Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 234. Sayı >> SÖYLEŞİ >> "Onlar artık çocuk değil"

"Onlar artık çocuk değil"

Psk. Orhan Gümüşel:

Onlar artık çocuk değil

Artık çocuk değiller! Ailelerin kabulde en zorlandıkları konuların başında bu gelmektedir ve çatışmaların da fitilini buradaki yanlış kavrayış ateşlemektedir. Bu tür davranışlara gençler ergenlik döneminin fırtınalı yıllarında "Savaş hep savaş" şeklinde bir strateji ile cevap vermektedirler. İşte bu nedenle ergenlik döneminin en az hata ile nasıl geçirilebileceği konusunu gündeme almak istedik. Ergenlik döneminde yaşanan riskler nelerdir? Onlarla doğru iletişim nasıl kurulur? Kendilerini nereye ait hissederler? Dönüşüm ve değişim sancılarının yaşandığı bu dönemde onlarla sağlıklı iletişim köprüleri nasıl kurulabilir? Ailelerin yanlış tutumları ne şekilde doğru tutumlara dönüştürülebilir? İşte tüm bu konuları Ergen Klinik Psikoloğu Orhan Gümüşel ile konuştuk.

Ergenler "ergen" tanımından pek hoşlanmıyorlar ama bize bu kavramın neyi içerdiğini anlatır mısınız?

Evet haklısınız. Onlar kendilerine daha çok "genç" denmesinden hoşnut oluyorlar. Ancak psikiyatri/psikoloji literatüründe daha çok çocuk-ergen-yetişkin şeklinde tanımlanıyor insanın dönemleri. Fransız psikiyatr Dolto, ergenliği ikinci doğum olarak tanımlıyor. Yine bir başka uzman olan Hamack; ergenlikle başlayan, zihinsel bir durum, bir tutum, bir yaşam tarzıdır ve birey, ana-baba denetiminden bağımsızlığını kazandığında sona erer, şeklinde tanımlıyor.

Burada tanımlamalar kültürel ve coğrafi etkilere göre mi değişiyor?

Tabii. Bedensel, ruhsal ve toplumsal gelişme ve değişme süreçlerinin yaşandığı gençlik çağını kapsayan yaş dilimleri ülkeden ülkeye, yayından yayına farklılık gösterebiliyor. Örneğin UNESCO gençlik çağı olarak 12-24 yaş dilimlerini kabul etmiştir.

O halde aslında bir değişimden, gelişimden daha doğrusu köprüden mi bahsetmiş oluyoruz ergenlik dediğimizde?

Tam da budur. Tanımak ve tanımlamak, anlamak ve anlatmakla çok fazla ilgilendiğimiz doğumdan beri getirdiklerimizi gelecekten beklentilerimizle harmanlayıp kendimizi biçimlendirdiğimiz bir köprüdür ergenlik dönemi.

Bu geçişler önemli. Ergenlik döneminde kişide bilinen fiziksel değişimler yaşanıyor. Buna paralel olarak duygu ve düşüncede de değişimler yaşanıyor mu?

Yaşanıyor elbette. Fiziksel değişim belirgin ama diğer değişim kimi zaman ıskalanıyor. Ergenlik döneminde önemli bir gelişme de düşünsel alanda yaşanır. Mesela somut düşünme niteliği, soyut düşünebilmeye varır bu dönemde. Bu da ergenin dış dünyayı algılamasında değişikliğe yol açar. Olayları daha çok sorgulamaya başlar. Farklı açılardan olaylara bakabilmeye başlar.

Ergenlik dönemi dendiğinde çoğumuzun aklına öfke hali ve çatışmalar gelir değil mi?

Çok normaldir bunun gelmesi. Çünkü yeni toplumsal çatışma ve istekler ergenin kafasını karıştırır. Bu dönemde ergen huzursuzdur. Bu gelişmeyle duygular, arkadaş ilişkileri, aile ile kurulan iletişim ergenin kendini tanımlarken dikkat ettiği özellikler olur. Ergenlik döneminin başında ergen, sorununu çözmek için gerekli ilişkileri görebilir, ancak çözüm için gerekli olan planlamayı yapmakta zorlanır. Gelişimin sonraki evrelerinde (16-18 yaş) düşünülen ve planlanan seçenek sayısı artar.

