Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 238. Sayı >> DÜNDEN BUGÜNE >> Din hizmetlisi yetiştirme ve Başkanlıkta din hizmetlisi istihdamı sorunu

Din hizmetlisi yetiştirme ve Başkanlıkta din hizmetlisi istihdamı sorunu

Bilhassa din hizmetiyle görevlendirilmiş şahısları; yani "hademe-i hayrat" olarak da adlandırılan cami
görevlilerini ifade etmek üzere yaygın olarak kullandığımız "din görevlisi" kavramı yerine, makalemde
"din hizmetlisi" kavramını kullanmayı tercih ettim. Bu kavramı Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatında gö-
revli bütün personele teşmil etmekte de bir sakınca olmadığını düşünüyorum.
Öncelikle şu tespiti yapmamız gerekiyor: Hangi kavramla ifade edersek edelim; müftü, vaiz, imam,
hatip, müezzin gibi hizmet elemanlarının yetiştirilmesinde ve bunların Diyanet İşleri Başkanlığında is-
tihdamında Cumhuriyetimizin başından 1950'li yıllara ve hatta yüzyılın sonuna kadar çok büyük sıkın-
tılar yaşanmıştır. Bunların önemli bazı nedenleri üzerinde de rgimizin önceki sayılarında durmuştuk.
Özeti şudur: 20-25 yıl gibi uzun bir zaman diliminde ülkemizde din hizmetlisi yetiştirecek herhangi bir
eğitim kurumunun olmayışı ve bu süreçte Diyanet İşleri Başkanlığı ve mensuplarına karşı takınılan
mesafeli tavır. Bu tavrın ortaya çıkardığı ürkütücü boşluk. Denilebilir ki, o boşluğun ortaya çıkar-
dığı problemler tam olarak bir türlü çözülememiş ve menfi etkileri günümüze kadar sürmüştür. Nite-
kim din hizmetlisi yetiştirmek ve Başkanlıkta eleman istihdam etmek bir "problem cümlesi" olarak ha-
len önümüzde durmaktadır.
Osmanlının son döneminde olduğu gibi, Diyanet İşleri Başkanlığının ilk yıllarında da din hizmetinde
vasıflı eleman istihdamı zarureti ve vasıflı din hizmetlisi yetiştirecek eğitim kurumlarına olan ihtiyaç
üzerinde ısrarla durulmuştu. Ne var ki, müteakip yıllarda ülkemizde yaşanan med ve cezirlerden do-
layı gelişmeler farklı yönde cereyan etmiştir. Son cümlemi biraz açmak gerekirse, kısaca şunları söy-
leyebiliriz:
Henüz İstiklal Savaşımızın verildiği yıllarda, içinde bulunulan maddi ve manevi bütün imkânsızlıklara
rağmen TBMM hükümetleri döneminde ve Cumhuriyetin ilk birkaç yılında nitelikli din hizmetlisi yetiş-
tirilmesi meselesine özel bir önem verilerek çözümü için büyük çaba sarf edildiğine şahit oluyoruz.
Bu nesil, sorunu ülke genelinde temelden ve hatta "İslamşümûl" düzeyde çözmek amacındaydı. Bu-
na göre, Müslüman halkın içinde bulunduğu dinî cehalet bir an önce son bulmalı, yüce İslam dini, sa-
hih bir şekilde halka öğretilmeli ve bu din, asrı saadetteki safiyetiyle, bütün hurafe ve sapkınlıklardan
uzak yaşanabilmeli; bunu temin için halka her bakımdan önder olacak, rehber olacak, milletin mad-
dive manevi kalkınmasında misyon üstlenecek din hizmetlileri, özellikle bu hizmetlerin merkezinde
duracak olan "imam" iyi yetiştirilmeliydi. Bu şahıslar okumalı-okutmalı ve halkı gereği gibi irşat etme-
liydi... Bu amaçla bir kısım projeler de hazırlanmış hatta uygulamaya da konmuştu. İşte medreseler-deki ıslahat çabaları, işte mabetleri harap halden kurtarma gayretleri, işte başlatılan dinî yayın faali-
yetleri.
