Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 232. Sayı >> PORTRE >> Hz. Peygamber’in eşi Ümmü Habîbe (r.anha)

Hz. Peygamber’in eşi Ümmü Habîbe (r.anha)

Ezvac-ı Tahirat’ın Hz. Peygamber (s.a.s.)’in örnek aile hayatını Müslümanla-
ra öğretmeleri bakımından rivayet ettikleri hadisler büyük önem taşımakta-
dır. Bir eş, aynı zamanda da hadis ravisi olarak Ümmü Habîbe (r.anha)’nin
Allah Rasulü’nden 65 hadis rivayet ettiği bilinmektedir.

Asıl adı Remle olup ilk çocuğunun adı sebebiyle
Ümmü Habîbe ismiyle tanınmıştır. Mekke’nin en
önemli kabilelerinden olan Beni Ümeyye’ye men-
sup Ebu Süfyan’ın kızıdır. Annesi de aynı sülale -
den Ebu’l-Âs’ın kızı Safiyye’dir. Bu hanım aynı
zamanda Hz. Osman (r.a.)’ın da halasıdır.
Remle bint. Ebu Süfyan ilk evliliğini Hz. Peygam-
ber ( s.a.s.)’in halası Ümeyme bint. Abdülmutta-
lib’in oğlu olan Ubeydullah b. Cahş ile gerçekleş-
tirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in İslam’ı tebliğinin
başlangıcı aşamasında kocası Ubeydullah ile bir-
likte ilk Müslümanlar arasına dâhil oldu. Aynı dö-
nemde Mekke müşrikleri gerek Hz. Peygamber
(s.a.s.) ’e, gerekse onun davetine cevap veren
Müslümanlara karşı alay ve hakaretten başlayıp
öldürmeye varan kadar her türlü psikolojik, eko-
nomik ve fiziki baskı ve işkenceyi tatbik etmeye
başlamışlardı. Bu faaliyetleri gerçekleştiren Ku-
reyş kabileleri arasında geçmişten beri Hz. Pey-
gamber (s.a.s.)’in soyu Haşimoğulları’na düş-
manlık besleyen Ümmü Habîbe (r.anha)’nin soyu
Ümeyye oğulları da bulunuyordu. Başta Utbe b.
Rebia, Şeybe b. Rebia ve Ebu Süfyan olmak
üzere kabile önderleri Müslümanlara karşı her
türlü faaliyetin içinde yer almışlardır. Ümeyye lile -
rin muhalefet tavrı, Hz. Peygamber (s.a.s.)’i da-
vasından vazgeçirmek hususunda iknaya çalış-
maktan başlayıp onunla bizzat savaşmaya varın-
caya kadar derece derece şiddetlenmiştir. Onlar,
Mekke döneminde özellikle siyasi baskıyı ön pla-
na çıkarmışlar, hicret sonrasında ise Medine
üzerine gerçekleşen bütün saldırıları bizzat orga-
nize etmişlerdir.
Mekke müşrikleri, Hz. Peygamber (s.a.s.)’e oldu-
ğu gibi onun çağrısına cevap veren müminlere
karşı da her türlü psikolojik, ekonomik ve fiziki
baskı ve işkence tatbik etmişlerdir. Bu muamele-
lerden öncelikli olarak müşriklerin kendi kabilele-
rinden Müslüman olanlar nasibini almıştır. Ümmü
Habîbe (r.anha) ile eşi Ubeydullah b. Cahş da di-
ğer Müslüman kardeşleri gibi bizzat ailelerinin
sistematik baskılarıyla karşılaşmışlardır.
