Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 241. Sayı >> DÜNDEN BUGÜNE >> Dönemleri ve öne çıkan hizmetleriyle Diyanet İşleri Başkanları-I

Dönemleri ve öne çıkan hizmetleriyle Diyanet İşleri Başkanları-I

Kuruluşundan günümüze kadar biri vekâleten
olmak üzere 16 kişi Diyanet İşleri Reisi/Başkanı
olarak görev yapmıştır. Şimdiki Başkanımız Prof.
Dr. Mehmet Görmez, 17. Diyanet İşleri Başkanı
olmaktadır. İlk üç reis (M. Rifat Börekçi,
M. Şerefettin Yaltkaya ve A. Hamdi Akseki),
vefatlarına kadar reislik görevlerini sürdürdüler.

Sonraki başkanlar ise emeklilik, görevden alma
ya da eski görevine iade şeklinde görevlerinden
ayrılmışlardır. Diyanet İşleri Başkanlarının
görevde kalma süreleri de farklı olmuştur.

Bu görevde en uzun süre kalan kişi, ilk Diyanet
İşleri Reisi Rifat Efendi’dir (yaklaşık 17 yıl).
Görev süresi bir yıldan az ve bir yıl kadar olan
başkanlar (Ömer Nasuhi Bilmen ve M. Tevfik
Gerçeker gibi) da olmuştur.

Dönemlerinin şartları ve imkânlarıyla ilintili
olarak Diyanet İşleri Başkanlarının gerçekleştir-
dikleri hizmetler de kemiyet ve keyfiyet itibariyle
kuşkusuz farklı farklı olmuştur. Dergimizin birkaç
sayısında, Diyanet İşleri Başkanlarımızı dönem-
leri ve öne çıkan bazı hizmetleriyle tanıtmaya
çalışacağız.

1950 yılına kadar teşkilatın adı “Diyanet İşleri
Reisliği” olduğu, başında bulunan kişiler için
de “Diyanet İşleri Reisi” unvanı kullanıldığı
için, bu yıla kadar olan dönemden söz ederken
biz de aynı ifadeleri kullanacağız.

1. Mehmet Rifat Börekçi (1860-1941)

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Diyanet İşleri Reisi (Görev
Yılları: 04.04.1924-05.03.1941).

Ankara’da doğdu. Beyazıt dersiamlarından Âtıf Bey’in
derslerine devam ederek icazet aldı. Ankara’ya döndü;
1890’da Fazliye Medresesi’ne müderris oldu. 22 Ekim
1898’de Ankara İstînaf Mahkemesi üyeliğine getirildi. 18
Mart 1907’ye kadar bu vazifede kaldı. 7 Aralık 1907’de
Ankara müftülüğüne tayin edildi.

Milli Mücadelenin başlarında Ankara Müdafaa-i Hukuk
Cemiyeti’nin başkanlığını yaptı, Milli Mücadeleyi des-
tekledi. Müftülük görevi sürerken ilk TBMM’ne Menteşe
(Muğla) mebusu olarak girdi. Milli Mücadele aleyhindeki
İstanbul fetvasına karşı fetva hazırlayarak halkın bu mü-
cadele etrafında toplanmasında önemli katkılar sağladı.

Bunun üzerine İstanbul hükümeti tarafından 25 Nisan
1920’de müftülük görevinden azledildi. Ancak Ankara hükümeti
Rifat Efendi’yi müftülük görevine iade etti.

İlk Meclis’te altı ay mebus olarak görev yapan Rifat Efendi,
mebusluk ve müftülük görevlerinden birini seçmek durumunda
kalınca, müftülüğü tercih ederek 27 Ekim 1920’de mebusluktan
ayrıldı.

16 Aralık 1922’de Şer’iye ve Evkaf Vekâleti Hey’et-i İftâiyye
azalığına getirilen Rifat Efendi, Diyanet İşleri Reisliği’nin
kuruluşunu müteakip 4 Nisan 1924’te Diyanet İşleri Reisi oldu.
Vefatına kadar bu görevde kaldı. 5 Mart 1941’de vefat etti.
Kabri Cebeci Asrî Mezarlığı’ndadır.

