Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 240. Sayı >> SÖYLEŞİ >> Yirminci yüzyılda yetişmiş bir Kur'an bülbülü Hafız Esad Gerede

Yirminci yüzyılda yetişmiş bir Kur'an bülbülü Hafız Esad Gerede

Esad Gerede 1917 yılında Bolu'nun Gerede ilçesinin Ağızörengüney Köyü'nde dünyaya gelir. Babası köyün ileri gelenlerinden olan Zaim Mehmet (Esat Ağa) oğlu Ali'dir. Annesi ise Gerede'nin ileri gelenlerinden Hüseyin Avni (deli molla)'nin kızı Fatma'dır. Çocukluğunda medrese tahsili alır. Babasından akait, felsefe, fıkıh dersleri almış, aynı köyden Abdurrahman Efendi, Salih Efendi ve Muharrem Hocadan dersler almış. Hafız olmasıyla devam eden Kur'an eğitimi ömrü boyunca değişik şehirlerde farklı hocalarla devam etmiştir. Otuzlu yaşlarda okuyuşunun güzelliği ve duruluğu, sosyal ilişkilerde başarısı, hafızlığının hakkını veren oturmuş kişiliği, giyimine özeni ve temsil ettiği makamların hakkını vermesiyle Türkiye'nin her yerinde tanınan ve sevilen, halkın gönlünde taht kuran genç bir hafızdır. Ancak askerlik yıllarında yakalandığı böbrek yetmezliğinden muzdariptir. Bu rahatsızlığı sebebiyle kırkbir yaşında aramızdan ayrılır. Vefatıyla Türkiye'nin her yanından sevenlerini yasa boğan merhum Hafız Esat Gerede'nin oğlu Galip Gerede ile görüştük, Esat Gerede'yi oğlundan dinlemek istedik.

Babanızı Hafız Esat Gerede yapan, yetişmesin-
de emeği geçen insanlar kimlerdir?

Galip Gerede: Babam ilk Kur'an eğitimini doğ-
duğu yerde Bolu'nun Gerede ilçesindeki Ağızö-
rengüney köyünde Abdurrahman Efendiden al-
mış. Tabi babam Gerede'de kalmamış İzmir,
Trabzon (Trabzonda askerlik yapmış), Konya,
Ankara, İstanbul, Diyarbakır, Eskişehir, Malatya,
Mardin, Urfa. Türkiye'nin pek çok iline gitmiş,
oralarda yaşamış ve çalışmış, gittiği hemen her
yerde oranın âlimlerinden dersler almış. İzmir'de
bir camide görev yaparken aynı zamanda İzmir
müftü muavini Ali Rıza Hocadan dersler almış,
hoca kendisini Eşrefpaşa musiki cemiyetine kay-
dettirmiş. İzmir'de ayrıca Neyzen Şeyh Cemil,
Muallim İsmail Hakkı, Hisar Camii Hatibi Rakım
Erkutlu'dan musiki dersleri almış. İstanbul'da
Nuruosmaniye Camii İmamı Hafız Hasan Akkuş,
Hafız Necati ve Fatih Camii Baş İmamı Hafız
Ömer'den dersler almış, bu zatlardan çok istifa-
de ettiğini anlatırdı.Yine Konya'da Kapı Camii
Hatibi Postalzade Hacı Rahmi Efendiden Kur'an
ilimleri ve kıraat dersi almış.

Hafız Esad Gerede, Kur'an ve kıraat ilimleriyle
birlikte yoğun bir musiki eğitimi de almış görünü-
yor.

Galip Gerede: Evet öyle. İstanbul'da meşhur
Hafız Sami Efendinin cenaze merasiminde
Kur'an okurken Sultanahmet Camii imamı olan
Hafız Saadettin Kaynak'ın dikkatini çeker. Hafız
Saadettin Kaynak bu sese hayran olur ve onun-
la ilgilenmeye başlar. Yavuz Sultan Selim Ca-
mii'nin imamı olarak tayin edilir ve Sadettin Kay-
nak'tan musiki usul ve makam derslerini almaya
başlar.

Yine Saadettin Kaynak'ın tavsiyesiyle Devlet
Konservatuarı Türk musiki fasıl heyetine iki yıl
boyunca devam eder. Ayrıca Neyz en Süleyman
Ergüner ve Hafız Ali Rıza Sağman'dan özel ders-
ler almıştır.

Bazen bizim evde bazen Ulvi Ergüner'in evinde,
bazen de Saadettin Kaynak ve Zeki Altın'la Öz-
bekler Tekkesi'nde meşk ederlerdi.

Haftanın iki günü Hafız Saadettin Kaynak'ın
evinde hafızlar, bestekârlar, müzisyenler topla-
nır, güfteler bestelenir, yeni veya mevcut beste-
ler icra edilir, kasideler, mevlitler okunurdu.

Siz hiç bulundunuz mu bu toplantılarda, bu
meşklere şahit oldunuz mu?

Galip Gerede: Tabiî ki Özbekler Tekkesi Şeyhi
Necmettin Beyin eşi Kudret Hanım babamı çok
sever ve haftanın bir günü bize gelirdi. Biz de her
hafta tekkeye giderdik, ayda bir kerede Özbek-
ler Tekkesinde meşk edilirdi. Bu tekkeye döne-
min hafızları, bestekârları, saz üstatları katılırdı.

Bu toplantılara Dr. Alaaddin Yavaşça, Cüneyt
Orhun, Mecit Sesigüzel, Münir Nurettin Selçuk,
Sadi Hoşses, Ulvi Ergüner, Niyazi Sayın, Kani
Karaca, Zeki Altın, Aziz Bahriyeli, Halil İbrahim
Çanakkaleli gibi dönemin ustaları katılırdı, kasi-
deler icra edilirdi.