Bilindiği gibi, bu yüksek ideallerin seslendirildiği dönem kısa sürdü. 1920'lerin sonuna doğru din
eğitimi ve din hizmetleri alanlarındaki çabalarda bir kırılma yaşandı. Bu yeni süreçte Diyanet İşleri
Başkanlığının varlığı muhafaza edilmiş; ancak teşkilat için zorunlu olan elemanların yetiştirilmesi
noktasında bir kaynak gösterilmemiştir. Meslekî din eğitimi veren kurumları geliştirip çoğaltmak bek-
lenirken -çünkü işaret ettiğimiz gibi söz konusu yıllarda hedef ve beklentiler bu istikametteydi- mev-
cutların bile tamamı seddedildi. Bu süreçte Başkanlığın kendi görevlisini yetiştirecek, kendine bağ-
lı bir eğitim kurumu da bulunmuyordu. Haliyle bu evrede "vasıflı din hizmetlisi" bulmak şöyle dur-
sun, özellikle kasaba ve köylerde, basit dinî vecibelerinde Müslüman halka rehberlik edecek, az bu-
çuk da olsa Kur'an ve dinî bilgisi olan kişi bulmakta bile hayli zorluk çekildi. Keza ehil olmayan kişi-
ler müftü ve vaiz olarak görevlendirilebildi. Bu hususlara da kısmen daha önce temas etmiştik. Bu
yazımızda ise sorunun 1950 sonrasını özetlemeye çalışacağız.
Başkanlığa Eleman Yetiştiren Kurumlar
1940'lı yılların sonundan itibaren Başkanlığa eleman yetiştiren mesleki din eğitimi kurumlarını açılış
sırasına göre İmam-Hatip Kursları, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, İmam-Hatip Okulları, Yük-
sek İslam Enstitüleri, İmam-Hatip Liseleri, İslami İlimler Fakültesi, İlahiyat Fakülteleri, İlahiyat Meslek
Yüksek Okulları, Açık Öğretim İlahiyat programları olarak sıralamak mümkündür. Yurt dışı ilahiyat
eğitimini ve müezzinlik gibi görevlere getirilmede değerlendirilen Kur'an kurslarındaki eğitimi (hafız-
lık) de bu listeye dâhil edebiliriz. Her birini bu yazıda detaylı olarak ele almak mümkün olmadığından
burada daha çok Başkanlık hizmetlerinde ağırlıklı bir yeri olan İmam-Hatip Okulları/Liseleri ve İlahi-
yat fakülteleri üzerinde özet olarak durmak istiyoruz.
İmam-hatip kursları
Bilindiği gibi, din hizmeti sunacak kişilere duyulan ihtiyaç artık had safhaya ulaşıp halkın şikâyet ve
ısrarlı talepleri iyice artınca, 1940'lı yılların sonuna doğru resmî olarak meslekî din eğitimi verilmesi
doğrultusunda devlet ve hükümet yetkililerince bazı adımlar atıldı. Halkın talepleri Meclis'te bir ko-
misyona havale edildi ve sonuçta Ankara Üniversitesi'ne bağlı bir İlahiyat Fakültesi açılmasına, ilko-
kulların 4 ve 5. sınıflarına seçmeli din dersi konulmasına, imam ve hatip ihtiyacını gidermek üzere de
Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı on ay süreli İmam-Hatip kursları açılmasına karar verildi.
Bu karara binaen 1948'de MEB İlköğretim Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak on ilde birer İmam-Ha-
tip Kursu açıldı. Askerliğini yapıp gelmiş kişilerin kabul edildiği bu kurslarda Akaid, Ahlak, Kur'an,
İbadet, Tarih, Coğrafya, Yurt Bilgisi ve Sağlık Bilgisi dersleri okutuluyordu. Ancak, bu kursların din
hizmetlisi yetiştirmek açısından yetersizliği kısa sürede anlaşıldı. Nitekim 1951'de İmam-Hatip okul-
larının açılmasıyla da ömürlerini tamamladı. Resmî din eğitimine yeniden bir başlangıç teşkil etmiş
olması açısından bu kurslar önemlidir.
