Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 239. Sayı >> DİN VE SOSYAL HAYAT >> Kurban ibadeti ve dinimizdeki yeri

Kurban ibadeti ve dinimizdeki yeri

İbadetler dinin temel şiarlarıdır. Din denilen kut-
sal yapının içindeki önemli rolleri dolayısıyla de-
ğişimden etkilenmez ve dinin sabit ayaklarını
oluştururlar. Günümüzde ortaya çıkan bazı anla-
yışlar Allah'ın insanlara gönderdiği yegâne din
olan İslam'ın, ibadetler kısmına dahil ettiği kur-
ban ibadetinin adeta genetiği ile oynayarak onu
sulandırmaya ve dindeki konumunu sarsmaya
çalışmaktadırlar. Bu anlayışa göre kurban basi-
te indirgenmekte sanki bir et kesme, kebap ye-
me merasimi ve yıl boyu et yiyemeyenlerin bu
ihtiyacını karşılamak içinmiş gibi gösterilmekte
ve onun yerine sadaka vermenin daha faziletli
olduğu üzerinde durulmaktadır. Bu anlayışa sa-
hip olanlar kurban ibadetinin keyfiyetini kavraya-
madıkları gibi, Müslümanların bu ibadetin uygu-
lanması esnasındaki bazı yanlışlarından hareket-
le, kurbanın gayesi ile kesildikten sonra yapıla-
cak işlemleri birbirine karıştırmaktadırlar. Bu se-
beple bir hatırlatma olmak üzere bu yazımızda
kurban ibadetinin dinimizdeki yerine işaret et-
mek istiyoruz.
Kulluğu ifade etmek üzere kuldan Allah'a yönel-
tilen eylemler daha çok "ibadet" ve "taat" keli-
meleriyle anlatılmaktadır. Bunlar yanında bir de
kulu Allah'a yaklaştıran fiillerin genelini ifade
eden "gurbet" terimi vardır. Bu üç kelime, kulun
kendisini Allah'a ifade etmesi, O'nu Rab olarak
kabul etmesi, emrine âmâde olduğunun bilincin-
de olması ve kuldan Allah'a yönelik eylem olma-
ları noktasında ortaktırlar. Ancak, "gurbet" iba-
detten daha kapsamlıdır. "İbadet", niyete bağlı
olup fâiline sevap kazandıran bir davranış iken;
"taat", niyete bağlı olsun ya da olmasın fâiline
sevap kazandıran davranıştır. "Gurbet", niyete
bağlı olmasa da, kendisine yaklaşılacak olanı ta-
nıdıktan sonra sevap getirecek fiili yapmaktır.
Buna göre, niyete bağlı olarak yapılan beş vakit
namaz, oruç, zekât ve hacdan her biri gurbet,
taat ve ibadet kelimelerinden biriyle ifâde edile-
bilmektedir. Kur'an okuma, bir şeyi vakfetme,
köle azadı ve sadaka gibi davranışlar niyete
bağlı olmadıkları halde yine söz konusu kelime-
lerin her biriyle adlandırılabilmektedir. Bu ibadet-
ler içerisinde "gurbet" kelimesi ile özel olarak ifa-
de edilen sadece kurbandır.
Kurban nedir?
Yaklaşmak anlamına gelen kurban; Allah Tea-
la'ya yaklaşmak için kurban niyetiyle belirli vakit-
te kesilen özel hayvana verilen addır. Kurban
bayramında kesilen hayvanlara udhiyye adı veri-
lirken, kurban günlerinde hacda (ceza, sevap
kazanma gibi) çeşitli amaçlarla kesilen kurbana
hedy denir.
Kurban kelimesi Kur'an'ın iki âyetinde geçmek-
tedir. Bunlardan birinde Hz. Âdem'in iki oğlunun
(Allah'a) takdim ettikleri kurbanı anlatmak için
(Maide, 27.)
, diğerinde ise müşriklerin Allah'tan
başka edindikleri tanrıları yakınlık vasıtası kılma-
ları anlamında
(Ahkaf, 28.)
kullanılmıştır. Dinî ede-
biyatımızda kurban kelimesi kullanıldığında, ak-
sine bir kayıt bulunmadığı sürece kurban bayra-
mında kesilen kurban anlaşılır. Ancak İslam'da
kurban sadece bundan ibaret olmayıp, adak
kurbanı, akîka kurbanı, şükür kurbanı gibi kur-
banlar da vardır. Bu kurban çeşitlerinin bir kısmı-
na doğrudan, diğer bir kısmına ise dolaylı yoldan
işaret eden Kur'an, kurbanlarla ilgili detayı sün-
nete bırakmıştır. Bu sebeple Hz. Peygam-
ber'den her türlü kurbana ait olarak nakledilen
detay hükümler hadis kitaplarında başta "edâhî"
olmak üzere değişik başlıklar altında toplanmış-
tır.