Hafız Esad Gerede aynı zamanda iyi bir hatip.

Galip Gerede: Elbette, hitabete başlaması
1948 yılında İstanbul Edirne Kapı Mihrimah Sul-
tan Camii'ne İmam Hatip tayin edilmesiyle aynı
zamana denk geliyor. O günlerde dostları ve ho-
caları imamlıkla birlikte hatiplik yapmasını arzu
etmişler, o da imtihana girmiş ve kazanmış. Bu
vazifesi sırasında verdiği hutbeler, Başkanlık ve
cemaat tarafından beğenilmiş ve takdir görmüş-
tür. Dönemin Diyanet İşleri Başkanı Ahmet Ham-
di Akseki'nin de dikkatini bu dönemde çeker ve
onunla tanışır.

O günlerde Diyanet İşleri Başkanı olan merhum
Ahmet Hamdi Akseki ile Hafız Esad Gerede'nin
sık sık görüştüklerini biliyoruz.

Galip Gerede: Evet, bu görüşmeler rahmetli Ak-
seki'nin babamı Ankara'ya davet etmesiyle ger-
çekleşiyordu. Tabii bu görüşmelerde dinî konu-
ların, din hizmetlerinin günün icaplarına göre dü-
zenlenmesi üzerinde mütalaada bulunuyorlar-
mış. Bu görüşmelerde pek çok fikir gelişmiş, din
hizmetlerinin daha verimli, daha etkin
yürütülmesiyle ilgili planlar yapılmış.

Bir keresinde babam, o günkü adıyla Diyanet
Riyasetinin düzenlediği ve Ahmet Hamdi Ak-
seki imzasıyla bir mektup alır.

Mektupta, belirtilen günde öğle namazında
Süleymaniye Camiinde bulunması, sarık ve cübbesini
de yanında getirmesi istenir. Süleymaniye Camiinde
Kore şehitlerimiz için düzenlenen bu mevlitte ilk
kez İstanbul Radyo spikerleri ve radyo mikrofonu
ile tanışır. O gün okunacak mevlidi Başkan, babamın
organize etmesini istemiştir.

Daha sonra bu program radyoda yayınlanmıştır. Babam,
programın kendisinin tanınmasında katkısı olduğunu
söylerdi.

Mevlit kandili münase betiyle Ankara Radyosunda
ilk mevlit okunması.

Galip Gerede : O da ilginç bir şekilde olmuş.
Yine plan ve çalışmaları önceden yapılmamış,
yarım saat içinde yapılan bir hazırlıkla prog-
ram gerçekleştirilmiş. Rahmetli, radyo yayınının
kısa bir süre içinde olması aynı zamanda namaz
vakitlerinin sıkışık bir zaman bırakması sebebiyle
mevlidin okuyacakları bölümlerinin kaç dakika
süreceği konusunda önceden tecrübe etmediği için
yaşadığı heyecanı adeta tekrar yaşarak anlatırdı.

O program sırasında Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale
Destanını hemen orada besteleyip okumuş, 'Güfte-
ler bile aklımda değilken nasıl besteledim, nasıl
okudum da güzel oldu, bu kadar beğeni aldı,
bunu Allah'ın yardımından başka bir şeyle açık-
layamıyorum.' derdi.

Türkiye radyolarında her Cuma Kur'an-ı Kerim
okuma nasıl gelişti?

Galip Gerede: Yapılan bir imtihan sonucu Hafız
Hasan Akkuş, Hafız Abdurrahman Gürses ve Hafız
Esad Gerede sınavı kazanmış ve Esad Gerede radyoda
her Cuma Kur'an-ı Kerim okuması için görevlendirilmiş.

Babasıyla birlikte çeşitli ortamlarda bulunan,
gittiği bazı meclislere kendisiyle birlikte giden
bir evlat olarak babanızı nasıl hatırlıyorsunuz?

Galip Gerede: Babam ailesini çok severdi, bizlere
karşı çok müşfikti ve çevresi tarafından da çok
sevilirdi.

Kur'an okuyuşu ve o okumaya eşlik eden karakteri
ve ahlakıyla, insanların kalplerindeki Kur'an
sevgisini perçinlemişti. Giyimine, kuşamına her
zaman özen gösterirdi. Kur'an okuyan, Kur'an'ı
temsil etme konumunda olan birinin temiz ve şık
giyinmesi gerektiğini söylerdi.

Son günleri nasıldı?

Galip Gerede: 1958 yılının Mayıs ayının son
günlerinde müzmin hastalığı onu yatağa düşürüyor
ve hastaneye yatırılıyor. O dönemde herkes seferber
oluyor. Dr. Alaaddin Yavaşça bizzat ilgileniyor.
Maalesef 1 Haziran günü kurtulamayarak hayata veda
ediyor. Vefatı Türkiye radyolarından haber olarak
veriliyor, ülkede sevenleri tarafından büyük bir
üzüntü ile karşılanıyor. Büyük bir kalabalıkla Fatih
Camii'nde öğle namazına müteakip cenaze namazı
kılınıyor. Naaşı doğduğu yer olan Bolu'nun Ge-
rede ilçesi Ağızörengüney Köyü'nde toprağa ve-
rilmek üzere yine büyük bir kalabalıkla yola çıkı-
yor. Yol boyunca Kocaeli, Düzce, Bolu'da se-
venleri tarafından cenaze namazları kılınmış, yi-
ne büyük bir kalabalık ve salâvatı şerifelerle ebe-
di mekânına defnedilmiştir. Allah rahmet eylesin.

Elif Arslan



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97