Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları

Haccı anlamak

Hz. Âişe (r.a.)'den nakledildiğine göre Allah Rasulü şöyle buyurmuştur: "Beyt'i
(Kâbe'yi) tavaf, Safa ile Merve arasında yapılan sa'y ve şeytan taşlama ancak
Allah'ın zikri (anılması) için emrolunmuştur."
(Ebû Davud, Menasik, 50.)

Bu hadis-i şerifte sevgili Peygamberimiz, İslam'ın beş temelinden biri saydığı Hac iba-
detinin
(Buhârî, İman, 1.)
amacının, diğer ibadetlerde olduğu gibi, Allah'ı anmak (hatırdan
çıkarmamak) olduğunu bildirirken bir bakıma, "sayılı günlerde (teşrik günleri) Allah'ı
anın"
(Bakara, 203.)
, "Meş'ar-i Haram'da Allah'ı anın"
(Bakara,198.)
, "hac ibadetinizi ta-
mamlayınca, atalarınızı andığınız gibi veya ondan daha coşkulu bir şekilde Allah'ı anın"
(Bakara, 200.)
ayetlerine de işaret etmiş olmaktadır. En büyük zikir olan namazın
(Anke-
bût, 45.)
günlük edasında bireysel olarak; Cuma ve Bayramlarda büyük cemaatlar için-
de nasıl Allah'ı anıyorsak, ömürde bir defa yapmakla emrolunduğumuz
(Müslim, Hac,
73.)
Hac ibadeti esnasında da dünyanın dört bucağından gelmiş büyük bir müslüman
kitlesi içinde Allah'ı anıp O'na hamdimizi, şükrümüzü ve kulluğumuzu ifâ etmiş oluyo-
ruz.
Bütün ibadetlerde olduğu gibi hac ibadetinin amacı, anlamı ve hikmetini iyi kavramak
son derece önemlidir. Bu önemi fark edemeyen bazı mü'minlerin haccın ifâsı esnasın-
da karşılaştıkları sıkıntı ve zahmet sonucunda bazen, "ben buralara niye geldim?" gi-
bi bir hayıflanma içine düştükleri görülmektedir ki bu, hiçbir samimi mü'min için ma-
zur görülebilecek bir şey değildir.
Hac ibadetini eda eden kimse her şeyden önce, Allah'ın bir emrini yerine getirmiş ve
böylece O'nun rızasını kazanmayı amaçlamıştır. Esasen ilâhî buyrukların en önem-
li esprisi ve hikmeti budur. Bunun yanında, hacca niyetlenen kimsenin, ona hazırlanır-
ken, hac görevlerini yerine getirirken ve ibadetini tamamladıktan sonra, kendi kabiliye-
tine göre elde edeceği olumlu sonuçlar vardır. Hac yolculuğuna niyet eden kişi bir ta-
raftan gerekli hazırlıkları yaparken, diğer taraftan günahlarına tevbe eder, üzerinde kul
hakkı varsa bunların sahipleriyle görüşüp helalleşir ve borçlarını öder. Eş, dost ve ak-
rabaları ile vedalaşır, özellikle, sağ ise, ana-babasının rızasını alır. Bu bir nevi, büyük
yolculuk diyebileceğimiz âhiret yolculuğunun provası gibidir.
Mekke'ye varan hacı adayı, Kâbe etrafında, cins, ırk, renk, mevki, makam, zengin, fa-
kir ayrımı olmadan omuz omuza saf tutan, tavaf eden, Arafat'ta dualarıyla Allah'a yö-
nelen büyük kalabalık içerisinde kendisini, adeta mahşer yerinde Allah'ın huzuruna
çıkmış birisi olarak algılar. Hacı adayı, her gün en az beş defa yöneldiği ve Kur'an'da
Allah'ın evi olarak nitelenen Kâbe'yi bizzat yerinde görüp, orada, başta Hz. Muham-
med (s.a.s.) olmak üzere, geçmiş peygamberlerin hak din uğrunda verdikleri müca-
deleleri hatırlar ve asırlar boyunca birçok mü'minin namaz ve niyazlarına sahne olan
bir atmosferde yaşayarak bu manevi zevki tatmış olur. Ayrıca, hac esnasında Hz. Pey-
gamber (s.a.s.) ve ashabının bulunduğu coğrafî mekanları ziyaret ederek ve
Kur'an'da, "Allah'ın koyduğu dinî işaret ve nişanlar (şeâirullah)" olarak nitelenen
(Baka-ra ,158; Hac, 32, 36.)
mekanlarda bulunarak o dönemin havasını teneffüs etmiş olur.
Mü'min, ihrama girerken büründüğü beyaz elbiseyle, kabre girerken bürüneceği kefe-
nin benzerliğinin şuurunda olarak, bu kıyafeti taşıdığı süre içinde, başka zamanlarda
kendisine meşru olan bazı davranışlardan uzak kalıp, gündelik alışkanlıklarından ve ba-
ğımlılıklarından kurtulma ve kendisini hesaba çekme imkanına kavuşmuş olur.
Hac esnasında hiçbir şeye zarar vermemek esas olduğundan, insanın çevresiyle ilişki-
sinde son derece dikkatli davranması gerektiği ortaya çıkar. Bu husustaki titizliğin öl-
