Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 240. Sayı >> BAŞYAZI >> Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

Bizlere yüce dinimiz İslam'a, milletimize ve bütün
insanlığa hizmet etme şerefini bahşeden Yüce Rabbimize
sonsuz hamd ve sena olsun. Hz. Adem'den Resûl-i Ekrem
Muhammed Mustafa (s.a.s.)'ya kadar insanlığın kutlu
elçilerine salat ve selam olsun.

11.11.2010 tarihi itibarıyla çok ağır, ama onurlu,
çok büyük ve şerefli bir emanet olan Diyanet İşleri
Başkanlığı görevi uhdeme tevdi edilmiş bulunmaktadır.
Bu görevi üstlenirken niyazım ve melceim Cenâb-ı Hakk'ın
yardım ve desteğidir. Bu ulvi yolda en büyük temennimiz
'istikamet' üzere ayağımız sürçmeden, Allah'ın rızasına
uygun olarak görevimizi layıkıyla yapmak olacaktır.

Bu vesileyle, Cumhuriyet tarihi boyunca Diyanet İşleri
Başkanlığı görevini ifa eden ve bize zengin bir miras
bırakan bütün saygıdeğer başkanlarımızı rahmetle,
şükranla ve minnetle yâd ediyor; ülke sathında oldu-
ğu gibi, dünyanın dört bir yanında insanlığa hizmet
eden teşkilat mensuplarımızı ve aziz milletimizi gönül-
den selamlıyorum.

Diyanet İşleri Başkanlığı, Anayasa'nın 136. maddesi
ve özel Kanununda yer alan hükümler gereği; laiklik il-
kesi doğrultusunda bütün siyasi görüş ve düşünüşle-
rin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleş-
meyi amaç edinerek, İslâm Dininin inançları, ibadet ve
ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda
toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmekle
yükümlüdür. Başkanlığımız bu görevin getirdiği so-
rumlulukları müdrik olarak sunduğu din hizmetini İs-
lâm'ın temel kaynakları olan Yüce Kitabımız Kur'an-ı
Kerîm ve Hz. Peygamberin sünneti ışığında, yüzyıllar
içinde oluşan dini bilgi birikimi eşliğinde, bugün insan-
lığın ulaştığı kazanımları da dikkate alarak, bütün
mensuplarının özverili gayretleriyle ve toplumun her
kesimini kuşatacak şekilde sürdürme azim ve kararlı-
lığındadır.

Din, insanların özgür iradeleriyle tercih ettikleri,
kendilerine dünyada esenlik içinde yaşamayı, ahirette de
ebedi kurtuluşa ermeyi temin eden ilahi bir çağrıdır.

Dolayısıyla temel görevimiz, İslâm'ın bu aydınlık
çağrısıyla 21. yüzyıl insanını buluşturmak için
var gücümüzle çalışmaktır. Ezelî ve ebedî hakikat
adına topluma manevi yönden rehberlik etmek, bütün
mahlûkata karşı sorumluluk duymayı gerektirir. Bu
yüzden din hizmeti görevini sadece mihrap, minber
ve kürsüyle sınırlandırmak bir yanılsamadır. Çünkü
din, kişinin varlığını anlamlandıran ve ona hayata
ve ölüme dair nihai anlam haritası sunan en doğru
ve en yetkin kılavuzdur. Din, doğumundan ölümüne
kadar insan hayatının her evresinde zorunlu olarak
vardır. Kuşkusuz dinin insana iç huzuru ve yaşama
sevinci vermesi ancak bilgiye dayanan ahlâk eksenli
bir dini aydınlanma ve yüksek insani erdemleri
kazanmayla mümkün olabilir. Bunun sağlanması da aynı
nitelikleri taşıyan din gönüllüsü görevlilerimizle
mümkün olabilir.

