi...
Pervane ışığa âşıktı, onun etrafında dön-
mekten, ona yaklaşmaktan zevk alırdı. Öl-
çüyü tutturamayınca, kanatlarını yakardı,
Şem’ in alevinde... Yaklaşır, ateş alır; uzak-
laşır, hasret kalırdı. Yine öyle oldu...
“Başka çaresi yok mu?" dedi Pervane.
“Yanmadan nura kavuşmanı çaresi... Yan-
mayayım, ama alevin içinde oynayayım."
Güldü Şem, Pervane ’ye sevgi dolu baktı:
“Her şeyin bir bedeli var dostum, ışıkla sar-
hoş olmanın be deli yanmak. Yanmayacak-
san ışığı ne yapacaksın. Bu ateş yanmak
için, bakmak için değil."
“Tamam." Dedi Pervane, “yanalım o za-
man... Sen rahatsın, yanan benim..."

Yine güldü Şem, ateşin her adımında eriyip
yok olduğunu görmüyor muydu acaba Per-
vane ? Pervane birden yanıyordu belki ama
Şem için için tükeniyordu, eriyordu. Hangi-
si daha zordu acaba, Şem’inki mi, Perva-
ne’nin ki mi?
Şem bunları düşünürken Pervane dikkatle
Şem’e baktı. Dilsiz, dudaksız dostu Şem’in
gönül dilini anlayıvermişti. Dostluk bu değil
midir zaten, konuşmadan anlaşmak. Ben
konuştuktan sonra herkes anlar. Önemli
olan dost susarken, dostun gönül dilini an-
lamak...
Baktı Pervane Şem’e dikkatlice.. . Evet,
Şem eriyor, tükeniyor yavaş yavaş: “Erime"
dedi “lütfen bitme, sensiz ne yaparım!"
“Üzülme!" Dedi Şem, “bu ateş en sonunda
ikimizi de bitirecek. Sen dayanamayacak
yaklaşacaksın, tükeneceksin; ben z aten
her daim tükenmelerdeyim.
Gözünü kırptı Şem, rüzgâr esmiş gibi, alev
dağıldı önce, raksetti, sonra eski haline dön-
dü. Pervane ’nin yüreği ağzına geldi:
“Aman!" dedi, “sus, heyecanlanma, az daha
sönecektin." Şem’in en büyük korkusu da
bu idi zaten; yanmak değil, sönmek; sön-
mekten korkardı o. Sadece sönmekten...
Seni yakan nedir? Dedi Pervane, Şem’e...
“Aşk" dedi Şem, “aşk ateşi yakar beni...
“Keşke yakmasa idi sağlamca kalırdın, tü-
kenmezdin" dedi Pe rvane saf saf.

“O zaman sen neden geldin?" dedi Şem,
niçin buradasın? Sönse idim, yanmasa
idim, yine gelir miydin?"
“Yok, hayır gelmezdim" dedi Pervane. “Ben
ışığa aşığım. Nerede ise o ışık, oraya can
atarım. Ölmek pahasına. Dans ederim onur
ile, kendimi kaybederim, yanar giderim."
Titredi yine Şem’in alevi, heyecanlandı...
“Bilir misin Pervane, aslında biz yanmak
için yaratıldık. Aşk ateşi ile tutuşturulup
yanmak için. Eriyip tükenmek için."
Pervane, Şem’i dinlerken, etrafına bakındı:
“O zaman, neden yanmıyor bütün Şemler?"
“Tükenmekten korktukları için" dedi Şem.
“Öyle ya da böyle nasılsa bu hayat geçe-
cek, bitecek. Hepimizin hayatı yanma müd-
detimiz kadar. Yansak da, yanmasak da
erime müddeti kadar yaşarız biz. Bunu bil-
meyenler yanmaya yanaşmaz, çok yaşaya-
cağım sanır, eriyip tükenmek istemediği
için aşkı bilmez , ondan fersah fersah kaçar-
lar. Benliklerini unutur, yaratılış amaçlarına
hizmet etmezler. Yanmaktır bizim derdimiz,
erimektir, eriyip baki olanda kaybolmaktır.
Aşk ateşinden eriyen her damlamız, son-
suzluk okyanusuna kavuşur. Sonsuz olmak
için erir, aşk ateşi ile yandıkça var oluruz
biz. Beni dirilten bu ateştir. Ben erirsem eri-
yeyim, aşkım baki kalsın, sönmesin."
“Senden haber geldi bize geçen gün, kor-
kudan titriyormuşsun, dalgalanıyor, çırpını-
yormuşsun? Nen var, neden böyle oldun?
Neden hastalandın?" Dedi Şem’e Pe rva-
ne ...
“Ne zaman korkmadım ki; ben yandıkça en
büyük de rdim, aşk ateşimin sönmesidir.
Aşk derdi ile hastayım ben. Aşk derdim bit-
mesin, aşk ateşim sönmesin isterim. Öm-
rüm boyunca en büyük korkum budur be-
nim. Aşkımı kaybetmekten korkarım." Diye
inledi Şem...
Şem’in haline üzüldü Pervane, içi yandı b ir-
den:
“Her ne kadar rüzgârın söndürme tehlikesi
var ise de, korkma. Sen yanmayı istedikçe,
mutlaka bir yakan bulunur, öyle değil mi?
İster o aşk, ister başka aşk. Nihayetinde tu-
tuşturan kim olursa olsun, sen yine aynı
yanmalarda değil misin?"
“Asıl marifet o değil, Pervane ." Dedi Şem.
“Asıl marifet, aşk ateşinin sönmemesine
gayret etmek, hiçbir zaman kend inde n
emin olmamak, ben sönmem, hep yanarım
dememek. Sönme ihtimalini akıldan hiç çı-
karmamak. Acz iyetinden hep ağlamak, in-
lemek, susmamak, bu derdin sürmesini is-
temek. Her dem bir Aşk beklememek;
söndükten sonra seni tutuşturan aşk ne
zaman gelecek, seni hemen tutuşturacak
mı işte bunları bilemezsin. Beklemek zor,
hasret zor, özlemek zor. Tek isteğim, bir
kez tutuşup , eriyip gitmek. Aşk kıvılcımını
çakar, ben çoğaltırım, ama rüzgârdan asla
emin olamam. Onun için dua eder. Allah’a
sığınırım.
“Benim işim daha kolay, nerede görürüm,
tutuşmuş bir şem, hemen koşarım." Dedi
Pervane...
“Kolay bulunuyor muyuz bari?" dedi Şem
gülerek Pervane’ye...
“Yok, canım!" dedi Pervane, “bazen gün-
lerce aylarca bulamam, ararım. Seni bul-
mam da kolay olmadı laf aramızda..."
Pervane konuşurken, heyecandan Şem’e
çok yaklaştı. Tutuştu alev aldı. Şem sessiz-
ce ağladı, eriyip, sonsuzluk okyanusuna
kavuşacağı günü hayal etti. Her damlası
okyanusa koşan erimekten korkar mıydı?

Fatma Hale Liman - Vaize-İstanbul



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97