Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 239. Sayı >> SÖYLEŞİ >> Uzman Psikolog Necmettin Gürsoy ile İntihar üzerine

Uzman Psikolog Necmettin Gürsoy ile İntihar üzerine

Hayat, insana verilen en güzel armağan... Ancak bu arma-
ğan dikensiz bir gül bahçesi değil. Çünkü bu geçici arma-
ğanın verilmesinin asıl sebebi, kalıcı olan ahiret hayatının
kazanılması. Tatlı canımız, canımızdan çok sevdiğimizi söy-
lediklerimiz, bozulmasından korktuğumuz ticaretimiz, hepsi
birer sınav kâğıdı gibi verilmiştir elimize. Ve güzel gülün di-
kenleri... Onlar da sınavın bir yönü... Gül nedenli güzel ko-
kar ve dikeni ne denli can sıkar... Ama gülü seven, katlanır
dikenine. Çünkü bu bahçe, iyisiyle kötüsüyle, gülüyle dike-
niyle, her şeyiyle bir fırsattır seven için. Şükretmek için, pay-
laşmak için, sabretmek için, doğrultmak için, güzelleştirmek
için, Rabbi anmak için fırsat...
Ve insan.... Bu dünya hayatını, bu gülü de dikeni de olan
bahçeyi bir fırsat olarak görsün veya görmesin, yaratılıştan
getirdiği özellikleri sebebiyle, her ne olursa olsun, hayatta
kalmak için mücadele eder. Yeryüzündeki her canlı gibi...
Bir farkla ki, sadece insanın hayatta kalma mücadelesi bi-
linçli bir mücadeledir. Ancak bazen, bu normal çizgiden ba-
zı sapmalar, ayrılmalar olur ve her şeye rağmen yaşamak
için çabalayan insan, hayata tutunduğu dalları bırakır, mü-
cadele etmekten vazgeçer, ölmeye karar verir ve adı soğuk
o eylemi gerçekleştirir; intihar eder.
Bu söyleşimizde, dinimizin net bir şekilde yasakladığı, hiçbir
şartta mazur görmediği intihar konusunun psikolojik yanını
ele almak istedik. Uzman Psikolog Necmettin Gürsoy ile ko-
nuyu etraflıca değerlendirmeye çalıştık.
Yararlanacağınızı umuyorum.

-İnsan eline iğne batıramazken intihar etmesi kolay anlaşılır bir şey değil. İntihar fikri nasıl oluşmaya başlıyor?

İntiharı ele almada önemli bir nokta, diğer olaylar ile olası ilişkileridir. Kendini öldürmenin diğer olaylar ile ele alınması... İntiharın diğer olaylar ile ilişkisini incelerken cinayetlerle olan ilişkisi dikkat çekmektedir. Klasik görüşte intihar bir cinayet olarak ele alınmaktadır. İntiharda şiddet ferdin kendivarlığına yönelirken, cinayette ise başka birinin varlığına yönelmektedir. Kur`an-ı Kerim`de (Enam suresi, ayet 151) sözü edilen `nefsinizi öldürmeyin` diye ifade edilen yasaklamanın, günümüzdeki çağdaş görüş ile örtüştüğü söylenebilir. Çünkü Arapça`da nefs ile anlatılmak istenen aslında can veya canlı demektir. Yasaklanan, kendi nefsini veya herhangi bir nefsi yani canı öldürmektir.

-Burada bir başlangıçtan, bir süreçten bahsetmek mümkün mü?

-Elbette. İntihar bilimcileri arasında yaygın görüş intiharın sadece kendini öldürme olayı olmayıp, öldürme olayından uzun zaman önce başlayan bir süreç olduğudur. İntihar genellikle insanın kendini öldürmesi olarak düşünülmekte ve davranışın sonunda ortaya çıkan durumla ilgilenilmektedir. Bu şekilde bakıldığında insanı kendini öldürmeye götüren süreç göz ardı edilmekte ve bu süreci başlatan olay ve olaylar hakkında düşünmemiz zorlaşmaktadır. İntihara bir süreç olarak bakmak bakışımızı temelden değiştirecektir.

