Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 230. Sayı >> PORTRE >> AMR B. ÜMEYYE ed-DAMRÎ (r.a.)

AMR B. ÜMEYYE ed-DAMRÎ (r.a.)

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Habeş Kralına davet elçisi: AMR B. ÜMEYYE ed-DAMRÎ (r.a.)

Başlangıçta Amr b. Ümeyye (r.a.) İslam hareketine karşı duyarsız kalmış ve
Bedir ve Uhud savaşlarında Mekkelilerin safında yer almıştır. Onun İslam’a
girişi ancak Uhud savaşından sonra Mekkelilerin geri çekildikleri döneme
rastlar. Hiçbir kaynak bu iki kanlı savaş sırasında kendisinin herhangi bir as-
kerî harekâta katıldığı hakkında bilgi vermez.

Aslen Damra kabilesinden olan Amr b.Ümeyye
(r.a.) Hz. Peygamber (s.a.s.) dönemindeki diplo-
matik etkinliklerde çok önemli görevler üstlen-
miş bir şahsiyettir. Hicretten 25 yıl önce dünya-
ya geldi. Onun sülalesi daha önce yapılmış itti-
fak yapmıştı. Anlaşması gereği Mekke’deki Abd
Şems kabilesinin bir kolunu oluşturuyordu. Ra-
sulüllah (s.a.s.)’ın yakın akrabalarından Suheyle
bint Ubeyde b. Hâris ile evlendi. Kayınpederi
olan Ubeyde (r.a.) ilk Müslümanlardan olup Be -
dir Savaşı esnasında şehit düşmüştür.
Allah Rasulü (s.a.s.) hicretin 2. yılının Safer ayın-
da (M. 624) 60 kadar sahabiyle birlikte Amr
(r.a.) ’ın kabilesi Benî Damra topraklarındaki
Veddân’a kadar ulaşmış, yaklaşık iki hafta bura-
da kalarak bölgedeki kabileler ile anlaşmalar ak-
detmiştir. Yapılan müzakereler sonucunda orta-
ya çıkan belge, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Medi-
ne dışındaki kabilelerle yaptığı ilk resmî sözleş-
me kabul edilir. Damralılarla akde dilen sözleş-
menin metni şu şekildedir: “Rahman ve Rahim
olan Allah’ın adıyla! Bu, Rasulüllah Muham-
med’in Benî Damra kabilesiyle yaptığı anlaşma-
dır: Onların canları ve malları emniyette olacak
ve kendilerine bir saldırı olması halinde yardım
edilecektir. Buna karşılık onlar da Rasulüllah
(s.a.s.)’a yardım ellerini uzatacaklardır. Bu hü-
kümler deniz dalgaları bir istiridye kabuğunu
(veya bir yün parçasını) eritip yok edinceye ka-
dar yürürlükte olacaktır. Müslümanların Allah
yolunda yapacakları seferler bundan müstesna-
dır. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.s.) kendilerini ne
zaman yardıma çağırsa, onlar hiç vakit geçirme -
den yardıma koşacaklardır. Bu nedenle onlar,
Allah’ın ve Rasulü (s.a.s.)’nün teminatı altında-
dırlar. Yine onlar arasında olup verdikleri bu
sözleri tutacak ve anlaşmayı bozmaktan kaçına-
cak kimselere de yardım eli uzatılacaktır."
Başlangıçta Amr b. Ümeyye ( r.a.) İslam hareke-
tine karşı duyarsız kalmış ve Bedir ve Uhud sa-
vaşlarında Mekkelilerin safında yer almıştır.
Onun İslam’a girişi ancak Uhud savaşından
sonra Mekkelilerin geri çekildikleri döneme rast-
lar. Hiçbir kaynak bu iki kanlı savaş sırasında
kendisinin herhangi bir askerî harekâta katıldığı
hakkında bilgi vermez. Anlaşıldığı kadarıyla Amr
(r.a.) bu savaşlara da formalite gereği, belki de
gönülsüz katılmıştır. Zira Mekkeli bir ailenin
mensubu sıfatıyla kabile başkanının katıldığı her
savaşta onun da hazır bulunması gerekiyordu.
