Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 232. Sayı >> DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN >> Doktor hastanın ayağına gider

Doktor hastanın ayağına gider

“Siz samimiyetle bir yola çıktıysanız amaç insanlığa hizmetse ve yüreği-
niz de yanan bir sevda ateşi varsa Mevlamız yolları size , bize açacaktır..."
Görev yaptığım yer... İkamet ettiğim yer de aynı yer... 7 gün, 24 saat gö-
revli olduğumuz şuuru ile, 7’den 70’e insanlara ulaşma çab ası... Ve yaş-
lılar en çok gönüllerini almak istediklerimiz...
O bizim “kanki" diye kendisini sevdiğimiz, 75 yaşındaki bir arkadaşımız-
dı... Adı Rakiye nineydi. Öyle sıkıntılar çekmişti ki anlattığında bütün anı-
ları tekrar canlanıyor, üzüm gibi gözleri doluyordu. Ne acılar çekmişti kim
bilir... Bizim dinlediklerimiz o bütün hayatın ufacık parçalarıydı. Onları
birleştirdiğimizde ortaya kocaman bir hayat çıkıyordu.
Rakiye nine, her akşam bize gelirdi. Ortak noktamız, onun yalnız; bizim
gurbette oluşumuzdu. Ve amaç onun gönlünü hoş etmekti. Yalnız, bil-
mediğimiz yönlerini davranışlarından öğrenirken epeyce şaşırıyorduk.
Mesela “sala sesi" duyunca evde duramıyor, daralıyor, dışarıya atıyordu
kendisini. Vücudunu bir titreme alıyor, hayatının sıkıntısı, bilinçaltında
böyle tezahür ediyordu.
Sebebini ise anlattıklarına bağlıyordum. Anne-babasını, eşini, sonra ev-
lendiği diğer eşini, evladını, bütün kardeşlerini kendi elleriyle toprağa
gömmüştü. Bu çok zor ve acı bir durumdu ama dünyanın “bir imtihan"
yeri oluşunun cilveleri değil miydi bütün bunlar? Evet, bunların hatırlatıl-
ması lazımdı ama nasıl?
Öğrencilerimle dersteydik. Bir selâ sesi duyuldu. Hepimiz “ İnnâ lillâhi ve
innâ ileyhi râciûn" dedik. Aradan kısa bir zaman geçti ve tahmin ettiğim
nine gelmişti. Sınıfa aniden hiç girmezdi. Ama bu seferki girişi, ani ol-
muştu ve kendisi titriyordu. İçim bir tuhaf oldu. Ama ders vaktinide bö-
lemezdim... Kendisine “hoş geldin" diyerek ders anlatmam gerektiğini
ifade ettim. Ama aramızda kısa bir konuşma geçti .
-Neden titriyorsun Rakiye nineciğim?
-Korktum, sala verildi.

-Sakin ol ne olursun, bu takdir-i ilahîdir. Ve-
fat edenin taksiratınına olunması için dua
edelim. Korkulacak bir şey yok ki!
-Ben korkuyorum, ne zaman bir sala sesi
duysam beni bir titreme alıyor, kendimi ev-
den hemen atıyorum.
-Ölümden mi korkuyorsun?
-Evet, ölümden çok korkuyorum. Akrabala-
rım hep vefat etti. Ben de öleceğim ama
çok korkuyorum hocam.
-Rakiye nineciğim, rahatla biraz, sakin ol.
Dua edelim inşallah rahatlamanız için. Şim-
di, derse geçmem gerekiyor müsadenizle.
İsterseniz yan odaya geçin. Çünkü dersimi-
zin konusu “ölüm, ahiret, haşr..."
-Anlatma!
-Rakiye nineciğim, anlatmalıyım. Bugünün
müfredatı bu konu. Yan odaya geçebilirsin.
-Hayır geçmeyeceğim...
Ne yapacağımı şaşırmıştım. İlginç bir teva-
fuktu. Sala sesini duyarak ölüm korkusu ile
kendisini Kur’an kursuna atan bir nine ile
baş başa kalışımla ders konumuzun ölüm
oluşuna çok şaşırmıştım. Sonra ders anlat-
mam gerektiğine ikna ettim onu. Kendisi de
hâlâ aynı korku içinde yaşadığından; sınıf-
tan çıkmamakta ısrarcı olduğundan; daha
doğrusu korkusunun üstüne gitmek iste-
mediğimden şöyle bir anlaşmaya vardık.
“Ben, konumu anlatacaktım ama ölümden
kendisini korkutmayacaktım. "
Ve derse başladık. Sıralar dolu olduğu için
yanımdaki sandalyede oturuyordu. Sözleri-
me başlarken gözlerinden okunan korku-
nun, sözlerimi tamamladığımda “emniyet"e
dönüş mesidikkatimi çekiyordu. Ve şöyle
başladık:
“Ölüm, kulun Allah’a kavuşması, dünya-
dan ahiret âlemine bir geçiştir. “Her şey
fanidir, bir tek Allah (c.c.) bakîdi r." Kul-
lar, münker-nekir tarafından sorgu-
ya çekileceklerdir. İyilikler ve
güzelliklerden mükâfat gö-
recekler; kötülüklerden de
cezalandırılacaklardır. Ancak şunu da unut-
mamalıyız. Allah (c.c.) rahman ve rahim’dir.
Kendisi anneye şefkati verendir. Bir anne,
nasıl ki evladını ateşe atmazsa, Allah (c.c.)
da saçı ağırmış, kendisini seven bir kulu na-
sıl ateşe atsın? Bakın, çok değerli öğrenci-
lerim. Büyük insan Mevlana ölüm için “şeb-
i arus" tabirini kullanmaktadır. Yani ölüm,
benim düğün günümdür. Gerçek sevgili
olan Allah’a ulaşmak kadar güzel bir an olur
mu, diye bizlere hatırlatıyor... Tabii, bütün
konuları tek tek anlattık. Rakiye ninem din-
ledi ve ders sonunda vedalaşıp ayrıldı.
Diğer gün, öğrencilerim bana ilettiler ki Ra-
kiye ninem akşam vefat eden kişinin evine
gitmiş, dualara “ âmin" demiş ve şu sözleri
ilave ederek oradan ayrılmış:
“Hocam bugün bana öyle şevk verdi ki artık
ölümden korkmuyorum!"
Çok sevindim. Hayatımda duyduğum en
güzel sözlerden biriydi. Allah’a hamd ettim.
Ve manevi anlamda sıkıntı hisseden bir kişi-
ye manevi anlamda tabip mesabesinde ol-
duğum için yine Allah’a şükrettim. Nice gü-
zel yüreklere ulaşabilme duası ile... Rakiye
nineler bizden mev’iza bekliyor...

Ayşe Serra Kesikbaş - Kur’an Kursu Öğreticisi / Balıkesir



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97