Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 234. Sayı >> SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER >> "Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen"

"Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen"

Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen
Şeyh Gâlib

(Kendine dikkatlice bir bak; sen âlemin özüsün.
Sen varlıkların gözbebeği olan insansın.)

D ivan şiirinin son büyük temsilcisi sayılan Şeyh Galip, edebiyatımızda, yaşa-
dığı döneme bir çığır açmış ve Divan edebiyatına değişik bir bakış açısı ge-
tirmiş sanatçılarımızdandır. Birçok kalıplaşmış düşünce onunla yeni bir bo-
yut kazanmıştır.
Şeyh Galip, insanın eşref-i mahlûkât, yani yaratılmışların en şereflisi sıfatıyla yara-
tıldığını, bu yüzden insanların da insanca yaşaması gerektiğini savunur. Yani in-
san, yaratılışındaki hikmeti kavramalı ve ona göre düşünmeli, ona göre hareket
etmeli. Şeyh Galip, şöyle diyor bir şiirinde:
“Ey dil, ey dil niye bu rütbede pür gamsın sen
Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen
Secde-fermâ-yı melek zât-ı mükerremsin sen
Bildiğin gibi değil cümleden akvamsın sen
Rûhsun nefha-i Cibrîl ile tev’emsin sen
Sırr-ı Hak’sın mesel-i Îsî-i Meryemsin sen."
Günümüz Türkçesiyle şöyle sesleniyor: “Ey gönül, ey gönül, neden bu kadar
gamla dolusun? Yıkıksın, kırık dökük bir haldesin hâlbuki sen tılsımlı bir hazine-
sin. Meleklerin secde etmeleri emredilen kadri yüceltilmiş bir varlıksın. Bildiğin gi-
bi değil, her varlıktan daha olgun, daha ilerisin. Ruhsun, Cebrail’in üfürmesiyle
ikizsin. Sen Allah'ın sırrısın, Meryem’in oğlu İsa gibisin." Bu ifadelerle Galip, âde-
ta insanı sarsmak, yaratılışı üzerinde tefekküre teşvik ettikten sonra da harekete
geçirmek ister.
İnsan bazen kendini çok zayıf, güçsüz, umutsuz, yılgın hisseder, kendinde hiçbir
işi yapacak kuvvet bulamaz. Âdeta yıkık bir virane gibidir; fakat o, aslında böyle
değildir. Sadece içinde bulunan enerjiyi keşfedemeyişin uyuşukluğunu yaşamak-
tadır. Galip, burada bir durum tespiti yapıyor ve diyor ki sen, yıkık bir viraneye
benziyorsun; fakat unutma ki hazineler viranelerde bulunur. Burada eski bir ge-
leneğe telmih yapılıyor. Eskiden hazineler viranelere saklanırmış.

Şeyh Galip, insanın yaratılışı üzerine çok dü-
şünmüş bir şair mütefekkirimizdir. Kendisini ye-
tiştiren ana kaynaklardan biri de Mevlana’dır ki
onu çok okuduğunu ve ondan etkilendiğini
kendisi de bizzat söylemektedir. Şiirlerindeki
genişlik ve derinlik Mevlana’nın Mesnevi’sinde-
ki iç içe geçmiş hikâyeleri hatırlatıyor. Bir şiirin-
de yine Allah’ın insana verdiği ruh genişliğini,
hayal zenginliğini, kudret cevherini şöyle izah
ediyor:
“Bir şu’lesi varki şem’-i cânın
Fânûsuna sığmaz âsmânın
Bu sîne-i berk-âşiyânın
Seynâ dahi görmemiş nişânın
Efrûhte-i inâyetindir."
Şiiri günümüz Türkçesiyle ifade edersek, aşağı
yukarı şu anlama geliyor: “Can mumunun öyle
bir yalımı var ki gökyüzü fanusuna bile sığmaz.
Bu şimşekler yuvası olan göğsün izini Tur Dağı
bile görmemiştir. Onu senin inayetin, senin lüt-
fun yaktı, parlattı."
Allah, insanı en yüce bir şekilde yaratmıştır;
çünkü insan hiçbir mahlûkâtın üstlenemediği
sorumluluğu yüklenmiştir. Ahzâb suresi, 72.
ayette şöyle buyruluyor: “Şüphesiz biz emane-
ti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar
onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler.
Onu insan yüklendi." Böylece Allah Teala, kâi-
natta insanı muhatap almıştır. Bütün mahlûkât
da insanın emrine verilmiş; bir başka deyişle in-
san bir bakıma emrine verilen mahlûkâtın sevk
idaresiyle memur edilmiş; ancak onunla da
mükellef sayılmış, dünyadaki davranışıyla imti-
han edileceği bildirilmiştir. Yani başıboş da de-
ğildir insan. Hud suresinin 56. ayetinde, “İşte
ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Al-
lah’a dayandım. Yeryüzünde bulunan hiçbir
canlı yoktur ki, Allah, onun perçeminden tut-
muş olmasın." buyruluyor.
İnsanın yaratılışındaki üstünlük, insandaki cev-
her üzerine Şeyh Galip’in fikirlerini destekleyen
bir şairimiz de Gülşenî’dir. Gülşenî bir beytinde
şöyle diyor:

“Âlemin maksûdu sensin
cânı sen
Hayf ola kim olan şâ-
kird-i ten."
“Bu dünyanın ya-
ratılma amacı
sensin, canı da
sen. Eğer ten’e
çırak olursan ya-
zıktır." Gülşe-
nî’ nin söyleme k
istediği de Ga-
lip’ten farklı değil-
dir. O da dünyanın
yaratılma sebebi ola-
rak insanı gösteriyor ve
insanın bu şuurla hareket et-
mesini bekliyor. Kendindeki bu yü-
celiği unutup hayvani davranışlar sergileyene
yazıklar olsun, diyor. Ten’e çırak olmak, sade-
ce hayvani/nefsani duygulara esir olmak anla-
mına geliyor ki burada da nefsine hâkim ola-
mayan insanların Kur’an’da belirtildiği üzere
“hayvandan da aşağı" sıfatına bürünebileceği
hatırlatılıyor.
İnsanın aslında mukaddes bir varlık olduğu ve
yaratılışındaki üstünlüğü dile getiren bir şair de
Gubarî’dir:
“Gâfil olma gözün aç âlem-i kübrâsın sen
Sidre vü levhü kalem arş-ı muallâsın sen
Gubarî: “Gafil olma, gözünü aç. Sen en büyük
âlemsin. Sidre, tahta, kalem ve yüce arşsın
sen." ifadesiyle insanlığı ve kulluğu temsil eden
bir peygamberin, Hz. Muhammed’in, miracına
da telmihte bulunarak her insanın tek başına
büyük bir âlem olduğunu vurguluyor.
Şeyh Galip, hoşça bak zâtına derken insanın
yaratılışı üzerine fikretmenin lüzumunu öğütle-
mekten başka, ümitsizliğe düşmenin, dünya
dertlerinin altında ezilip kalmanın, mücadele-
den vazgeçmenin de insan onuruna ve fıtratına
yakışmayan bir davranış olduğunu ve hayata
iyimser bir gözle bakmak gerektiğini söyler.

Vedat Ali Tok



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97