Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 231. Sayı >> KÜLTÜR VE SANAT >> Balkanlarda Nevruz bayramı

Balkanlarda Nevruz bayramı

Türk dünyasında baharın gelişi, Nevruz adı altın-
da en eski tarihlerden beri kutlanmaktadır. Bu
nedenle Nevruz biz Türklerin tarihinin, edebiya-
tının, örfünün ve geleneklerinin önemli bir parça-
sı olmuştur.
Nevruz adı, Balkan Türk toplulukları arasında
değişik adlarla, değişik biçimlerle günümüze ka-
dar gelmiştir. Balkan ülkelerini bir dolaştığımızda
bu doğa bayramının adında şöyle renklilikler gö-
rüyoruz:
Bulgaristan’da: “Mart Dokuzu", “ Yumurta Günü,
“Ateş Gicesi", “Nevriz", “Mevris" (Doğu Rodop-
lar)"; “Sultan Nevruz " ( Ülkenin öteki bölgelerin-
de) gibi adlarla biliniyor Nevruz. Batı Trakya’da
(Yunanistan): "Mevriz", Makedonya ve Kosova
(eski Yugoslavya) Türkleri arasında: “Sultan-ı
Navrız" olarak bilinir. Romanya’da: “Nawrez" adı
verilmiştir bu güzel bayrama.
Sayılan bu türlü adların, türlü biçimlerin anlamı
ise hep aynıdır: “yeni gün, yeni hayatın başlan-
gıcı" demektir. Nevruz, kışı uğurlama, baharı
karşılama bayramıdır.
Doğa yeni bir gün için hazırlıktadır: Havaların
ısınması, karların erimesi, bitkilerin yeşermesi bir
başlangıcı ifade etmektedir. Su boylarında sal-
kım söğütler tomurcuklarını patlatmışlardır. Kar-
çiçekleri (kardelenler), sarıçiğdemler, menekşe-
ler baharı müjdelemektedir. Kırlangıçlar gökyü-
zünün maviliklerinde görünmektedir.
İnançlara göre, Sultan Nevruz günü toprak uya-
nır; yılanlar, çıyanlar, karıncalar toprak üstüne
çıkar; kelebekler ekinliklerde uçuşmaya başlar.
Guguk (kuku) kuşunun da ötüşü Nevruz un gel-
diğinin bir belirtisidir. Ya leylek? Evet, leylek de
baharı getirenlerden değil midir? Leyleğe sor-
muşlar: “Ne zaman geleceksin?" O da:
Kasımdan gün sayısı: “Yüz yirmide gele -
mem/Yüz otuza kalamam." cevabını vermiş, ya-
ni Nevruz günleri geleceğini bildirmiştir.
Leylekler semalarda ilk görününce küçük ço-
cuklar hep bir ağızdan şu tekerlemeyi söyleme-
ye başlarlar:
Leylek uçar havada / Yumurtası tavada
Geldi biz im hayata / Hayat yıkıldı
Burnu yere dikildi.
(Kriçim, Filibe)
Çocuk dilinde leyleğe Hacı Baba da denir.
Uzaklarda, sıcak ülkelerde, Hacılıkta (Hac’da)
kışı geçirdiğ iiçin leyleğe Hacı Baba der çocuk-
lar ve semalarda ilk göründüğünde şu tekerle-
meyi de hep bir ağızdan defalarca tekrarlarlar:
Hacı Baba lak lak / Ver bana kalpak
Kalpağın ucu yok / Sarı kızın saçı yok
(Kriçim, Filibe)
İnsanlar da doğa ile uyum içindedir. Yeni yıl için
hazırlıkta olan doğa ile birlikte insanlar da hazır-
lık içindedirler: sabanlar, pulluklar, arabalar, bo-
yunduruklar gözden geçirilir. Tarlaya çıkma ha-
zırlıkları yapılır. Cemre de havaya, suya ve top-
rağa düşmüştür. Gün dönümüne göre hareket
edilir, gün sayısına göre işler sıralanır.
(Yenisoy,
2001)
Gün sayısı: Yüz -sabanı düz / Yüz on-tarlaya kon
Yüz on bir-tarlada kompir (patates) / Yüz yirmi-
tarlayı diğirmi
(Filibe, Razgrat)
Tüm söylenenler açıkça gösteriyor ki her türlü
hareket, her türlü iş ilkyaz gün dönümüne ba-
ğımlıdır ve gün dönümüne göre yapılıyor.
Nevruz kutlamaları
Mart 21’de başlayan Sultan Nevruz bayramına
bir dizi ön hazırlık yapılır ve bu hazırlıklarda, kut-
lamalarda Balkan Türklerinin yaşadığı bölgelere
göre bazı farklılıklar görülür. Her Balkan ülkesine
özgü hazırlık ve kutlama âdetlerini kısaca sırala-
yalım:
Bulgaristan’da Nevruz
Doğu Rodoplar’ın Kırcaali yöresinde Nevruz tö-
renleri, geceyle gündüzün eşit olduğu gün ( 21
Martta) başlar ve birkaç gün sürerdi. Bayram
öncesi evler, haremler (avlular) temizlenir, yu-
murtalar boyatılır, büyük ateşler için ormandan
kuru çalı, kuru yaprak getirilerek ateşlerin yakıla-
cağı yerde yığın yapılırdı. Bayram başlayınca da
kadınlar o gün çamaşır yıkamaz, ellerine iğne al-
mazlardı. Erkekler de iş yapmazlardı. Bayram
günü boyalı yumurtalar tokuşturulur, yağda kı-
zartılmış kulaçlar (kolaçlar) yenir, sağlıklı olmak
için yakılan ateşlerin üstünden atlanır, hayvanlar
da ateşten geçirilirdi.
(Yenisoy, 2001)
Osmanpazarı (Omurtag) kasabası ve bölgesin-
de Sultan Nevruzun, kasımın 136’ncı günü kut-
landığı biliniyor. O akşam gençler, iki kuru fındık
çubuğunu sürterek ateş yakarlar ve yanan ate-
şin üzerinden atlarlardı. Bu ateşle de yeni ateş-
ler yakılırdı. Bazı kimselerce evlerindeki ateşler
söndürülerek bu ateşle yenile nirdi. Nevruzda
tatlı yemenin âdet olduğu söyleniyor.
Batı Trakya’da Nevruz
“Mevris" adıyla bilinen Nevruz, Batı Trakya Türk-
lerince de kutlanan bir ilkyaz bayramıdır. Kutla-