Ashabının maruz kaldığı zulüm ve işkenceleri en-
gellemeye gücü yetmeyen, üstelik onların ölüm
korkusu sebebiyle dinlerini terk etmelerinden en-
dişelenen Allah Rasulü ( s.a.s.) de, özellikle ken-
di ailelerinin şiddetli baskısına uğrayan ve kabile
himayesinden mahrum bırakılan Müslümanlara
geçici bir sığınma yeri olarak Habeşistan’a hicret
etmeleri tavsiyesinde bulundu. Bunun üzerine
miladi 615 yılında on bir erkekle dört kadından
oluşan ilk kafile Habeşistan’a gitti. İlk hicretten
yaklaşık bir yıl sonra Ca‘fer b. Ebu Tâlib (r.a.)
başkanlığında 82 erkek ve 18 kadından müte-
şekkil yeni bir Müslüman topluluk ikinci Habeşi s-
tan hicretini gerçekleştirdi. Ailesinin yoğun baskı-
sına tahammül edemeyen Ümmü Habîb e (r.an-
ha), eşi Ubeydullah b. Cahş ile birlikte, kızları Ha-
bîbe’yi de yanlarına alarak bu kafile içinde Habe-
şistan’a hicret etti.
Habeşistan’da muhacir Müslümanlar huzur için-
de yaşarken Ümmü Habîbe ( r.anha)’nin hayatını
olumsuz etkileyen beklenmedik bir hadise ger-
çekleşti. Dini uğruna her türlü sıkıntıya katlanan,
nihayet bu yolda yurdunu terk etme fedakârlığı
gösteren eşi Ubeydullah b. Cahş, Müslümanlığı
seçmeden önce benimsemiş olduğu Hristiyanlık
dinine dönmek istediğini açıkladı. Bu gelişme
karşısında son derece üzülen Ümmü Habîbe
(r.anha) bütün gayretlerine rağmen eşini kararın-
dan çeviremedi. Üstelik kocasından kendisinin
de Hristiyanlık dinini benimsemesi konusunda
baskı gördü. Karşılıklı anlaşmazlık ailenin parça-
lanmasını zorunlu hale getirince Ümmü Habîbe
(r.anha) eşinden ayrıldı. Ubeydullah ise dinini terk
edip Hristiyan olduktan sonra çok içki içmesin-
den dolayı alkolik bir kişi haline geldi, kısa süre
sonra da öldü.
Yurdundan uzakta yaşamak zorunda kalan Üm-
mü Habîb e (r.anha), hayat arkadaşının kendisini
terk etmiş olmasından dolayı son derece mah-
zun oldu. Üstelik yabancı bir ülkede yaşadığı için
korunmaya muhtaç duruma da düşmüştü. Mek-
ke’nin en soylu ve zengin ailelerinden birine
mensup olması sebebiyle Habeşistan’a göç
eden ancak kısa süre sonra çeşitli sebeplerle ge-
ri dönen Müslümanlarla Mekke’ ye ulaşması
mümkündü; ancak orada da sığınabileceği bir
kapı bulamayacaktı. Zira Mekke reislerinden olan
babası Ebu Süfyan, Müslümanlara dinlerinden
dönmeleri hususunda en fazla baskı yapanların
başında bulunuyordu. Ya gurbet yurdunda tek
başına sıkıntılı bir hayat sürecek ya da Mekke’ye
dönüp babasının dinini terk etmesi için yapacağı
baskılarla baş etmeye çalışacaktı. Bu çaresizlik
ortamında çile doldururken onun gönlünü ferah-
latacak bir haber geldi: Hz. Peygamber (s.a.s.)
Habeşistan muhacirleri arasında himayesiz bir
şekilde kalmış bulunan Ümmü Habîbe (r.anha) ile
evlenme kararı vermişti. Nitekim onun emriyle
Medine’den gelen elçisi Amr b. Ümeyye (r.a.),
Necâşî’den Ümmü Habîbe (r.anha)’nin Hz. Pey-
gambe r’le ( s.a.s.) nikâhlanmasını talep etti . Ha-
beş Muhacirlerinden olan, aynı zamanda kendisi
gibi Ümeyyeoğullarına mensup bulunan Hâlid b.
