Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 238. Sayı >> GÜNDEM >> Helal haram bilinciyle tüketici olmak

Helal haram bilinciyle tüketici olmak

Bir imtihan dünyasında bulunan, ağır bir ema-
net/sorumluluk yüklenen insan başıboş ve so-
rumsuz olarak bırakılmamıştır. Dünyada yapıp
ettiklerinden, kazandıkları ve tükettiklerinden,
sağlığından, gençliğinden, gücünden, güzelli-
ğinden, zenginliğinden, fakirliğinden vs. sorum-
luluk altındadır. Müslüman, dünyada sahip oldu-
ğu şeylerin kendisine birer emanet olduğunun
idraki içerisinde hareket eder. Kendisine arma-
ğan edilen nimetleri nerelerde ve nasıl kullandı-
ğından, elde ettiği serveti nereden ve nasıl elde
ettiğinden, nerelere ve nasıl harcadığından sor-
guya çekilecektir.
(Tirmizi, Kıyame, 9.)
Bu bilinci ta-
şıyan müminler helal rızık kazanmak ve bu rızık-
ları helal daire içerisinde kalarak ve aşırılığa düş-
meden kullanma duyarlılığına sahiptirler.
Helal dairesi geniştir. İnsan harama düşmeden
Yüce Yaratıcının kendisi için çıkardığı helal ve
temiz nimetlerden faydalanabilir. Eşyada asıl
olan helal olmaktır. Hakkında bir hüküm gelme-
miş olan şeyler helaldir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle
buyrulur: "O Allah ki yerde olanların hepsini sizin
için yarattı."
(Bakara, 29.)
"Allah'ın göklerde ve yer-
de olanları sizin emrinize verdiğini ve size açık ve
gizli nimetlerini bolca ihsan ettiğini görmez mi-
sin?"
(Lokman, 20.)
Ayet-i kerimelerden yerde ve
gökte olanların insanların yararlanması için yara-
tıldığı anlaşılmaktadır. Yenilmesi, içilmesi veya
kullanılması ayet veya hadislerle yasaklanmamış
olan şeyler helaldir. Bunlar insan için yararlı şey-
lerdir. Haramlar ise zararlı olanlardır. Bazı ha-
ramlardan bahsedilen ayet-i kerimede şöyle
buyrulmaktadır: "Şüphesiz O, size murdar eti,
kanı, domuz etini, Allah'tan başkası anılarak ke-
silen hayvanı haram kılmıştır; fakat darda kala-
na, aşırı gitmemek ve haddi aşmamak şartiyle
günah yoktur."
(Bakara, 173.)
Bir insan Allah'ın
kendisi için çıkardığı temiz ve helal nimetlerden
yer, içer bu mübahtır. Meşru daire içerisinde eğ-
lenebilir. Ancak bütün vaktini yeme içme ve eğ-
lence ile geçirmesi helal değildir. Yaşamak için
helâl bir şey bulunmaması hâlinde, haram olan
şeyler ölmeyecek miktarda yenilip içilebilir. Bu
konuda prensip şudur: Zaruretler yasakları mü-
bah kılar.
İslami ölçülere uyan güzel şeyler helaldir. Yüce
Allah, nimetlerinin eserini kulunun üzerinde gör-
mekten hoşlanır. Meşru şekilde giyinmek ve
süslenmek de helaldir. Ayet-i kerimede şöyle
buyurulur: "Ey Âdem oğulları, avret yerlerinizi
örtmeniz ve süslenmeniz için size elbiseler gön-
derdik. Ey Âdem oğulları, her mescide girdiği-
nizde süsünüzü alın; yiyiniz, içiniz, israf etmeyi-
niz."
(A'raf, 26, 31.)
"De ki, Allah'ın kulları için çıkar-
dığı süsü ve güzel rızıkları kim yasakladı? De ki
onlar dünyada müminler içindir, ahirette tama-
men müminlerindir."
(A'raf, 32.)
Erkeklere gümüş
yüzük takmak helaldir. Altın takmak ve ipek giy-
mek ise yalnız kadınlara helaldir. Allah elçisinin
erkeklere hitaben; "İpek giymeyin, çünkü onu
dünyada giyen, ahirette giymeyecektir."
(Buhari,
Eşribe, 28; Mardâ, 4; Libâs, 25, 36; Edeb,124; Müslim, Li-
bas, 2;12, 25; Ebû Dâvud, Libâs, 40.)
dediği; bir saha-
binin parmağında altın yüzük görünce de, onu
çıkarıp attığı ve "Biriniz, ateşten bir kor parçası-
nı eline almaya yelteniyor."
