Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 231. Sayı >> GÜNDEM >> Namazı huşu ile kılmak

Namazı huşu ile kılmak

Namaz, imandan sonra gelen en büyük haki-
kattir
İnsanı en güzel bir şekilde yaratmış olan Yüce Al-
lah, ona akıl denen nimeti vererek onu bütün ya-
ratıklardan üstün kılmıştır. İnsanın mükemmel bir
şekilde yaratılmasının, diğer varlıklardan üstün
kılınmasının ve dünyaya gönderilmesinin bir ga-
yesi vardır. İşte, insanın bu gayeyi bilip dünyada
o doğrultuda yaşaması gerekir. İnsanın bu dün-
yaya gönderilmesinin hikmeti ve gayesi, kâinatın
yaratıcısını tanımak ve O’na iman edip ibadet et-
mektir. Nitekim Yüce Allah: “Cinleri ve insanları
yalnızca (beni tanımaları ve) Bana kulluk etmele-
ri için yarattım."
(Zariyat, 56)
buyurmaktadır.

İşte namaz, kulluğun ve ibadetin bir şubesi, bir
cüzüdür. Namaz İslam’ın beş şartından ikincisi
olup imandan sonra en büyük hakikattir.
Namaz, müminin miracıdır
Beş vakit namaz, hicretten bir buçuk yıl önce
Miraç gecesinde farz kılınmıştır. Namaz, ruhu
temizleyen, kalbi aydınlatan, insanı Allah’ın hu-
zuruna yükselten bir ibadettir.
Sevgili Peygamberimiz, “Namaz dinin direğidir."
(Tirmizî, İman, 8; Ahmed b.Hanbel, el-Müsned, V, 231, 237;
Aclûnî, Keşfü'l-hafâ, I, 31-32)
buyurarak namazın dini-
mizde çok önemli bir ibadet olduğunu belirtmiş-
tir. Mümin günde beş vakit Rabbinin huzuruna
vararak âdeta Rabbiyle iletişime geçer. Namaz,
müminin hayatını düzenleyen en önemli unsur-
lardandır. Böyle olunca mümin kişinin her hare-
ketinde namazın etkisinin görülmesi kaçınılmaz-
dır.
Namaz, insanı Allah’a yaklaştıran önemli bir iba-
dettir. İnsan, her türlü hayâsızlık ve kötülükten
uzak durarak ve Allah’ı çok zikrederek Rabbine
yaklaşabilir. Nitekim Yüce Allah Ankebut suresi
45.ayette; “Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan
ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak elbette
(ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı
bilir." buyurmaktadır.
Namaz kılmak için Allah’ın huzurunda duran ki-
şi, Allah ile güçlü bir manevi bağlantı kurar. Na-
maz, hakikatine inilerek huzur ve huşu ile eda
edilirse insanı her türlü kötülükten uzaklaştırır.

Nitekim Hz. Peygamber de bir hadisinde: “Kim
bir namaz kılar da, o namaz kendisini açık ve
gizli kötülüklerden alıkoymazsa o namazın, o in-
sana, kendisini Allah’tan uzaklaşmaktan başka
bir katkısı olmaz ."
(Münavî, Feyzü’l-Kadir, VI, 221; es-
Suyutî, ed-Dürrü’l-Mensur, VI, 465; Deylemî, Firdevs, III,
622; Yazır, Elmalılı, M.Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili, VI, 223)
buyurmuştur. Büyük mutasavvı ardan Hasan
Basrî de: “Kimin namazı kendisini fuhuştan ve
kötülükten menetmezse onun namazı namaz
değildir. O namaz, onun üzerine bir vebaldir."
demiştir.
(Ateş, Süleyman, Yüc e Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri,
Yeni Ufuklar Neşriyat, İst., 1990, VI, 517)
Namaz kılan kişinin Allah’ın huzurunda olduğu-
nu düşünmesi gerekir. Aksi takdirde o namaz,
ruhundan soyulmuş, şekilden ibaret kalmıştır.
Hâlbuki Yüce Allah: “Beni anmak için namaz kı-
lınız."
(Taha, 14)
buyurmuştur. Allah’ı düşünerek
namaz kılmak, insan ruhunu etkiler, onu iyilikle-
re yöneltir, ahlakını düzeltir, kötülüklerden uzak-
laştırır. İnsan ruhunda hiçbir olgunluk, bir düzel-
me meydana getirmeyen namaz, gerçek namaz
sayılmaz. O, sadece bir şekilden ibaret kalır.
(Ateş, age., VI, 516)
Şayet kıldığımız namaz, bizi bü-
tün kötülüklerden alıkoymuyorsa o halde kıldığı-
mız namazı gözden geçirip Allah’ın emrettiği şe-
kilde ihlas ve huşu ile kılmaya gayret etmeliyiz.
Kılınan namazların Allah katında makbul olabil-
mesi için ihlas ve huşu ile kılınması gerekir. Çün-
kü namazın temeli huşu ve ihlastır. İhlassız hiç-
bir amel Allah katında makbul değildir. Yüce Al-
lah, “Namazlarında huşu içinde olan müminler
kurtuluşa ermişlerdir."
(Müminun, 1-2)
buyurmak
suretiyle namazda huşunun önemini vurgula-
maktadır.
Dinimizde ibadetlerin makbul olması birtakım
esaslara bağlıdır. Büyük küçük günahların affı
da bazı şartların yerine getirilmesine bağlıdır.
Buna bağlı olarak kıldığımız namazın hakiki ma-
nada bizi her türlü kötülükten uzaklaştırıp Ce-
nab-ı Hakk’ın rızasına yaklaştıracak bir ibadet
olabilmesi için gerekli şartlardan biri huşudur.
O halde huşu nedir? Namazda huşu nasıl ol-
malıdır?