çüsü, Kur'an-ı Kerimdeki yasaklardan ve bu yasakların çiğnenmesi hâlinde verilecek
cezaları bildiren ayetlerden anlaşılmaktadır.
(Bakara, 158, 196-200; Âl-i İmran, 96-97; Maide,
2, 95-96; Hac, 26-29, 33-34.)
Özellikle bitki ve hayvan türünden canlılara karşı gösterilme-
si gereken özen, kişiye, başka zamanlarda kazanamayacağı ölçüde bir duyarlılık sağ-
lar. Bunun yanında öfkelenmemek, kimseyi incitmemek, sabırlı ve güler yüzlü olmak gi-
bi ahlakî davranışlar da haccı gereği gibi yerine getirenlerin elde edecekleri manevi ka-
zançlar arasında yer alır. Dolayısıyla Müslüman, hac esnasında, daha önce teorik ola-
rak haberdar olduğu, fakat layıkı ile yaşayamadığı bir dizi imânî ve ahlâkî özellikler ka-
zanır.
Hac görevini yerine getiren mü'minin bu özellikleri kazanabilmesi için, yaptığı ibadetin
bilincinde olması ve her davranışında Allah'ın rızasını elde etmeyi gaye edinmiş olması
gerekir. Bu nedenle, tavaf etmek, sa'y etmek, şeytan taşlamak, Hacerü'l-Esved'i öp-
mek gibi sembolik yönü ağır olan uygulamaların gerisinde yatan espriyi ve mesa-
jı düşünmek, hac günleri boyunca ibadetin amacını göz önünde bulunduran bir ruh hâli
ve manevi atmosfer içinde olmak önemlidir. Bu yüzden hac menâsikinin icrasında, ki-
şinin kendisini tehlikeye atarcasına tedbirsiz davranması ve bu arada diğer mü'minleri
rahatsız etmesi, elde edilecek sevaba mani olabileceği gibi, günah kazanmaya da ve-
sile olabilir. Ayrıca, o beldelerde ölmenin faziletli olduğu gibi yanlış bir anlayışa kapıla-
rak, bu ibadeti yerine getiremeyecek derecede yaşlı ve hasta olanların, bile bile hacca
giderek hem kendilerini, hem de kendileriyle ilgilenenleri sıkıntıya sokmalarının o kişile-
re vebal yüklemeyeceği söylenemez. Ölmeleri hâlinde fazilet elde etmek bir tarafa, ted-
birsiz davranarak o sonuca yol açmalarının hesabını Allah önünde verecekleri unutul-
mamalıdır.
Hac ibadetinin hikmetlerinden birisi de, çeşitli uluslara mensup Müslümanların bir ara-
ya gelerek buluşmaları, birtakım sosyal ve kültürel farklılıklara rağmen İslam kardeşliği-
nin kucaklayıcı atmosferinde tanışıp kaynaşmalarıdır. Gerçekten de, dünyada Müslü-
manların yaşadığı hemen her ülkeden az veya çok katılımın olduğu bu ibadet, Allah'ın
iradesinden başka hiçbir şeyin bir araya getiremeyeceği çok zengin bir ırk, renk ve kül-
tür mozayiğini oluşturmaktadır. Allah'ın kulları ve birbirlerinin din kardeşleri olarak tek
amaç etrafında toplanan insanların oluşturduğu bu mozayiğin mekanı olan hac,
Kur'an'ın "teâruf" olarak isimlendirdiği tanışıp bilişmenin sağlanabileceği en güzel plat-
formdur. Bu platform genelde, Müslümanların bilgi ve görgülerini tazeledikleri, bazen
de kendi yerel Müslümanlıklarının dar çerçevesinde edindikleri birtakım yanlış düşünce
ve tasavvurları tashih ettikleri bir zemin olmaktadır. Bunun en güzel örneği, Amerika-
lı zenci Müslümanların liderlerinden Malcolm X 'in (ö.1965), zenci ırkının üstünlüğüne
dayalı İslam anlayışının yanlışlığını hac görevini eda ederken fark etmesi ve bu görüşün-
den tamamen vazgeçmesidir. Dolayısıyla hac, dünyanın neresinde yaşarlarsa yaşasın-
lar bütün Müslümanların aynı değerlere sahip oldukları ve bu değerlerin kendileri için or-
tak bir zemin oluşturduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.
Hac görevini yerine getiren mü'minler ülkelerine döndükten sonra, orada kazandıkları
tecrübeyle, birtakım fikrî, dinî ve mezhebî ihtila ara daha hoşgörülü yaklaşabilmekte,
Hz. Peygamberin müjdesinden hareketle, "anasından doğmuş gibi günahlarından te-
mizlendikleri"
(Buhârî, Hac, 4.)
inancıyla da, özel ve sosyal hayatlarında daha özen-
li ve dikkatli davranmaktadırlar. Bu yüzden, her ibadetin temel amaçlarından olan ahlâ-
kî olgunluk ve güzelleşme, hac ibadetinde adeta gözle görülür bir hüviyet kazanmak-
tadır.

Prof. Dr. İ. Hakkı Ünal - Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97