Rifat Börekçi, Diyanet’te en uzun süre (yaklaşık 17 yıl)
reislik yapan kişidir. Reisliğinin ilk iki-üç yılını bir
kenara bırakırsak, dönemi, Başkanlık tarihinin en sıkıntılı
yıllarına rastlar. Şöyle ki, ilk birkaç yılda Reisliğe
dolgun bir bütçe, Reisine büyük bir itibar, din hizmetlile-
rine de kadro ve maaş yönüyle takdirle yâd edilmesi gereken
önemli imkânlar sağlanmıştır.

Öte yandan TBMM, Reisliğin 1925 yılı bütçesinin müzakeresi
sırasında, verilen bir önerge ile Başkanlıkça bir Kur’an meâl
ve tefsiri ile hadis tercümelerinin yaptırılması için Diyanet
İşleri Reisliği bütçesine 20 bin lira özel ödenek tahsis
edilmesini kararlaştırdı. Alınan karar istikametinde tefsir
ve hadis çalışmalarına hemen başlanması ve kısa sayılabilecek
bir zaman diliminde yayımına muvaffak olunuşu, bu dönemin en
dikkate değer faaliyetidir. Nitekim 1935 yılından itibaren
“Hak Dini Kur’an Dili”nin, 1928 yılından itibaren de
“Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i Sarih Tercemesi”nin
ciltler hâlinde yayınına başlanmıştır.

İfade etmeye çalıştığımız gibi, bu ihtişamlı dönem kısa sürdü.
Özellikle 1930’lu ve 1940’lı yıllar Başkanlığın âdeta unutulma-
ya terk edildiği yıllardır. Ayrıca bu yıllarda, bilhassa cami
görevlilerinin dışlandığını görüyoruz. Basında, hatta roman ve
hikâye türü edebi eserlerde din hizmetlilerini küçük düşürücü
yayınlara yer verildi.

Diyanet İşleri Reisliği’nin kuruluşunu amir olan 429 sayılı
kanunun kabul edildiği 3 Mart 1924’te aynı zamanda din
hizmetlerini de ilgilendiren Tevhid-i Tedrisat Kanunu da
çıkartılmıştı. Bu kanuna dayanılarak önce medreseler ve son-
ra da bunların yerine açılan İmam ve Hatip mektepleri 1930’a
gelindiğinde tamamen kapatılmıştı. İstanbul Darülfünun’unda
açılan İlahiyat Fakültesi de 1933’te kapatıldı. Mesleki din
eğitimi veren hiçbir müessesenin kalmaması, Börekçi dönemindeki
din hizmetlerini iyice sıkıntıya sokmuş, çok zor şartlarda
din hizmeti yürütülmeye çalışılmıştır.

Rifat Efendi dönemindeki diğer önemli gelişmeleri de şöy-
le sıralayabiliriz:

1925’te tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla Başkanlığın
bu yerlerin yönetimi ve buralarda görevli şeyhler ve diğer
hizmetlerle ilgili yetkileri kendiliğinden kalktı.

1931 yılı Evkaf Umum Müdürlüğü bütçe kanunu ile cami
ve mescitlerle buralarda görev yapan din hizmetlilerinin
idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredildi. Bu uy-
gulama ile 4081 hayrat hademesi, 26 Cuma ve kürsü va-
izi, kadrolarıyla birlikte bu kuruma geçmiş oldu. Keza
Reislikte din hizmetlileriyle ilgili müdürlükler de bu genel
müdürlüğe aktarıldı. Başkanlık bu genel müdürlükle ko-
ordineli olarak sadece cami hizmetlerinin dinî yönünü ta-
kiple yetkili kılındı.

3 Mart 1924 tarihli ve 429 sayılı Reisliğin kuruluş kanunun-
da yapılacağı bildirilen teşkilat kanunu aradan yıllar geç-
tikten sonra ancak 1935 yılında (16 Haziran 1935 tarih ve
2800 sayılı kanun) çıkartılabildi. Bu yasa ile Başkanlık mer-
kez teşkilatı Reis, Müşavere Heyeti, Zat İşleri Müdürlüğü,
Yazı İşleri Müdürlüğü ve Mushafları Tetkik Heyeti’nden;
taşra teşkilatı ise müftü, müsevvit, vaiz ve dersiamlar-
dan oluşuyordu. Cami görevlilerinin idaresi bu yıllarda
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde idi. Kanuna ekli cetvelde
Reisliğe, 29 merkez ve 451 taşra olmak üzere toplam 480
kadro tahsis edilmişti.

