Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 241. Sayı >> CAMİLERİMİZ >> Ankara’da İslam mimarisinin öncü şaheseri: Arslanhane yahut Ahî Şerafeddin Camii

Ankara’da İslam mimarisinin öncü şaheseri: Arslanhane yahut Ahî Şerafeddin Camii

Medeniyet coğrafyamız içinde yer alışı 1073’le baş-
layan Ankara, o ilk kavuşma dönemini hatırlatan
İslam yapılarını asırlardır bağrında taşımaktadır. İç
Kale’deki Alaaddin Camii ile Samanpazarı’ndaki
Arslanhane (Ahi Şerafeddin) Camii bunların en
önemlileridir.

Bilindiği gibi, İslam mimarisi Selçuklu ve Beylikler
çağında Anadolu’nun orta ve iç batı kısımlarında
kendine özgü ahşap cami tipini geliştirmiştir. Daha
önceki yazılarımızda ele aldığımız Afyon Ulu Camii
(Anadolu Selçuklu) ve Beyşehir Eşrefoğlu Camii
(Anadolu Beylikleri) bu tipteki yapılardandı. İşbu
yazımızda dikkatlere arz edeceğimiz Arslanhane
Camii ise, Anadolu Selçuklu dönemine ait ahşap
camilerin en başarılı örneklerinden birisi kabul
edilmektedir.

13. yüzyılın bu abidevi eseri, Ankara’nın mer-
kez Altındağ ilçesinin Hisar (Samanpazarı) sem-
tinde, Kılıçarslan (Arslanhane, Âhi Şerafeddin)
Mahallesi’ndeki Atpazarı yokuşu üzerinde, Can
Sokak’tadır.

Yapının Arslanhane Camii diye anılmasının se-
bebi, bünyesi ve çevresindeki bazı unsurlarda
Ankara’nın antik dönemine ait arslan heykelleri-
nin bulunmasından ilhamla, halkın bu adı müna-
sip görmesidir.

Onüçüncü asrın başlarından bugüne…

Caminin ahşap minberindeki bir kitabe yapı-
nın, Selçuklu Sultanı Mes’ûd b. Keykâvus (II.
Mes’ûd) zamanında ahî kardeşler (Hüsâmeddin
ve Hasaneddin) tarafından 1290’da yaptırıldığı
belirtilmekte ise de bu tarih, onarım yahut yeni-
den yapımla ilgili görülmektedir. Caminin daha
eski bir tarihte inşa edilmiş olabileceği düşüncesi-
ni gündeme getiren delil ise, batı kapısındaki bir
kitabedir. Semavi Eyice, bu kitabede, bazı araş-
tırmacılar tarafından “Şerafeddin” şeklinde oku-
nan “Seyfeddin” isminin kayıtlı olduğunu söyler.
Bu şahsın Emîr Seyfeddin Çaşnigir olması ihtima-
li üzerinde duran araştırmacı, binanın yapım tari-
hini 13. yüzyıl başlarına kadar götürmenin müm-
kün olabileceğini belirtir. Zira Gönül Öney de
aynı kitabenin yazı üslubunu bu doğrultuda bir
delil olarak sunmaktadır. Bu çerçevede araştır-
macılar, aynı yüzyılın sonlarına doğru harap hale
gelen caminin iki ahi kardeş tarafından tamir et-
tirildiği, hatta mihrabının da bu dönemde yap-
tırıldığı fikrindedir. Bu iki kardeş, caminin ya-
nında türbesi bulunan ve esere adını veren Ahi
Şerafeddin’in babası (Hüsâmeddin) ile amcasıdır
(Hasaneddin).

Sade bir dış görünüm…

Arslanhane Camii’nin dış görünüşü ol-
dukça sadedir. Caminin beden duvarla-
rında moloz taş kullanılmıştır. Bunların
arasında Roma ve Bizans dönemlerine
ait işlenmiş pek çok devşirme unsura
yer verilmiştir. Beden duvarlarının yanı
sıra, minaresinin alt bölümlerinde ve ha-
rimdeki ahşap sütun başlıklarında kul-
lanılan devşirme unsurlar yapıda nispeten
renkli bir görüntü oluşturmuştur. Bu renk-
liliğe rağmen, çağdaşı olduğu Selçuklu ya-
pılarındaki muntazam taş işçiliğiyle karşı-
laştırıldığında, Arslanhane Camii hayli
gösterişsizdir.

