Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 232. Sayı >> CAMİLERİMİZ >> Peygamberler diyarı Urfa’da: Ulu Camii

Peygamberler diyarı Urfa’da: Ulu Camii

Güneydoğu Anadolu’nun Orta Fırat bölü-
münde yer alan Urfa, tarihî İpek Yolu üze-
rinde önemli bir durak olmuştur. Yapılan
arkeolojik kazılarla tespit edilebilen tarihî geçmişi
M.Ö. 11.500’lü yıllara kadar götürülebilen Urfa,
binlerce yıllık bu birikimiyle birçok medeniyete ev
sahipliği yapmış ve doğal olarak dünya kültür ta-
rihini n en önemli merkezlerinden birisi olma hak-
kını elde etmiştir.
Urfa’nın bu ihtişamlı geçmişi, bünyesinin zengin
ve renkli unsurlarla donanmasını sağlamıştır. Öy-
le ki bu şehir, söz konusu süreç içerisinde farklı
din, kavim ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış,
bünyesine bunların her birinden nice değer nak-
şetmiştir.
Haydi bunlarla ilgili kısa atıflarda bulunalım:
Bir: Bir kısım rivayetlere göre Hz. Adem ile Hz.
Havva hayatlarının bir dönemini burada yaşamış-
tır. Hz . İbrahim’in Urfa’da doğduğu söylenir. O,
putperestliğe karşı mücadele ettiği için Nemrut
tarafından burada ateşe atılmıştır. Bu şehrin,
Lût, İshâk, Yâkup, Eyyub, Elyesâ, Şuayb ve Mu-
sa peygamberle de ilginç hatıraları anlatılır. Bun-
lara, Hz. Eyüp ile Hz. Elyassa adına yapılmış tür-
beleri, Hz. İsa ve başka dinî kişiliklerle ilgili efsa-
neleri de ekleyin. Hatta kimi tarihçi (Ebul Farac)
ve seyyahlara (Evliya Çelebi) göre Urfa, Nuh tu-
fanından sonra kurulan ilk şehirlerden birisidir...
Hristiyanlık da devlet dini olarak ilk kez Urfa’da
kabul görmüştür. Sonuçta, Urfa’nın Yahudilik,
Hristiyanlık ve İslamiyet ile birlikte anılan bir şehir
olduğunu göreceksiniz...
İki: Urfa, Türkiye’de en çok arkeolojik kazı yapı-
lan il özelliğine sahiptir. Arkeolojik kazılarla ve ta-
rihî araştırmalarla ilgili yazılı verilere göz attığımız-
da Urfa’ya hâkim olmuş siyasî birlikler ile ilgili ge-
niş bir liste çıkarmamız mümkündür. Bunların
(Ebla Krallığı, Hurri -Mitanni, Yeni Asur, Urartu,
Selevkos, Abgar Prensliği, Osrhone Krallığı,
Partlar gibi) pek eski olanlarını değil, son iki bin
yıllık süreç içinde Urfa’da hüküm sürenleri sırala-
yalım: Roma, Bizans, Emevi, Fatımi, Anadolu
Selçuklu, Eyyubi, Memlük, Osmanlı, Türkiye ...
Diğer bir ifade ile Araplar, İranlılar, Haçlılar, Türk-
ler...
Üç: İkinci madde içinde adlarını andığımız sosyal
birliklerin Urfa’nın anlamına kattığı hangi maddi
ve manevi zenginliği sayalım? Efsaneler, edebî
birikimler, mimari eserler, sanat şaheserleri, folk-
lorik değerler. ..
Urfa’nın İslam çağı...
Geçmişindeki bunca çok kültürlülük bir tarafa,
bugün Urfa’yı Urfa yapan temel bütünlük İs-
lam’dır. Zira bu şanlı toprak, yukarıda saydığımız
farklı siyasi yapılar arasında en çok İslam’a men-
sup unsurlarla ile iç içe olmuştur. Bunun sonu-
cunda ise bugün Urfa, maddi ve manevi dina-
mikleriyle özgün bir İslam şehri olarak varlığını
sürdürmektedir.