Sözlükte “sessiz ve sakin durmak, alçak gönül-
lü olmak, Hakk’a boyun eğmek, yumuşaklık ve
kolaylık" gib i manalara gelen huşu kelimesi, te-
rim olarak; “Allah’a karş ı korku ve sevgi ile bo-
yun eğme ve bu duygu ile alçak gönüllülük ve
tevazu gösterme" anlamına gelmektedir.
(Şener,
Mehmet, “Huşu’ Mad.,", İslam Ans., T.D.V Yay., İst., 1998,
XVIII, 422-423)
Huşu, namazın gerçek ve hakiki namaz olması-
nı sağlayan sebeplerdendir. Huşudan maksat,
kişinin namaz esnasında bütün varlığı ve kalbi ile
Allah’a yönelmesidir.
Namaz farizası, hakikatine inilerek huzur ve hu-
şu ile eda edilirse insanı her türlü kötülükten
uzaklaştırır.
Ebu Bekir el-Vasitî huşuyu; “Bir karşılık bekle-
meden Allah için tam bir ihlasla namaz kılmak-
tır." şeklinde açıklamaktadır.
(Aynî, Umdetü’l-Kârî, V,
280)
Namaz kulun miracıdır. Yani kul, namazla
rabbinin huzuruna çıkmakta ve rabbi ile konuş-
maktadır. O halde namazda okuduğumuz ayet-
lerin kelime ve harflerini telaffuz ederken gaflet
içinde bulunmamalıyız. Çünkü ayet ve duaların
anlamı düşünülmeden okunduğunda kalp gaflet
içinde olacaktır. Makbul ve mükemmel bir na-
mazın mutlaka huşu ile kılınması lazımdır. Na-
maz sırasında kalp kıbleye yönelmiştir. Kalp ve
zihin başka şeylerle meşgulse namaz gafletle kı-
lınmış demektir. Huşudan yoksun olarak kılınan
namaz, Hakk’ı hatırlatmaz. Hâlbuki gerçek na-
maz, bize Allah’ı hatırlatmalıdır.
Namazı huşu içinde kılmak ise Yüce Rabbi-
miz’in huzurunda O’nun heybet ve azametini
kalbimizde hissederek, O’na karşı saygı dolu bir
korku besleyerek bu ibadeti yerine getirmektir.
Namazda, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın huzu-
runda durduğunun bilincinde olan bir mümin, el-
bette ki bu güçlü heybet ve korkuyu içinde ya-
şayacak ve Allah’a bu korkusu ve saygısı ölçü-
sünde yaklaşacaktır.
Namaz ibadetini hakkıyla yerine getirmek iste-
yen bir mümin, huşuyu engelleyebilecek şeylere
karşı önlem almalı, namazda gereken dikkat ve
konsantrasyonu sağlamaya azami titizlik göster-
melidir. Nitekim Rasul-i Ekrem (s.a.s.): “Kıldığın
namazı, en son namazınmış gibi, bir daha na-
maz kılma fırsatı bulamayacak bir kişinin kıldığı
namaz gibi kıl."
(İbn Mace, Zühd, 15)
buyurmaktadır.
Namazlardan manevi bir zevk alabilmek için na-
mazların huşu içerisinde ve tadil-i erkâna riayet
edilerek kılınması gerekir. Tadil-i erkândan mak-
sat; namazın kıyam, rükû, sücut gibi her rüknü-
nü bir sükûnet ile yerine getirmek, bu rükünleri
yaparken her uzvun yatışıp, hareket hâlinden
beri bulunmasıdır. Mesela rükûdan kıyama kal-
karken vücut, dimdik bir hâle gelmeli, sükûnet
bulmalı; en az bir kere ‘sübhanellahi’l-az im’ di-
yecek kadar ayakta durup daha sonra secdeye
varmalıdır. Her iki secde arasında da böyle bir
tesbih miktarı durmalıdır. Kısacası, namazda
acele etmekten sakınmalı, tavukların yem yeme-
si gibi hızlı bir şekilde kılınıp namaz zayi edilme-
melidir. İslam âlimleri namazda acele etmeyi, Al-
lah’ı tazime ve adaba ters görürler. Nitekim Yü-
ce Allah da Maun suresi 4. ayette “Namazların-
dan gaflet içinde olanlara yazıklar olsun." buyur-
mak suretiyle namazın özünden uzak olan kişi-
leri ayıplamaktadır.
Hayatın en faydalı, en kıymetli saatleri, ibadet ile
geçen vakitlerdir. Boş yere veya geçici bir fayda
uğrunda saatlerini, günlerini harcayan insanla-
rın, namaz gibi değeri çok yüksek bir ibadetten,
ebedi bir saadet vesilesinden, ilahî bir huzur ne-
şesinden bir an evvel çıkıp kurtulmaya çalışma-
ları pek garip, pek acınacak bir hal değil midir?
Huşu namazın ruhudur
Zeyd b. Hâlid el-Cühenî’den rivayet edildiğine
göre Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Kim güzelce abdest alır da gaflet etmeden (na-
mazda olmanın uyanıklığı içerisinde) iki rekât na-
maz kılacak olursa, geçmiş günahları affolunur."
(Ahmed b. Hanbel, age., IV, 117; V, 194)
Namaz için abdest alınıp kıbleye yönelerek,
maddi hazırlık yapıldığ ı gibi manevi hazırlık da
yapılması gerekir. Manevi hazırlık, kalbin nama-
za hazır olmasıdır ki bu
da namazın ruhu me -
sabesindedir. Nama-
zın huzur ve huşu ile
kılınması ve mümkün
merte be masivadan
(Allah’tan başka her
şey) kurtularak nama-
za başlanması icap
eder. Kişi namaza
başlarken “Allahü ek-
ber" diyerek tekbir ge-
tirir ve dünyayı arka-
sında bırakarak Yüce
Allah’a yönelir.
Namaz içinde kişinin
sağa sola iltifat etme-
mesi ve uzuvları ile oynamaması lazımdır. Zira
vücut azaları ile oynamak huzur ve huşuyu yok
eder. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s. ) na-
maz da sakalı ile oynayan bir kimseyi görünce:
“Eğer şu kimsenin kalbinde huşu olsaydı azala-
rında da huşu olurdu." buyurmuştur.
(San’anî, Sü-
bülü’s-Selam, I, 245)
Hastanın, hastalığı süresince en güzel yiyecek-
leri yese bile bundan bir zevk alamadığı gibi in-
san da kalbi hastalıklardan ve nefsin tasallutun-
dan kurtulmadıkça kıldığı namazdan zevk ala-
maz . Bu nedenle ibadet etmek, namaz kılmak
insana ağır gelir. İbn Abbas, “Manasını düşüne-
rek huzur ve huşu ile kılınan iki rekât namaz, ga-
fil kalple akşamdan sabaha kadar kılınan na-
maz dan hayırlıdır." buyurmuştur.
Namazı huşu ile kılabilmek için neler yapabili-
riz?
1. Her şeyden önce namazı ciddiye almak gere-
kir.
2. Namazın hayatımızda yapacağı derin etkinin
bilincinde olunmalıdır. Bu etkiyi elde etmek, bi-
zim namaz kılarken motivasyonumuzu oluştur-
malıdır.

