Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 240. Sayı >> KADIN VE AİLE >> Bir İnsan Bir Ömür

Bir İnsan Bir Ömür

Bir şeylerin etkisiyle bir karar verilir gibi olmuş ve bir yola girilmişse de, bütün telaş bitip herkes evine çekildikten sonra düşünceleriyle baş başa kalan insanın kaygısı kaldığı yerden devam eder.

"Şimdi ben bir ömür boyu her sabah uyandığımda bu yüzümü göreceğim?!" Ben ne yapacağım şimdi... Diyerek gelmişti Ayşe...

Kaygısı yüzündeki her bir zerreye yansımıştı... Evlendiğinin haftasına bu kaygılarla uyanır olmuştu her sabah...

Oysa biliyorum ki birçok insan da, "Acaba yarın uyandığımda sevdiğim adamı/kadını yine yanımda bulabilecek miyim?" korkusuyla uykuya dalıyor ve uyandığında bugün de yaşıyor diye sevinçten uçuyor.

Yıllar geçtikçe, hayatın anlamı konusunda derinleşme arttıkça, ölümlü olduğumuz gerçeği bilgi düzeyinden hâl düzeyine geçtikçe, yanımızdakinin daha bir değerlendiğini anlarız.

Oysa Ayşeler ve Aliler, bugün çok zor verdikleri evlilik kararlarının ardından, ya yanlış verilmiş bir kararsa diye düşünmeye başlıyorlar. Hemen ardından bugünün Ali ve Ayşeleri, seçtikleri ve evet dedikleri insana mahkûm olmuş gibi hissediyorlar kendilerini.

Evlilik, özgürlüklerin bittiği, mahkûmiyetlerin başladığı bir alan olarak görülüyor artık.

Dünyadaki diğer tüm erkeklere ve kadınlara tek bir tanesini seçtiği için "hayır" demek zorunda kaldığını düşünen insanın trajedisi başlıyor böylece. Bir çiçekle bahar olmaz ama, ben bir çiçeğe evet dedim ve her sabah aynı işkence, diye düşünmeye başlayan insanı ne avutabilir, ne memnun edebilir bundan böyle...

Sınıf farklarının bu kadar artmadığı ve sınıflar arası benzerliklerin daha belirsiz olduğu geçen yüzyılda evlilik daha kolaydı. Mensup olduğunuz sınıfa yakın benzer bir sınıftan evlenerek bir ömür bir yastıkta yaşayabiliyordunuz.

Şimdiyse sınıfların sayısı arttı. Sınıflar arası benzerlik netliğini kaybetti. Gördüğünüz ve beğendiğiniz insanın ne türden bir sınıfa mensup olduğu, neleri sevdiği, neleri sevmediği karıştı. Bu da seçim yapmayı zorlaştırdı ve yapılan seçimin "doğru mu, yanlış mı?" olduğu konusunda insanı ikircikli bir yapıya dönüştürdü.

Kimi insanlar her şekilde pişmanlar.

Evlenenler evlendiği için, evlenmeyenler, evlenemediği için... Fakat hepsi bir pişman bir pişman. Memnuniyet hayatımızdan sessizce çıkıp gitti. Yerini kaygıya ve şikâyete bırakarak.

Yanlış seçim yapma korkusu veya mutsuz olma korkusu, seçerken ve seçtikten
sonra daha iyisiyle karşılaşabilme olasılığı, Alilerin ve Ayşelerin başında hiç durmaksızın dönüp duruyor.

Bir şeylerin etkisiyle bir karar verilir gibi olmuş ve bir yola girilmişse de sonrasında, bütün telaş bitip herkes evine çekildikten sonra düşünceleriyle baş başa kalan insanın kaygısı kaldığı yerden devam ediyor.

Hepimiz bu zamanın çocuklarıyız ve ister istemez zaman bizi de kendi içine alarak sürüklüyor. Ama bir yerde sürüklendiğimizi fark etmek bile sıkıntılarımıza bir çözüm olabilir diye düşünüyorum. Çağın vebası seçim yapmanın zorluğu olsa da biz, ayarlarımızı yeniden yapılandırarak aynı salgında hasta olmadan kalabiliriz.

İlk bozuk ayarımız, dünyada sonsuza dek kalacağımıza dair vehmimizi değiştirmek olmalı. Ayşe sanki sonsuza dek kalacağına ve Ali'nin suratını görerek uyanacağına dair bir vehim geliştirmişti . Onu mutsuz eden bu vehmiydi. Ne
kendisi, ne de Ali demirden değil ve her akşam sabah uyanmanın kesinliğinde uykuya geçmiyoruz. Her an ayrılabileceğimiz bir dünyada beraberce yol alan insanlarız yalnızca.

İkinci ayarımız: Kimi seçersek seçelim, seçtiğimiz insan bize göre şekillenecek dolayısıyla yaşadığımız bir sıkıntı varsa, o benden kaynaklı olacak çoğunlukla. Kimi seçersek seçelim, uç örnekler ve kendi gerçekliğimizin dışında olmamak şartıyla benzer şeyler yaşayacağız.

Hiç sorun yaşamamanın ve daimi mutluluğun yeri bu dünya olmadığı için kime evet dersek diyelim, bir dizi sorunla uğraşıyor olacağız nasılsa. Hiç sorunla uğraşmamak burası için mümkün değil.

Zorluklar ve sıkıntılar, hepsi de birer gelişme fırsatı değil mi sonuçta? O zaman niye korkuyoruz hayattan? Kendimizle karşılaşmaktan korktuğumuz için olabilir mi?

Bir insanla bir ömür diye başlamıştık. Bir ömür olduğu doğru ama, hangi insan kocaman kâinatı içine sığdırmamış ki? İnsanın "bir" insan gibi düşünülmesi acaba ne kadar doğru? İnsan yüzeyde "bir" olabilir ama, derinlikte bir ömür bir insanı yaşamak için yetmez, sıkılmaya zaman kalmaz. Böyle görebilirsek hayatı ve yanımızdakini, yaptığımız seçimlerden bu denli korkuyor olmayacağız.

Sonuçta, hangi seçim olursa olsun sonuç, yaptığımız seçimle son bulmuş olmuyor. Her sonuç yeni bir sebep çünkü ve her şey bir öğrenme fırsatı.

Nazlı Özburun



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97