Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 239. Sayı >> GÜNDEM >> Hacdan önce, hacdan sonra: Tevhidin hayatımızdaki akisleri

Hacdan önce, hacdan sonra: Tevhidin hayatımızdaki akisleri

Hac bir seferdir. Ama bilindiği gibi her sefer gönülde insicam doğurmaz,
gözden yaş akıtmaz. Bu farklı bir yoldur ve sırf O'nun yoluna ve O'nun da-
vetine, O'dan gelen davetle icabet etmedir. O'nu taşrada arayanlar hep ya-
nılmışlar. O can içre candır.

İkilik yok birlik var / Yalnız bunda dirlik var
Yalnız bundadır felah / Lâ ilâhe illallah
1. Dinler içinde sadece İslam'da bir mabede
müteveccih olarak ibadet etmek vardır. Diğer
dinlerde ise bu husus sadece bir yöne müte-
veccih olmak şeklindedir. Kâbe, yeryüzünde
inşa edilen ilk beyt, çağrısı zamanın ötelerinden
yapılarak bugüne değin icabet edilerek aşkla
muhabbetle koşulan bir mabed olma özelliğini
taşıyor. Kur'an'da, Kâbe'yi inşa sürecinde ya-
pılan dua şöyle yer alır: "İbrahim, İsmail'le bir-
likte Kâbe'nin temellerini yükseltirken şöyle yal-
vardılar. Rabbimiz, kabul buyur bizden. Yalnız
sensin tüm duaları işiten ve gönüllerdekini bilen
de yalnız sensin."
(Bakara, 127.)
Kâbe, vahdetin
sembolü, tevhid akidesinin en müşahhas tem-
sillerinden birisidir yeryüzünde. Birlik felsefesi
onda inşa edilerek hayat bulmuş. Hac vesilesi
ile Kâbe'nin etrafında tavaf edenler, kalpleri et-
rafında dönerler hakikatte... Kâbe, kalbin de
yeryüzündeki remzidir. Ve her dönüş tevhidin
perçinlenmesi, her tavaf bu ikrarın üzerine ba-
sa basa yerine getirilmesidir. Yeryüzünde ilk in-
san yaratılalı beri süregelen hak-batıl, iman-kü-
für, tevhid-şirk mücadelesinde safını belli et-
menin yüksek sesle ifadesidir. Hac'da tevhid'in
ikrârı, teslimiyetin izhârı ve bir noktanın etrafın-
da kaybolmak vardır.

Sağı solu gözler idim / Dost yüzünü görsem
deyu
Ben taşrada arar idim / Ol can içinde can imiş
2. Hac'dan önce sosyal hayatını tanzim etme-
ye fırsat bulamamış insanlar, hac vesilesi ile
malî olarak yapılan hazırlıkları önce gönle/ruha
aksettirerek bir heyecan kasırgası içinde yol te-
laşına düşerler. Bu heyecanın aksini dışarıda
da görmek mümkündür. Baktığı her şeye rah-
met nazarıyla bakar hacı adayı. Hac bir sefer-
dir. Ama bilindiği gibi her sefer gönülde insi-
cam doğurmaz, gözden yaş akıtmaz. Bu farklı
bir yoldur ve sırf O'nun yoluna ve O'nun dave-
tine, O'ndan gelen davetle icabet etmedir.
O'nu taşrada arayanlar hep yanılmışlar. O can
içre candır. O'nun rızasını kanadı kırık bir ku-
şun feryadında, bir yoksulun masumiyetinde,
bir yetimin hayasında, bir beli bükük ihtiyarın
gözyaşında bulabilirsiniz. Hayat, doğru bakma-
sını bilene çok şeyi hakikatiyle gösterir. Hac,
öncesiyle de hayatı tanzim, sokağı tanzim ve
şehri tanzimdir. Hac'dan önce sosyal terapi
bizzat dışarıda yapılırken, içerde de yani kalpte
de hazırlığın provaları yapılmaya başlamıştır bi-
le... Hac vesilesi ile kazanılması gereken bir di-
siplini Cenab-ı Hak zaten çiziyor: "Hac'da rafes
yok, füsuk yok, cidal yok"
(Bakara, 197.)
Rafes,
şehvet gücüne; füsuk insanı saran ve bozan
tüm negatif durumlara; cidal ise kavga ve tar-
tışmaya işaret eder. Bu disiplin aynı zamanda
insanı zaaflarından, benliğini saran zincirlerden
kurtarırken bir yandan da özgürleştiriyor. Bu
yanıyla da hac, iradenin zaaflara galebe çalma-
sı iklimidir.
Hakkı arar isen kalbinde ara
Kudüs'te, Mekke'de, Hac'da değildir
Eğer bir mü'minin kalbin kırarsan
Hakk'a eylediğin secde değildir.
3. Her biri farklı milletten, ırktan, renkten olu-
şan insanlar, bütün dünyevî üstünlükleri bir ke-
nara bırakarak bembeyaz örtüye bürünürler.
Niçin? Varlığın hakikatine, varoluşun hikmetine
erebilmek için. "Ben"lik libasından sıyrılıp
"biz"de birleşme vardır, hac'da. İhramlı iken
konulan yasaklar, sosyal bir varlık olarak insa-
noğlunu bir disipline sokarken, aynı zamanda
yaratılmış olan zerreden küreye her şeye dost
olmayı da telkin eder, ihramlıya/hacı adayına.
Taki haşerelere dahi dokunulmayacaktır. Hac-
cın hakikatine erenler, bilirler ki her şey bulun-
duğun yerde ve içinde bulunduğun anda baş-
lar. Esas anlamı "yönelmek, kastetmek" olan
hac, gönlünü O'na verenler için çok kolaydır.
"Gönül seni bulmuş ise/ Başkasını anar mı hiç/
Ateşine yanmış ise/ Başka nara yanar mı hiç"
diyor ya bir gönül ehli, işte o sır kendini bilmek,
kendini bulmak, yitiğini önce kendinde ara-
maktan geçiyor.

Kâmil Büyüker



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97