Arslanhane Camii’nin doğu, batı ve kuzey cephe-
lerinde olmak üzere üç kapısı vardır. Bunlardan
kuzeyde olanı bir taç kapı hüviyeti taşımakta-
dır. Kesme taştan yapılmış olan bu kapı, cami-
nin esas girişi olması gerekirken, arazinin mey-
linden dolayı, ahşap kadınlar mahfiline çıkmakta-
dır. Orta aksa göre biraz doğu kenara kaydırılmış
olan bu kapı, yanındaki minareyle bitişik vazi-
yettedir. Beden duvarlarından bir çıkıntı görünü-
münde olan bu taç kapı, gerek bu haliyle gerek-
se kullanılan malzeme ve işçilik bakımından be-
den duvarlarıyla bir tezatlık oluşturur.

Nitekim bu kapının kaidesinde zengin profilli yek-
pare antik taşlar kullanılmış olup, bünyesinde sade
silmeler, mukarnaslı kavsara, sütunceler, yan yüz-
lerde nişler ve kare prizma sütunce başlıkları dik-
kat çekmektedir.

Doğu ve batı duvarlarında yer alan iki kapı ise
harime açılmaktadır. Bunlardan doğu kapısı sonradan
yapılan ilave kısımla eski halini kaybetmiş ise de,
kimi izlerden bir revağın bulunduğu anlaşılmaktadır.
Batıdaki kapı ise, sivri kemerli ve taş söveli olup,
iç içe iki sade nişten ibarettir. Kemer alınlığında
üçgen bir çerçeve içinde firuze renkli farklı geo-
metrik şekillerden oluşan çini parçacıklarıyla süs-
lenmiş bir bezeme görülmektedir. Bu kapının sağında,
duvara gömülü basit bir kitabe görülür. Nesih karak-
terli bir hatla yazılmış olan bu kitabe, yukarıda da
belirttiğimiz gibi, yapının 13. yüzyıl başlarıyla
tarihlenmesine vesile olmuştur.

Caminin sonraki yıllarda değiştirildiği düşünülen
ahşap kapı kanatlarının ise kayda değer özellik-
leri yoktur.

İç güzelliği…

Arslanhane Camii dikdörtgen (21,50 m.
x 25,00 m.) biçimindedir. Dıştan hay-
li gösterişsiz olan cami, iç donanımı
ile Selçuklu camilerinin en güzellerin-
den birisidir. Caminin harimi, kıble du-
varına dikey dört ahşap direk dizisi ile
beş sahna ayrılmıştır. Orta sahn yanla-
ra göre daha geniştir. Her sahnda altışar tane ol-
mak üzere 24 adet yekpare direk üst örtüyü ta-
şır. Bütün direklerin üzerindeki mermer başlık-
lar, devşirme malzemedir. Bunlardan bir kısmı
sade (Dor tipi) başlıklarken, bir kısmı da akan-
tuslu (Korint tipi) başlıklardır. Başlıklar üzerinde
uçları kavisli ağaç yastıklar ve bunların üzerinde
de kalın dört köşeli ağaç kirişler bulunmaktadır.

Yukarı doğru üç kademe halinde genişleyen, uç-
ları kavisli traversler, orta sahnın tavanını yanla-
ra göre daha da yükseltmektedir. Bütün tavan bo-
yunca uzanan kirişlerin üzerinde 30 cm. aralıklar-
la konmuş yuvarlak ağaçlar ve bunların üzerini
tahtalar kaplamaktadır. Tahta yüzeylerin üzerleri
ise aşı boyalı ince çıtalarla donatılmıştır. Caminin
hariminde kuzey kısmın tamamını ikinci direğe
kadar kaplayan kadınlar mahfili, mekânı ikinci
kat halinde ayırmaktadır.

Kiremit kaplı kırma çatı ile örtülü ca-
minin aydınlatılması için, kıble duva-
rında altta iki, üstte dört, yan duvarlar-
da ise üstte dörder, altta ikişer pencere
bulunmaktadır.

Abidevi çini mozaikli mihrap…

Arslanhane Camii mihrabı, Selçuklu
döneminin Anadolu’daki en özgün unsurlarından
birisi kabul edilmektedir. Mukarnas nişli bu mih-
rap, orta sahından geçen simetri ekseninden bi-
raz doğuya doğru kaydırılmıştır. Çini mozaik ve
alçı ile yapılmış olan mihrap, beden duvarların-
dan çıkıntı oluşturarak tavan hizasına kadar yük-
selir. Böylece, bütünüyle büyük bir pano meyda-
na getirir.