İmam-hatip okulları/liseleri
1924'teki ilk açılışlarından 27 yıl sonra ve yine Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na dayanılarak (13 Ekim
1951 tarih ve 601 sayılı Müdürler Komisyonu kararı ile) 1951 yılında 7 ilde (Ankara, İstanbul, Ada-
na, Isparta, Maraş, Konya ve Kayseri) birer İmam-Hatip Okulu açıldı.
İmam-Hatip Okulları ilk açıldıklarında ilkokula dayalı, birinci devresi dört, ikinci devresi üç yıl olmak
üzere 7 yıl süreli, meslek dersleri yanında orta ve lise dersleri de okutulan bir ortaöğretim kurumuy-
du. 1971-1972 öğretim yılında orta kısımları kapatılarak 4 yıllık bir meslek lisesi haline getirildi.
1973'te çıkartılan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 32. maddesiyle lise statüsüne kavuş-
turuldu ve adları da "İmam-Hatip Lisesi" olarak değiştirildi. Bu liselerde hem mesleğe hem de yük-
sek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulanmaya başlandı, dolayısıyla mezunları doğrudan üniver-
site sınavlarına katılma hakkı elde etti. 1975-1976 öğretim yılından itibaren bu liselerin bünyelerin-
deki orta kısımlarına kız öğrenci de kabul edilmeye başlandı. İlk Anadolu İmam-Hatip Lisesi ise 1985-1986 öğretim yılında İstanbul Beykoz'da açıldı.
Açılışlarından itibaren sayıları hızla artan İmam-Hatip Liseleri, okul ve öğrenci sayısı itibarıyla 1970'li
yıllarda en üst noktaya ulaştı. 1997'de temel eğitimin kesintisiz olarak 8 yıla çıkartılmasıyla bünye-
sindeki orta kısımları kapanmış oldu. Halen dört yıllık lise olarak öğrenime devam etmektedir.
İlahiyat fakültesi
İlk defa bir ilahiyat fakültesi Meşrutiyet'ten önce Darülfünun'da "Ulûm-i Âliye-yi Diniye Şubesi" adıy-
la açıldı. Birinci Dünya Savaşı başlamadan önce medreselerin ıslah edilip programları müspet bilim-
lerle donatılmasıyla bu kuruma ihtiyaç kalmamış ve kapatılmıştır. 3 Mart 1924 tarihli Tevhid-i Tedri-
sat Kanunu ile Darülfünun'da yeniden bir İlahiyat Fakültesi açılarak, kapatılan medreselerin yüksek
kısımları ile ihtisas kısımlarının öğrencileri buraya aktarıldı. Fakülteye nakledilen öğrenci sayısı 400
civarındaydı. Bunlar medreselerdeki eğitimleri dolayısıyla yetişkin öğrencilerdi. Dönemin ünlü hoca-
ları da bu fakültede görev almışlardı. Bilindiği gibi, fakülte 1933'te kapatıldı.
1949'da Ankara Üniversitesinde bir İlahiyat Fakültesi açılırken ilk planda bunun salt bir ilahiyat fa-
kültesi değil de ülkemizin şiddetle ihtiyacını duyduğu ehliyetli müftü, vaiz, İslam bilimleri uzmanı ye-
tiştirecek bir İslami ilimler fakültesi olması, bu nedenle fakültenin isminin önünde "İslam" kelimesinin
bulunması arzu edilmişti; ancak böyle olmaktan ziyade, din ve mezhepler üzerine araştırma yapma-
ya imkân tanıyan bir kurum olarak açıldı. Hiçbir altyapıya sahip olmayan lise öğrencilerinin alınma-
sı, din hizmetinde ihtiyacı duyulan elemanları yetiştirmek bir yana sözü edilen amacı gerçekleştirme-
sini bile kuşkulu kılmıştı. Her şeye rağmen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, din eğitimi kurum-
larımız arasında önemli bir yere sahiptir; mezunlarından önemli kısmı Diyanet hizmetlerinde görev
almıştır.
Başkanlığa eleman yetiştiren yüksek öğretim kurumlarından biri de 1959 yılından itibaren açılmaya
başlayan ve yalnız İmam-Hatip mezunlarını öğrenci olarak kabul eden Yüksek İslam Enstitüleridir.
