Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 231. Sayı >> GÜNDEM >> Namaz vakitleri

Namaz vakitleri

Allah Teala yaratıkların en şereflisi kıldığı ve ken-
disine muhatap seçtiği insanı başıboş bırakma-
mış,
(Kıyâme, 36)
onun yaratılış amacının insan için
en büyük şeref olan ibadet ( Yaratanına kulluk
etme ) olduğunu bildirmiştir.
(Zâriyat, 56)
İbadet geniş anlamıyla, Allah'ı tanımak ve O'nun
razı olacağı şeyleri yapmaktır. İslam'ın temeli
olan imanın güçlü kalabilmesi için, kulun sürekli
olarak Yaratanını gönlünde tutması, O’nun hu-
zurunda olduğu bilincini taşıması gerekir. Bu bi-
linç ve duyarlılığın en önemli sağlayıcısı da iba-
dettir. Rabbimiz bu bilinci gerçekleştirmemiz
için, sürekli olarak kendi rızasına uygun işler
yapmamızın yanı sıra, bizim belirli zamanlarda
özel ibadetler yapmamızı emretmiştir. Bunlar,
Rasulüllah'ın, İslam’ın üzerine bina edildiğini bil-
dirdiği; Allah'tan başka tanrı olmadığına, Hz.
Muhammed’in O'nun kulu ve rasulü olduğuna
şahitlik, namaz, zekât, hac ve ramazan orucu-
dur.
(Buhârî, İman,1, 2)
Bu ibadetler içersinde en önemlisi de namazdır.
Namaz Peygamber Efendimiz ’in gözünün ay-
dınlığı
(Ahmet b. Hanbel, Müsned III, 128)
, dinin direği
(Süyûtî, el-Camiu's-sağîr, I, 151)
, Müslümanın hesap-
ta ilk sorguya çekileceği ameli
(Ebu Davud, Salat,
145)
ve insanı kötülükten alıkoyan bir ibadettir.
(Ankebût, 45)
Günde beş kez yıkanan kişinin mad-
di kirlerden temizlendiği gibi, beş vakit namaz
kılan kişi de , manevi kirlerden temizlenir. Rabbi-
ne ubudiyetini, aczini arz eder. Rabbimiz nama-
zı kendisini zikretmemiz, hatırlamamız için bir
araç kılmıştır.
(Taha, 149)
Bu öneme bağlı olarak Allah Teala Müslü-
man'dan namazı sık sık tekrar etmesini istemiş,
diğer ibadetler gibi ömürde ve ya senede bir kez
ifasını yeterli görmemiştir. Müslüman'ın bu iba-
deti ucu açık biçimde değil, belirli vakitlerde ye-
rine getirmesini emretmiştir. Bir ayet-i kerimede
"Şüphesiz namaz müminler üzerine vakitleri,
belli bir farzdır." buyurmuş tur.
(Nisa, 103)
Allah
Rasulü de Muaz b. Cebel'i Yemen'e gönderir-
ken; "Sen kitap ehli olan bir halka gidiyorsun.
Onlara vardığında, kendilerini Allah'tan başka
ilah olmadığına şahitlik etmeye çağır. Eğer bu
konuda sana itaat ederlerse , Allah’ın kendilerine
her gün ve her gece beş vakit namazı farz kıldı-
ğını bildir... " buyurmuştur.
(Buhârî, Zekât, 1)
Hiçbir Müslüman İslam'ın temel ibadeti olan na-
mazın beş vakit olduğunda şüphe etmez. Ancak
gerek İslam ülkelerinde gerekse gayrimüslim ül-
kelerde yaşayan ve İslam'ı bilmeyen ya da iyi ni-
yet taşımayan bazı yazarlar İslam'ın aslında,
hatta Emevi’lerin son zamanlarında bile beş va-
kit namazın olmadığını, bunun İslam’a sonradan
sokulduğunu, namazın Kur'an’da ehemmiyetsiz
bir yer işgal ettiğini iddia ederler.
(Örnek olarak bkz.
İsmail Habib, Avrupa Edebiyatı ve Biz, I, 204)
Tahiru'l-
Mevlevi, bu sözlerin kaynağının İtalyan Kaytano
ve Dr. Dozi olduğunu söyler ve bunun temelsiz-
liğini güçlü olarak ortaya koyar.
(Müslümanlıkta İba-
det Tarihi, s. 39)
Yukarda işaret edilen ayet, namazın belirli vakit-
lerde farz kılındığını bildirmekle birlikte, namazla-
rın vakitlerine temas etmemektedir. Kur’an-ı Ke-
rim’de, namaz vakitlerini ilmihal kitaplarında an-
latıldığı şekilde açıkça belirten bir ayet yoktur.
Fakat Kur’an’ın bazı ayetleri ve hadisler bu beş
vakti delalet yoluyla veya açıkça belirtmişlerdir.
Onun için kayda değer hiçbir İslam âlimi günlük
beş vakit namazın varlığında asla şüphe etme-
miş, aksi bir iddia ileri sürmemiştir.
Kur’an-ı Ke rim’deki şu ayetler namaz vakitlerine
işaret etmektedir:
a) "Namazlara ve orta namaza devam edin. Al-
lah’a gönülden boyun eğerek namaza durun."
(Bakara, 238)
Ayette çoğul olarak ifade edilen "namazlar" keli-
mesi en az üç namaza işarettir. Çünkü çoğulun
en az miktarı üçtür. "Orta namaz" sözcüğü de
bu üç namazdan ayrı bir namazın varlığına dela-
let eder. Çünkü bu sözcük, kendisinden önceki
"namazlar" sözcüğüne bağlaçla bağlanmıştır.
Arapça grameri gereği, bağlaçtan sonraki kıs-
mın bağlaçtan önceki kısımdan farklı olması ge-
rekir. Aksi halde sonraki öncekinin tekrarı olur.
Burada namaz sayısının dört olması mümkün
değildir. Çünkü o zaman "orta namaz" olarak
ifade edilen namaz ortadaki namaz olmaz. Bu
durumda namaz sayısının beş olması gerekir.
(Fahreddin Râzî, Tefsir-i kebir, XI, 23)
b) "(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve
gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl.
Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alan-
lar için bir öğüttür."
(Hûd, 114)
Bu aye tteki "gündüzün iki tarafı" ilim adamlarının
çoğunluğunun kabul ettiği görüşe göre sabah
ve ikindi namazlarına delalet eder. "Gecenin
gündüze yakın vakitleri" de besbelli akşam ve
yatsı vakitleridir.
(Râzî, a. g. e. XVIII, 58-59; İbnü'l-Ara-
bi, Ahkamu'l-Kur'an, III, 128)
c) "Güneşin zevalinden gecenin karanlığına ka-
dar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah na-
mazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir."
(İsra,
78)
Bu ayetteki "güneşin zevalinden gecenin karan-
lığına kadar"ki zaman dilimindeki namazlar öğ-
len ve ikindi namazları, gecenin karanlığından
sabaha kadarki namazlar da akşam ve yatsı na-
mazlarıdır. Sab ah namazı da zaten özel olarak
anılmıştır."
(Râzî, a, y,)