3. Namaza başlama-
dan önce ruhi bir ön
hazırlık yapmak gere-
kir. Seccademizi serdi-
ğimizde o an Rabbimi-
zin huzuruna çıkmak
için hareket ettiğimizi
aklımıza getirmeliyiz.
4. Kılacağımız namazın
belki son namazımız
olabileceğin i düşün-
meliyiz.
5. Namaza durduğu-
muz vakit kimin mane-
vi huzurunda olduğu-
muzu iyi idrak etmeli-
yiz. Dolayısıyla huzurunda durduğumuz Allah’ın
yüce şanını ve azametini düşünmeliyiz.
6. Yüce Allah’ın huzuruna çıkabilmenin ne kadar
mutluluk verici bir olay olduğunu hatırlamalıyız
ve hissetmeliyiz.
7. Namazda okuduğumuz ayet ve duaların an-
lamlarını öğrenmeli ve onları düşünmeliyiz. Şa-
yet ayet ve duaların anlamını bilmiyorsak, o es-
nada sanki hesap gününde Allah’ın huzurunda
olduğumuzu düşünmeliyiz.
8. Dünyevi duygu ve düşüncelere geçit verme-
meye hassasiyet göstermeliyiz.
9. Namazda kıyam, rükû, secde gibi hareketle-
rin bir takım sembolik anlamları vardır. Bu an-
lamları öğrenip bu hareketleri yaparken bunları
düşünmeliyiz. Böylece bu duygu ve düşünceler,
bizim namazı huzur ve huşu içerisinde kılmamı-
za yardımcı olacaktır.
Namaz müminin miracıdır. Namaz vasıtasıyla
kul, direkt olarak Rabbiyle iletişime geçme fırsa-
tını bulmaktadır. Namazın kulu ahlaken yükselt-
mesi ve onu her türlü münkerden ve fuhşiyattan
alıkoyması için, huşu ve huzur içerisinde, tadil-i
erkâna uyularak kılınması gerekir.

Prof. Dr. Mehmet Soysaldı - Fırat Üniv. İlahiyat Fak.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97