(bk. Buhârî, VI, 234 (Edâhî); Tirmizî, IV, 83 (Edâhî); Ebû
Davûd, III, 93 (Dahâyâ); Nesâî, VII, 211. (Dahâyâ)

İbadet oluşu
Kurbanın ibadet olabilmesi için iki temel şartı ta-
şıması gerekir: Bunlardan biri Allah'a yaklaşmak
maksadı, diğeri ise kurban niyetidir. İşte bu du-
rum kurbanı et yeme veya başka amaçlarla ya-
pılan normal hayvan kesiminden ayırdığı için onu
ibadet sınıfına dahil etmektedir. Yoksa sıradan
bir hayvan boğazlama ve et niyetiyle bu işlemi
yapmak bir ibadet olarak telakki edilemez. Bun-
dan dolayı fukahâ niyet üzerinde özellikle dur-
muş ve et yeme maksadıyla kesilen hayvanın
ibadet anlamındaki kurban yerine geçerli olma-
yacağını, hatta ortaklardan birinin bu niyeti taşı-
masının kurbana halel getireceğini belirtmişler-
dir.
(Kâsânî, V, 71; Mavsılî, 724.)
Bu şartları taşıyan bir
kurbanın ibadet olduğunda geçmiş dönem ule-
mâsı arasında ihtilaf yoktur. Nitekim, Şevkânî,
kurban'ın meşruiyyetinde ve Allah'a yaklaştıran
en büyük davranışlardan (kurbe azime) biri oldu-
ğunda İslam bilginleri arasında hiçbir görüş ayrı-
lığı bulunmadığını belirtirken
(Şevkânî, es-Seylü'l-cer-
râr, IV, 73.)
, İbn Hacer kurbanın tartışmasız dinî
hükümlerden biri olduğunu ifâde etmiştir. Buha-
rî'nin kaydettiğine göre
(Buharî, Edâhî, 1.)
ise, İbn
Ömer Kurbanın ibadet oluşunu marûf kelimesiy-
le ifade etmiş, Buharî şârihi Aynî ise bu kelime-
nin, Allah'a ibadet olan ve O'na yaklaştıran bü-
tün eylemlerin ortak adı olduğunu ifade etmiştir.
(Aynî, Umdetü'l-kârî, XVII, 265.)
Kurban İslam inancında bir ibadet olarak telakki
edildiğinden, normal hayvandan ilave şartlar ta-
şıması istenmiş, kesim esnasında ve kesecek
şahısta da birtakım şartlar aranmıştır. Burada şu
kadarını ifade edelim ki, usûlüne uygun olarak
boğazlanan kurbandan Allah'a ulaşacak olan
kulun takvasıdır ki, bu da kan akıtmakla ve kur-
banı sırf Allah adına kesmekle gerçekleşir.
Kur'ân, kurban kesmenin meşruiyetini reddet-
memiş, bunun putlar adına değil, sadece Allah
adına olması gerektiğini yerleştirmek istemiştir.
Geriye kalan deri, et ve kan Allah'a ulaşmayaca-
ğına göre bunu ayrıca değerlendirmek gerek-
mektedir. "(Fakat unutmayın ki,) o kurbanlık
hayvanların etleri de kanları da asla Allah'a ulaş-
maz. O'na ulaşan yalnız sizin takvanız (yani O'na
karşı gösterdiğiniz bilinç ve duyarlılıkdır. İşte bu
amaçla, onları sizin yararınıza sunuyoruz ki, size
ulaşma yolunu, yordamını gösterdiği (her türlü
rahmet) için O'nun yüceliğini saygıyla anasınız."
(Hac, 37.)
meâlindeki âyet de bu duruma işaret et-
mektedir. Gazzâlî'nin
de belirttiği gibi, kur-
ban kanı akıtmaktan
maksat, kan ve et de-
ğil, kalbin dünya sevgi-
sinden ayrılması ve Al-
lah için dünya malını
fedâ etmesidir. Bu sıfat
ise niyet ve himmetin
kesinleşmesiyle hasıl
olur. Çünkü takva kal-
bin sıfatıdır.
