Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 240. Sayı >> CAMİLERİMİZ >> Yıldırım Bayezid Camii ve Külliyesi

Yıldırım Bayezid Camii ve Külliyesi

Bursa Yıldırım Bayezid Külliyesi, vaktiyle şehrin dışın-
da, kuzeydoğusunda bulunan bir tepenin üzerine in-
şa edilmiş olup, bugün, kendi adını verdiği ilçenin
merkezinde yer almaktadır. Ankara yolunun iki yüz
metre güneyindeki bu yapı manzumesi, 14. yüzyılın
sonlarında (1390-1400) Yıldırım Bayezid tarafından
inşa ettirilmiştir. Külliyeyi oluşturan yapı birlikleri genel
olarak kendi döneminde yapılmış, sadece türbeyi oğ-
lu Süleyman Çelebi yaptırmıştır. (1406) Bu arada, kül-
liyenin ana unsuru olan camiin yapımı Ankara Savaşı
(1402) sebebiyle tamamen bitirilememiş, ancak diğer
oğlu Musa Çelebi tarafından daha sonra tamamlattı-
rılmıştır.

Bir kuruluş dönemi külliyesi.

"Kuruluş Dönemi Osmanlı Külliyeleri" başlıklı bir ma-
kalesinde Salih Pay, külliye yapımında "plânlanmış bir
kompozisyon"un "kısmen Bursa Yıldırım Külliyesi ile"
ortaya çıktığını belirtir. M. Asım Yediyıldız ise, Yıldırım
Bayezid Han Vakfiyesinden hareketle, Yıldırım Külli-
yesi plânında merkezdeki camiye bağlı olarak medre-
se, hamam, imaret, türbe, bezzazistan ve dârüşşifa
bulunduğunu, fakat kimi unsurların camiden uzağa
(sözgelimi bedestenin Ulucami civarına, dârüşşifanın
ise Yıldırım Camii'nin 200-300 m. güneydoğusuna)
yapılarak bütünlüğün kısmen ve bilerek bozulduğuna
dikkat çekmiştir.

Yıldırım Bayezid, külliyenin yerini belirlerken babası
Murad Hüdavendigâr'ın tercihinin tam tersi bir istika-
meti seçmiştir. Daha önce bu sayfalarda ele aldığımız
Hüdavendigâr Külliyesi bilindiği gibi, şehrin batı tara-
fındaki bir tepeye inşa ettirilmiştir. Yıldırım Bayezid ise
doğuda bir tepeyi tercih etmiş, dolayısıyla şehrin ge-
lişimi doğuya yönelmiştir.

Tam da bu noktada, Yıldırım'ın yer seçimi ile ilgi-
li yaptığı rivayet olunan bir girişiminden bahsedelim.
Bayezid, külliyenin inşaatına başlanacağı vakit şehrin
farklı noktalarına birer parça et astırır. Yeşil'e astırılan
et üç günde, Çekirge'ye astırılan dört günde, Yıldı-
rım'daki ise yedi günde bozulur. Böylece külliyenin,
Bursa ovasına hâkim şimdiki havadar yerine, Evliya
Çelebi'nin ifadesiyle, "cennet bahçeleri içinde güllük
gülistanlık, sümbül ve reyhan bahçeleri içinde" yapıl-
masına karar verilir.

"Camisi kaleye benzer Yıldırım."

Kitabesi zamanımıza ulaşmamış olan Yıldırım Camii,
erken dönem Osmanlı camilerini inceleyen kimi araş-
tırmacılara göre sosyal amaçla kurulmuş bir zaviye-
dir. Yapıyla ilgili olarak Yıldırım Bayezid Han Vakfiye-
si'nde geçen "zâviyetü'ş-şerife ve'l-imâretü'l latîfe"
ifadesi bunu doğrulamaktadır. Fakat, külliye için ter-
tip edilen 1400 tarihli istibdalnâmede, yapı için kulla-
nılan cami, cami-i şerif, mecma-i latîf gibi ifadeler,
mekânın cami olarak inşa edildiğini, en azından o dö-
nemde cami ile zaviye terimlerinin aynı anlamda kul-
lanıldığını akla getirmiştir. Bu bağlamda, bazı araştır-
macılar orta yolu tutmuş, Yıldırım Bayezid Camii tipin-
deki camileri zaviyeli camiler olarak adlandırmıştır. Şu
halde, bu camide devletin kimi yönetim işleri, halkın
sosyal ve dinî ihtiyaçları bir arada sürdürülmüştür de-
nilebilir.