Urfa’nın İslamiyeti le müşerref oluşu 7. yüzyıla
kadar iner. Urfa’nın Türk hâkimiyetine ilk girişi ise
Selçuklular dönemine tekabül eder. Melik Şah,
Urfa'yı 1087’ de Bizans'tan alır. Urfa, sonraki dö-
nemlerde Haçlılar, Artuklular, Zengîler, Eyyûbîler,
Harezmliler, Moğollar, Memluklular, Akkoyunlu-
lar, Karakoyunlular dönemlerini yaşar. Şehir 16.
yy'ın başında Safavilerin eline geçmiş, aynı yüz-
yılda Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Urfa, İslam çağında kendisini bu dinin bir men-
subu yapacak belirgin unsurlarla donanacaktır.
Bunlar arasında öncelik camilerde olacaktır. Ca-
mi bakımdan Urfa, başka bir şehre kolayca na-
sip olmayacak bir zenginliğe sahiptir. Yedinci
yüzyıldan itibaren İslam hâkimiyetine giren Ur-
fa’da halen ayakta olan tarihî camilerden Ulu Ca-
mii (Cami-i Kebir) ve Pazar Camii muhtemelen
Zengîler dönemine (12. yy.), Halil-ür Rahman
Camii Eyyubîler dönemine (1211), Hasan Padi-
şah Camii Akkoyunlular dönemine (15. yy.) aittir.
Selahattin Eyyubi Camii, Circis Peygamber (Pey-
gamberler) Camii ve Fırfırlı Camii kiliseden çevril-
miştir. Bunların dışında kalan camiler Osmanlı
dönemine aittir: Arabi Camii, Asım Paşa Mesci-
di, Behramlar Camii, Çakeri Camii, Dabbakhane
Camii, Eski Ömeriye Camii , Hacı Lütfullah Cami-
i, Hacı Yadigar Camii, Hayrullah Camii, Hekim
Dede Camii, Hızanoğlu Camii, Hüseyin Paşa Ca-
mii, Hüseyniye Mescidi, İmam Sekkâki Camii,
Kadıoğlu Camii, Kara Musa Camii , Kıbrıs Mesci-
di, Kutbeddin Camii, Mevlid-i Halil Camii, Mevle-
vihane Camii, Miskinler Mescidi, Müderris Cami-
i, Narıncı Camii, Nimetullah Camii (Ak Camii),
Nur Ali Mescidi, Rızvaniye Camii, Siverekli Mes-
cidi, Şehbenderiye Camii, T oktemur Me scidi,
Tuzeken Camii, Yusuf Paşa Camii, Ye ni Ömeriye
Camii...

“Mescidü’l-Hamra": Kırmız ı Mescit...
Anadolu’daki Türk mimarisinin erken tarihli ör-
nekle rinden birisi olan Urfa Ulu Camii, Urfa mer-
kezindeki camilerin en eskilerindendir. Cami-i
Kebir Mahalle si’nde, Divanyolu Caddesi’nin batı-
sında yer alır.
İnşa kitabesi bulunmadığından, caminin ne za-
man ve kim tarafından yaptırıldığı kesin olarak bi-
linmemektedir. Camideki mevcut kitabeler çeşit-
li devirlerdeki onarımlara ait olup inşa tarihi hak-
kında fikir vermemektedir. Ulu Camii’nin yapı-
mıyla ilgili olarak kaynaklarda bazı tahmini ifade-
lere rastlanır.
Buna göre, Ulu Camii’nin bulunduğu yerde , vak-
tiyle bir sinagog yer almakta iken 5. yy. başların-
da Rabula adlı bir rahip bunu kiliseye dönüştür-
müş. St. Stephan Kilisesi denilen bu yapı, kırmı-
zı renkli mermer sütunlarının çokluğundan ötürü
“Kızıl Kilise" (Dermesik) olarak adlandırılmış. Aynı
sebeple Urfa Ulu Camii uzun zaman “Mescidü’l-
Hamra" (Kırmızı mescit) şeklinde anılmıştır.
