Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 241. Sayı >> PORTRE >> Aynı rahle-i tedristen geçen iki Kur‘an âşığı: Ali Kemal Saran, Ali Şükrü Sula

Aynı rahle-i tedristen geçen iki Kur‘an âşığı: Ali Kemal Saran, Ali Şükrü Sula

İki gün arayla Rahmet-i Rahman’a kavuşan bu iki Kur’an
aşığının eski dost olmalarının yanısıra pek çok ortak
yönleri de vardı. Bunlardan belki de en önemlisi, bitmek
tükenmek bilmeyen hizmet aşklarıydı. Ali Kemal Saran
Hocaefendi, 8 Aralık günü vefat eden dostunun ardından yazdığı
yazının gazetede yayınlandığını göremeden 10 Aralık’ta vefat etti.

10 Aralık 2010 Cuma günü basın yayın organlarından
elim bir haber duyduk. Haber, Karadeniz’in yetiştir-
diği özü sözü bir, inandığı gibi yaşayan âlim bir zat;
Ali Kemal Saran Hoca ile ilgiliydi. Ali Kemal Hoca İstanbul’da
bir trafik kazasında vefat etmişti. Aynı kuşaktan, kendisiyle aynı
rahle-i tedristen geçmiş, merhum Hasan Rahmi Yavuz Hocadan
ders almış olan Şükrü Sula Hoca’nın vefat haberini alalı daha
kaç gün olmuştu ki… “İnna lillâh ve inna ileyhi raciûn” derken,
Ali Kemal Saran Hoca’nın hayatını düşünmeye başladık:

Kendisini din hizmetine adamış, yoğun geçen çalışma hayatı-
nın ardından gelen emekliliği daha fazla hizmet etmek için fır-
sat olarak görmüş bir gönül adamı, hizmet adamı…

Ali Kemal Saran, 8 yaşında bir yandan köyünden ilçe merkezi-
nin üstündeki ilkokula 11 kilometrelik bir yol aşıp giderken bir
yandan da Çaykara eski Müftüsü Yusuf Bilgin’den hafızlık ders-
leri alır. 11 yaşında hafızlığını tamamlar, arkasından ilim tahsi-
line devam eder.

1957 yılında müftülük imtihanını kazanarak Konya’nın
Cihanbeyli ilçesinde göreve başlar. Çankırı’nın Orta ilçesi,
Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesi, Erzurum’un Horasan ilçe-
si ve Trabzon’un Arsin ilçesinde müftülük yapar. 1982 yılında
emekli oluşundan önceki son görev yeri, şimdi il olan Bartın
Müftülüğüdür.

Artık torunlarıyla, çocuklarıyla geçireceği rahat ve huzurlu
dinlenme günleri değildir elbette niyetindeki ve hayalinde-
ki emeklilik günleri. Çünkü bir din adamı için emekliliğin söz
konusu olamayacağı inancındadır ve bu sorumluluk duygusuyla
birçok din hizmetine önayak olur.

Sosyal içerikli hizmetlerinin yanı sıra birçok gazetede dinî
içerikli yazılar yazan Ali Kemal Saran Hoca’nın bir telif, üç
tercüme, bir de şiir kitabı vardır. “Omuzumda Hemençe:
Cumhuriyet Devrinde Bir Medrese Talebesinin Hatıraları” isimli
hatıra kitabı bir otobiyografi olmasının yanı sıra, halk kültürümüz
açısından da çok kıymetli bir eserdir. Vefatından önce yazdığı son
kitap budur Ali Kemal Saran Hoca’nın. Vefatından önce yazdığı son
yazı ise yazımızın ilk satırlarına ve bizdeki hayret duygusuna
sebep olan, kadim dostu Şükrü Sula Hoca’nın vefatı üzerine bir
gazetedeki köşesinde yayınlanmak üzere yazdığı yazıdır.

O yazısında Şükrü Sula Hoca Efendiyi hem hemşerisi, hem dostu,
hem akranı, hem de meslektaşı olarak anlatır.