Dıştan dışa 766 m2'lik bir alanı kaplayan Yıldırım Ba-
yezid Camii, ters T plânlı camilerin en özgünü kabul
edilmektedir. Tamamıyla taş ve mermerden yapılmış-
tır. Hemen her çeşit dekordan uzak, sade bir yapı
olan bu cami, taş işçiliği bakımından devrinin en gü-
zel eseri olarak gösterilmektedir. Belki de bu güzide-
likten ötürü, Yıldırım Bayezid'i anlattığı bir manzume-
de Behçet Kemal Çağlar, "Camisi kaleye benzer Yıl-
dırım" demektedir.

İçe doğru yolculuk.

Yıldırım Bayezid Camii'nin son cemaat yerini oluştu-
ran revak, diğer camilerde görülmeyen bir özellik taşı-
maktadır. Camiin bu bölümü, sekiz adet dört köşe-
li mermer payeler üzerine yerleştirilmiş endamlı "Bur-
sa kemerleri"yle, başka hiçbir yerde görülmeyen güç-
lü bir etkiye sahiptir. Bu son cemaat yeri gri kesme
taşlarla kaplıdır. Revak beş kubbeyle örtülüdür. 8x14
m. ebadında olan bu son cemaat yeri, doğu, batı ve
kuzey tara ardan açık olup, hayli havadardır. Son ce-
maat yerinin doğu ve batı kısımlarının duvarlarında
üçer pencere ve birer oyma mihrap vardır. Bu iki şa-
heser mihrapta Bayezid'in Yıldırım'lığını ifade eden
moti er bulunmaktadır.

Son cemaat yerini geniş bir hol takip eder. Giriş kapı-
sı önünde bulunan bu alanın üstünde küçük fakat
gösterişli bir kubbe vardır. Burada, doğu ve batı taraf-
larda olmak üzere, alta büyük, üstte küçük ikişerden
toplam dört pencere ve oymalı mermerden yapılmış
birer niş bulunmaktadır.

Büyük ve kanatlı ağaç bir kapıdan geçilerek caminin
içine, ikinci cemaat yerine girilir. Kapı sade ve göste-
rişsizdir. Bu ana kapının hemen arkasında camiin
vaktiyle var olan doğu ve batı minarelerine geçişi sağ-
layacak birer kapı vardır. Bu kapılar artık işlevsizdir.

İkinci cemaat yerine girişin hemen sağında bir müez-
zin yeri vardır. Bunun üstünde de ahşaptan sade bir
üslupla yapılmış ve merdivenlerle çıkılan ikinci kat mü-
ezzin mahfili (kimi kaynaklara göre hünkâr mahfili) bu-
lunmaktadır. Yine girişin her iki yanında kuzey duvar-
dan geçişleri olan ve L biçiminde koridorlarla ulaşılan
sofalar ve odalar bulunmaktadır. Burada, içeriden
merdivenle çıkılan ve hangi amaçla yapıldığı bilinme-
yen, fakat 1825 tarihli bir onarım belgesinde hünkâr
mahfili şeklinde bahsedilen üst kat yer almaktadır.

Daha önce bahsettiğimiz son cemaat yerine ve giriş-
teki hole açılan pencereler, camiin bu kuzey tarafın-
daki oda ve sofalara aittir.

İkinci cemaat yeri, öndeki birinci cemaat yeriyle, ka-
natları oluşturan iki yanındaki eyvanlardan kemerler
vasıtasıyla ayrılır. Camiin bu merkezî bölümü
22.50x11.30 m. çapında bir kubbeyle örtülüdür. Bu
kubbe oldukça yüksektir ve camiye hayli ferahlık ver-
mektedir. Merkezî kubbeyle camideki diğer bütün
kubbelerin ortaları sade süslemelere sahiptir. Dört
penceresi olan bu kubbenin güney taraftaki pencere
hariç üçünden ışık girer. Işık girmeyen pencere birin-
ci cemaat mahalli ile ikinci cemaat mahalli arasındaki
ihtişamlı kemerin üstündedir.

İkinci cemaat yerinin iki tarafındaki eyvanlar zeminden
74 cm. yükseklikte olup, bu eyvanlara ikişer basa-
makla çıkılmaktadır. Eyvanların üstü sivri tonozların
oluşturduğu sekiz köşeye oturan kubbeyle örtülmüş-
tür. Bunlardan batıdaki eyvanın, dış cephesinde altta
bir büyük, bir küçük pencere; güneyde bir, kuzeyde
bir ışıksız pencere vardır. Doğudaki de aynı özellikle-
re sahiptir.