Said (r.a.)’in kıydığı nikâh ve Necâşî’nin şahsî he-
sabından ödediği dört yüz dinar mehir ile gıyabi
evlilik akdi gerçekleştirildi. Hz. Peygamber
(s.a.s.) bu girişimi ile İslam adına birçok fedakâr-
lıkta bulunan bu muhacire hanımı taltif etmiş,
onu müminlerin annesi olma payesiyle şereflen-
dirmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Ümmü Habîbe (r.an-
ha)’nin nikâhlanmasından kısa bir süre sonra Ha-
beşistan’da kalan muhacirlerin Medine’ye getiril-
meleri kararı alındı. Bu amaçla hicretin 7. yılında
(m. 628) Habeş kralının yardımı ile Hz. Peygam-
ber (s.a.s.)’in elçisi Amr b. Ümeyye (r.a.) vasıta-
sıyla Müslümanlar Hayber Fethi’nin gerçekleştiği
esnada Arap Yarımadası’na geri döndüler. Üm-
mü Habîbe (r.anha) de kızı Habîbe ile birlikte Me-
dine’ye geldi.
Hz. Peygamber ( s.a.s.)’in bu evliliğinin Ümmü
Habîbe (r.anha)’nin onurlandırılması kadar, Müs-
lümanlığın yayılması ve Mekke-Medine birliğinin
sağlanması noktasında da önemli bir rol ifa ettiği
unutulmamalıdır. Her şeyden önce bu izdivaç
sebebiyle Hz. Peygamber (s.a.s.), e n büyük mu-
halifi durumunda olan Ebu Süfyan’a damat ol-
mak suretiyle onunla akrabalık kurmuştur. Esa-
sında Arap örf ve âdetlerine göre kendisiyle ev-
lenmek istenen kadın için önce babasına, o yok-
sa amcasına veya amcasının oğullarına müraca-
at edilmesi gerekirdi. Ancak, Hz. Peygambe r
(s.a.s.)’in, Ümmü Hab îbe (r.anha) ile evlendiği
dönemde Ebû Süfyan henüz İslâm’a girme diği
için bu evlilikten haberi bile olmamıştı. Kızının
kendisine danışılmadan en büyük düşmanıyla
evlenmesinin, Ebu Süfyan’ın rahatsızlığına sebep
olacağı beklenirken aksine onun bu gelişmeden
dolayı memnun olduğu görülür. Zira kızının evlili-
ği haberini alınca Hz. Muhammed ( s.a.s.) için “O,
reddedilmeyecek bir erkektir." diyerek gerçekle-
şen izdivacı tasvip etmiş, gıyaben onaylamıştır.
Mümtehine suresinde geçen, “Umulur ki, Allah
aranızda düşmanlık bulunan kimselerle sizin ara-
nızda bir dostluk tesis eder."
(Mümtehine, 7)
ayeti-
nin bu gelişmeyle ilgili olduğu rivayet edilir. Ge -
çekten de Ümmü Habîbe ( r.anha)’nin evliliğinden
sonra Ebu Süfyan’ın gerek Hz. Peygamber
(s.a.s.) gerekse diğer Müslümanlara karşı tavır ve
davranışlarında belirgin bir yumuşamanın olduğu
aşikârdır.
Müslümanlar ile Mekke müşrikleri arasında imza-
lanan Hudeybiye Barış Antlaşması’nın hükümle-
rine göre Kureyş kabilesinin dışında kalan diğer
kabileler, ya Hz . Muhammed (s.a.s.) ’in veya Ku-
reyş kabilesinin emniyet ve garantisini kabul et-
mede serbest bırakılmışlardı. Buna göre Huzaa
kabilesi Müslümanları, Benî Bekr ise Mekke
Müşriklerini tercih etti . Hâlbuki bu iki kabile ara-
sında eskiden beri düşmanlık vardı. Benî Bekr
kabilesi, intikam almak niyetiyle Kureyş’in de
desteğiyle hicretin sekizinci senesi Şaban ayında
bir gece vakti Benî Huzaa’ya hücum etti. Baskın
esnasında Kureyş’in ileri gelen reisleri Safvân b.
