Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 231. Sayı >> GÜNDEM >> Namaz ruhu

Namaz ruhu

Yüce Allah’a karşı yerine getirilmesi gereken
ibadetlerden biri olan namazın İslam dininde ay-
rı bir önemi ve değeri vardır. Namaz ibadeti, ti-
tizlikle korunması ve samimiyetle yerine getiril-
mesi gereken bir ibadettir. Dua, istiğfar, övgü
anlamlarını taşıyan namaz; tekbir ile başlayan,
belli fiil ve sözleri içine alan bir ibadettir. Allah’a
karşı tesbih, tazim ve şükrün ifadesidir. İçerisin-
de zikir, tesbih, dua, kıyam, rükû, secde gibi alt
ibadetleri toplar. Namaz kötülük ve günahla kişi
arasında bir perdedir. Maddi ve manevi arınma-
dır. Sorumluluk, düzenlilik ve disiplinin kazandı-
rılmasıdır.
Kur’an namazın şeklinden çok manası, ruhu ve
gayesi üzerinde durur. Namazın yoğun bir bağ-
lılık ve dikkatle kılınmasını ister. Namaz en güzel
şükür vesilelerindendir. Namaz Rabbe sadaka-
tin, ona iltica etmenin, onun lütfundan nasiplen-
menin, ona aidiyetin makes bulduğu bir ibadet-
tir.
Müminin miracı olan namaz, ilahî davete icabet
ve Rab’le buluşmadır. Bedeni olduğu kadar kal-
bi de temizleyen, kötülüklere karşı koruyan bir
kalkandır. “Namaz fuhşiyattan/her türlü kötülük-
ten alıkor."
(Ankebut, 45)
Namaz manevi bir ırmak-
tır, günah kirlerinden arındırır. Hz. Peygamber,
günde kılınan beş vakit namazın maddi ve ma-
nevi önemini, bir nehirde her gün beş kez yıka-
nan birinin durumuna benzeterek şöyle anlatır:
“Ne dersiniz, birinizin evinin önünden bir nehir
aksa ve her gün o nehirde beş kez yıkansa, bu
durum o kişide kir namına bir şey bırakır mı?" di-
ye sordu. Oradakiler; ‘Hayır, o kişide kir namına
bir şey bırakmaz." dediler. Bunun üzerine Al-
lah’ın Elçisi (s.a.s.), “ İşte günde kılınan beş vakit
namaz da böyledir. Allah onunla hataları siler."
(Buhârî, Mevâkît, 6)
Nasıl ki günde beş kez yıkanan
birinin üzerinde kir namına bir şey kalmazsa,
günde beş vakit namazını düzenli bir şekilde kı-
lan bir kimsenin üzerinde de günah namına bir
şey kalmaz.
Namazı bir an önce yerine getirip borcu ödeme
saikinden ziyade onu hasretle bekleme idraki ve
bu ruh hali ile eda etmek önem taşır. Şairin “Şu
kasvet dünyasında kalmadı özlediğim, Namaz
vaktinden başka anını gözlediğim"
(N. Fazıl)
; mıs-
raları ile terennüm ettiği idrak ve duyuştan hare-
ketle bu muazzez ibadete özlem duymalı, onun
geliş vaktini hasretle beklemeli, onu huşu ile ye-
rine getirmeye çalışmalıdır.
Namazı ihsan ile idrak etmek de namaz ruhuna
erebilmenin önemli merhalelerindendir. Her şeyi
gören ve herkesin yaptıklarını bilen Rabbimizin
bizleri gördüğünü, yaptıklarımızdan haberdar ol-
duğunu idrak ederek ona yönelebilmelidir.
Namaz göz aydınlığımızdır. Müminlerin huzur
vesilesidir. Yine şairlerin; “Namaz sancıma ilaç,
yanık yerime merhem, Onsuz ebedi hayat be-
nim olsa istemem."
(N. Fazıl)
“Namaz gözlerin nu-
ru, namaz ki cana ışık; Her rükû ve her secde,
derde, hicrana ışık!"
(Mustafa Necati Bursalı)
veciz
ifadelerinde olduğu gibi namaz ibadeti gönül
dostlarının sıkıntı ve sancılarına derman mesa-
besindedir. Namaza alışan ve onunla ruhlarını
besleyen insanlar ona asla doymazlar. Namaz