Arslanhane Camii mihrabı teknik ve işçilik bakı-
mından mükemmeldir. Bu mükemmelliği izah et-
meye çalışalım:

Mihrabın en dışında 5 cm. genişliğinde ince bir
bordür vardır. Bunu, kavisli olarak içeri doğru
kıvrılan dekorsuz bir yüzey ve 18 cm. genişliğin-
deki ikinci bordür izler. Bordürlerin ikisi de tama-
men alçıdan yapılmıştır. Dış bordürlerden ikinci-
si, birbirine geçmiş iki sıra rumi ve kıvrık dallar-
la süslenmiştir.

Daha içerde, ince çubuklar halinde kesilerek mo-
zaik çini tekniğinde işlenmiş 25 cm. genişliğinde,
mavi renkli çinilerden geometrik geçmeli üçün-
cü bordür vardır. Üçüncü bordürü takiben içe-
ri doğru daha da daralmış olan dördüncü bordür
alçıdan yapılmış olup bitki motiflerinin süslediği
zemin içinde, kitabeler yazılmıştır. Beşinci bor-
dür gene firuze renkli çinilerden geçmeler halin-
de işlenmiştir.

Caminin mukarnaslı mihrap nişi mozaik tekniğin-
de çinilerle kaplanmıştır. Burada yıldız, üçgen,
kare ve daire şeklinde çini mozaik parçaları bir
araya gelerek, geometrik kompozisyonlar oluş-
turmuştur. Nişin iki köşesinde alçıdan yapılmış
iki sütunce bulunur. Bunların üzerinde vazo şek-
linde başlıklar vardır. Başlıkların üzerinde ise ni-
şin üç kenarını, patlıcan moru ve firuze çini mo-
zayikten bir kitabe şeridi dolaşır.

Mihrap nişinin köşe dolguları beşinci bordüre ka-
dar büyük bir pano meydana getirmekte ve nişin
bittiği kısımda başka bir bordür tarafından kesi-
lerek üstte dikdörtgen bir pano (alınlık) oluştur-
maktadır. Kıvrık dal ve yaprakların doldurduğu
niş köşe dolgularının üzerindeki alınlıkta, iç içe
girerek gometrik bir ağ oluşturan firuze ve pat-
lıcan moru çini mozayikle işlenmiş al-
tıgen ve yıldız şekillerin içleri alçı ka-
bartmadır. Bu alınlığın ortasında bom-
beli büyük bir alçı rozet (kabara) yer al-
maktadır. Kenarları gene mozaik tekni-
ğinde çinilerden zikzaklı, bombeli kıs-
mı da yaprak ve kıvrık dallarla ajur-
lu kabartma olarak işlenmiş olan ro-
zet, mihrabın güzelliğini daha da artır-
maktadır.

Mihrabı taçlandıran tepelik de alçıdan
olup, soyut ejder motifine benzer şekil-
lerle bezenmiştir. Şekillerin etrafındaki
alçı kabartmalarda rumiler ve gerçekçi
şakayık motifleri dikkat çekmektedir.
Muhteşem minber…

Caminin ceviz ağacından yapılmış minberi de
muhteşem bir güzelliktedir. Öyle ki ağaç oyma-
cılığı bakımından devrinin en başarılı örnekle-
rinden kabul edilmektedir. Şöyle ki, bu minberin
kapısı, tacı, iki yan aynalıkları ve korkulukları za-
rif oymalarla bezenmiştir.

Minberin yan aynalıkları ve şerefe altı,
kündekârinin başarılı bir örneğini teşkil eder.

Yan aynalıklar çokgen, yıldız, bakla-
va şekilleri oluşturan geometrik ağın
içinde yer alan rumi bezemeli kabart-
malarla doldurulmuştur. Geometrik ağ
ve rumili iç dolgular kündekâri tekni-
ğindeki gibi geçme değildir. Birbiriyle
birleşerek yan satıhları oluşturan ah-
şap panolarda görülen rumili kısımlar
kabartma oymalı kabaralar gibi işlen-
dikten sonra, aralarına geçme intibaını
veren çıtalar takılmıştır. Minber korku-
luğu çatma tekniği ile geometrik bir ka-
fes oluşturmuştur. Gerek merdiven ve
gerek hutbe mahallinin altı iki sıralı bordürlerle
panolara ayrılmaktadır. Minberin en altındaki bir
sıra kemerin iç yüzeyi arabesklerle süslenmiştir.