Başkanlığımız kuruluşundan bu yana din, toplum ve
devlet arasındaki iletişim ve etkileşim konusunda son
derece hassas olmuştur. Bu bağlamda her zaman İs-
lâm'ın temel sabiteleri ve kaynaklarına bağlılığı ilke edi-
nirken, dinin ve dini bilginin özgünlüğü ve özgürlüğü-
nün sürdürülmesi hususunu ön planda tutmuştur. Ay-
nı zamanda toplumun gelenekleri, gerçekleri, ihtiyaç-
ları ve değişimi konusunu da göz ardı etmemiştir.
Cumhuriyet'le yaşıt olan Diyanet İşleri Başkanlığı, yer-
leşik geleneği, kurumsal devamlılığı, gündelik politika-
nın dışında kalan siyaset üstü duruşu ve herkesi ku-
şatan hizmet anlayışıyla daima milletimizin teveccüh
ve takdirini kazanmıştır. Bu yöndeki ilkesel kararlılığı
bundan böyle de devam edecektir. Başkanlığımızın
halkımız nezdindeki saygınlık ve etkinliğini artırmak ve
teşkilatımıza toplumun ihtiyaçlarına paralel olarak yeni
ufuklar ve derinlikler kazandırmak öncelikli ödevimiz-
dir.

Yüzyıllar boyu bu topraklarda seher vaktinde ezanı
Muhammedi ile başlayan gün, yatsı vakti yine ezanı
Muhammedî ile tamamlanmıştır. Mabetleri, mihrapla-
rı, minberleri, kürsüleri hep ilahi rahmet çağrısının yan-
kılandığı yerler olmuştur. Allah'ın izniyle sonsuza ka-
dar da bu böyle olacaktır. Bize düşen, bu çağrıyı ye-
nilemektir. Bize düşen, bu çağrıyı bugünün insanına
duyurmaktır.

Diyanet İşleri Başkanlığı mensupları olarak biliyoruz
ki, bu ulvi çağrının, bu mukaddes davetin bugün her
zamankinden daha estetik, daha nezih bir dil ve sa-
da ile duyurulması gerekmektedir.

Ancak şerefelerden, kürsülerden, mihraplardan,
minberlerden yükselen çağrıya insanların karşılık
vermesini istiyorsak, yani insanın hakikate kulak ver-
mesini ve "davete" icabet etmesini arzu ediyorsak
öncelikle çağrımıza ne kadar sahip çıktığımızı, insan-
ları neye, niçin davet ettiğimizi bilmek "hesaba çekil-
meden kendimizi hesaba çekmek" durumundayız.

Müftü olarak, vaiz olarak, imam-hatip olarak, müez-
zin olarak, Kur'an öğreticisi ya da Kur'an talebesi
olarak, erkek ya da kadın cemaat olarak... Aksi hâl-
de, bu nefis muhasebesini, bu özeleştiriyi yapmaz-
sak, neden aramızda bu kadar kalbi kırık insan oldu-
ğunun, mesela mübarek gün ve gecelerimizi, bay-
ramlarımızı bile neden bir ruh şölenine çeviremediği-
mizin, anlamsız kin ve öfkelerle neden kardeşliğimizi
yaraladığımızın cevabını bulamayız.

Çağımız sivil inisiyatifin ve bireyin özgürlük alanının
olabildiğince genişlediği bir çağdır. Din de özü ve ta-
biatı itibarıyla sivildir. Dinî müesseseler ise din hiz-
metlerinin planlı, programlı ve organize biçimde top-
luma sunulabilmesinin doğal bir sonucu olarak orta-
ya çıkmıştır. Dolayısıyla Diyanet İşleri Başkanlığı, hal-
kımızın din hizmeti taleplerine cevap vermek için var
olduğunun bilinciyle din alanındaki sivilliği dikkate
alacaktır. Esasen bu olgu, tarihi geleneğimizle de
uyumludur. Unutulmamalı ki İslam öğretisinde ne di-
nî kurumlar ne de din adamları dinin mutlak otorite-
sidir. Asıl otorite, dinin asli kaynakları ve bu kaynak-
ların güvenilir bir yöntemle anlaşılması ve yorumlan-
ması sonucu elde edilen bilgidir. Başkanlık bu bilgi-
nin toplumun her kesimiyle paylaşılması konusunda
üzerine düşeni yapacaktır.

Milletimiz yüzyıllar boyunca İslam'ın farklı yorumları-
na saygı çerçevesinde yaklaşmış, diğer din men-
suplarıyla da barış ve güvene dayalı bir yaşamın te-
sisinde önemli katkılar sağlamıştır. Başkanlığımız di-
nî ve tarihî kültürümüzden tevarüs ettiğimiz bu anla-
yışın bugün de sürdürülmesine katkı sağlama irade-
sindedir.

