Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 232. Sayı >> KÜLTÜR VE SANAT >> Türk Süsleme Sanatlarında Minyatür

Türk Süsleme Sanatlarında Minyatür

Ara ara tarih kitaplarını karıştırdı-
ğımızda, eskilerden kalma bas-
kılarda uyuyan hamselerin,
Mesnevilerin sahifelerini çevirirken, eski
bir takvimin yaprağında birden karşılaştı-
ğımız veya hasbelkader bir sergi salonun-
da açılan ve eski rüzgârların diyarlarından
ilham alan Türk Süsleme Sanatlarıyla ilgili
sergiyi gezindiğimizde rengârenk, ışıltılı
tasvirler güzellikleriyle gönlümüzü başka
âlemlere götürüverir.
İki boyutludurlar, derinlikleri yoktur. Altınlı-
dırlar, tahrirleri çok incedir, neredeyse
gözle zor görülecek kadar ince detayları,
sıra dışı şekil ve konularıyla, bin bir rengin
ahengi ile insanı şaşırtırlar.
Müthiş bir sabır ile yapılmışlardır. Âdeta
sabır hazineleri sarf edilerek adım adım
meydana getirilmişlerdir.
Baktığımızda onlar ne bir yağlı boya tablo
gibidir, ne sulu boyadır, ne de günümüz-
de sıkça gördüğümüz başka bir şekilde
ve tarzdaki resimlere benzerler. Onlar
kendilerine özgü bir haldedir ve biriciktir-
ler.
Eski ata sanatı bu resimlerin genel adı
“minyatür sanatı"dır. Bir başka ifade ile
tasvir veya nakış sanatı... Minyatür yapan
sanatkârın adı da nakkaş veya musav-
vardır.
Gelelim minyatür kelimesinin kayna-
ğına: Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver’e
göre minyatür “minyon" kelime-
sinden türeme ve Batı dillerin-
den geçme. Küçük resim de-
mek...

Bazı sanat tarihçilerine göre de minyatür
kırmızı boya manasına gelen “miniare"den
geliyor. Orta Çağ Avrupa’sında yazılan el
yazması kitapların bölüm başlıkları kırmızı
renkle süsleniyor. Bu rengin adı da Latin-
ce’de minium. Türkçe karşılığı sülyen, ya-
ni kırmızı. Bu kitaplardaki kırmızı renkle y-
azılan bölüm başlıklarına verilen minium
adı giderek resimlerin de genel adı oluyor.
Dolayısıyla el yazması kitapları süsle yen
resimler minyatür adını alıyor.
Minyatürler genellikle el yazması kitapları
süslemek için kullanılmış. Bu kitapların
konu sınırlaması da yok. Yani neredeyse
her kitapta minyatür görebilirsiniz . Konu-
yu anlatmada pek zengin bir metot olarak
değerlendiriliyor. Mesela Osmanlı döne-
minde yazılan ve tedavi metotlarını göste-
ren pek çok el yazması kitapta minyatür-
ler var. Dağlama metodundan tutunuz
değişik hastalıkların nasıl tedavi edileceği-
ne kadar konu ile ilgili pek güzel minyatür-
ler var.
Makine mühendisi olan ve dünyada ilk ro-
bot fikrini ortaya atan Cizreli el-Cezeri’nin
"Mekanik Hareketlerden Mühendislikte
Faydalanmayı İçeren Kitap" (El Câmiu’l
Beyne’l İlmî ve El-Amelî’ en-Nâfi fî Sı-
nâ'ati’l-Hiyel, Arapça) adlı muhteşem ese-
rinde konuları anlatan pek güzel minyatür-
ler bulunmaktadır.
Bir misal daha getirelim: Matrakçı Nasuh
“Seferi Irakeyn" adlı eserlerde Kanuni dö-
nemine ait Irak seferlerini anlatırken haki-
katen çok güzel minyatürlerle konuları
desteklemiştir.