malar belirli bir gün başlar. Bu gün (bayram kut-
laması) kırlangıçların gelme zamanında başlar.
Menekşeler açınca ilkyazın geldiğine inanılır.
Eski Yugoslavya’da ve özellikle Makedonya’da
Nevruz (Sultan-ı Navrız) kutlamaları yaygındır.
Yılbaşının 1/14 Mart tarihlerine rastlar. Bilinen ve
uygulanmakta olan bazı âdetlerden birkaçını bu-
rada sıralayalım: Ohri ve çevresinde bekâr kızla-
rı olan aile de evin dış sokak kapısında bir salın-
cak kurulur. Bekâr kız, yüzü sokağa bakmak
üzere salıncakta üç defa sallanır. Kızın annesi
veya yakınlarından
birisi bu sallanma
sırasında “Kızımız
sallanırken, dışarı
baktığı gibi, kıs-
meti de öyle çık-
sın!" sözünü üç
defa tekrarlar.
Bayram sabahı tanyeri ağardığında kızın bir ya-
kını kızın başına bir kabak koyar. Kabağın bir
kenarı dörtgen biçiminde oyulur ve şöyle temen-
nide bulunulur: “Kabağın açıldığı gibi, kızımın da
kısmeti açılsın!" Sonra, kabak hızla kapıdan dı-
şarı atılır.
Bayram sabahı çocuklar, piliç veya civciv olarak
nitelendirilen çalı çırpıları toplayarak konu-kom-
şuya götürürler. Ev sahipleri buna karşılık olarak
çocuklara çeşitli hediyeler verirler. Çocukların
getirmiş oldukları çalı çırpılar ocağa atılarak:
“Evimizde çok civciv ve bol bereket olsun!" dile-
ğinde bulunurlar.
Ohri, Üsküp ve çevre köylerde Nevruz kutlama-
larında “ martufal" veya “martifal" denilen niyet
oyunundan söz edilmekte. Öteki Balkan Türkle-
ri arasında böyle martufal çıkarma âdeti sadece
Hıdrellez kutlamalarında yapılmaktadır.
Makedonya Türklerinde “Martinka" denilen bir
tür âdetten söz edilmekte ki adından da anlaşı-
lacağı gibi bu âdet birlikte yaşadıkları ve Türk
kökenli olmayan halkların da bir geleneğidir.
Slavlaşmış Bulgarlarda da Bulgaristan’da “Mar-
teniçka" geleneği vardır: Bükülü beyaz ve kırmı-
zı yün ya da ipek ipliğinden yapılmış çiçek veya
çocuk şeklinde süs eşyaları, 1 Mart günü ailede,
dostlar, öğrenciler arasında karşılıklı olarak he-
diye edilir. Ve 21 Mart’a kadar, leyleklerin geldi-
ği güne kadar bunlar elbisenin yakasında asılı
durur. Hediye edilirken de sağlık, mutluluk dilek-
lerinde bulunulur.
İkinci bir özellik de Makedonya Türkleri’nde
“Kravay" adı verilen tepsi ekmeğinin Nevruz
bayramında hazırlanması, içine de kısmet para-
sı konması âdeti. Böyle bir âdet Bulgaristan
Türkleri arasında yoktur, bunu sadece Bulgarlar
yapar, bilindiği kadarıyla.
Farklılıklar ne olursa olsun, Nevruz geleneği es-
ki Yugoslavya Türkleri arasında yaygın olan ve
hatta yazılı edebiyata da konu olan güzel bir ilk-
yaz bayramı, bir dilek bayramıdır.
(Mahmudi, 1976)
Romanya’da Nevruz
Dobruca bölgesinde yaşayan Tatar Türkleri
“Nawrez " adı verdikleri Nevruz bayramını daha
büyük bir coşkuyla kutlamaktadırlar. Bu günden
itibaren günün uzamaya, gecenin de kısalmaya
başlaması nedeniyle Nevruz’a “Gün Dönümü"
de derler. Çocuklar, ellerindeki büyük ağaç dal-
larına “akbardak" çiçeklerini bağlayarak grup
halinde ev ev dolaşarak Nawrez söylerler. Hedi-
ye olarak da, yumurta, mendil, çevre, para vb .
toplarlar. Sonra bunları aralarında paylaşırlar.
(Ül-
küsal, 1940)
Nawrez ş iirinden bir örnek verelim.
Nawrez keldi yaz keldi/ Ördek geldi, kaz keldi
Kuşlardan avaz keldi/ Aza Nawrezim mübarek.
(Türkiye Dışındaki Türk EdebiyatlarıAntolojisi. 12. Romanya
ve Gagauz Türk Edebiyatı)
Nevruz hazırlıkları köylerde bir iki hafta önce
başlar. Köy gençlerinde n bir grup oluşturulur ve
grupta bir yönetici seçilir. Yönetici, kutlama es-
nasında nasıl hareket edileceğini, kutlama şarkı-
larını gençlere öğretir. Nevruz günü yönetici,
“Nawrez şeşeği" denilen kardelenlerle süslen-
miş özel bir bol dallı ağacı elinde tutarak, gru-
bun önünde yürür. Evden eve dolaşarak Nawre-
zin geldiğini nawriz şarkılarıyla müjdelerler. Söy-
lenen şarkılara karşılık yukarıda da belirtildiği gi-
bi, ev sahibi kadınlar birbirinden güzel süsleme-
li, farklı renkli marama, çevre, oyalı mendil gibi el
sanatı işlemeleri kardelenle süslenmiş ağacın
dallarına asarlar. Grubun başkanına da dokuz
parçanın bir araya getirilmesiyle yapılan “Tokuz"
diye adlandırılan çok değerli bir hediyeyi, gruba
başkanlık yapan gencin arkasına ( sırtına) asar-
lar.
Nevruz şarkıları, verilen hediyelere, hediyeleri
veren kadınların yaşına göre değişik olarak söy-
le nir, gençlerin hediyelerden memnun oldukları
veya olmadıkları bu şarkılarla ifade edilir.
(Mahmut
1977)
Dobruca’da bilinen Nevruz âdetlerinin birçoğu
Kırım’da da vardır. Araştırmacılar, bu âdetlerin
Dobruca’ya Kırım’dan gelmiş olduğu fikrini orta-
ya atmaktadırlar.

