Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 110. Sayı >> HAYATIN İÇİNDEN >> İslâm'da Evlenmenin Önemi

İslâm'da Evlenmenin Önemi

Dinin genel amaçlarından biri de nesli korumaktır. Neslin korunması da öncelikle insanların çoğalması ile mümkündür. Doğup büyüyen bu nesil manen ve maddeten sağlamlığı, sağlıklılığı ve değerlere olan bağlılığı ile kemalini tamamlar. Böylece insan nesli bir yandan çoğalırken, öbür taraftan din sayesinde insan haysiyet ve şerefine uygun bir olgunluk, ahiret yurdunda mutluluk, dünya hayatında zindelik; ve nihai amaç olan Allah rızasına kavuşmanın bahtiyarlığını kazanır. ÒYaratıkların en şereflisi olan insanÓ bu niteliği ile de diğer canlılardan ayrılır ve onlardan üstünlük arzeder.
Sözü edilen bu şeref ve fazilet ise ancak ve ancak meşru olan evlilikle mümkündür. Evliliğin temeli de nikah akdidir. Nikah ise dinimizde, belli şartları taşıyan ve sadece insan cinsinden olmak şartıyla bir erkek ve bir kadının şahitler huzurunda, tesir ve telkin altında kalmadan açık beyanları ve bu beyanlarının, içinde yaşadığı topluma ilanları ve resmi kayıt ile yapılır.
Allah Teâlâ KurÕan-ı KerimÕde ÒSize helal olan kadınlardan...Ó(1) nikahlayın, buyururken evlilikte adaleti emretmekte, diğer birlikteliklerde olamayacak insana mahsus bir özelliğe işaret etmektedir. Öbür taraftan Òiçinizden bekar olanları... evlendirin.Ó(2) buyurarak, hitaba ehil ve mükellef olan insanın karşı cinsle evlenebileceğine işaret etmektedir. Elbette evlilik bir bitki ve hayvan üremesinden de farklı olacaktır. Çünkü Cenab-ı Hak insanı duygu, heyecan, sevgi, akıl... gibi nimetlerle donatarak, evliliğin de karşılıklı rıza ve sevgi üzerine bina edilmesini sünnetullah olarak koymuştur. Bu şekliyle evlilik, hayvanlarda ortak olan mücerret şehevî duyguların tatmininden ibaret kalmamaktadır. Onun için Peygamberimiz (s.a.s.) ÒDul kadın nikah istediğini açıkça beyan etmedikçe nikahlanamaz, aynı şekilde izni olmadıkça bakire de nikahlanamaz.Ó buyurmuştur. Sahabe ÒYa Rasûlüllah (bakire açıkça ben evlenmek istiyorum diyemez) onun izni nasıldır?Ó diye sorunca, Hz. Peygamber ÒOnun izni susmasıdır.Ó (3) buyurmuşlardır. Hatta babaları tarafından zorla evlendirilen genç kızların nikahları Hz. Peygamber tarafından iptal edilmiştir. (4) Bu muhtevadaki örnekler evlilikte sevgi olmasının en güzel delilleridir. Zira zorbalığa dayanan bir evlilik, insanın dünyasını zindan, ahiretini cehenneme çevirebilir. Bunun için evlenecek eşte aranan vasıflar Òkadının malı, soyu güzelliği ve diniÓ sayılırken, Hz. Peygamber özellikle dini güzel olanı tavsiye eder. (5) Yine sahabiye, Kureyş kadınlarını nikahlamalarını tavsiye ederken, sebep olarak yine o kadınların sevgi ve muhabbet esasına dayalı özelliklerini açıklar: Zira onlar küçüklüklerinde çocuklarına çok şefkatli ve beylerinin mallarını harcama ve infakta saçıp savurmaktan şiddetle çekinir ve onu korurlar. (6) Demek ki, evlenecek kadın veya erkeğin karşısındakinde arayacağı özelliklerde bunlar da bulunmalıdır.