Bugün her zamankinden daha fazla şefkat ve mer-
hamete muhtaç bir dünyada yaşıyoruz. Daha çok
maddi refah, daha ölümcül silahlar, daha çok gürül-
tü, aşırı bilgi kirliliği, başta aile olmak üzere; çocuk,
kadın, gençlik ve toplumun diğer kesimlerini tahrip
eden zehirli aygıtlar, ahlâkî değerleri çürüten etki-
li ağlar ve acımasız menfaat savaşları günümüz insa-
nını birbirine düşman ediyor, güçsüzleştiriyor ve yal-
nızlaştırıyor. Manevi değerlerin olabildiğince örsele-
nip çöktüğü, dinin diriltici nefesinin hayata değmedi-
ği ve merhamet yüklü sesinin yankılanmadığı bir
dünyada ne birey, ne aile, ne de toplum ayakta ka-
labilir. Çağın zayi ettiği bu yitik, güçsüz ve himayeye
muhtaç kesimlere dinin merhametli ve diriltici solu-
ğunu ulaştırmak dinî olduğu kadar insani görevleri-
mizdendir.

İslam'ı 'korku' ve 'şiddet' ile özdeşleştirmek isteyen-
ler, Allah'ın dini ile insanlar arasına duvarlar örerek
sadece biz Müslümanlara değil, bütün insanlığa çok
büyük bir kötülük yapıyorlar. Buna karşılık İslam ale-
mi ise maruz kaldığı haksızlıklara rağmen, bir an ev-
vel nifak ateşini söndürmek, İslam'a mensubiyetin
hakkını vermek ve 'barış' ikliminin teminatı olmak zo-
rundadır. Zira İslam, ezelden ebede barışın ve esen-
liğin dinidir.

Çağlar boyu bir çınar gibi yeryüzünün kalp merkezi-
ni, Mekke'den İstanbul'a, Buhara'dan Üsküp'e, Ka-
hire'den Cakarta'ya kadar geniş bir coğrafyayı hi-
mayesine alarak medeniyetler inşa eden Müslüman-
lar bugün bir kez daha adalet isteyen insanlığın
umudu olmak durumundadır. Esasen, bu umut sa-
dece Müslümanların değil; bütün insanlığın hasreti
ve özlemidir.

Yerküremizde küresel ölçekte yaşanan gelişmeler,
toplumlar arası ilişkilerde olağanüstü yeni durumlar
ortaya çıkarmıştır. İletişimin ve insani ilişkilerin yay-
gınlaştığı günümüzde dünyamızda bilginin ulaşma-
dığı bir yer kalmamış, ilişkilerde şeffaflık yaygınlaşmış
ve dünyaya açık toplum anlayışı hâkim olmuştur. Bu
cümleden olmak üzere, Başkanlığımızın insanlık ca-
miasıyla ortak inanç, tarih, coğrafya, insani ve ahlaki
değerlerden kaynaklanan ilişkileri söz konusudur.
Başkanlığımız hizmet alanındaki sahip olduğu tecrü-
be ve birikimi herkesle paylaşmayı, ortak bağların
güçlendirilmesi ve bugün insanlığın sorun alanlarına
ilişkin çözüm arayışlarına katkı olarak görmektedir.
Teşkilatımız, din hizmeti sunarken Türkiye'nin din
alanındaki bilgi birikimi yanında, İslam aleminin ve
dünyanın sahip olduğu zengin tecrübeden de yarar-
lanmayı önemsemektedir.

Bu ağır ve onurlu vazifeyi samimiyetle ifa ederken,
ön yargılarımızı aşarak ve eksiklerimizi görerek in-
sanların vicdanlarını uyandırmak, gönüllerine giden
yolu bulmak durumundayız. Sesimizi duyuramadığı-
mız ve dinin rahmet iklimini ulaştıramadığımız hiç
kimse bırakmamalıyız. Bu uğurda olanca gücümüz-
le çalışırken, Cenâb-ı Hakk'ın inayetinin hep bizimle
birlikte olmasını diliyoruz.

Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ - Diyanet İşleri Başkanı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97