Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 240. Sayı >> DİN VE SOSYAL HAYAT >> İnsanın diğer canlılara saygısı

İnsanın diğer canlılara saygısı

Canlılar âlemi

Çevremize baktığımızda her şeyin bir hesap, ölçü ve düzen içinde
yaratıldığını görürüz. Biz nedenini bilemesek bile yaratılan can-
lı ve cansız varlıkların hepsinin bir amacı ve hikmeti vardır. Bir an
için insanı bu varlıkların dışında tutalım. Karada ve denizde birçok
hayvan türünün yaşadığını biliyoruz, Bunlardan bir bölümü sürüne-
rek, bir bölümü yürüyerek, bir bölümü uçarak, bir bölümü de su-
larda yüzerek hayatlarını devam ettirmektedir. Bunların her biri top-
luma ve üzerinde yaşadığımız dünyaya ayrı bir katkı sağlamakta-
dır. Görüntü yönünden çok renkli, birbirinden farklı cilveleri, güzel-
likleri, hareket tarzları ve duruşlarına şahit oluyoruz. Böylece hay-
vanlar âlemi, günlük hayatımızın önemli bir parçası olmuştur. Bu iti-
barla üzerinde yaşadığımız dünyayı onlarla paylaşmak zorundayız.
Nitekim tarihin en eski dönemlerinde yaşayan toplumların bile hay-
vanların resimlerini ve motiflerini ağaç, taş, duvar ve mağara gibi
yerlere kazıyarak işledikleri anlaşılmaktadır. Bu uygulama, onlara
çok değer verildiğinin bir ifadesidir. Bir kısmına da saygı ve tapın-
ma derecesinde aşırılığa varan anlamlar yüklenmiştir. Diğer taraf-
tan bu canlılar edebiyat, hikâye, masal ve şiir metinlerinde de sık-
ça anılmışlardır. Anka, hüma, güvercin, serçe, geyik, ceylan, at,
deve ve fil gibi türler, bunlardan sadece birkaç tanesidir.
Şüphesiz ki tarihte her toplumun hayvanlar âlemine yönelik fark-
lı muamele ve yaklaşımları olmuştur. İslam dininin Kur'an, hadis gi-
bi sahih kaynaklarında, bunlarla ilgili kapsamlı açıklamalar yer al-
mıştır. Hatırlanacağı üzere Kur'an surelerinden birkaç tanesi hay-
van isimlerini taşımaktadır. Bunlar; Bakara (inek), En'am (sığır-da-
var), Nahl (bal arısı), Neml (karınca), Ankebut (örümcek) ve Fil (fil)
sureleridir. Hadis ve fıkıh metinlerinde de; hayvanlara iyi muamele
edilmesi gerektiği, bunlardan zararlı olanların hangi durumlarda it-
laf edileceği, eti yenen ve yenmeyenler ile kurbanlıkların nasıl kesi-
leceği, ölü hayvanın hükmü ve zekât gibi konula-
ra yer verilmiştir. Kur'an'da ve hadislerde hayvan-
ların sıkça anılmalarının nedeni; bunların da Allah
tarafından yaratıldığını hatırlatmak ve onların ya-
ratılışındaki güzellikler üzerinde düşünmeye dik-
kat çekmek içindir. Bunların bir bölümü de; in-
sanların gıda, binek ve taşıt ihtiyaçlarını karşıla-
maları, servet ve ziynet değeri taşımaları ve ken-
disinin istifadesine sunulduğuna işaret edilmiştir.
Diğer taraftan bu nimetlere karşılık şükretmenin
bir kulluk görevi olduğu vurgulanmıştır. Çünkü in-
sanın hayvanlardan faydalanma hususunda hu-
kuki kurallarının düzenlenmesi, helal ve haram
olanların belirlenmesi önem arz etmektedir. Ayrı-
ca bunlardan bir kısmı; kurban ve zekât ibadetle-
rinde değerlendirildiği için bunlarla insanların Al-
lah'a yaklaşması söz konusu olmaktadır.