-Sanırım intihar olgusu göründüğünden daha karmaşık...Tabi. İntihar, insan ruhu gibi karmaşıktır. Tanımlanırken seçilen terim ve sözcüklerin dikkatlice gözden geçirilmesi gerekir. İnsan davranışlarının karmaşıklığı ve öznelliği gibi, intihar da son derece hususi bir davranıştır.

-İntihar önceden anlaşılabilir mi?

Yapılan araştırmalarda intihar eden kişilerin teşebbüslerinden önce en az bir kez, bir kişiye, bu düşüncelerinden bahsettikleri görülmüştür. Bu açıdan bazı durumlarda kişinin intiharı önceden tahmin edilebilecekken bazı durumlarda beklenmedik olabilmektedir. Kişide gözlenebilecek bazı davranışlar intiharın sinyalcileri olabilirse de bunları her zaman her birey için söylemek mümkün olamayabilmektedir.Ancak çoğu zaman bilinçli bir aile veya bir profesyonel yardım, olabilecek bir tehlikenin farkına varmasında yardımcı olmaktadır.

-Töre sebebiyle meydana gelen intiharlar intihar mı, cinayet mi?

İntihar ile cinayetlerin iç içe geçtiği töre ve ahlaki nedenlerden ötürü kendini öldüren kimselerin, aslında birer cinayete kurban gitmiş olma ihtimalleridir. Ülkemizde son yıllarda özellikle genç kızların arasında görülen bu tür ölümler düşünüldüğünde, aslında cinayete kurban gittikleri görülecektir. Namus cinayetleri ve ensest (aile içerisinde olan cinsel sapmalar) ilişkiler sonucunda ölen genç kızların intiharlarını bu türden ele almak gerekir. Gerçekte bu tür ölümler bireyin istediği bir ölüm değildir. Arkasında güçlü bir toplumsal zorlama vardır. Bu tür ölümlere intihar demekten ziyade, `toplumsal cinayet` demek daha doğru olacaktır.

-İntihar fikrinin gelişmesinde ve teşebbüsünde kişinin dünya görüşü, moral ve motivasyonun yeri var mıdır?

Tabiatıyla vardır. Gelişme aşamasından çok, teşebbüsünde ve gerçekleşmesinin önlenmesinde motivasyon ve inancın yeri çok büyüktür. Vakalarımızda hem önleyici hem de koruyucu faktör olarak görmekteyiz. Kişi bu eylemini gerçekleştirdiğinde, "Eğer inancım olmasaydı çoktan ben bu işi gerçekleştirirdim" şeklinde ifadeler kullanıldığına tanık olmaktayız. Ama depresyondaki hasta mutlaka tedavi görmelidir.

-İnançlı kişi intihar etmez, inançlı kişi hastalanmaz sözü ne derece doğrudur?

Eskiden ruhun hastalandığına inanılıyordu ama şimdi diğer organlarımız gibi, beynimiz de hastalanıyor ve tedavi ediliyor. Bize hezeyanlı bir hasta geldiğinde (kendisini çok kutsanmış bir birey olarak gören)
ve kendisine ilaç verdiğimizde, o hezeyanların kaybolduğunu görmekteyiz. Yukarıda da bahsettiğimiz
gibi, inançlı insan intihar etmez diye bir kural yoktur,inançsız olan insana göre savunması daha güçlüdür. Ama o da bir yere kadardır. Eğer tedavi olmazsa savunmasız kalabilir. Ve intihar edebilir.

-İntihar teşebbüsünde bir artıştan bahsedebilir miyiz?