Siz ergenlik dönemini de evrelere ayırdınız. Bu evrelerde isteklerde de değişim mi gözlenir?

Bu dönemi iyi anlamak için çok iyi bir gözlem yararlı olur. Evrelere ayırmak, anlamayı ve tepkileri yorumlamayı kolaylaştırabilir. Bu gelişmenin doğal sonucu olarak elindekiyle mutlu olamama durumu ortaya çıkar. "Benim cep telefonum neden yok" gibi istekler zaman zaman aileyi zor duruma sokar. Ergene ailenin koşulları ile ilgili bilginin verilmesi, onun düşüncelerinin dinlenip anlaşılması, sorumluluk duygusunun kazandırılması ile iletişim daha sağlıklı olacaktır.

Çok mutlu olan genç birden bire hüzün bulutlarına yakalanmış gibi olabiliyor. Bu duygu değişimleri nasıl anlaşılabilir?

Ergenlik döneminde gerçekten de duygularda farklılaşma, iniş çıkışlar görülür. Genç bir anda kaygıdan mutluluğa geçebilir. Sevinçten sıkıntıya, kızgınlıktan sevecenliğe geçiverir. İlgi ve sevgiyle iletişim kurduğu insanlara karşı kısa bir süre sonra kin ve nefret duyabilir. Ergen bir gün çok mutluyken, ertesi gün çok üzgün olabilir. Ergenin zaman zaman duygularını ve heyecanlarını denetleyemediği de görülür. Öfkesini, sevincini kontrol etmekte sorun yaşayabilir.

Ergen çatışmalarının temelinde yatan temel dinamikler nelerdir?

Ergenlik çatışmalarının temelinde yatan en önemli dinamiklerden birisi güven-güvensizliktir. Bir de bunun somutlanmaya çalışılan durumları; beğenme-beğenmeme, beğenilme-beğenilmeme, başarma- başaramama gibi... Esas olan ise tanımak ve tanımlamak süreci içinde kendini ifade, başkalarını anlamaya çalışma gibi durumlardır. Değişen durumlara uyum çabası da başka önemli bir dinamiktir.

Başkaldırı dönemi de diyebileceğimiz ergenlikte yaşanan fırtınalar, kavgalar nelerdir? Bu dönemin sağlıklı geçirilmesi nelere bağlıdır?

Ergenlik döneminde kişide belirgin olarak hem fizyolojik hem de psikolojik değişmeler hızlı ve ardışık biçimde gözlenir. Dönemin temel özelliği her iki anlamda da çatışmadır. Bir başka deyişle ergenlik tam anlamıyla bir savaş dönemidir.

Nasıl bir savaş bu? Ailesini tedirgin edecek boyutlara ulaşır mı?

Çok yönlü bir savaş diyebiliriz. Fizyolojik açıdan hormon savaşları yaşanır. Psikolojik açıdan da kişilik savaşları yaşanır. Aynı zamanda bir yapılanma dönemidir. Kaçınılmaz olarak bu süreç içinde hem ergenin hem de yakın ve dolaylı sosyal çevresinin sıklıkla yaşadığı duygu ise gerginlik ve buna dayalı kaygı yaşantılarıdır. Bu da ailesinde ve yakın çevresinde kuşkusuz tedirginlik sebebidir.

Bu dönemde ergenin yaşadığı kaygıyı öncelikle anlamaya ihtiyaç var, değil mi?

Evet, ergenin yaşadığı kaygıyı ve temel nedenleri anlamaya ihtiyaç var. Bu hem aile için hem de öğretmenleri için önemlidir. Bu kaygılar da karşımıza iki ana temelde çıkarlar. Birincisi içsel kaygılardır. Bunlar ergenin kendi ve çevre algılamalarını nasıl adlandırdığı ile şekillenir. İkincisi ise çevresel yani dışsal kaygılardır. Bunlar genellikle sosyal kaygı nitelikli olup sosyal baskılardır. Gelecekle ilgili yapılandırmaları ve müdahaleleri içerir.