d) "O halde, onların söylediklerine sabret ve gü-
neşin doğuşundan önce ve batışından önce
Rabbine hamd ederek tespihte bulun. Gece va-
kitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki
hoşnut olasın."
(Taha, 130)
Bu ayetteki "tespihte bulun" sözü "namaz kıl" an-
lamındadır. "Güneşin doğuşundan önce"ki na-
maz sabah namazı, "batışından önce"ki namaz
ikindi namazı, "gece vakitlerinde"ki namazlar da
akşam ve yatsı namazlarıdır.
(Râzî, a. g. e. XI, 24)
e) "Öyle ise akşama girdiğiniz de, sabaha kavuş-
tuğunuzda, Allah’ı tespih edin. Göklerde ve yer-
de hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda
ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin."
(Rum, 17, 18)
Buradaki ilk ayette akşam ve sabah namazları
söz konusu edilmiştir. İkinci ayetteki gündüzün
sonundaki namaz yatsı namazı, öğle vaktindeki
namaz da öğlen namazıdır. Buna göre bu iki
ayet sabah, öğlen, akşam ve yatsı namazlarının
vakitlerini belirtmektedir.
Yukarıdaki ayetler topluca dikkate alındığında
bunların günlük beş vakit namaza ve vakitlerine
işaret ettiği görülmektedir.
Namaz vakitlerinin giriş ve çıkış zamanlarını açık
olarak hadislerden ve Hz. Peygamber’in tatbi-
katından öğreniyoruz. Şu hadis bunların en de-
taylılarındandır:

Rasulüllah şöyle buyurdu:
"Cebrail bana Kâbe'nin yanında iki defa imam
oldu. Öğleyi güneş batıya eğilip gölge nalın tas-
ması kadar olduğu zaman, ikindiyi her şeyin göl-
gesi kendisi kadar olunca, akşamı oruçlunun if-
tar ettiği vakitte, yatsıyı şafak kaybolunca, saba-
hı da oruçluya yemek ve içmek haram olunca
kıldırdı. Ertesi gün ise öğleyi her şeyin gölgesi
kendisi kadar, ikindiyi gölge iki kat olunca, akşa-
mı oruçlu orucunu açtığı zaman, yatsıyı gecenin
üçte birine doğru, sabahı da ortalık ağırınca kıl-
dırdı. Sonra da bana dönüp, 'Ya Muhammed!
Bu senden önceki nebilerin vaktidir. Ve vakit bu
iki vaktin arasıdır' dedi."
(Ebu Davud, Mevakit, 2)
Namaz vakitleri için ayrıca şu hadislere de bakı-
labilir. Buhârî, Mevakit, 9–29; Ebu Davud, Me-
vakit, 1–8; Nesai, Mevakit, 1–29; İbn Mace, Sa-
lât, 1-8.
Tekrar vurgulamak gerekir ki İslam’da günlük
namazların beş vakit oluşu ile ilgili en önemli ka-
nıtlardan birisi de tarih boyunca Müslümanların
uygulamalarıdır. Bu ameli bir tevatürdür. Dünya-
nın dört bir yanına yayılmış, dilleri, ırkları, mez-
hepleri farklı milyarlarca Müslümanın, İslamın
gelişinden günümüze aynı vakitlerde namaz kıl-
maları, bu vakitlerin doğrudan Hz. Peygamber’e
dayandığının ve sağlam rivayetlerle sabit oldu-
ğunun açık göstergesidir.

Dr. Hüseyin Kayapınar - Din işleri Yüksek Kurulu Üyesi



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97