Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 239. Sayı >> SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER >> Yarın Hakk'ın dîvânına varınca Süleyman'dan hakkın alır karınca

Yarın Hakk'ın dîvânına varınca Süleyman'dan hakkın alır karınca

Yarın Hakk'ın dîvânına varınca
Süleyman'dan hakkın alır karınca

Seyhülislâm Ebussuud Efendi

(Günahların, sevapların tartıldığı Hakk'ın divanına varınca,
karınca Süleyman'dan hakkını alacaktır.)

Ceddimiz Osmanlı, sadece insana değer vermekle, onların ihtiyaçlarını kar-
şılamayı bir görev bilmekle kalmamış, canlı-cansız bütün mahlûkata şef-
katle, merhametle yaklaşmış, yaratılan her nesnenin bir kıymet ifade ettiği
şuuruyla hareket etmiştir.
Bitkilere şefkat göstermiş, bitkinin ağacın insan hayatındaki önemini hiçbir zaman
göz ardı etmemiş, "Yaş kesen, baş keser." demiştir. Yani canlı bir bitkiyi yok etme-
nin bir insanı öldürmekten farksız olduğuna dikkat çekmiştir.
Ceddimiz, bugün dünyanın sadece slogan attığı hayvan sevgisi hususunda da büyük
bir hassasiyet göstermiştir. Mesela havaların soğumaya başladığı zaman sıcak mem-
leketlere göç edemeyen leylekler için bir vakıf kurmuş, kış boyunca barınmasına,
beslenmesine yardımcı olmuştur. Bunun dünyada bir örneği daha yoktur.
Ceddimiz sıcak günlerde kapısının önüne bir kap ile su koyarmış ki,su bulamayan
kedi, köpek, kuş, kurt susuzluktan ölmesin. Kış günlerinde hayvanatın yiyeceği kar-
larla örtüldüğü için belirli yerlere yiyecek, içecek koymuş ki,hayvanlar aç kalmasın...
Çoğaltabileceğimiz bu örnekler kuru bir hayvan sevgisi değil, şefkat ve merhametin
mücessem bir göstergesidir.
Kanuni Sultan Süleyman gibi bir cihan padişahının hassasiyeti dikkat çekicidir:
Kanuni Sultan Süleyman, Topkapı Sarayının bahçesindeki meyve ağaçlarına zarar
veren karıncaların itlaf edilmesinin dinen caiz olup olmadığını Şeyhülislâm Ebussuud
Efendi'ye sorar. Hem de ne soruş, tam anlamıyla şâhâne bir beyit:
Dırahta ger ziyan etse karınca
Günâhı var mıdır ânı kırınca?
(Eğer karınca ağaca zarar veriyor, onu kurutuyorsa, karıncayı yok etmenin bir güna-
hı var mıdır?)
Ebussuud Efendi, zamanın şeyhülislâmıdır. Kanuni'ye hoş görünmek için, karıncanın
ölmesinden ne olur padişahım, diyebilirdi, fakat o, ince bir nükteyle bakın ne diyor,
bu da sanatkâr bir padişaha sıradan bir cevap değildir:
Yarın Hakk'ın dîvânına varınca
Süleyman'dan hakkın alır karınca.

Osmanlı Devleti'nin zirvede olduğu bir devirde, zirve bir padişah ve mesleğine saygılı,
şahsiyetli, doğru, zirve bir şeyhülislâm...
Bu muhavere basit bir soru-cevap şeklinde olmuyor; estetik bir dille, şiir yoluyla
cereyan ediyor. Hele Ebussuud'un beytinde bir edebî sanat olan telmih yoluy-
la çeşitli hâdiselere atıfta bulunuluyor. Kur'an-ı Kerim'de bir surenin adıdır ka-
rınca (Neml)... Bu sureden üç âyet:
17. Süleyman'ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen ordu-
ları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.
18. Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, "Ey karıncalar!
Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin-
ler." dedi.
19. Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: "Ey Rabbim!
Beni; bana ve ana-babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın sa-
lih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!"
Ve karınca ile Hz. Süleyman'a dair iki menkıbe... İlk menkıbenin kaynağının yuka-
rıdaki ayetler olduğu anlaşılıyor:
Hz. Süleyman (a.s.) bütün hayvanların dilinden anlamak gibi bir mucizeye sahipti. Hz. Sü-
leyman, ordusuyla bir sefere giderken bir vadiye ulaştıklarında karınca beyi'nin diğer karıncalara,
"Kaçın, Süleyman'ın orduları sizi ezmesin." dediğini işitir. Hz. Süleyman tebessüm eder ve karın-
caların beyini yanına çağırır. Karınca beyi, Hz. Süleyman'ın yanına eli boş gitmek istemediği için
kendince değerli gördüğü bir çekirge budunu alarak Hz. Süleyman'ı ziyarete gider. Hz. Süleyman
dua eder, but bereketlenir; bütün ordu yarısıyla doyar. Geri kalanını karınca beyi'ne iade eder ve
ondan bir öğüt ister. Karınca da Süleyman Peygambere öğütler verir. Hz. Süleyman, karıncaya,
"Ben peygamber olduğum hâlde sizi çiğneyeceğimi nasıl düşündün ve arkadaşlarına niçin kaç-
malarını söyledin?" deyince, karınca da ona: "Karıncalar, senin debdebene dalıp da tespihlerini
unuturlar diye söyledim." cevabını verir.
...
Bir gün, Süleyman Peygamber, bir karıncaya bir yıllık yiyeceğinin miktarını sorar. Karınca da, "Bir
buğday tanesi yerim." şeklinde cevap verir. Cevabın doğru olup olmadığını kontrol etmek isteyen
Hz. Süleyman karıncayı, bir buğday tanesi ile bir şişeye koyarak hava alacak şekilde şişeyi kapa-
tır, sonra da bir yıl bekler. Müddeti dolunca, şişeyi açtığında bir de bakar ki karınca buğday tane-
sinin yarısını yemiş, yarısını da bırakmıştır. Hz. Süleyman karıncaya buğday tanesini tamamen ne-
den yemediğini sorar. Karınca da: "Daha önce benim yiyeceğimi yüce Allah (c.c.) verirdi. Ben de,
O'na güvenerek bir buğday tanesini tamam olarak yerdim; çünkü O, beni asla unutmaz ve ihmal
etmezdi. Fakat bu işi sen üzerine alınca, doğrusu nihayet bu aciz bir insandır diye sana pek gü-
venemedim. Belki, beni unutup yiyeceğimi ihmal edebilirsin. O yüzden de bir yıllık yiyeceğimin ya-
rısını yiyerek diğer yarısını ertesi yıla bıraktım." şeklinde cevap verir.
Hayvan hakkı önemlidir. İnsana yapılan bir haksızlığın helalleşme yoluyla telafisi mümkündür; ama
hayvana yapılan haksızlığın telafisi pek mümkün görülmüyor. Bu yüzden Ebussuud Efendi diyor
ki, günahların, sevapların tartıldığı günde, eğer hakkı varsa bir karınca bile insanlardan davacı ola-
caktır, zira:
Bir olur adl-i ilâhîde Süleyman ile mûr
Dergeh-i Hak'ta heman şah ile sâil birdir. (Şehit Ali Paşa)
İlâhî adalette Süleyman ile karınca eşittir; bunun gibi Hak katında padişah da dilenci de aynıdır.

Vedat Ali Tok



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97