Hicretin 4. yılında bedevilerin önde gelen baş-
kanlarından Ebu Berâ’ yanında getirdiği hediye-
lerle birlikte Rasulüllah (s.a.s.)’ı ziyaret için Medi-
ne’ye geldi. Kendisi İslam’a girmedi. Ancak ya-
pılan görüşmeler sonucunda Hz. Peygamber
( s.a.s.)’i kendi kabilesinde İslam’ı yaymak üzere
çok sayıda sahabeyi göndermeye razı etti. Amr
b . Ümeyye (r.a.) de bu heyet içerisinde yer alı-
yordu. Bi’ru Maune denilen yerde Ebu Bera’nın
yeğeni ‘Amir b. Tufeyl Müslümanlara ani bir bas-
kın düzenledi; hayvanları otlatmak için kamptan
ayrılmış olan Amr (r.a.) ve bir başka Medineli
Müslüman dışında tüm kafile kılıçtan geçirildi.
Bu ikisi döndüklerinde düşman süvarileri hala
oradaydılar. Arkadaşlarının intikamını almak için
girdikleri çatışma sonunda Amr (r.a.) esir edildi,
arkadaşı ise şehit düştü. Ancak saldırgan Amir
b . Tufeyl: “Annem bir köle azat etmeyi adamış-
tı" diyerek onu fidye almaksızın azat etti.
Amr b. Ümeyye (r.a.) tebliğle görevlendirilen 70
arkadaşının şehit edildiğini haber vermek için
Medine’ye yöneldi. Dönüş esnasında kılıçtan
geçirme olayının sorumlusu olan kabileye men-
sup iki kişiye rastladı ve onların Hz. Peygamber
( s.a.s.)’in himayesi altında olduklarından haber-
siz bir şekilde tuzak kurarak bu iki kişiyi öldürdü.
Hz. Peygamber (s.a.s.) Amr (r.a.)’ın başından
geçenleri öğrenince yanlışlıkla öldürülen bu iki
kişinin yakınlarına kan diyetini gönderdi.
Diğer taraftan Mekke müşriklerinin lideri Ebu
Sufyan, Rasulüllah (s.a.s.)’ı öldürmek üzere Me-
dine’ye bir bedeviyi göndermişti. Belki de böyle-
ce hem Bedir Savaşında öldürülen çok sayıda
yakın akrabasının, hem de Müslümanlar tarafın-
dan Mekke ticaret kervanlarına karşı yürütülen
ve arkası gelmeyen ekonomik baskının intikamı-
nı almak istiyordu. Hz. Peygamber (s.a. s.) bu
suikasttan kurtuldu. Bu sırada Müslüman misa-
firlerin haince kılıçtan geçirildiği başka bir hadise
olan er-Raci’ olayı meydana geldi. Hadisenin ar-
dından Müslümanlardan birkaçı da tutsak edile-
rek Mekkelilere satılmış, onlar da bu iki Müslü-
man’ı öldürmüşlerdi. Bu durum karşısında Ra-
sulüllah (s.a.s.) olayların baş sorumlusu kabul
ettiği Ebu Sufyan’ı öldürmeleri için Amr b .
Ümeyye (r.a.) ile Medineli Müslümanı Mekke’ye
gönderdi. Ancak Amr ( r.a.)’ı Mekke’de tanıdıkla-
rı için onlar görevlerini tamamlayamadan geri
dönmek zorunda kaldılar.