İkinci cemaat yerinin güneydoğu ve güneybatı köşe-
lerinden birer kapıyla içlerine girilen odalar bulunmak-
tadır. Bunlardan güneybatıdaki odanın kıble duvarın-
da bir ocak boşluğu yer alır. Bu duvarda boydan bo-
ya alçıdan yapılmış raflar bulunmaktadır. Bu raflar,
vaktiyle bu odanın makam odası olarak kullanıldığına
işaret kabul edilir. Rafların bulunduğu yerlere yeşil çi-
niler serpiştirilmiştir. Dış cepheye açılan batı duvarın-
da bir pencere vardır. Kubbede ise batıda iki, kuzey-
de iki pencere dikkat çekmektedir. Güneyde ve do-
ğudaki ikişer pencere ışıksızdır. Bu odanın kubbesi
dört köşelidir. Güneydoğudaki oda da batıdakinin ay-
nı plândadır. İkinci cemaat yeriyle, bu iki odanın zemin
seviyeleri aynıdır. Fakat, birinci cemaat yeri ile eşit ol-
mayıp, birinci cemaat yerinin (mihrap önü bölümün)
seviyesi eyvanlardaki gibi (74 cm. yükseklikte) olup,
buraya dört basamakla çıkılır.
Mihrap önündeki cemaat yeri.
Birinci cemaat yeri ile ikincisini üstte birbirinden hey-
betli bir kemer ayırır. Bu ihtişamlı kemerin yerle birleş-
tiği yerlerde mermer oyma işçiliği görülmeye değer ni-
teliktedir.
Bu mihrap önü bölümünün batı ve doğu duvarlarında
altta birer büyük, üstte ikişer küçük pencere vardır.
Güneyde ise altta mihrabın iki tarafında birer büyük,
üstte iki küçük pencere bulunur. Mihrap önü alanın
üstü kare plan üzerine oturan bir kubbeyle örtülüdür.
Buradaki kubbenin çapı 10.10 m., yüksekliği ise
18.10 m.dir. Bu kubbede dört pencere vardır. Bun-
lardan kuzeydeki kemerin üstündeki ışık vermez.
Birinci cemaat yerinin duvarları çeşitli yazılarla süslen-
miştir. Daireler içinde ayetler, dikdörtgenler içinde ha-
disler vardır.

Camiin içi, ses bakımından çok hassastır.

İç ve dış diğer unsurlar.

Yıldırım Bayezid Camii'nin mihrabı çok güzeldir. Bu
mihrap kare şekilli bir niş ve çevresindeki düzenleme-
lerden oluşur. Nişin iki köşesinde cilalı ve yeşilimtrak
renkte yuvarlak mermer sütunlar bulunmaktadır. Üze-
rinde ise sarkıtlardan oluşan kemer ucu yer almakta-
dır. Nişin çevresi basit profilli üçgen, kare ve çokgen
dolgulu ve Türk tarzı şekillenmiş taçlandırmalı duvarla
çevrilidir. Mihrap, muhteşem bir taca sahip olup güzel
yazı ve moti erle süslüdür.

Yıldırım Bayezid Camii minberi ahşaptan yapılmış
olup, sade bir görünüm arz eder. Bu minberle ilgi-
li eldeki bilgiler 16. yüzyılın sonlarına aittir. Bundan çı-
kan sonuç, minberin bu tarihten sonra ilave edilmiş
olması ihtimalidir.

Caminin üzeri, kuzey-güney doğrultusunda iki büyük
kubbe ile doğu-batı yönünde küçük kubbeler ve to-
nozla örtülmüştür. Camide büyüklü küçüklü toplam
on üç kubbe bulunmaktadır. Bunların tamamı kurşun-
la kaplıdır. Cami duvarlarının kalınlığı yaklaşık iki met-
redir. Duvarlar düzgün kesme taş ile örülmüştür. Bu
duvarlarda toplam yirmi sekiz pencere vardır. Mermer
oymacılığının eşsiz örneklerinden olan pencereler de-
mir parmaklıklarla muhafazalıdır.

Camiin bahçesinde, son cemaat yerinin hemen önün-
de, mermerden yapılmış on iki köşeli bir şadırvan var-
dır. On iki musluklu bu şadırvanın ortasında mermer-
den yapılmış sade bir fıskiye bulunur. Şadırvanın üs-
tüne sekiz sütuna oturtulacak yeni zamanlara ait bir
muhafaza yapılmıştır.