Ergenlik dönemini bir köprü dönem olarak tanımlamıştınız. Şimdi de bir yapılandırma dönemidir açılımında bulundunuz. Nedir kastettiğiniz şey?

Çok doğru, hem köprü hem de yapılandırma dönemidir. Başka bir deyişle kişi bu dönemde sürekli olarak yeni bilgiler alır. Yeni ilişki sistemleri geliştirir. Yeni sorumluluklarla yüz yüze gelir. Ve ilk kez karşılaştığı durumlarla yüzleşmeler yaşar. Sürekli olarak kendisini ve çevresini anlamaya çalışır. Yargılama mekanizmalarını çalıştırır. Bazı suçlamalar, yargılamalar işte bu nedenle çok belirgindir.

Bu aforizmayı biraz somutlaştıralım isterseniz.

Tabii gayret edeyim. Örneğin bir genç; ani ve sonuçlarını hiç düşünmediği tepkiler verebilir bu dönemde. İnatçıdır, hoşgörüsüz olmaya eğilimlidir. Çabuk sinirlenmeler olur. Başkalarını küçük görür, üstten bakar. Uzlaşmaya yanaşmaz hatta reddetmeler görülür. Keskin ve sert bir konuşma tarzı benimser. Saldırganlıkta artışlar olur. Karşıt tepki geliştirir. Yalan söylemeye yatkın olur. Otoriteye ve kurallara karşı gelme gibi davranışlar gösterebilirler.

Bu anlattıklarınızdan bir "provakasyon" dönemi ile ailelerin karşı karşıya olduğu sonucunu çıkarıyorum.

Bu dönem söylem ve eylem çok önemli... Engellendiklerini düşünmeleri onları negatifleştirebilir. Bu dönemde gençler özgür olmak istediklerini her fırsatta dile getirirler. Anne babaların dikkat etmeleri gereken nokta, çatışmayı büyüten söylemlerden uzak durmak olmalıdır.

Özgür olmak ve her kararda aktif olmak istediklerinden mi engellenme duygusu yaşıyorlar?

Bunlar belirgin duygulardır. Karar alma ve uygulama aşamasında onun yerine kararlar almak ve uygulamasını önermek bu duygularını besler. Bunun yerine karar alma sürecinde ve uygulamada yardımcı olmakla yetinilmelidir. Önemli olan başka bir husus ise, anne babaların söyledikleri ve uyguladıkları arasında çelişkiye yol açabilecek farklılıklar olmamasıdır. Unutmayalım ki gençler kendilerine söylenenleri değil, gördüklerini daha çok öğrenir ve uygularlar.

Yardımcı olmak yeterli diyorsunuz. Bunun dışındaki davranışlar gençleri sustursa bile uzaklaşmalarına mani olur mu?

Asla olmaz. Hatta tetiklediği, uzaklaşmayı hızlandırdığı bile söylenebilir. Dışarıya açılmakta olan genci kısıtlamaya çalışmak daha çok dışarı itme anlamına gelir. Aile ortamını kendisini rahat ifade edebileceği bir şekilde sunmak son derece önemlidir.

Genç bu dönemde biraz sallantıda diyebilir miyiz? Sahiplenilmesi, değerli olduğu duygusunun hissettirilmesi gereken bir dönem mi ergenlik dönemi?

Tabii. Özel olmak ister. Ailesi için değerli olmak ister. Sözüne değer verilsin ister. Aile ile ilgili karar alma ve uygulama mekanizmasına katılması bu duyguları yaşatır onda. Hem de aidiyet duygusunun güçlenmesini sağlar. Ayrıca bunlar kendini ifade edebileceği özgür ortam yaratma anlamında verimli ve önemlidir. Değer verildiği duygusunu güçlendirir. Ona karşı sabırlı ve sevecen davranabilmek gerekir. Bunu başarabilirseniz maksadının ne olduğunu anlayabilme ve ne düşündüğünüzü ona anlatabilme şansınız olur.