İslam tarihi ile ilgili kaynaklarda Hz. Peygamber
(s.a.s.)’in Amr b. Ümeyye ed-Damrî (r.a.) vasıta-
sıyla hicretin 7. yılı Muharrem ayında İslam’a da-
vet için gönderdiği mektuptan söz edilir. Mektup
krala Amr b . Ümeyye (r.a.) tarafından ulaştırıl-
mıştır. Mektup metni şu şekildeydi: “Allah’ın el-
çisi Muhammed’den, Habeşistan hükümdarı
Necaşî’ye : Kendisinden başka hiçbir tanrı olma-
yan gerçek hükümdar (Melik), mukaddes (Kud-
dûs), esirgeyici, kurtarıcı olan Allah’a hamd ile
sözlerime başlarım. Kesinlikle onaylayıp tanıklık
ederim ki Meryem oğlu İsa Allah’ın ruhu ve ke li-
mesidir ve o, bu (Kelime ’yi), iffetli Meryem üzeri-
ne bırakarak, tıpkı Âdem’i kendi eliyle yarattığı
gibi, onu kendi ruhu ve üflemesinin etkisiyle ge-
be bırakmıştır.
Seni tek ve hiçbir ortağı olmayan Allah’ın yoluna
ve O’na itaat konusunda karşılıklı yardımlaşma-
ya davet ediyorum; beni izle ve bana gelmiş
olan şeye iman et. Zira ben Allah’ın elçisiyim.
Öyle yse seni ve sorumluluk ve yönetimin altın-
dakileri her şeye gücü yeten ( Kâdir) ve Yüce
olan Allah’a davet ediyorum. Öğüt ve önerilerimi
kabul etmenizi tavsiye ederim."
Amr b. Ümeyye, Peygamberimiz Aleyhisselamın
mektubunu Necaşî'ye sunduktan sonra şöyle
hitab etti: "Ey Ashama! Bana düşen söylemek,
sana düşen de dinlemektir: Sen bize ne kadar
şefkat ve nezaket gösterdinse , bizim de sana o
derece güvenimiz olmuştur. Biz senden hangi
hayrı ve iyiliği ummuşsak, muhakkak ona kavuş-
muşuzdur. Biz senden hiçbir zaman hiçbir hu-
susta hiçbir korku ve endişe duymamış; daima
emniyet ve güvenç içinde bulunmuşuzdur. Za-
ten, biz senden, 'Sizinle bizim aramızda, İncil,
reddolunmaz bir şahit, haksızlık etmez, bu yolda
kesip aralayıcı hüküm verir bir hâkim olsun! Şu
kadar ki, Yahudilerin İsa b. Meryem hakkındaki
davranışları gibi, sen de şu ümmî peygamber
hakkında kötü davranmayasın! diye bir hüccet
ve teminat da almış bulunuyorduk. Peygamber
Aleyhisselam elçilerini ayırıp hükümdarlara yolla-
dığı zaman, ben, o elçilerin kendileri için umma-
dıkları şeyi senden umduğum ve onların kork-
tukları şey hakkında ben senden emniyet içinde
bulunduğum halde, geçmişteki hayır ve iyiliklere
göre ecir ve mükâfat bekleyerek gelip huzuruna
çıkmış bulunuyorum!" dedi
Necaşî, Peygamberimiz Aleyhisselamın (s.a.s.)
mektubunu Amr b. Ümeyye (r.a.)'den alınca,
gözlerine sürdü. Öpüp başına koydu. Hemen
tahtından indi, tevazu göstererek yere oturdu ve
Müslümanlığını açıkladı. Ardından da "Eğer yanı-
na kadar gitmeye imkân bulsaydım, muhakkak
giderdim! Allah'ı şahit tutarak söylerim ki: O, Ki-
tap ehli olan Yahudilerle Nasranîlerin (Hristiyan-
ların) geleceğini bekleyip durdukları ümmî pey-
gamberdir! Musa Peygamber, 'Merkebe biner!'
diyerek İsa Peygamberin geleceğini müjdelediği
gibi; İsa peygamber de, Deveye biner!' diyerek
Muhammed Peygamberin geleceğini öylece
müjdelemiştir! Gözle görmek, bu müjde habe-
rinden daha tatmin edici, daha içe sindirici de-
ğildir! Fakat ne yapayım ki, Habeşlilerden pek az
yardımcılarım vardır. Yardımcılarımın çoğalması-
nı ve kalplerin İslamiyete ısınmasını bekliyorum"
dedi.