Ulu Camii, işte bu kilisesinin yerine inşa edilmiştir.
Üstelik böyle bir gelişimin olduğuna dair deliller
de mevcuttur. Bunlar, bugün hâlâ varlığını koru-
yan kuzeydeki avlu, avlu duvarları ve giriş kapısı,
bazı sütun ve sütun başlıkları ile halen minare
olarak kullanılan sekizgen gövdeli çan kulesidir.
Zengîler dönemi eseri...
Kimi kaynaklarda Ulu Camii’nin yapım yılı olarak
1145 tarihine rastlansa da bu konuda sağlam bir
dayanak bulunamamıştır. Fakat Ulu Camii’nin
doğu duvarına bitişik olan medresenin cami av-
lusuna bakan kapısı üzerindeki ki-
tabede, medreseyi Selahattin Ey-
yubi’nin 1191’de yaptırdığ ı yazılı-
dır. Mantıken caminin medrese-
den önce yapıldığı düşünülürse
Ulu Camii’ nin, yörede Eyyu bi-
ler’den önce egemen olan Zengî-
ler döneminde, 1170-1175 yılları
arasında yaptırıldığı varsayılabilir.
Bu tahmini destekleyecek husus-
lardan birisi de Ulu Camii’nin Zen-
gîler devri mimari özellikleriyle
uyum göstermesi, özellikle, plan
şeması acısından daha çok Suri-
ye’deki Nureddin Zengî dönemi
yapılarıyla benzer olmasıdır.
Bu benzerliği bir adım daha ileri götürerek, eseri
Nureddin Zengî dönemiyle özdeşleştirmemiz
mümkündür. 1146-1174 yılları arasında hüküm
süren Nureddin Zengî, güçlü şahsiyeti ve yüksek
sanat görüşü ile Selçuklu sanatı geleneklerine
bağlı kalmış ve Halep, Şam gibi Suriye şehirlerin-
de yeni bir mimari üslubun gelişmesine öncü ol-
muştur.
Şehirleri mamur hale getiren Nureddin Zengî,
Halep Ulu Camii’ni de tamir ettirmişti r. Urfa Ulu
Camii, plan şeması bakımından Hale p Ulu Cami-
i’ ne benzemektedir. Bütün bunlardan hareketle,
Nureddin Zengî, Urfa’yı fethettikten sonra Ulu
Camii’yi inşa ettirmiştir diyebiliriz.
Bu arada, Ulu Camii ’nin bilinmeyenleri arasında
mimarı da yer almakta olup bu konuda herhangi
bir isim üzerinde düşünmek mümkün de ğildi r.
Mihrap önü kubbeye ilk geçiş...
Erken İslam dönemi cami inşa anlayışında kilit
yapılar olarak görülen Şam Emeviye Camii (706-
714), Harran Ulu Cami i (744-750), Diyarbakır Ulu
Camii (1091-1092), Silvan Ulu Camii (1152-
1157) , Urfa Ulu Camii (1170-1175), Mardin Ulu-
Camii (1176-1186), Kızıltepe Ulu Cami i (1200-
1204) ortak bir bölgede yer alan ve bu bölgede-
ki mimarî gelişim çizgisini belirleyen yapılardır.
U rfa Ulu Camii bu camiler arasında belirgin bir
özgünlüğe sahiptir. Şimdi bunları görelim:
Kesme taştan yapılan Urfa Ulu Camii, çok ayak-
lı, enlemesine dikdörtgen planlı ve çapraz tonoz
örtülü bir plan şemasına sahiptir.

Camiin harimi , mihrap duvarına paralel iki sıra
ş eklinde dizilmiş 11’er ayakla üç sahna ayrılır.
Kare kesitli ağır ve kısa payeler iç mekânın basık
görünmesine yol açar.