Günümüzde iletişim araçlarının çoğalması (radyo,televizyon, basın, internet, facebook, tweeter, sms vb.) kişiyi uyaran bombardımanına maruz bırakıyor.Amaçsız, sırf magazin haberi olsun diye yapılan yayınlar. Medya, tv, basın, internet vs. gibi iletişim araçları intihar düşüncesini tetikliyor. Özellikle televizyon dizilerinde bu tür sahnelerin gösterimi, özellikle bu tür eğilimi olan kişilerde etkili oluyor. Bu şekilde uyaran bombardımanına maruz kalan insan başa çıkamıyor, yetemiyor, tabiatıyla intihar olaylarında artışlar gözleniyor. Günümüzde ABD`de intihar; ölüm sebepleriarasında birinci sırada gelmektedir.

-Batıda yaşanan intiharlar ile ortadoğu ülkelerinde yaşanan intiharlar arasında sonuç aynı da olsa teşebbüs sebebi bakımından farklar var mı?

Bizim toplumumuzdaki ve ortadoğu toplumlarındaki intiharlar toplumsal hayattan kaynaklanan intiharlar olmasına karşın (töre ve namus cinayetleri gibi),batı dünyasındaki intiharlar daha çok bireysel hayattan kaynaklanan intiharlardır (yalnızlık veya depresyon sebebi ile gerçekleşen intiharlar). Batının birey odaklı hayatıve nüfusun artmaması, batı insanını daha da yalnız bir hayata sürüklemektedir. Bu derece birey odaklı bir hayat ise batıdaki yalnızlık intiharlarının çoğalmasına sebep olmaktadır. Örneğin
Almanya`da şimdi 14 milyon kadar yalnız yaşayan yaşlı ve orta yaşlı insan bulunmaktadır.

-Doğu ülkelerinde şeref intiharlarından bahsedebilir miyiz?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi batı ve doğu dünyası ve uzak doğu arasındaki toplumsal hayat bakımından belirgin olan farklılıklar (birey odaklı veya toplum odaklı bir kültüre sahip olmak) toplumdaki
intihar sebeplerini de yoğun bir şekilde etkilemektedir. Bu sebeple birey odaklı yaşayan toplumlarda kişiler başkalarının kendileri için ne düşündüğü konusunda umursamaz iken, doğu dünyası ve uzak doğu toplumları başkalarının gözünde büyük bir önem taşımaktadır. Buradan hareketle şeref veya namus gibi kavramlarındoğu ve uzak doğu kültürlerinde daha ayrı bir öneme sahip olduğunu görmekteyiz. Örnek olarak Japonların, harakiri intiharları gibi...

-Gençlik intiharları daha çok hangi nedenlere dayanıyor?

Araştırmalar sonucunda intihar girişiminde bulunan ergenlerin yüzde 37,2 sininpsikiyatrik rahatsızlıklarının olduğu ortaya çıkmıştır. Problem çözme becerisinin yetersizliği, umutsuzluk duyguları, kendine gerçekçi hedefler koyamama, kişilik bozuklukları vs. Ayrıca bireyin gelişimi ile birlikte biyolojik ve psikolojik gelişim arasındaki etkileşim zaman zaman tam olarak sağlanamayabilir. Genç; geçirmekte olduğu fizyolojik gelişime psikolojik olarak uyum göstere memekte ve kişinin içinde bulunduğu bu gelişim çatışması, gencin intihar teşebbüsüne sebep olmaktadır. Buna ek olarak gençlik döneminde kişilerin kimse tarafından anlaşılmadıkları yönündeki düşüncelerini de gençlik intiharlarının önemli nedenleri arasında gösterilebiliriz.

-Uyuşturucu ve bağımlılıkların etkisi var mıdır?

Uyuştucu ve her türlü bağımlılık beyin biyokimyası üzerinde doğrudan etkilidir. Bu da depresyonla birebir ilişkilidir. Kişinin savunma gücünü zayıflatmakta ve depresyona girmesine neden olmaktadır..

-Travma ile intihar arasında bir bağ var mıdır?