Bu dönemde, 2800 sayılı kanunda 1939 ve 1940 yıllarında
iki değişiklik yapıldı. 1930’daki ilk değişiklikte, ilk kez
bir “Reis Muavinliği” kadrosu ihdas edildi.

Rifat Börekçi döneminde din hizmetlileri, tüm olumsuzluklara
rağmen sabır ve özveriyle din hizmetini sürdürdüler. Cumhuriyet
devrimlerinin ardı ardına yapıldığı, bilhassa ibadet dilinin
Türkçeleştirilmesi doğrultusunda birtakım teşebbüsün olduğu bu
süreçte, Börekçi’nin riyasetindeki Diyanet İşleri Reisliği,
dinde taviz sayılabilecek hiçbir tutum içinde olmamıştır. Görüş
açıklamak konumundaki görevliler, Kur’an ve Sünnetin temel
hükümlerine ters düşecek söz ve davranışlardan uzak durmuşlar,
İslam’ın hükümlerini olduğu gibi açıklamaktan çekinmemişlerdir.
Sorumlu kişiler, Müslüman halkın dinî hislerini hırpalamaktan
uzak durmuşlardır. 1926 yılında Göztepe Camii’nde Kur’an’ın
Türkçe tercümesiyle namaz kıldıran Cemal Efendi’nin bu uygulamasına
karşı görevden alma şeklindeki yaptırım bunun örneklerindendir.

Rifat Börekçi, Diyanet ve din hizmetlerine ilişkin zaman zaman
basın açıklamalarında da bulundu. Reisliğin kuruluş tarihinden
sonraki ilk Ramazan ayı 6 Nisan 1924 günü; yani kuruluşundan bir
ay sonra başlamıştı. M. Rifat Börekçi’nin bu vesileyle yaptığı
ve bir ilk teşkil eden basın açıklamasında verdiği mesaj fevkalade
etkileyiciydi: “Hissiyat-ı diniyye cerihedar edilmemeli!”

Rifat Börekçi döneminin ilk yıllarında gerçekleştirilen önemli
faaliyetlerden biri de bir Türkçe hutbe mecmuasının hazırlanıp
yayınlanmasıdır. Kur’an tefsiri ve hadis tercümelerinde olduğu
gibi, Türkçe hutbe mecmuası hazırlanması doğrultusundaki irade
ve gerekli maddi kaynak yine TBMM’nce ortaya konmuştu. Bu karar
doğrultusunda kısa bir zaman içinde Reislik, 51 hutbeden oluşan
bir mecmua hazırlayarak “Türkçe Hutbe” adıyla 1927 yılında
Reisliğin ilk yayınları arasında yayımladı. Bir yıl sonra da
ikinci baskısını gerçekleştirdi.

Rifat Efendi’nin görev yaptığı yıllarda, başta Hak Dini Kur’an
Dili adlı tefsir ve Tecrid-i Sarih Tercemesi adlı hadis kitapları
olmak üzere 10-15 civarında eser yayınlandı.

2. M. Şerefettin Yaltkaya (05.10. 1880-23.04.1947)

Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Diyanet İşleri Reisi (Görev
Yılları: 14.01.1942-23.04.1947).

İstanbul’da doğdu. Değişik âlimlerden ders okuyarak
icazet aldı. Ruûs imtihanında başarılı olarak Bayezid
Camii’nde ders okutmaya başladı (1913). Çeşitli görev-
lerden sonra Mayıs 1924’te Darülfünun İlahiyat Fakültesi
Kelam Tarihi müderrisi oldu. Ağustos 1933’te İstanbul
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İslam Tetkikleri Enstitüsü
İslam Dini ve Felsefe Kürsüsü Ord. Profesörlüğüne tayin
oldu. 1942’de Diyanet İşleri Reisliğine getirildi. 23 Nisan
1947’de vefat etti. Altmıştan fazla eseri ve dönemindeki
dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunmakta-
dır. Diyanet İşleri Reisi olduğu yıllarda küçük hacimli üç
eseri de Başkanlık yayınları arasında yayımlandı. Bunlar,
Benim Dinim (1943), Dini Makalelerim (1944) ve Va’zlar
(1944) adlı kitaplardır. Bunlardan Benim Dinim, çocuklara
yönelik bir şiir kitabıdır ve gayet duru bir Türkçe ile kale-
me alınmıştır. Ayrıca hocanın şiire yatkınlığını ortaya koy-
maktadır. Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin de onun
tanınmış eserlerinden biridir.