Ümeyye , İkrime b. Ebu Cehil, Süheyl b. Amr, Hu-
veyti b b. Abdi'l-Uzza gibi kimseler de onlara yar-
dım etmişlerdi. Saldırı sonucunda Huzaa kabile-
sinden 23 kişi öldürüldü. Geri kalanları ise Ha-
rem’e sığınmak suretiyle canlarını kurtarabildiler.
Gelişmenin Hz. Peygamber (s.a.s.)’e haber veril-
mesinden sonra, sözlerini tutmadıkları ve antlaş-
mayı bozdukları, bu yüzden de Müslümanların
hücumuna uğrayacaklarından endişe duyan Ku-
reyşliler, Ümmü Habîbe (r.anha)’nin babası Ebu
Süfyan’ dan, özür dilemek ve antlaşmayı yenile-
meki çin Hz. Peygamber (s.a.s.)’e gitmesini rica
ettiler. Ebu Süfyan, pek istekli ve sonucundan
ümitli olmamakla birlikte Mekkelilerin aşırı ısrarı
sebebiyle Medine’ye ge ldi. Allah Rasulü (s.a.s.)
kendisiyle hiç ilgilenmedi . Başta Hz. Ebu Bekir
(r.a.), Hz. Ömer (r.a.), Hz. Osman (r.a.) ve Hz. Ali
(r.a.) olmak üzere ashap ileri gelenlerinden de
yüz bulamadı. Bunun üzerine ricacı olması için
kızı ve Hz. Peygamber (s.a.s.) ’in hanımı olan
Ümmü Habîbe (r.anha) ’nin yanına gitmeye karar
verdi. İçeri girdiğinde odadaki yatağa oturmak
istedi. Ancak kızı süratle yatağı altından çekerek
kaldırdı. Her haliyle oturmaya hazırlanmış olan
Ebu Süfyan düşmekten zor kurtuldu. Bunun
üzerine “Kızım, yatağı mı benden esirgedin, yok-
sa beni mi yataktan?" diye sitem edince Ümmü
Habîbe (r.anha)’den şu cevabı aldı: “O, Allah Ra-
sulü’nün yatağıdır. Sen ise bir müşriksin." Bunun
üzerine Ebu Süfyan “Kızım, benden sonra sana
hiç de iyi olmayan haller olmuş, sana şer bulaş-
mış." diyerek evi terk etti .
Hz. Peygamber’le (s.a.s.) dört yıl evli kalan Üm-
mü Habîbe (r.anha), onun vefatından sonra otuz
yıl daha ömür sürdü. Bu dönemde gerçekleşen
siyasi hadiselerden ve fitne ortamından uzak kal-
maya çalıştı. Halife Hz. Osman ( r.a.)’ın evini mu-
hasara altına alan asilerin, kuşatmanın on seki-
zinci günü onun yiyecek ve suyunu kesmeleri
üzerine, erzak yüklü bir katırı halifenin evine gö-
türmeye teşebbüs etmiş, ancak asiler saygısız
bir şekilde ona engel olmuşlardır.
Ümmü Habîbe (r.anha) daha sonraki hayatını
Medine’de tamamlamıştır. Bununla birlikte kar-
deşinin halifeliği esnasında Emevilerin başkenti
olan Dimaşk’ı ziyaret ettiği de kaydedilmektedir.
Hatta bu sebeple onun Şam’da vefat ettiği iddia
edilmiştir. Nitekim Dimaşk’ın Bâbu’s-Sağîr kab-
ri stanında pek çok sahabe mezarının yanında
Ümmü Habîbe (r. anha)’nin bir türbesi bulunmak-
tadır. Ancak tarihçiler onun Medine’de vefat etti-
ği hususunda hemfikirdilerler.
Ezvac-ı Tahirat’ın Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ör-
nek aile hayatını Müslümanlara öğretmeleri bakı-
mından rivayet ettikleri hadisler büyük önem ta-
şımaktadır. Bir eş, aynı zamanda da hadis ravisi
olarak Ümmü Habîbe (r.anha)’nin Allah Rasu-
lü’nden 65 hadis rivayet ettiği bilinmektedir.

Doç. Dr. Adem Apak - Uludağ Üniv. İlahiyat Fak.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97