Her travma intihara götürür diye bir şey söylemek doğru değildir. Bazan travmalardan dersler de çıkarabiliyoruz. Hayatımızda bir kilometre taşı olabiliyor. Önemli olan o olayı kendi lehimize çevirebilmek. Örnekğin Japonlar ikinci dünya savaşında yenilgiye uğruyorlar. müthiş bir biçimde gururları kırılıyor.
Tüm halk İmparatorluk sarayının önünde toplanıp toplu olarak hara-kiri (intihar) etmeye karar veriyorlar. Sonunda kararlarını değiştiriyorlar; toplum adına bir kişi harakiri yapıyor, diğer halkın çok çalışarak günümüz dünyasının süper gücü hâline geldiğini görüyoruz.

-Neden ölmek gerektiği değil de nasıl yaşamak gerektiği üzerine düşünmek intiharda önleyici midir?

İntihara teşebbüs öncesinde kişinin neden ölmek istediğini anlamak çok önemlidir. İnsan, hayatına son vermek istiyorsa bunun sebebi aranmalıdır. İntiharı önleyici olan en önemli faktör, kişinin bu problemini biri ile konuşabilmesi ve bu sorunu ortadan kaldırmak veya ona bakış açısını değiştirebilmek için profesyonel veya sosyal destek almalıdır. İntihar eğiliminde olan bir kişinin nasıl yaşaması gerektiği veya ideal hayat üzerine düşünmesi ve bu düşüncenin onun teşebbüsünü engellemesini beklemek çok gerçekçi değildir. Zira intihar eğiliminde olan kişi kendini zayıf hissetmektedir. Bu sebeple idealist düşüncelerden çok, kişiyi intihara eğilimli hâle getiren sebep veya sebepler üzerine çalışmak daha doğru olacaktır.

-İntiharı önlemede beynimizin bizi yönetmesi değil, bizim beyni yönetmemiz nasıl olur?

Asıl sorun ve konunun önemi de burada zaten. İntiharda beyindeki biyokimyasal düzen bozulmaktadır. Bozulan düzeni düzeltecek savunma mekanizmaları (ilaç, terapi, telkin, toplumsal kabul vs.)intiharı önlemede önemli bir etken. Aslında ruhu olan tüm canlılarda bu sistem var. Mesela toplumsal hayata (kendi içerisinde) çok alışan balinaların sürüden ayrıldığı zaman beyin dalgalarında bozulmalar olmakta, kendilerini kayalara çarpmakta ve bir nevi intihar etmekteler diyebiliriz.

-İntiharı önlemede çevremizi, olan biteni sağlıklı değerlendirmesinin ve kendi davranışlarını yönetebilmesinin formülü var mıdır?

Her konuda olduğu gibi bu konuda da kendimizi tanımamız çok önemli. Kendimizi tanırsak erken davranır ve erken yardım alırız. Yani en önemli önlem kişinin farkındalığının artmasıdır. Farkındalığı artan kişi, bu tür etkiliyeci düşüncelerden uzak kalmasını bilecek ve yardım alacaktır. Sebep-sonuç ilişkisi kuracak, dur, düşün yap, dur, düşün değerlendir diyecektir. Hayatta kendimize bir hedef çizmek, bir amaç edinmek, boş durmamak, çözüm üretmek, intiharı ve bu tür bunalımları aşmanın en önemli yolu olsa gerek.
Thomas Carly`in belirttiği gibi rahat bir hayat, ekmek elden su gölden, sorumsuz bir hayat insana yakışmaz. Var olmak için düşünmek;
"Ben kimim?
Ne yapmak istiyorum?
Yaptıklarımın anlamı nedir?"
gibi soruların cevaplarını ortaya koymak, yani bir anlamda "iç dünyamızı" gözden geçirmek, farkındalığımızın artması için gereklidir. Bu "keşif yolculuğu" bittiği zaman, ben eğer "olumlu" ya da "olumsuz" yanlarımı keşfedebilmişsem, artık kendimi "onarmak" ya da "olduğu gibi kabullenmek" yoluna revan olurum. Çünkü "anlamsızlık", "hiçlik" ortadan kalkmıştır artık.

Uğur İlyas Canbolat



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97