Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 238. Sayı >> SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER >> Cânıma bir merhaba sundu ezelde çeşm-i yâr Şöyle mest oldum ki gayrın merhabâsın bilmedim

Cânıma bir merhaba sundu ezelde çeşm-i yâr Şöyle mest oldum ki gayrın merhabâsın bilmedim

Cânıma bir merhaba sundu ezelde çeşm-i yâr
Şöyle mest oldum ki gayrın merhabâsın bilmedim
Ahmet Paşa
(Eski bir vakitte sevgili şöyle göz ucuyla bana bir merhaba
lûtfetti. O gün bu gündür, o bakışın mestliğiyle başka birinin
merhabasını hiç tanımadım.)

Ahmet Paşa, Sultan Fatih'in ve zirlerinden ve Divan şiirinin de ilk usta-
larından bir şairdir.
Divan şiirinde mecaz ve gerçek çoğu zaman birbirine girmiştir. Yani
şairin söylediği söz, gerçek anlamda mı yoksa görünen anlamın dışında mı; bu,
her zaman belli olmayabilir. Şairler de böyle bir anlam kargaşasını bilerek ve
isteyerek yaparlar. Çünkü şiirin anlam katmanları ne kadar çoğalır, giriftlik ne
kadar artarsa, derinliği de o kadar enginleşir. Bu tür şiirlerin bir başka zenginliği
de şudur: Şiiri okuyan herkes, kendi kültürüne göre şiirden bir anlam çıkaracak
ve şiiri kendince yorumlayacaktır.
Her ne kadar şiirde mecaz ve hakikat birbirine karışsa da biz bu tarz şiirleri
tahlil ederken anahtar kelimelere bakarız. Anahtar kelimeler birer şifre çözücü
gibidir, şiirde anlatılmak istenen konuda ipucu veren kelimelerdir.
Yukarıya aldığımız beyitte dış anlama göre şair bize der ki: "Eski bir zamanda
sevgili bana şöyle göz ucuyla bir işaret etti, sanki gözüyle bana bir merhaba
dedi. Ben o merhabanın sarhoşluğunu yaşamaktayım, o günden bugüne
başkasının merhaba demesine yahut bakışına, iltifatına hiç cevap veremedim.
Buna ihtiyaç hissetmedim. O ilk merhaba beni kendimden geçirdi, o merhaba
ile mest oldum."
Böyle bir anlatıma göre, aklımıza ilk gelen şey şudur: Şairin karşısına bir güzel
çıkmıştır, şair o güzelin şöyle bir bakışından çok etkilenmiş, ona âşık olmuş ve
bu karşılaşmadan sonra da o güzelin haricinde hiçbir güzele bakamamıştır.
Bu beyitte "ezel" kelimesi anahtar kelimedir. Ezel kelimesi Divan şiirinde ruhlar
meclisini (bezm-i ezel= elest bezmi= gayb âlemi) çağrıştırmak için, ruhlar
meclisine telmih için kullanılır.
Dünya yaratılmadan önce ruhlar yaratılmıştır. Bu ruhlar meclisinde Allah Teala
kullarına "Ben sizin Rabbiniz değil miyim (elestü birabbiküm), istifhamında
bulunmuş; ruhlarımız da bu bir nev'i kulluk sözleşmesi de sayılan hitaba karşı
"Evet" (belâ) demişlerdi.
Ahmet Paşa bu mecliste ruhunun Allah Teala'ya âşık olduğunu, insan
olarak yaratılmasından sonra ise dünyadan hiçbir şeye karşı iltifat
etmediğini, dünyevi güzellerin ve güzelliklerin cazibesine
kapılmadığını ifade ediyor. Bu durumu sevgide, aşkta vefa,
sadakat şeklinde değerlendirmek gerekiyor; çünkü âşık olanın
âşık olduğu sevgilisine karşı büyük bir bağlılık göstermesi
gerekiyor. Aksi takdirde vefadan söz edilemez. Sevgi, aşk
kademe kademedir. Allah aşkı, peygamber aşkı, sonra beşerî
aşklar. Bunlardaki silsile bozulursa sevgiliye sadakatsizlik baş
gösterir.
Ahmet Paşa'nın bu beyti bize aşkın ezelî bir duygu olduğunu
gösteriyor. Ve ilk aşkın da Allah'ın kullarını yaratmasından
anlaşıldığına göre Allah Teala'nın kullarına karşı beslediği bir his
olarak düşünülebilir. Öte yandan aşkın bir terbiye vasıtası
olduğunu görüyoruz. Çünkü Ahmat Paşa diyor ki o ilk merhabadan
sonra Allah'tan başkasına/masivaya tenezzül etmedim, kul olmadım.
Mutasavvıfların ve Divan şairlerinin çokça iltifat ettiği ve kutsi hadis diye
bildikleri bir söz şöyledir: "Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, bun-
dan dolayıdır ki halkı yarattım, yokken var ettim." Tasavvufa göre kâinatın
yaratılış gayesi aşktır. Yenişehirli Avni diyor ki:
Çünkü sen âyine-i kevne tecellâ eyledin
Öz Cemâl'in çeşm-i âşıktan temâşâ eyledin
Bir başka şair aynı düşünceyi yukarıdaki beyte benzer bir ifade ile şöyle dile getiriyor:
Kendi hüsnün hûblar şeklinde peyda eyledin
Çeşm-i âşıktan dönüp sonra temaşa eyledin
(Ey Allah'ım, Sen, kendi güzelliğini güzeller ve güzellikler şeklinde ortaya koydun, sonra
dönüp âşıkın gözüyle (yine o güzelliği) seyre koyuldun.)
Yani Allah Teala hem gösteren hem de gören; hem var olan, hem de oldurandır.
Buna göre aşkın, muhabbetin kaynağı Allah Teala'dır ve ilk aşk ve muhabbet de Allah
Teala'nın kullarına karşı olmuş; bilinmeyi istemesi yani ilk tecellisi muhabbet ile vuku
bulmuş, ilk ışık da Hakikat-i Muhammediye yani Hz. Muhammed (s.a.s.)'in muhabbeti
ile olmuştur. İşte şairin:
Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl
Muhammed'siz muhabbetten ne hâsıl
demesi bundandır. Yani sevgiden, aşktan, muhabbetten dolayı Allah Teala kulu ve
rasulü ki, onun sıfatı Habibullah'tır, Hz. Muhammed'i yarattı, onun yüzü suyu hürme-
tine de kâinatı, insanları halk etti.
Demek ki Allah Teala kullarına sevgi ve muhabbetle nazar etmektedir. "Rahmetim,
gazabımı geçti." buyurması bunun delillerinden sadece biridir.
Ahmet Paşa diyor ki, bezm-i ezeldeki en yüce sevgilinin aşk dolu bir nazarı ile öyle bir
haldeyim ki dünyanın fani merhabalarına bir türlü cevap veremiyorum.

Vedat Ali Tok



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97