Enstitünün açılış amaçları arasında Başkanlığın müftü, vaiz gibi yüksek öğrenim gerektiren eleman
ihtiyacını karşılamak da vardır. 1982'de çıkartılan bir kanunla bu enstitüler ilahiyat fakülteleri haline
getirildi. Bu yeni ilahiyat fakültelerinin sayısı 1992'de 9 iken, 1993'te 22'ye çıkmıştır. Halen ülkemiz-
de 25 İlahiyat Fakültesi bulunmaktadır.
Başkanlıkta din hizmetlisi istihdam
Başkanlığın cami görevlileriyle ilgili ilk düzenlemesi olan 1928 tarihli "Cami Hademeleri Nizamname-
si"nde vaizlik görevinin Darülfünun İlahiyat Fakültesi mezunlarına özgü olduğu, bunların bulunma-
ması halinde ve yapılacak sınavın kazanılması durumunda tahsil şartı aranmaksızın da vaiz tayin edi-
lebileceği kaydedilmiştir. Benzer durum kadrolu imam-hatiplik görevi için de söz konusuydu. İmam
ve Hatip Mektebi mezunlarının ise sadece "eda ve seda müsabakası"na gireceği belirtilmiştir. Kuş-
kusuz bunlar şehirlerde görev alacaklar için söz konusuydu. Köy imamları 1924 tarihli Köy Kanu-
nu'nun ilgili maddeleri çerçevesinde göreve getirilmekteydi.
1935 tarihli 2800 sayılı kanun, müftülerin mahallinden seçilmesini öngörüyordu. Müftü seçiminde
aday olabilmek için o tarihte artık tarihe karışmış olan Medresetü'l-İrşad'dan, Medresetü'l-Vâi-
zin'den, Kuzat Medresesi'nden, Darülhilafe medre selerinin Sahn kısmından veya Darülfünun İlahi-
yat Fakültesinden mezun olmak ya da dersiam olmak şartı aranmıştır. Ancak bu eğitim şartlarını ta-
şımasalar bile daha önce Başkanlıkça yapılan müftülük ehliyet sınavlarından belge almış olanlara da
müftülük görevi verilebilmiştir.
Camiler ve cami görevlilerinin idaresinin 1950'de Başkanlığa iade edilmesinden sonra, köylerde
imamlık görevi alabilmek de Başkanlığın veya Başkanlığın yetkili kıldığı müftülüklerin iznine bağlan-
mıştır. Nakledilen görevlilerden maaşlı olanlarının sayısı 5 bin civarındaydı.
1952'de çıkartılan ve 1965 yılına kadar yürürlükte kalan Hayrat Hademesi tüzüğü ile cami görevlili-
ğine ilk defa alınacaklar için sınav şartı konulmuş; ancak tahsil şartı aranamamıştır. Kur'an kurslarından vesika almış olmak, icazetli olmak, İmam ve Hatip Mektebini ve İmam Hatip Kursunu bitir-
miş olmak tercih nedeni sayılmıştır. Belirlenmiş bazı şartları taşıyanların (eski medrese mezunları,
dersiamlar gibi) sınavsız olarak imam-hatip ve vaiz olarak göreve alınacakları da kaydedilmiştir.
Ücretli imam-hatiplik için ilkokul diplomasına sahip olma şartı ancak 1963 yılına gelindiğinde arana-
bilmiştir; ilkokul diplomasına sahip isteklilerin bulunamaması halinde bu şarttan da sarfınazar edil-
miş, açılan sınavı kazanmaları halinde ilkokul mezunlarına bir "buyrultu" (yeterlik belgesi) verilerek
görev alması sağlanmıştır.