insan ruhunu okşayan, onu feraha kavuşturan
bir özellik taşır. Hz. Peygamber dünya meşgale -
leriyle yorulduğu ve sıkıldığı zamanlarda: "Ey Bi-
lal, kalk da bizi fe rahlandır/ferahlat!"
(Ebû Dâvûd,
Edep, 78; İbn Hanbel, V/364, 371)
Yani haydi, ezan
oku da namaz kılalım, buyururlardı. Namaza
çağrı olan ezanda “hayye ale’l-felâh" “haydi fe-
laha, haydi kurtuluşa" denmesi de bu hakikate
işarettir.
Bütün ibadetlerde olduğu gibi namaz ibadetinin
de maksadına uygun bir şekilde ifası gereklidir.
Namaz ibadetinin içini doldurabilmek, namaz
ruhuna erebilmek ve onu muhafaza etmek
önem arz eder. Bu noktada namazı beden ve
ruh birlikteliği ile eda keyfiyetine dikkat çeken
Mevlana’ya kulak verelim: “Biri, Tanrı’ya namaz-
dan daha yakın olan bir şey var mıdır, diye sor-
du. O şöyle cevap verdi: Hem namaz vardır,
ama namaz yalnız bu suretten ibaret değildir.
Bu namazın kalıbıdır. Çünkü bu namazın başı
sonu bellidir ve vardır. Başı sonu olan her şey
ise kalıptır. Tekbir namazın başı, selam ise onun
sonudur. Bunun gibi şahadet de yalnız dilleriyle
söyledikleri şey değildir."
(Mevlâna, Fîhi Mâfîh, s, 19-
20)
“Onlar, namazlarına devam ederler"
(Meâric, 23)
ayetindeki namaz, ruhun namazıdır. Sureten,
şeklen kılınan namaz geçicidir, devamlı olmaz.
Çünkü ruh, deniz âlemidir, sonsuzdur. Cisim ise
deniz kıyısı ve karadır, sınırlı ve ölçülüdür. İşte
bu yüzden devamlı namaz ancak ruhun namazı
olabilir. Ruhun da rükûsu, secdesi vardır, fakat
bunları açıkça şekille göstermek lazımdır. Çün-
kü mananın suretle bağlılığı vardır. İkisi bir olma-
dıkça fayda vermezler. Bu devamlı olan namaz,
bütün gün kıyam, rükû ve sücud değildir. Bun-
dan maksat, namazda insanda olan o haldir. İş-
te bu hal daima seninle bir olmalı. Uykuda ol-
san, uyanık bulunsan, yazarken, okurken ve bü-
tün hallerde Tanrı’nın zikrinden uzak olmazsın.
İşte devamlı namazda olmak budur.
(Mevlâna,
a.e.s, 221-222, 267-268)
Bizi kötülüklerden alıkoyan namaz kalp huzuru
ile kılınmaya çalışıldığında iç rahatlığı ve iç huzu-
ru hissedilebilir. Mümin namazda âdeta sudaki
balık gibidir, namazla hayat bulur. Kanatlanır
onunla ilahî huzura ve tabii ki bu âlemden hiç
çıkmak istemez. Namaz kılmak ve onu hakkıyla
eda edebilmek de ayrı bir şükür vesilesidir. Bu
manada namaz kılabilen ve namaza daim olan-
lar bunun için de Rablerine şükür etmelidirler.
Namaz vuslattır. Varlar varı ile buluşmaktır. Na-
mazı dosdoğru kılmak, onu “ikame" etmek ge-
rekir. Bu minvalde iftidah tekbiri ile birlikte dün-
yalık namına ne varsa geride bırakarak gönlünü
yalnızca Rabbine vermelidir. Namaza başlama-
dan önce ruhi anlamda bir ön hazırlık yapmalı,
seccadeyi serdiğinde O’nun huzuruna durduğu-
nu, o an Rabbin huzuruna çıkmak için hareket
ettiğini akla getirmelidir. Azamet sahibi Yüce Al-
lah’ın huzuruna çıkabilmenin ne kadar büyük bir
bahtiyarlık olduğunu hatırlamalıdır. Ayrıca tadil-i
erkâna riayet etmeli, namazda okunan sure ,
ayet ve duaların anlamlarını ezberlemeli ve onlar
üzerinde tefekkür etmelidir. Bu sayede namaz-
dan elde edilecek manevi haz ve lezzet de arta-
caktır.

Dr. Bahattin Akbaş - Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97