Dinimiz evliliği ve evliliğin getirdiği neticeleri; başta çocuklar olmak üzere nikahla garanti altına almayı istemiştir. Bütün hukuk sistemleri de, aynı konuda hassastır. Nikahsız beraberliği ÒzinaÓ kabul ederek, zinayı da en büyük günahlardan saymıştır. Dolayısıyla Òbenim özel hayatımdırÓ gibi savunmalar, içinde yaşamak zorunda olduğu topluma en azından saygısızlık, hatta sorumsuzluktur. Nesilleri karıştırarak, akraba, hatta kardeşlik ihlallerine sebep olan, yakın akraba evliliğine sebep olabileceği için özürlü, sakat veya hastalıklı nesillerin doğmasına imkan veren, çeşitli zührevî ve ruhî hastalıklara yol açan, dünya ve ahireti mahveden zina da yine nikah akdiyle büyük ölçüde ortadan kalkar. Dolayısıyla fertler sırf nefsanî istekleri ile çeşitli bahanelerle nikah dışı ilişkileri savunmaları, varlığını ve hayatiyetini borçlu olduğu toplumlarını dinamitlemeleri ve neticede kendilerini de mahvetmeleri demektir ki, din buna asla müsaade etmez. Çünkü din, canı da korumak içindir. Öbür taraftan evlilik dışı doğacak çocukların sosyal, kültürel ve ruhî açıdan yaşadıkları çöküntü apayrı bir dehşettir. Büyük ölçüde evlilik müessesesinin sarsıldığı Doğu ve Batı toplumlarında bile bu tür çocuklar, yöneticilerini derinden sarsmakta, suç işleyen çocukların daha çok bu çocuklar arasından çıkması da, bu devletleri 21. asra girerken evlilik müessesesine yeniden hayatiyet kazandırılması plan ve projelerini hayata geçirmeye zorlamaktadır.
Evlilik elbette sorumluluk getirir. İnsana birçok yük getirir. Mücadele yelpazesini çeşitlendirir. Maddî, manevî ağırlıklar bazen insanı her şeyden vaz geçirmeye kadar götürür. Bunlar çoğaltılabilir. Ama bir müslümana, başta Allah rızası olmak üzere birçok maddî, manevî hazzı, bu problemlerle mücadele azmi verir. Bütün eziyet ve sıkıntıları, evindeki tatlı bir sözle buhar olur uçar. Çektiği sıkıntılar çocuğun küçük bir cilvesi ile yok olur. Kucağına aldığı çocuğunun verdiği mutluluğu hiçbir şeyde bulup tadamaz. Herkesin gece evine çekildiği bir anda, bar, gazino... vs. de yalnızlığını gidermeye çalışanlara karşılık, evinde ailesiyle yediği yemeğin tadı, ertesi gün akşama kadar tatlı heyecan verir müslümana. Zira mutlu bir evlilik bütün saadetlerin müjdesidir.
Kısacası evlilik daima teşvik edilmelidir. Evlilik müessesesinin yıkılması toplumun bozulması, hatta neticede yok olması demektir. Zina, tecavüz gibi suçların çoğalmasına zemin hazırlanması demektir. Güzel Türkiyemizde şimdiye kadar aile yapısının sağlam olmasına bağlı pek görülmeyen uyuşturucu kullanımı, alkol ve alkole bağlı suçlar, çocuk suçları, her türlü cinsel sapaklık... gibi dinî ve insânî değer dinamiklerinin patlaması demektir. Aile bağlarının koruduğu birçok dînî ve vicdânî güzelliklerin yıkılması demektir. Büyük küçük herkesin birbirini tanımaması, anlayamaması hatta dinleyememesi demektir. Kısacası evlilik yok olursa her güzel şeyimizle yıkılır gideriz. Onun için gençleri ve dulları evlendirerek, tedbirler alalım. Bunun için vakıflar dernekler kuralım. İmkanlar hazırlayalım ki, geleceğimizi kurtaralım.
1) Nisa, 3.
2) Nur, 32.
3) Buhari, Nikah, 42.
4) Buhari, Nikah, 43.
5) Buhari, Nikah, 16.
6) FethuÕl-Barî, X, 157.

Prof. Dr. Talat Sakallı - S.D.Ü. İlahiyat Fak.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97