Başkanlığın değişik kademelerinde görev alacaklar için gerçek anlamda eğitim şartları, ilk defa ola-
rak 1965 tarihli 633 sayılı kanunla belirlenebilmiştir; ancak örnekleri aşağıda görüleceği gibi, bu şart-
lar da imkânsızlıklar nedeniyle esnek tutulmuştur. Buna göre merkez teşkilatında üst düzey görev-
lileri ile müftü ve vaizler için dinî yüksek öğrenim şartı aranmışsa da bu şartı taşıyanların bunmama-
sı halinde müftü ve vaizlik için İmam-Hatip Okulu ikinci devre mezunları alınabilmiştir. Aynı yasa ile
kadrolu imam-hatiplikler için İmam-Hatip Okulu ikinci devre mezunu olmaları şart koşulmuş, bu ev-
safta istekli çıkmaması halinde ise birinci devre mezunu olmaları yeterli görülmüştür. Yine bu yasa
ile kadrosuz bucak ve köylerde imam-hatip olabilmek için, ihtiyaç halinde ilkokul mezunu olmak ye-
terli görülmüştür.
633 sayılı kanun yürürlüğe girince yalnız ilkokul diploması olan görevliler kadroya geçirildi; diploma-
sı olmayan görevlilerin birer ilkokul diploması almak için hayli gayret sarf ettiklerini tahmin etmek zor
değildir. Bu uygulamaya 1970' te son verildi. Bu arada bir de vekil imam-hatiplik uygulamasını gö-
rüyoruz. Yeterli sayıda İmam-Hatip Okulu mezunu bulunamadığından ilkokul ve Kur'an Kursu me-
zunları vekil imam-hatip olarak görev alabilmişlerdir. Mesela 1975'te Başkanlığın 45 bin civarındaki
personelinden 16 bin kadarını bu vekil imamlar oluşturuyordu. Bu uygulamaya da 1977'de son ve-
rildi. 1977'de çıkartılan bir kanunla 12 bin vekil imam-hatip asalete geçirildi.
İkinci devresinden ilk mezunlarını 1958 yılında verdiğini de düşünürsek, demek ki, 1951'de İmam-
Hatip Okullarının açılmasıyla din hizmetlisine duyulan ihtiyaç hemen bir çırpıda çözülmemiş, bilakis
ihtiyaç katlanarak artmaya devam etmiştir. Özellikle lise statüsüne kavuştuktan sonra bu okul me-
zunlarının tamamının din hizmetlerinde görev almadıkları da göz ardı edilmemelidir.
İmam-Hatip Lisesi mezunlarının yoğun bir şekilde ve genelde imam-hatip olarak Başkanlıkta görev
almaları 1970'li yıllarda olmuştur.
Özetle belirtmek gerekirse; 1970'lere gelindiğinde dahi köylerde -hatta il ve ilçelerde de- imamlık
yapanların çoğu ilkokul mezunu, bir kısmı ise sadece okur-yazardı (Köy kanununda köy imamlığı
için okur-yazar olma şartı aranmıştı). Daha yakınlara geldiğimizde, mesela 1990'da dahi yüksek öğ-
renimli imam-hatiplerin oranı % 8 iken ilkokul mezunu olanların oranı %17 idi. 1995'te ise imam-ha-
tip olarak görev yapanlardan İmam-Hatip Lisesi mezunu olanların sayısı 41 bin, oranı ise % 77'ye
çıkmıştır. Aynı yıl itibarıyla 3 bin civarında ilkokul mezunu imam-hatip bulunuyordu.
Günümüzde din hizmetlisi yetiştirme ve din hizmetlerinde istihdam edilen personelin eğitim durum-
ları yakinen bilinmektedir ya da arzu edildiğinde bu bilgilere kolayca ulaşılabilir.
Bu özet bilgilerin Başkanlığın eleman istihdamında yakın döneme kadar yaşadığı sıkıntıları bütün
çıplaklığı ile ortaya koyması açısından yeterli olduğunu düşünüyorum.
Evet, din hizmetlisi yetiştirme ve Diyanet İşleri Başkanlığında personel istihdamı konusunda tablo üç
aşağı beş yukarı budur.
İki binli yıllarda ülkemiz insanının dinî kültür düz eyinin hâlâ makul bir noktada olmamasında bu tab-
lonun da bir payı olsa gerektir. Günümüz Diyanet çalışanları olarak bizim için bu bir mazeret teşkil
etmese bile.

Dr. Mehmet Bulut - DİB / Uzman



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97