Gençlerin arkadaş gruplarına yoğun ilgisi, dışarı ile yoğun teması ailede "kaybediyoruz" alarmına neden olabiliyor. Bu kaygı anlamlı mıdır?

Aslında dışarıya açılma istekleri hiçbir zaman aileyi terk etme arzusu anlamına gelmez. Aile paniklememelidir. Sağlıklı sosyalleşme için karşılıklı güvene dayalı bir ortam oluşturulmasına fırsat sağlanmalıdır.

Bu dönemde gençler en küçük ima taşıyan bir eleştiriye bile öfkeli karşılıklar verebiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Çok haklısınız. Duyarlılığın zirvede olduğu bir dönemdir. O nedenle eleştirinin yönünü ve dozunu iyi ayarlamak gerekir. Eleştirinin yönü ve biçimi önemlidir. Yapılan hata ile ilgili olmalıdır eleştiri. Kişiliğe müdahale anlamına gelebilecek sözlerden kaçınılmalıdır. Genç "Sen dili"nin kullanımını suçlama gibi algılayabilir.

Bu konuda temel yaklaşım ne olmalıdır? Anne babalara birkaç altın cümle rica edersem neler söylersiniz?

Aklıma gelen birkaç cümleyi sırası ile söyleyeyim:

Sizin için bir şeyler yapması, size iyilikler yapması için fırsat tanıyın. Özelinizden bir şeyler paylaşın ki o da sizinle paylaşabilsin. Büyümesini destekleyin ancak otorite rekabetine girmemeyi de asla unutmayın. Söylediklerinizde ve yaptıklarınızda mutlaka tutarlı ve adaletli davranmaya çalışın. Sevildiği mesajını düzenli, tutarlı ve abartmadan verin. Güçsüz yönleri üzerinden çok eleştirmeyin, güçlü yönlerini beraberce tanımaya uğraşın. Herkesin hata yapabileceği ilkesine gerçekten inanın. Zorlamayın. İkna edin. Emretmeyin. Rica edin.

Ergenlerde baş gösteren marka tutkusu neyi ifade eder? Bu dönemde sanırım bu durum da çok yaşanıyor.

Sosyal statü ediniminin bir şekilde kişilik göstergesiymiş gibi yansıtılmasıdır. Kendisini daha kaliteli sunabilmek amaçlı ve dejenere modernitenin tüketim biçimi ile kendini ifade biçimidir.

Ergenlikte doğru bireyselleşmenin nasıl yaşanması gerektiğini bir cümleyle nasıl formüle edersiniz?

Ergenlikte doğru bireyselleşme en kısa şekliyle; bir kişilik vizyonuna sahip olma, bu vizyona uygun hedef yapılandırması, hedefe yönelik strateji geliştirme ve alternatiflendirme ve son olarak da kişilik kaynaklarına yönelik farkındalığı güçlü tutarak bunları uygulamaya dökebilmektir.

Ergenlik döneminde akademik başarıda düşüşe, duraksamaya rastlanır mı? Okul başarısı ne şekilde etkilenir?

Sıklıkla karşılaşılan bir durumdur ancak illaki gerçekleşecek diye genelleme yapamayız. Bu yanlış olur. Çatışmaların şiddetinin artması ve çözümünün öncelik halini aldığı durumlarda ardışık ve rutin görevler ihmal edilebilmektedir bu dönemde. Sonucunda da başarıda düşüş meydana gelebilmektedir. Bazı ergenlik dönemi başlangıçlı ya da ergenlik sürecine denk gelen psikiyatrik bozukluklar da yine okul başarını negatif etkileyen etkenlerdir.

Son olarak ergenlik dönemine ilişkin ailelere düşen görevler konusunda da öneriler rica etsem hangi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Korumak adına genci boğmayın, ona güvenin ve inisiyatif bırakın. Kontrollü ve sorumlu davranışın örneği olmaya özen gösterin. Sizin de yanlışlarınız olabileceğini kabul edin ve kişiselleştirmeyin. Ayrıca sorumlu davranış geliştirmenin saygınlık getireceğini öğretin.

Uğur Canbolat



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97