M. Şerefettin Yaltkaya’nın göreve başlamasının hemen ön-
cesinde 2 Haziran 1941’de, ezanı asli şekliyle okuyanlara
ceza verilmesini öngören 4055 sayılı kanun kabul edilmiş,
ayrıca 1 Aralık 1941’de teşkilat kanununda bir değişiklik
yapılmıştı. Reislik yılları sırasında 1944’te yasada bir deği-
şiklik daha yapıldı.

Din hizmetinde yaşanan sıkıntılar ve din hizmetlilerinin
mağduriyetleri onun döneminde de devam etti.

“M. Şerefeddin Yaltkaya, bazı içtihat hatalarına rağmen
sözü, özü bir büyük ilim adamı, açık kalpli bir insandı.
Takdir veya tenkitlerini asla içinde saklamazdı. Olduğu
gibi görünmenin veya göründüğü gibi olmanın tam bir
timsali idi, bunun için dostları azdı. Akidesi sağlam,
Peygamberimize bağlılığı çok kuvvetli idi. Peygamberimizi
salâtü selâmsız, ashabını da tarziyesiz diline almazdı (…).
(M. Asım Köksal, “Eski Diyanet İşleri Başkanlarımızdan Ord. Prof. M.
Şerefeddin Yaltkaya”, Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi, c. 3, sayı: 4,
Nisan 1964.)

Başkanlıkta onun döneminde yedi civarında yeni eser yayınlandı.

3. Ahmet Hamdi Akseki (1887-1951)

Türkiye Cumhuriyeti’nin üçüncü Diyanet İşleri Reisi
(Görev Yılları: 29.04.1947-09.01.1951).

Akseki’nin Güzelsu nahiyesinde doğdu. 1914’te Fatih der-
siamlarından Bayındırlı Mehmet Şükrü Efendi’den icazet aldı.
Ayrıca Medresetü’l-Mütehassısin’in Kelam ve Hikmet-i İlahiyye
şubesinden birincilikle mezun oldu. Ruûs imtihanını kazanarak
otuz yaşında müderris oldu. İstanbul medreselerinde
müderrislik yaptı.

Ara ara kürsü şeyhliklerinde bulundu. Bir ara Sebilürreşad
mecmuasının Bulgaristan ve Romanya muhabirliğini yaptı.
Heybeli Ada Mekteb-i Bahriye’de akaid-i diniye muallimliğin-
de bulundu. Burada verdiği dersleri bilahare “Dinî Dersler”
adı ile üç cilt olarak kitaplaştırdı.

Milli Mücadele için Anadolu’ya geçerek vaaz ve konferansla-
rıyla Anadolu harekâtını destekledi. TBMM hükümetleri sırasında
Şer’iye ve Evkaf Vekâleti Tedrisat Umum Müdürlüğü’ne tayin edildi
(Mart 1922). Bu görevde iken medreselerin ıslahı doğrultusunda
çalışmalar yaptı. Diyanet İşleri Reisliği kurulunca 1924 yılında
Müşavere Heyeti azalığına getirildi. Bu görevi sırasında Hak Dini
Kur’an Dili adlı tefsir ile Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i Sarih
Terceme ve Şerhi’nin yayına hazırlanmasında çok önemli hizmetleri
oldu. 1939’da Reis Muavini, 1947’de de Diyanet İşleri Reisi oldu.
9 Ocak 1951’de vefat etti, Cebeci Asrî Mezarlığı’na defnedildi.