(Müslim, Libâs,11.)
bu-
yurduğu nakledilir.
İnsan vücuduna zarar vermeyen, bilakis vücudu
ruhen ve bedenen geliştiren spor türleri helaldir.
Ok atma, ata binme, yüzme, silah kullanma, kı-
lıç oyunu, güreş, at yarışları ve kahramanlık
oyunları, yapılması sünnet olan sporlardandır.
İnsan için içinde barınacağı ve yuva özlemini gi-
dereceği mesken ihtiyacı dünyadaki en temel
gereksinimlerdendir. İnsanın Allah'ın fazlından
içerisinde rahat edeceği bir ev istemesi günah
değildir. Hz. Peygamber evin geniş olmasını se-
ver
(Ahmet b. Hanbel, I,168.)
ve şöyle dua ederdi:
"Allah'ım günahımı bağışla, bana evde genişlik
ver, rızkımı bereketlendir."
(Ahmed b. Hanbel, IV,
63,188, V, 65, 367, 370; Tirmizi, Dua, 78.)
Hz. Peygamber altın ve gümüş kaptan yiyip iç-
meyi yasaklamıştır.
(Tirmizi, Eşribe, 27, 28, Ebû Dâvûd,
Eşribe, 17.)
Tarım, ticaret ve hayvancılık gibi meş-
ru işler yaparak rızık kazanmak hem helal bir ça-
lışma hem de kişiye ibadet sevabı kazandıran
bir ameldir. Allah elçisine hangi kazancın daha
helal olduğu sorulduğunda şöyle cevap vermiş-
tir: "Kişinin elinin emeği ve hayırlı olan (mebrûr)
alış-veriştir."
(İbn Hanbel, II, 466; IV, 141.)
Haram kesin ve açık naslarla işlenilmesi yasak-
lanan fiiller olarak tanımlanır. Haramın sabit ol-
ması için, kesin ve şüphesiz bir delil şarttır. Zira
Kur'an-ı Kerim'de: "Dillerinizin yalan yere vasıf-
landıra geldiği şeyler için: `Şu helaldir bu haram-
dır demeyin. Çünkü (bu suretle) Allah'a karşı ya-
lan düzmüş olursunuz. Allah'a yalan düzenler
ise, şüphe yoktur ki, asla felah bulamazlar."
(Nahl, 116.)
hükmü beyan buyrulmuştur. Yerde ve
gökte yaratılanların -haram kılınanlar hariç- hep-
si de insanlar içindir.
(Bakara, 29.)
Allah (c.c.) in-
sanlara bütün temiz şeyleri helal, pis (rics ve ne-
cis) olan şeyleri de haram kılmıştır
(Maide, 5.)
buy-
rulur.
Haram olan fiiller liaynihi ve ligayrihi olmak üze-
re ikiye ayrılır. İnsanların can, mal, nesil, akıl ve
din emniyetini tahrip eden eylem ve davranışlar
liaynihi haram sınıfına girer: Adam öldürmek, eş-
kiyalık (yol kesme) ve hırsızlık yapmak, şarap iç-
mek, domuz eti yemek, zina etmek, mümin ve
muhsan kadınlara zina isnadında bulunmak gibi.
Ligayrihi haram da; bizzat haram olmadığı hal-
de, bir başka nedenle haram haline gelen şeyle-
ri anlatır. Elma yemek haram değildir, helaldir.
Ancak bir başkasına ait bahçeden, sahibinin iz-
ni olmadan alınan elmayı yemek ise haramdır.
Tüketimde ölçülü olmak ve itidal önem arzeder.
Tüketimde ve eşya kullanımında orta yolu izle -
mek esastır. Dünyalık emtia ve geçimlikler Müs-
lüman için başkalarına karşı gurur, kibir ve
övünme vesilesi değildir. Bunlar ancak birer
araçtır. Mali imkânları yerinde olanın, belli bir ha-
yat standardı izlemesi, cimrilik ederek aile fertle-
rini mahrumiyet içinde bırakmaması gerekir. Ni-
tekim bir hadiste şöyle buyrulur: "Âdemoğlunun
mutluluğu üç şeyin geçrekleşmesindedir: Geniş
bir ev, iyi bir araç ve iyi bir eş."
(Ahmed b. Hanbel, I,
168.)