Haklarının korunması

Üzülerek belirtelim ki teknolojinin ön plana çıktığı,
şehirleşmenin hızla ilerlediği, bağ, bahçe gibi
alanların ilaçlandığı günümüzde canlıların yaşama
hakkı iyice daralmıştır. Diğer taraftan çevre bilin-
cinin yeterince gelişmemiş olması konuyu daha da
olumsuz etkilemiş ve birçok hayvan türünün tükenmesi-
ne neden olmuştur. Oysaki yaşayan bütün canlıların
kendilerine özgü öncelikleri ve hakları vardır. İnsanoğlu
kendi cinsine gösterdiği saygı ve sevgiyi , onlar-
dan da esirgememelidir. Unutmayalım ki bütün
hayvanlar, insanlar gibi saygı gösterilme hakkına
sahiptir. Onlara kötü muamele edilemez. Zalima-
ne davranışlarda bulunulamaz. Doğal çevrelerin-
de özgürce üreme hakkı ve fırsatı kısıtlanamaz.
İnsan yardımına muhtaç olan bu varlıkların, bes-
lenme ve barınma ihtiyacı usulüne uygun olarak
karşılanmalıdır. Kesinlikle aç ve susuz bırakılma-
malıdır. Üzerlerinde fiziksel veya psikolojik acı
çekmeye yönelik deneyler yapılmamalıdır. Bu ey-
lemler hayvan haklarının ihlali sayılır. İslam tarihin-
de hayvanların sahipsiz bırakılmaması için koru-
ma ve tedavi amaçlı vakıflar kurulmuş ve barınak-
lar yapılmıştır. Etlerine ihtiyacı olmadığı halde sa-
dece zevk ve eğlence için avlamak da doğru de-
ğildir. Yüzlerine acı oluşturacak damgalar yapıl-
mamalıdır. Gücünden fazla yük vurulmamalıdır.
Hz. Ömer (r.a.) devesine fazla yük vuranları ciddi
anlamda ikaz ederek gerekli cezayı vermiştir.

Ömer bin Abdüaziz de hayvanlara ağır yük yük-
lenmemesi, demir, değnek ve taş gibi sert cisim-
lerle dövülmemesi için talimat yayınlamıştır. İslam
hukukçuları da hayvanların canlarını acıtacak şe-
kilde dövülmesini, aç bırakılmasını, gücünün üs-
tünde yük vurulmasını suç kabul etmiştir.

Hayatlarının devamı için gerekli önlemlerin alın-
ması, toplumun ortak bir görevidir. Hayvanın güç
ve yaş bakımından verimini kaybetmesi hâlinde
bile terk edilmemesi gerekir. Bakımı, tedavisi ya-
şadığı müddetçe devam etmelidir.

Hayvanların maruz kaldıkları haksızlıkları önlemek
maksadıyla 15 Ekim 1978 tarihinde Paris'teki
UNESCO Merkezinde Hayvan Hakları Evrensel
Beyannamesi ilan edilmiştir. Bu metnin 9 ve 10.
maddeleri hayvan koruma hakkını ve güvenliğini
önemli ölçüde teminat altına almıştır.

Madde: 9- Hayvanların kendilerine özgü yasal
statüleri ve hakları hukuk tarafından tanınmak zo-
rundadır. Hayvanların güvenliğinin koruma altına
alınması hususu devlet örgütleri düzeyinde temsil
edilmelidir.

Madde: 10- Eğitimden ve okullaşmadan sorumlu
merciler, vatandaşlarına çocukluktan itibaren
hayvanları anlamayı ve saygı göstermeyi öğren-
meleri için imkân sağlamak zorundadır.

Hayvanlara karşı şefkat ve merhamet

İnsanın emrine verilen veya kendisine emanet
edilen sayısız nimetler arasında hayvanların çok
istisnai bir yeri vardır. Bunlardan elde edilen ürün-
lerin her biri ayrı bir fayda ve şifa kaynağıdır. Bir
bölümünden binek, yük ve ulaşım olarak istifade
edilmektedir. Bir bölümünden de gıda, deri ve
yün gibi gelirinden yararlanılmaktadır. Doğal ola-
rak insanların günlük ve hayati ihtiyaçlarıyla iç içe
olan ve bizim gibi ruh taşıyan, acı, sızı duyan, ko-
nuşamayan, kendisini savunamayan bu çaresiz
varlıklara karşı sorumluluklarımızın olduğu tartışı-
lamaz. Gerçekten evcil veya vahşi hangi tür olur-
sa olsun, bu çaresiz varlıklara karşı şefkat ve
merhamet gösterilmelidir. Allah'ın emri ve iradesi
de bütün yaratıklara karşı adaletli ve ölçülü mu-
amele edilmesi doğrultusundadır. Zira O'nun Ra-
him sıfatı da; bütün varlıklara karşı sınırsız şefka-
tini, lütuf ve merhametini ifade etmektedir. Hz.
Peygamber (s.a.s.)'in şu sözleri bizim için çok an-
lam ifade etmektedir: "Merhamet edene, Allah da
merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet ediniz
ki göktekiler de size merhamet etsin."
(Ebu Davud; Ede, 58.)

Modern dünyamızda hayvanlara duyulan şefkat
ve merhamet düzeyinin mükemmel olduğu söyle-
nemez. Diğer bir ifade ile bugünkü anlayış, yerel
ve bireyseldir. Hadis kaynaklarında gösterilen ör-
nekler ile İslam tarihinde gerçekleşen uygulama-
ların daha ileri derecede olduğu söylenebilir. Zira
Hz. Peygamber (s.a.s.) günahkâr bir müminin,
susamış bir köpeğe yardım ederek su temin etti-
ği için Allah tarafından günahlarının bağışlandığını
müjdelemiştir.
(Buhari; Şirb, 9.)