Necaşî, fildişinden yapılmış bir kutu getirtip Pey-
gamber efendimizin mektubunu onun içine koy-
du ve: "Bu mektuplar aralarında bulundukça,
Habeşlerde hayır ve bereket devam edecektir!"
dedi. Rivayete göre ; Peygamberimiz Aleyhisse-
lamın (s.a. s.) mektupları, daha sonra gelen Ha-
beş Necaşî'lerinin ellerinde bulunmaya devam
etmiş, Necaşîler tarafından bu mektuplara bü-
yük saygı ve itina gösterilegelmiştir.
Hendek Savaşı’ndan sonraki dönemde Rasulül-
lah (s.a.s.) Mekkeli müşriklere karşı kesin bir yu-
muşama politikası gütmüş ve bu amaçla bölge-
de çıkan kıtlığı fırsat bilerek, diğer insani birtakım
davranışların yanı sıra o zaman için önemli bir
me blağ oluşturan 500 altın dinarı Mekkeli yok-
sullar arasında dağıtılmak üzere göndermişti. Bu
dağıtım işinde Ebu Süfyan ve Safvân b. Ume yye
gibi Mekke’nin ileri gelen başkanları devreye so-
kulmuş ve böylece onların da gönülleri alınmaya
çalışılmıştır. Bu yardım dağıtma işini Amr b.
Ümeyye (r.a.) organize etmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.s.) hicretin 9. yılında ger-
çekleşen Tebük Seferi için Medine’den yola çık-
tığı zaman, aynı zamanda Dûmetu’l-Cendel hü-
kümdarı Ukaydir’e karşı Halid b. Velid (r.a.) ko-
mutasında askeri bir birlik göndermişti. Halid
(r.a.) bu hükümdarı tam avlandığı sırada bir bas-
kın düzenleyerek ele geçirmiş ve haberi ulaştır-
ması için birliğinde bulunan Amr b. Ümeyye
(r.a.)’yi Rasulüllah (s. a.s.)’a geri yollamıştır.
Hz. Peygamber (s.a.s.) hicretin 10. yılına doğru
sözde peygamber Museylime’ye yazdığı cevabi
mektubu göndermek üzere Amr b. Ümeyye
(r.a.)’yi bir kez daha elçilikle görevlendirmiştir.
Rasulülah (s.a.s.) ’ın cevabi yazısını Museyli-
me ’nin elçisi aracılığıyla değil de, kendisinin gö-
revlendirdiği elçilerden biriyle göndermeyi tercih
etmesindeki amaç, herhalde bir sahtekârlığın
önüne geçmek ve durumu Benû Hanîfe kabile-
sine bizzat açıklamak olsa ge rektir.
Amr b. Ümeyye (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.s.) dö-
nemi sonrasındaki hayatını Medine’de tamamla-
mış, burada Harratîn (marangozlar) mahallesin-
de oturmuştur. Onun hicretin 60. yılından önce
Medine’de vefat ettiği bilinmektedir. Kaynaklar-
da Amr (r.a.)’ın Ebu Ümeyye künyesini de taşıdı-
ğını ve çok sayıda çocuğu olduğunu, hatta bun-
lardan Ca’fer, Abdullah ve Fadl adlı oğullarının
yanı sıra ez-Zibrikân adlı yeğeninin de hadis ala-
nında yetişmiş bilginler olduğunu eklemektedir.
Derin bir hadis bilgini olan eş -Şa’bi, Amr (r.a.)’ın
öğrencisi olmuş ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in
hayatı (siret) başta olmak üzere birçok bilgiyi on-
dan naklettiği hadis bilgilerine dayandırmıştır.

Doç. Dr. Adem Apak - Uludağ Üniv. İlahiyat Fak.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97