Kişi kendi ekonomik ve sosyal durum ve
konumuna göre israfa kaçmadan harcamada
bulunmalıdır. Kur'an'da "Hali vakti yerinde olan
zenginliğine göre harcasın. Rızkı kendisine da-
raltılan da, Allah'ın kendisine verdiğinden harca-
sın."
(Talâk, 7.)
buyrulmaktadır. Kişi kendisinin ve
bakmakla mükellef olduğu ailesi varsa aile birey-
lerinin temel ihtiyaçlarını karşılamak durumunda-
dır. Hadis-i şerifte;"Kim bizim bir işimizi üstlenir-
se; bekârsa evlenebilsin, evi yoksa mesken edi-
nebilsin, biniti yoksa binit edinsin, hizmetçisi
yoksa hizmetçi edinsin. Kim bu sayılanlardan
başka şeyler isterse o ya zimmetine mal geçirir
veya hırsızlığa düşer."
(Ebu Dâvud, İmâre, 10; Ahmed
b. Hanbel, IV, 299.)
buyrulmaktadır. Belirli standart-
ların ve makul ölçülerin üzerinde harcama arzu
ve istekleri, israfa kaçan talepler ve lüks özenti-
leri kişileri helal dairenin dışına itebilmektedir. Bu
konuda da ölçüyü kaçırmamak gerekir.
Müslümanın tüketim konusundaki temel ölçüle-
rinden biri de israfa düşmemektir. İsraf; aşırı git-
mek, yanılmak, gafil ve cahil olmak; kişinin ma-
lını yersiz olarak saçıp savurması, gereksiz har-
camalar yapması gibi anlamları içermektedir.
Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: "Hısım-
lara, düşkünlere, yolda kalan yolcuya haklarını
ver. Olur olmaz yere de elindeki malını saçıp sa-
vurma. Şüphesiz malını saçıp savuranlar, şey-
tanların kardeşleridir. Şeytan ise, her zaman
Rabbinin nimetlerine karşı çok nankördür."
(İsrâ,
26, 27.)
"Sakın eli boynuna kelepçelenmis gibi
cimri olma. İsrafa dalarak da elini tamamen aç-
ma. Sonra kınanır açıkta kalırsın."
(İsrâ, 29.)
Müslüman israftan uzak duran; kanaatkâr olan,
hâline şükreden, sahip oldukları ile yetinmesini
bilen, "Helalden gelsin, helale gitsin" diyen kim-
sedir. Müslüman, ihtiyacı olandan fazlasına sa-
hip olma arayışına düşmez ve başkasının elin-
dekilere göz dikmez, israftan uzak kalır.

Tüketim ekonomisinin pek çok alanda başat rol
oynadığı günümüzde kişilere sürekli olarak tü-
ketmek telkin edilmekte, insanlar tükettikçe
mutlu olacaklarına inandırılmaya çalışılmaktadır.
Aşırı tüketimin insanlara mutluluk yerine pek çok
rahatsızlığı ve sağlık problemlerini beraberinde
getirdiği görülmektedir. İnsanlar âdeta tüketimin
tutsağı haline getirilmektedir. Tüketimle mutlu-
luk arasında doğrudan bir ilişki kurmak da isa-
betli değildir. Vakıa bu telkinler insanları önemli
ölçüde etkilemekte ve tüketim ekonomisine en-
dekslenmiş modern çarklar daha hızlı dönmek-
tedir. Çok yönlü reklam ve telkinler insanları ihti-
yaçları olmayan pek çok şeyi tüketmeye zorla-
makta, bunun sonucu da israfı ve aşırılığı, ha-
ram sınırlarını zorlamayı beraberinde getirmek-
tedir. Diğer yandan aşırı üretim ve tüketim bera-
berinde çevre sorunlarını getirmektedir. İnsanın
kendisine emanet edilen dünya kirlenmekte,
denge bozulmakta, çevre felaketleri ortaya çık-
makta, pek çok canlı türleri de yok olmaktadır.
Bir tarafta israfa varan yiyecek ve içecek tüketi-
mi sonucu şişmanlık ve obezite problemleriyle
uğraşan, zayıflama uğrunda büyük meblağlar
harcayan insanlar; diğer taraftan yiyecek bir lok-
ma ve içecek bir tas temiz su özlemi içindeki aç
ve susuz insanlar. Bu garip ve hazin durum ne
yazık ki aynı gezegende yaşayan insanlığın ya-
man bir çelişkisidir.