Akseki’nin din ve diyanet hizmetleriyle ilgisi, sadece onun reislik
yılları ile sınırlı değildir. Yüzyılın başından itibaren ülkemizdeki
din hizmetleri ve din eğitimiyle yakından meşgul olmuş, Şer’iye ve
Evkaf Vekâleti yıllarında bu hizmetlerin resmen içinde bulunmuş,
Diyanet İşleri Reisliği’nin kuruluşundan başlayıp ömrünün sonuna kadar
bütün gücüyle bu yönde çaba sarf etmiştir. Yaşadığı Saltanat, Meşrutiyet
ve Cumhuriyet dönemlerinde toplumsal gelişmeleri ve din hizmetlerinin
problemlerini yakından izlemiştir. Makale ve kitaplarında bu konulara
genişçe yer vermiştir. Her seviyedeki insana hitaben yazdığı eserlerle,
halkın dinî yönden bilgilenmesine çok önemli katkıları olmuştur. Eser-
lerinden bir kısmı Diyanet İşleri Reisliği’nin ilk yayınları arasında
neşredilmiştir. Kısaca söylemek gerekirse Akseki, çalışkanlığı, geniş
kültürü ve ciddiyeti ile örnek ve saygı duyulan bir kişi idi.

Ahmet Hamdi Akseki’nin reislik görevine başladığı yıllar,
din hizmetleri ve din eğitimi alanında önemli gelişmelerin
yaşandığı bir dönemdir. 1940’lı yılların ikinci yarısında
başlayan ve özellikle 1950’den itibaren ivme kazanan demokratik
açılım ve devlet politikalarında dinî alanda görülmeye başlanan
yumuşamaların da etkisiyle ülkemizde din eğitiminde, dinî
hayatta ve buna paralel olarak din ve diyanet hizmetlerin-
de bir canlanma görüldü. Gelişmelerin en önemlileri şöy-
le sıralanabilir:

1947 yılında ülkemizden hacca gidecekler için ilk defa
olarak döviz tahsis edildi. 1949 yılında on ay süreli İmam-
Hatip kursları ve Ankara İlahiyat Fakültesi açıldı; ilko-
kullara isteğe bağlı din dersleri konuldu. Bu gelişme-
ler onun vefatından kısa bir süre sonra, 1951 yılından iti-
baren İmam-Hatip okullarının açılmasına zemin hazırla-
dı. 1950’de teşkilat kanununda önemli değişikliğe gidile-
rek Başkanlığın merkez ve taşra teşkilatı yeniden düzen-
lendi. Adı da “Diyanet İşleri Başkanlığı” olarak değiştiril-
di. 1931’de idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredil-
miş olan camiler ve din hizmetlilerinin idaresi Başkanlığa
iade edildi. Böylece 4503 hayrat hademesi Başkanlık
bünyesine aktarılmış oldu. Hayrat Hademesi ve Yayın
Müdürlükleri gibi yeni birimler oluşturuldu. Gezici vaizlik
kadroları ihdas edildi. Bütün vaizler maaşlı kadroya geçi-
rildi. Başkanlığın toplam kadro sayısı 5441’e çıkarıldı. 16
Haziran 1950’de Arapça ezan yasağı kaldırıldı. Bu karar,
halk arasında olduğu gibi, Başkanlıkta da büyük bir heye-
can uyandırdı. Yine 1950’de ilk kez olarak devlet radyola-
rında Kur’an yayınına başlandı.

Akseki, bütün bu müspet gelişmelere paralel olarak
ülke genelinde âdeta bir din hizmeti seferberliği başlattı.
Teşkilata gönderdiği genelgelerle cami hizmetlerine artık
daha fazla ihtimam gösterilmesini, bilhassa irşad hizmet-
lerine ağırlık verilmesini talep etti. Ömrünün sonuna doğ-
ru “Din Tedrisatı ve Dinî Müesseseler Hakkında Bir Rapor”
başlığı altında muhteşem bir rapor hazırladı. 18 Aralık
1950’de bu çalışmayı ilgili devlet ve hükümet makamları-
na gönderdiği gibi ayrıca bir broşür olarak yayımladı.
Bu gelişmeler olurken, din hizmeti alanında yaşanan sı-
kıntılar ve bilhassa din hizmetlisine olan ihtiyaç bu yıllar-
da da yoğun bir şekilde sürüyordu. Başkanlığın hizmet bi-
nasının 1950 yılında bile küçük bir apartman dairesinden
ibaret olması, bunun bariz bir örneğidir.

Döneminde Başkanlıkta 6-7 kadar yeni eser basıldı.

Dr. Mehmet Bulut - DİB / Uzman



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97