Başka bir olayda ise; bir kediyi hapsederek, açlıktan
ve susuzluktan ölmesine yol açan bir kadının, bu
yüzden cehennemlik olduğunu bildirmiştir.
(Müslim; Selâm, 151-152.)

Yine Hz . Peygamber (s.a.s.) yuvasından
yavruları alındığı için acı ve feryatla kanat çırpan
bir kuşu görünce bunu yapanları uyarmış ve
yavrularının derhal geri teslim edilmesini istemiş-
tir. (Ebu Davud; Cihad, 112.)

Cinsi ne olursa olsun canlı hayvanın atış hedefi
yapılması yasaklanmıştır. Bunların eğlence amacıyla
güreş veya dövüştürülme ortamına sürüklenerek acı
çekmelerine de izin verilmemiştir. Yukarda açıklan-
dığı gibi gereksiz yere damga vurularak eziyet
edilmesi, zevk için avlanılması veya kötü söz
söylenmesi de kınanmıştır. (Buhari; Zebaih, 25.)

Hz. Peygamber (s.a.s.); bir deveye binen Hz. Âi-
şe'ye, devesine karşı şefkat ve merhametle dav-
ranmasını tavsiye etmiştir. Yine açlıktan karnı
sırtına yapışmış bir deveyi görünce; hem sahibi-
ni hem diğerlerini ikaz etmek maksadıyla, "Bu
dilsiz hayvanlar hakkında Allah'tan korkun." bu-
yurmuştur. (Ebu Davud, Cihad, 44.)

Hayvan besleme

Çoğu kez evde hayvan beslenip beslenemeyece-
ği tartışma konusu olmuştur. Hz. Peygamber
(s.a.s.) döneminde sahabiden bir kısmının evle-
rinde kanarya veya serçe cinsinden kuş besledi-
ği bilinmektedir. (Buhari; Edeb, 81,112.)

Başka bir nakilde ise; yalnızlıktan şikâyet eden
bir sahabiye de güvercin veya horoz beslemesini
tavsiye etmiştir.

İslam bilginlerine göre; eziyet etmemek, aç ve su-
suz bırakmamak şartıyla kedi ve kafeslerde kuş
beslenmesinde sakınca görülmemiştir. Ancak bu
tür hayvanlar evlerde beslenirken, çevre açısın-
dan rahatsızlık ve kirlilik riski teşkil etmemelidir.

Avlanmanın yanı sıra ihtiyaç duyulan alanlarda
değerlendirilmek üzere köpek de beslenebilir.
Ancak ihtiyaç olmadığı takdirde evde köpek bes-
lemenin doğru olmadığı görüşü daha yaygındır.
Ne var ki günümüzde aile, akraba, komşu ve ar-
kadaşlık bağları oldukça zayıflamış, ferdiyetçi,
maddeci ve bencil bir hayat tarzı ortaya çıkmıştır.

Bu olumsuz gelişmelerden etkilenen fert ve top-
lumların sayısı her geçen gün artmaktadır. Buna para-
lel olarak her geçen gün evlerde süs ve eğlence olarak
köpek besleme geleneği yaygınlaşmaktadır. İlk bakış-
ta hayvan sevgisinin uzantısı gibi algılanabilecek bu
âdetin, insan sağlığı, ev içi ile çevre temizliği ve
maddi imkânların israfı açısından çeşitli sakıncalar
oluşturduğu söylenebilir. Diğer taraftan bu tür
uygulamalar insanın mesai, sevgi ve ilgisinin yanlış
yere odaklanmasına neden olabilir.

Özetlemek gerekirse, insan gibi ruh taşıyan, acı
hisseden, yiyeceğe ve suya muhtaç olan hay-
vanlar âlemi, toplumun bir emanetidir. Dili yok,
konuşması yok, kendini ifade edemez. Şikâyet
edemez. Bir şey verirsen alır, yoksa beklemede
kalır. Oysaki bunların her biri insanlığın bir ihtiya-
cını gidermek üzere görevlendirilmiştir. Bal arısı-
nın gayreti, eti yenen, sütü içilen ve yününden is-
tifade edilen diğerleri. Suda yüzen balıklar, dal-
da öten kuşlar, tarlada, bağda ve bahçede gezen
böcekler. Allah bütün bunların yaratılış sebeple-
rinde; hikmet, ibret ve iman ilişkisine de işaret et-
miştir. Nitekim Yüce Allah, bir sivrisineği, ondan
daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten
çekinmemiştir. (Bakara, 26)

Doç. Dr. Fikret Karaman - Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97