Minberin giriş kapısı çok küçük ve dilimli kemer-
lidir. Kapının köşelerinde içleri balık pulu motif-
leri ile süslü iki sütunçe bulunmaktadır.

Minberin aynalık tablası üzerindeki kitabesinde
yer alan 1289-90 tarihi, daha önce de belirttiği-
miz gibi, caminin onarım yahut yeniden inşa yı-
lını göstermekte olup şu satırları ihtiva etmekte-
dir, mealen:

“Din ve dünyanın yardımcısı Keykavus oğlu
Sultan Ebu’l feth Mesud’un sultanlığını, cüm-
le mahlukatı doğru yola sevk eden Allah ebedi
kılsın, saltanatın zamanında fütüvvet ve mürüv-
vet sahiplerinden iki kardeş Allah’ın rızasını dile-
mek için bu mübarek camiyi 689 (1289-1290) yı-
lında yaptılar. Allah her ikisinin ömürlerini uzun
etsin ve hasenatlarını kabul buyursun, günahları-
nı bağışlasın.”

Minberde, biri minber korkuluğunun ortasındaki
gergide, diğeri minber korkuluğunun diğer tara-
fında olmak üzere iki yazıt daha vardır. Bunların
birisinde “Allah’ın affediciliği” zikredilirken, diğe-
rinde minberin Mehmed b. Ebû Bekir adında bir
neccâr tarafından yapılmış olduğu kayıtlıdır.

Ve minare…

Arslanhane Camii’nin minaresi caminin kuzeyde-
ki taç kapısına bitişik vaziyette, kapının doğu ya-
nındadır. Bu minare taştan kare planlı bir kaide
üstüne oturmaktadır. Kaidesinde Roma ve Bizans
devirlerinden kalma mermer devşirme unsurlar
kullanıldığı görülmektedir. Hayli yüksek olan ka-
ideden pabuca geçişi sağlayan kürsüde kareden
silindirik gövdeye üçgen satıhlarla geçilmektedir.

Minarenin pabuç kısmı sekizgen planlı olup tuğ-
ladan yapılmıştır. Bu kısımda dikdörtgen silme-
lerle çevrelenen sivri kemerli sağır nişler süs un-
suru olarak kullanılmıştır. Bunların üzerleri yer
yer konulmuş gök mavisi ve lacivert çinilerle süs-
lenmiştir. Benzeri çinilere minarenin üst kısımla-
rında da rastlanır.

Minare pabuç kısmından sonra tuğlayla örülmüş
silindirik bir gövdeyle yükselmektedir. Tek şere-
fesi bulunan bu minarenin üst bölümlerinde sade
bir bordür bütün kenarları dolaşmaktadır.

Minarenin şerefe altı kısmı oldukça dikkat çekici-
dir. Bu bölümde kalın silindirik gövde dışa doğ-
ru hafifçe genişleyip küçük köşeler oluşturur.

Şerefe korkuluklarına doğru bu genişleme arta-
rak sürer. Böylece en üstteki korkuluk sekizgen
hale gelmektedir. Tuğla korkulukların üstünde
yükselen petek, alt gövdeden daha ince bir silin-
dir şeklindedir. Minare konik bir külahla tamam-
lanmaktadır.

Bu kısmı bitirirken, Arslanhane Camii’nin yanı
başında bir hazire ile Ahi Şerafeddin Türbesi’nin
bulunduğunu belirtelim.

Onarımları hakkında…

Tespit edebildiğimiz kadarıyla Arslanhane Camii
1331, 1694, 1704, 1876 yıllarında onarımlar gör-
müştür. Yapı, Cumhuriyet döneminde de birkaç
kez onarılmıştır. Arslanhane Camii’nin bulundu-
ğu bölge 1972 yılında sit alanı ilan edilmiş, böy-
lece yapı koruma altına alınmıştır. Bu çerçeve-
de, 1999’da yapılmaya başlayan uygulamalar-
la Arslanhane Camii ve çevresi yeniden düzen-
lenmiştir.

Sonuç…

Arslanhane (Ahi Şerafeddin) Camii, evet, bir
Selçuklu şaheseri olarak Ankara’nın ilk İslami dö-
neminden bugüne asli karakterini ve kıymetli un-
surlarını koruyarak gelmektedir. Bu anlamda, eş-
siz bir kimliğin alamet-i farikası mahiyetindedir.
Ankara mevcudiyetindeki bu kutsi yapıyla mu-
hakkak iftihar etmektedir.

Cevat Akkanat



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97