Ulu Camii ’nin mihrabı ortadan biraz sola doğru
kaçıktır ve önünde yer aldığı birim, sivri kemerler
üstünde biraz yükseldikten sonra, diğer birimler
gibi çapraz tonozla değil, tromplu bir kubbeyle
örtülerek vurgulanmıştır. Mihrap önü kubbesi dı-
şında kalan bölümlerdeki sütunlar sivri kemerler-
le birbirlerine bağlanmış ve düz bir dam ile örtül-
müştür. Bu arada camiin üç sahını birbirine eşit
değildir. Her sahının üzeri de ayrı ayrı çapraz to-
nozlarla örtülmüştür.
Sonuç olarak, çok ayaklı, yatık dikdörtgen planlı
cami tipindeki en önemli gelişim Urfa Ulu Cami-
i ’nde görülmüş ve mihrap önü kubbesinin oluşu-
muyla tamamlanmıştır. Böylece, cami plan ve ta-
sarımında kubbeli örtü sistemi oluşmaya başla-
mış ve bunu zamanla merkezi kubbeye geçiş iz-
lemiştir.
Ulu Cami i’nin iç içe sivri kemerli yuvarlak niş bi-
çimindeki mihrabı sade ve özgündür. Bununla
beraber yanındaki minber ve girişin üstündeki
müezzin mahfili orijinal olmayıp sonraki dönem-
lerde yapılmıştır. Yapı kubbe kasnağındaki ve
kuzey duvarındaki pencerelerle aydınlatılmakta-
dır.
Son cemaat yerine ilk adım...
Urfa Ulu Camii’nin harimine giriş dört kapıyla
sağlanmaktadır. Bunlardan cami avlusuna açılan
taçkapı siyah ve beyaz kesme taşların alternatif-
li dizilmesiyle sivri kemerli olarak yapılmıştır. Ya-
pının tek özgün bölümü olan bu taçkapının yan-
larındaki sütunçeler girişe zengin bir görünüm
vermektedir. Sivri kemer içindeki yazıtta, camiye
bitişik vaziyetteki medresenin onarım tarihi kayıt-
lıdır.
Urfa Ulu Camii, Anadolu Ulu camileri arasında
son cemaat yerinin ilk kez kullanıldığı cami ola-
rak bilinmektedir. Bu ayırt edici farklılığın, cami-
nin ilk plan şemasından mı geldiği yoksa sonra-
ları yapılan onarımlar sırasında mı eklendiği belir-
lenememiştir.
Caminin kuzey beden duvarı boyunca uzanan
son cemaat yeri, kare kesitli payelere oturan ve
her biri çapraz tonozlarla örülü 14 sivri kemerle
avluya açılır.
Kare avlu, sekizgen minare...
Urfa Ulu Camii kare planlı kalın duvarlı bir avlu or-
tasındadır. Avluya doğu ve batı kenarındaki iki-
şer, kuzey kenarının ortasındaki tek kapıyla girilir.
Avluda haçlı savaşlarında şehit düşen kuman-
danların mezarları ile Mevlana Halidoğlu’nun tür-
besi bulunmaktadır.
Avlunun kuzeydoğu köşesinde, avlu duvarının
üzerinde sekizgen planlı minare yükselir. Bu mi-
nare, aslında eski kiliseden kalma çan kulesi
olup İslam fetihlerinden sonra minare olarak kul-
lanılmıştır. Böylece yapı için yeni bir minare yapıl-
masına gerek kalmamıştır. Kesme taştan sekiz-
gen kaideli ve sekizgen gövdeli olan bu minare-
nin gövdesi üç silme ile bölünmüştür. Bunlardan
üçüncü bölümde kemerli dikey pencereler bu-
lunmaktadır. Bu pencereler kulenin en özgün mi-
mari öğeleridir. Saatli petek bölümü ise Cumhu-
riyet döneminde eklenmiş ve yapı bir nevi saat
kulesine dönüştürülmüştür. Şu halde Ulu Camii
minaresi, aynı zamanda şehrin ilk ve tek saat ku-
lesi işlevini de görmektedir.
Urfa Ulu Camii, 1684, 1779, 1780 ve 1870 tarih-
lerinde onarım görmüştür. Son zamanlarda cami
avlusuna kesme taşlardan bir şadırvan inşa edil-
miştir.

Cevat Akkanat



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97