Gagauzlarda Nevruz
Dobruca’da yaşayan ve Dobruca dışında olan
Gagauzlarda da ilkyaz kutlamaları yapılır.
(Kuzoğ-
lu, 1996)
Nevruza “Yortu", “Yortu Günü" denir.
Gagauzların resmî dini Hristiyan-Ortodoks dini
olduğu için, ilkyaz kutlamalarının birçoğu da Or-
todoks takvimine uyularak yapılır.
(Kuzoğlu, 1996)
Örneğin, " Todur Günü, “Lazari Günü", 1 Martta
Marteniçka hediye etme ve iyi dileklerde bulun-
ma gibi âdetler Hristiyan-Ortodoks olan Gagauz
Türklerinde de vardır.
Söz konusu farklılıklarla birlikte ilkyaz kutlamala-
rını Türk kökenli olmayan halklar tarafından da
nasıl kutlandığını, bu halkların ne gibi ilkyaz ge-
lenekleri olduğunu, bu geleneklerden hangileri
Türklerdeki geleneklerle benzerlik veya farklılık
gösterdiğini araştırmak çok yararlı olur, düşün-
cesindeyim.
Balkan Türklerinin Sultan Nevruza ilişkin bir dizi
örf ve âdetleri unutulmaya yüz tutmuş, bunlar-
dan bir takımı genel itibarıyla İkinci Dünya Sava-
şının sonlarına kadar varlığını sürdürebilmiş, ge-
çen yüzyılın ortalarından bu yana ve özellikle
Bulgaristan Türkleri arasında ise çok şeyler unu-
tulmuş, daha doğrusu komünist rejim tarafından
unutturulmuştur. Günümüze kadar gelebilmiş
bazı örf ve âdetlere rastlamamız, inançlarımızın,
örf ve âdetlerimizin en ağır koşullarda dahi da-
yanıklığını göstermektedir.
Osmanlı döneminde Rumeli’de bir bayram ola-
rak bilinen Sultan Nevruz , tarihimiz boyunca çe -
şitli sembollerle kutlanmıştır. Bu semboller: Be-
reket, dilek, (maddi, manevi kötülük ve hastalık-
lardan) koruma, şifadır. Evet, Nevruz berekettir,
Nevruz sevgidir. İlkyaz, insana yeni umutlar ve
mutluluklar getirir.
Nice kutlu Nevruzlara!...

Prof. Dr. Hayriye Süleymanoğlu Yenisoy



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97