(Gazzâlî, İhyâ,
IV, 563-564.)
Müfessirlerin yorumu-
na göre de, kurban
ibadeti dolayısıyla Al-
lah'a ulaşan, kulların
mâneviyatlarından ileri
gelen kalpleri Allah'ın
emrine teslim etmeye,
ta'zime ve ihlas ile
O'na yaklaşmaya da-
vet eden takvadır ki, Allah katında kabule elverişli,
rızasını kazanmaya da vesile olan ancak budur.
Kurbanın esas gerekçesi (illeti) ise, müşriklerin ak-
sine kurbanlar üzerine Allah'ın adının anılmasıdır.
(Zemahşerî, Keşşâf, III, 157; Râzî, Mefâtîhu'l-ğayb, XII, 36.)
Bu
özellikleri taşımayan kurban zaten Allah'ın talep et-
tiği şartları taşımadığından yani et ve kandan baş-
ka bir şey olmadığından bunlara İslam'daki anla-
mıyla "kurban" denilemez. Nitekim Mücahid'in bil-
dirdiğine göre, putların adını anarak onlar adına
kurban kesmeyi gelenek hâline getirmiş olan müş-
riklere tepki olsun diye Müslümanlar da Allah'a
yaklaşmak maksadıyla kurban kesip etlerini Kâ-
be'nin etrafına dikmek, kanlarını da saçmak iste-
mişlerdi. Yukarıda meali verilen Hac suresinin 37.
âyeti ise bu davranış ve anlayışın yanlış olduğunu
ifâde etmek üzere nâzil olmuştu.
(Âlûsî, XVII, 158.)
Mutlak anlamda kurbanın dinen meşru bir ibadet
olduğunu gösteren en önemli delil şu âyetlerdir:
"Her ümmet için Allah'ın kendilerine rızık olarak
verdiği hayvanlar üzerine ismini ansınlar diye kur-
ban kesmeyi meşru
kıldık. İşte sizin ilahınız
bir tek ilahtır. Şu hâlde
yanlız O'na teslim olun.
Alçak gönüllüleri
müjdele."
(Hac, 34.)
. "Biz
o kurbanlık develeri de,
sizin Allah'ın (dininin)
simgelerden (şeâir) biri
olarak öngördük ki,
bunda sizin için nice
yararlar vardır. Öyleyse
artık o hayvanlar (kur-
ban edilmek üzere) ön
ayaklarını sıra hâlinde
yere basmış durumda
iken onların üzerinde
Allah'ın ismini anın; ve
cansız olarak yere se-
rildiklerinde onların
etinden kendiniz de yi-
yin; kendi nasibiyle ye-
tinip istemeyen kimseyi
de, istemek zorunda
kalan kimseyi de (onlar-
la) doyurun. Biz, işte bu
amaçla onları sizin yara-
rınıza sunuyoruz ki şük-
redesiniz"
(Hac, 36. Genel
anlamda kurbanın meşruiyetini gösteren diğer ayetler şunlardır:
Kevser, 2; Bakara, 196; Maide, 27, 97; Saffât, 107.)
Bütün bunlarla birlikte kurbanın ibadet yönü ve
ibadetler içerisindeki yeri şu şekilde ifade edilebilir:
Kişi kurban adı verilen ve ilgili âyet ile ibadet oldu-
ğu ifâde edilen bu meşru amel ile, Yüce Allah'ın
emrine boyun eğmiş, kulluk bilincini bu tür bir
ibadetle de yenilemiş olmaktadır. Kurban kesen
müminler, bu vesile ile bir taraftan, Allah'ın yüce
peygamberlerinden Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'in
Allah'ın emirlerine mutlak itaat konusunda vermiş
oldukları başarılı sınavı hatırlarken, bir taraftan da
kendilerini onlar gibi hissetmektedirler.
(Dehlevî, Huc-
cetullâh, I, 290.)
Fert planında kulun Allah'a takvasını
sunmasının bir nişanesi olan kurban, toplumsal
açıdan da törensel özelliği yanında, başta kaynaş-
ma, kardeşlik, dayanışma ve yardımlaşma olmak
üzere pek çok önemli rol oynamaktadır. Bunun ya-
nında kurbanın etinin yoksullara dağıtılması sada-
ka hükmündedir. Sadakanın ise İslam'ın en önemli
ve kapsamlı ibadetlerinden biri olduğunda şüphe
yoktur.

Prof. Dr. Abdullah Kahraman - Cumhuriyet Üniv. İlahiyat Fak.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97