1933 yılında Çaykara’da doğan Ali Şükrü Sula’nın ilk hocası,
babası Cafer Efendi olur. Babasından sonra da Hacı Hasan
Rahmi Yavuz’dan dinî ilimleri tahsil eder.

İcazetini aldığı 1953’ten sonra Türkiye’nin
çeşitli ilçelerinde vaizlik ve müftülük
görevlerinde bulunur. Dostu, hemşeri-
si, ders arkadaşı Ali Kemal Saran Hoca
Efendi, onun vefatı üzerine yazdığı ya-
zıda merhumun hizmet aşkına vurgu ya-
par. Onu tanıdığı kadarıyla ve başka tanı-
yanların şahitliğine göre hiç boş yere gez-
mediğini, her zaman Allah’ın rızasını ka-
zandıracak hayırlar peşinde koştuğunu,
her zaman kafasında bir hayır düşünce-
si olduğunu ifade eder. Şükrü Sula Hoca
Efendi de kendisi gibi yıllarca Diyanet ca-
miasında görev yapmış, son görev yeri
olan Turgutlu Müftülüğünden emekli-
ye ayrılmıştır. Ancak emeklilik onun için
de dinlenme zamanı değil, daha şevk-
le ve daha çok hizmet etmek için bir fır-
sattır. Ali Kemal Saran Hoca yazısında
onun bu yönüne vurgu yapar ve der ki:

“Zeytinburnu, Bakırköy ve çevre ilçele-
rinde yapılan hiç bir cami, imam hatip li-
sesi, yurt ve benzeri hayır kurumları yok-
tur ki, onlara fiili veya manevi katkılarda
bulunduğu gibi, yaz tatillerinde memle-
ketimiz olan Çaykara’daki din eğitimi hiz-
metlerine de yetişirdi… Şükrü Sula Hoca
Efendi görünenlerin dışında, sessiz ve de-
rinden hizmet eden bir kişilikti.”

Ali Kemal Saran Hoca, dostu Şükrü Sula
Hoca’ya son görevini yaptıktan; cenaze-
sine katıldıktan sonra gazeteye gönder-
mek üzere, “Geçen Çarşamba günü bek-
lenmedik elim bir trafik kazası sonucu
aramızdan ayrılan Ali Şükrü Sula, pek az
insana nasip olabilecek bir özgeçmişe sa-
hipti. O, ölüm meleği Azrail (a.s.)’in âdeta
üstlenemediği bir tecelli ile yürüyerek ca-
miye giderken bir başka zahiri sebeple,
bir minibüsün kendisine çarpması sonu-
cu ölüm şerbetini içti.” sözleriyle başla-
yan yazısını yazar. Ancak bu yazının ya-
yınlandığını görmek kendisine nasip ol-
mayacaktır. Çünkü Trabzon’da başlattığı
Sultan Murat Külliyesi inşasıyla ilgili mad-
di destek bulmak için geldiği İstanbul’da
dostunun cenazesine de katıldıktan son-
ra yine hayır işleri için koştururken bir
aracın çarpması sonucu vefat eder. Tarih
10 Aralık 2010’dur. 11 Aralık 2010’da
ise artık beka âleminde olan Ali Kemal
Saran Hoca’nın gazetedeki köşesinde son
yazısı yayımlanır: “Şükrü Sula Hocanın
Ardından.” Bu yazıda kendisi, maksadı-
nın merhumu abartılı övmek olmadığını,
Hz. Peygamberimiz’in, “Ölülerinizi hayır-
la yâd edin” buyruğuna uymak ve kendi-
siyle aynı duyguları paylaşanların duygu-
larına tercüman olmak olduğunu belirtir.

Biz de aynı duygu ve düşüncelerle hoca-
larımızı yâd ediyor ve uzun yıllar hizmet
verdikleri Diyanet İşleri Başkanlığı olarak
kendilerine olan vefa borcumuzu ifade
etmek ve sevgili Peygamberimiz’in tavsi-
yesini yerine getirmek istedik.

Mevlâ her ikisine de rahmet eylesin ve on-
lar gibi gönül adamlarını, hizmet adamla-
rını eksik etmesin aramızdan…

Elif Arslan



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97