Müslüman kazancından ihtiyacı kadarını harcar,
fazlasını tasarruf eder; bunlarla hac, zekât, sa-
daka, infakta bulunmak gibi mali veçhesi bulu-
nan ibadetlerini yerine getirmeye çalışır. Allah
için muhtaçlara yardım eder. Müslüman bir şe-
yin ihtiyaç olup olmadığının tespitini iyi yapmak
ve gereksiz tüketimden uzak kalmak durumun-
dadır. Yemek ve içmek konusunda ölçü ihtiyaç
miktarı kadar olmalıdır. Sofradan tam da tıka
basa doymadan kalkmak, midenin üçte birini
boş bırakmak Müslümanın ölçülerindendir. Gi-
yim konusunda da aşırı gitmemek gerekir. Dini-
mizin yenilmesini, içilmesini veya kullanılmasını
yasakladığı şeylerin Müslümanlarca tüketim un-
suru olarak görülmesi yasaklanmaktadır. Bu
yüzden Müslümanın tüketebileceği şeyler meş-
rû/helal olan şeylerdir. İçki, kumar vb. yasaklar
meşru tüketime girmez. Gasp, hırsızlık, zimme-
te mal geçirme gibi haram yollarla elde edilen
şeyler de Müslümanlarca tüketilmemeli, bunlar
ait oldukları asıl sahiplerine geri verilmelidir. An-
cak bu hak sahipleri ortada yoksa veya bilinmi-
yorsa, malları veya bedelleri onlar adına fakir
kimselere veya hayır müesseselerine dağıtılır.
Tüketimde ve özellikle en tabii ihtiyaçların karşı-
landığı beslenme, yeme içme konusunda helal-
haram ölçülerine riayet etmek Müslümanın şiarı
olmak durumundadır. Günümüzde pek çok ha-
zır ve işlenmiş gıdaların insan hayatına girmesi
gerçeği düşünüldüğünde bu gıda maddelerinin
üretim süreçlerinin, evsaf ve içeriğinin bilinmesi
ve iyi tahlil edilmesi önem arz etmektedir. Ancak
hedef olarak sürekli tüketim ve tüketici kitlesi
öne alınmakta, tüketilen yiyecek ve içecekle rin
mahiyetleri arka plana itilmektedir. Varlığımızı
sürdürebilmemiz için gerek duyduğumuz gıda
ve tüketim maddeleri helal ve temiz evsafta ol-
malıdır. Haram olan sahaya girmekten şiddetle
kaçınmalı hatta insanları kuşkuya düşüren ve
harama yaklaştırabilen şüpheli şeylerden de sa-
kınmalıdır. Haramdan ve haramla beslenen bün-
yeye sahip olmaktan sakındıran İslam dini önce
helal ile beslenilmesini, ardından salih amel işle-
meyi öğütlemiştir.
(Müminûn, 51.)
Hadislerde tüke-
timde helal duyarlılığına dikkat çekilir. Yiyecek
ve içecekte ve kazancında helal-haram ölçüsü-
ne uymayan kimselerin, düzenli ibadetlerini yeri-
ne getirme konusunda hassas da olsa duaları-
nın kabul edilmeyeceği, Allah katında bir değe-
rinin olmayacağı belirtilmiştir.
(Müslim, Zekat, 19.)
Cabir b . Abdullah (r.a.)'dan rivayet edildiğine
göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Ey in-
sanlar! Allah'tan korkunuz ve dünyalığı isteme
hususunda dikkatli ve güzel davranınız. Her tür-
lü aşırılıktan, ifrat ve tefritten sakınınız. Çünkü
hiçbir kimse, rızkı gecikse bile Allah'ın kendisine
takdir ettiği rızkını tamamlamadan ölmeyecektir.
O halde rızık talebinde Allah'tan korkunuz. Ve
dünyalığı isteme hususunda dikkatli ve güzel
davranınız, gayrimeşru yollara sapmayın. Helal
olan dünyalığı alınız ve haram olanı terkediniz."
(İbni Mace,Ticarat, 2.)
Helal gıda vücuda dinçlik,
gönle ferahlık verir; kalbi mutmain kılar. Haram-
la beslenen vücut ise şifa bulmaz . Dünyalık elde
edeyim derken düşülecek haram kazanç kişiye
ancak darlık, gaflet ve kasvet getirir. Gönüllerde
manevi güzellikle rin inkişafı, dünya ve ahiret se-
lameti için eskilerin deyişiyle; "yerken ağızdan
girene, konuşurken de ağızdan çıkana dikkat
etmelidir."

Dr. Bahattin Akbaş - Din İşyeri Yüksek Kurulu Uzmanı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97