Yıldırım Bayezid Camii'nin yapıya bitişik orijinal iki mi-
naresi 1855 depreminde yıkılmış, yerlerine şimdiki tek
minare yapılmıştır. Camiin kuzeybatı köşesine, yapı-
dan ortalama 2 metre ayrı bir şekilde yapılan şimdiki
minare kesme köfeki taştan yapılmıştır.

Onarımları hakkında.

Yıldırım Bayezid Camii, asıl mimari özellikleri fazla bo-
zulmadan günümüze kadar gelebilmiş bir eserdir. El-
deki kayıtlara göre cami, en az on sekiz onarım gör-
müştür. Bu onarımlardan bazılarını şu tarihlerle sabit-
lemek mümkündür: 1637, 1835, 1845, 1855, 1879,
1908, 1970, vd.

Bu onarımlarda, genellikle şiddetli rüzgârlarla eskiyen
kubbe kurşunları yenilenmiştir. Yalnız 1637 ve 1845
onarımlarında, camiin yanında minarenin şerefe kapı-
sından yukarısı tamir edilmiştir. 1835'te minber, mih-
rap, müezzin ve hünkâr mahfilinin boyaları ve camiin
nakışları elden geçirilmiştir. 1876 yılında da bir kubbe-
si ve bazı kısımları yıkılmış, 1879 yılında esaslı bir ona-
rım görmüş, bugünkü orijinal durumunu almıştır.

Külliyenin diğer unsurları...

Yıldırım Medresesi: Camiin kuzeybatısında bulunan
medrese, 1399'da Yıldırım Bayezid tarafından yaptı-
rılmıştır. Uzunlamasına revaklı bir avlu etrafına dizilmiş
20 oda ve eyvan şeklindeki açık bir dershaneden olu-
şan Yıldırım Medresesi'nin yapımında kesme taş, mo-
loz taş ve tuğla kullanılmıştır. Bina, 1948 yılında tamir
edilerek dispanser olarak hizmete sunulmuş olup
bünyesinde ayrıca sağlık ocağı da bulunmaktadır.

Dârüşşifa: Külliye bünyesinde bulunan Dârüşşifa
1390-1394 yılları arasında Yıldırım Bayezid tarafından
yaptırılan ilk Osmanlı hastahanesi ve tıp okuludur. Akıl
ve sinir hastalıklarının da hastahanede tedavi edildiği
bilinir.

1560 metrekarelik meyilli bir alanı kaplayan Yıldırım
Dârüşşifası, medrese gibi uzunlamasına bir plâna sa-
hiptir. Revaklı bir avlu etrafında 21 oda, girişin sağ ve
solunda olmak üzere iki mutfak, bir eczane, en dipte
yer alan iki tabip odası ve ortadaki yemekhaneden
oluşan yapı, arazinin meyilli oluşundan dolayı kade-
meli bir şekilde oluşturulmuştur.

1855 depreminde zarar gören bina, sağlık hizmeti
özelliğini kaybetmiş ve bir dönem "Baruthane" olarak
kullanılmıştır. Camiin 250 m. doğusunda yer alan ya-
pı çok harap bir haldeyken 1997-2002 yıllarında aslı-
na uygun olarak onarılmıştır. Günümüzde bir vakıf
bünyesinde "Bursa Yıldırım Dârüşşifa Göz Merkezi"
olarak hizmet vermeye devam etmektedir.

Yıldırım Bayezid Türbesi: Türbe medresenin doğusundadır.
1406'da Yıldırım Bayezid'in oğlu Süleyman Han tarafından
yaptırılmıştır. 10.5x10.5 m. ölçülerinde, kare plânlıdır.
Üç ufak kubbenin örttüğü revaklı bir girişi vardır.
Türbenin kubbesi sekizgen bir kasnağa oturur. Yuvarlak
bir mihrabı vardır. Türbede, ortada Yıldırım Bayezid,
sağında oğlu İsa Çelebi, solunda eşi ve ayakucunda kim
oldukları bilinmeyen iki hanımın sandukası vardır.

Hamam: Camiin batısında, eğimli bir arazide bulunur.
Cami, medrese ve imaret ile beraber yaptırılmıştır.
Moloz taşla inşa edilen hamam kare plânlıdır. Hama-
mın soyunmalık bölümü kubbeli ve kare plânlıdır. Bu-
radan kubbeli ılıklık bölümüne geçilmektedir. Göbek
taşı kubbe ve eyvan ile örtülüdür.

Cevat Akkanat



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97