Ayrıca eski dönemlerin şiir ve hikâye ki-
tapları olan hamse ve Mesnevilerde de
pek nadide minyatürler bulunmaktadır.
Elbette tasvir sanatı yani minyatür, Os-
manlı Türklerine has bir sanat olmayıp sa-
dece kitaplarla da ilgili değildir. 8. ve 9.
yüzyıla ait olduğu bilinen ve Turfan bölge-
sindeki Hoço, Bezeklik, Sorçug gibi Uy-
gur merkezlerinde yapılan araştırmalar
neticesinde ortaya çıkan Türk resim sana-
tının örnekleri arasında, duvar resmi ve fi-
gürlü işlemelerin yanında minyatürler de
bulunuyor.
Orta Asya’da yapılan kazı ve araştırmalar
neticesinde mezar buluntularında da mi-
mari eserlerdeki duvar ve diğer unsurlar-
da da minyatürlere rastlanmıştır.
Daha sonra bu konuya tekrar döneceğiz.
Çünkü gerçekten önemli bir tarihi seyri
olan Türk minyatürü her devre göre ilgi
çekici özellikler gösteriyor ve söylenecek
pek çok söz var.
Acaba minyatürün temel özellikleri nedir
diye sorarsak hemen şu kurallar karşımıza
çıkar:
-Perspektif yani derinlik yoktur.
-Gölge ışık oyunları kullanılmaz.
-Hacim verilmez.
-Figürler önemine göre büyük veya küçük
tasvir edilir.
-Yine figürler birbirini kapatmamalı, birbiri-
nin üstüne gelmemelidir.
-Büyük bir renk özgürlüğü vardır. Musav-
var hayal dünyasına göre kırmızı dağ, mor
at yapabilir.
-Tasvir yapan sanatkâr büyük bir sabırla
en ince farklılıkları ortaya çıkarmak zorun-
dadır. Çok uzaklarda dağ zirvesinde otla-
yan ceylanın göz bebeklerindeki çizgi çizi-
lir, Ufuktaki lalenin yaprağındaki damarlar
çizilir ve taranır. At üstünde cenk eden sü-
varinin sakalları tek tek belirlenir... Gökte-
ki bulutlar en ince teferruata kadar açık bir
biçimde çizilir, boyanır.
-Minyatür hiçbir şekilde boşluk ve muğ-
lâklık göstermemelidir. Dememiz o ki sulu
boya resimlerdeki net olmayan renk ge-
ç i ş l e r i
nakış sa-
n a t ı n d a
k u l l a n ı l a -
maz.
-Minyatürün en
önemli özelliklerin-
den biri de içinde
diğer bezeme sa-
natlarının da kullanıla-
bilmesidir. Bu sanatlar-
dan tezhip ve hüsnühat minyatürde
çokça kullanılmıştır.
-Minyatürde diğer bir özellik de gerekti-
ğinde altının toz veya varak halinde sürül-
mesidir. Mesela altını gökyüzü olarak sü-
rebilir, padişahın muhteşem çadırının tez-
hibinde altından rumi yapabilirsiniz.
-Minyatürler genellikle konuludur.
Tasvir sanatının neticelerine gelirsek çok
mühim vazifeleri ifa ettiğini görürüz:
-Evvela kitabın konusuna uygun yapılan
tasvirler bu konuyu hikâye etmek açısın-
dan destek verirler.
-Kimi kitaplarda fotoğraf görevi görürler;
Fatih’in gül koklayan minyatürünü misal
verebiliriz .
-Hangi dönemde yapılmışsa o devrin ge-
lenek ve göreneklerini, inançlarını, göz
önüne sererler.
-Minyatürler tasvir edilen devrin giyim, ku-
şamlarını ortaya koyarlar.
-O dönemin insan tipolojisini gösterirler.
-Tasvir edilen yörenin bitki örtüsünü ve
hayvan çeşitliliğini anlatırlar.
-Tarihi seyir içinde savaşlardaki teknolojiyi
açıkça ortaya koyarlar. Misal olarak
Mohaç ile ilgili savaş sahnelerini
anlatan minyatürler pek güzeldir.
-Gelişmişlik çizgisini ifade ederler.
-Hangi döneme ait ise yazılan hi-
kâye , şiir gibi edebiyat eserleri-
nin âdeta canlı ve hülyalarla do-
lu tercümanlığını yaparlar.

Suzan Çataloluk



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97