Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 241. Sayı >> PORTRE >> Kur'an'a adanan bir ömür: Hafız-Kurra Harun Soydaş Hoca Efendi

Kur'an'a adanan bir ömür: Hafız-Kurra Harun Soydaş Hoca Efendi

Kur'an'a adanan bir ömür
Hafız-Kurra Harun Soydaş Hoca
Efendi'nin ardından

* Ümmetimin ibadetinin en faziletlisi Kur’an oku-
maktır.

* Evlerinizi namazla ve Kur’an okumayla nurlan-
dırınız.

* Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğre-
tendir.

* İbn Abbas’tan, Rasulüllah’ın şöyle dediğini duy-
duğu rivayet edilmiştir: “İnsanların ve yeryüzün-
de yürüyenlerin en hayırlısı Allah’ın kitabını öğ-
retenlerdir. Çünkü onlar, eskidikçe dini yeni-
lerler. Onlara veriniz ve onlarla çekişmeyiniz.

Öğretici çocuğa; “Bismillâhirrahmânirrahîm de!”
deyip de çocuk onu söylediği zaman, Allah ço-
cuk için bir, öğretici için bir ve ebeveyni için de
cehennemden bir kurtuluş yazar.”

Kur’an-ı Kerim’i okuma ve okutmanın fazilet-
lerini anlatan bu hadisler, Cumhuriyet dönemi-
nin meşhur kurralarından Ömer Aköz merhum
tarafından, 16 Rebiülevvel, sene 1371/1951’de
Harun Soydaş Hoca Efendi’ye verilen ‘Kurralık
İcazetnamesi’nden aktarılmıştır. Harun Soydaş
Hoca Efendi de 86 yıllık ömrünü, hadislerin anla-
mına uygun olarak önce Kur’an öğrenmek sonra
da onu öğretmekle tamamlamıştır.

Kur’an hizmeti ile dolu bir hayat

Bursa’ya gelip yerleştiğim 1976 yılından iti-
baren Harun Hoca Efendi ile aynı mahallede,
Emirsultan mahallesinde ikamet ettik. Emirsultan
Camii’ndeki görevinin son iki yılında burada, 5
yıl boyunca da zaman zaman gittiğim Ulu Camide
kendisine tabi olarak namaz kılmak nasip oldu.

Harun Hoca Cumhuriyet döneminde yetişmiş kı-
raati mükemmel az sayıdaki kurralarımızdan biri
idi. Kendisi, yıllar önce videokasetlerine okudu-
ğu hatm-i şerifini son yıllarda CD’ye aktartmış-
tı. Biraz titrekçe diyebileceğimiz sesiyle okudu-
ğu Kur’an’ı can kulağıyla dinleyenlerin yüreği ür-
perirdi.

Kendisini en son, Kurban Bayramı’nın ikinci
gününde (17 Kasım 2010 Çarşamba) Prof. Dr.
Ahmet Lütfi Kazancı Bey’le evinde ziyaret ettiği-
mizde ameliyat geçirdiği hastaneden yeni çıkmış
olduğunu öğrenmiştik. O hâliyle bizi ayakta kar-
şılamış ve yine ayakta kapıya kadar uğurlamıştı.

Bir müddet sonra tekrar hastaneye yatmak mec-
buriyetinde kalmıştı. Onu hastanede en son ziya-
ret edenlerden biri de asistanlık döneminde ken-
disinden bir süre Aşere ve Takrip kursları alan
Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (emekli)
Kur’an-ı Kerim Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç
Dr. Mustafa Öztürk olmuştur. Hastane odasın-
da vefat etmek üzere olduğunu anlayan Mustafa
Öztürk kendisine Yasin okuyarak veda etmiştir.

2 Aralık 2010 Perşembe gününün ilk saatlerinde
Harun Hoca Efendi 1924 olan asıl doğum tarihi-
ne göre 86 (nüfus cüzdanındaki 1928’e göre 82)
yıllık ömrünü tamamlayarak rahmet-i Rahman’a
kavuşmuştur.

Cenazesi vefat ettiği günün ikindi vaktinde,
28 yıl boyunca İmam ve Hatiplik görevi ifa ettiği
Emirsultan Camii’ne getirilmiştir. Cenaze na-
mazını aynı camide 16 yıl birlikte imam hatiplik
yaptığı arkadaşı Münir Cengiz Hoca Efendi kıl-
dırmıştır. Bursa İl Müftüsü Mahmut Gündüz ve ilçe
müftüleri, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Dekanı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı ile
binlerce seveni, Kur’an öğreterek yetiştirdiği
talebeleri tarafından kılınan cenaze namazından
sonra Düzce’ye götürülmüştür. 3 Aralık Cuma günü
ise eski adıyla Abzah Mehmet Efendi, şimdi adı
Duraklar olan köyünde babasının yanına defnedilmiş-
tir. Vefatı, Bursa’da olduğu gibi Düzce ve bütün
Türkiye’de, hatta yurt dışında olup da kendisi-
ni tanıyanları hüzünlendirmiştir. Arkasından ta-
lebeleri ve sevenleri tarafından yüzlerce Hatim,
binlerce Yasin, Tebareke ve Fatiha okunmanın
yanında sınırsız sayıda dua ile ebedi âleme yol-
cu edilmiştir. Kabrinin cennet bahçelerinden bir
bahçe, ebedi istirahatgâhının cennet olmasını
Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

Köy imamından başlayan Kur’an öğrenimi-
nin kurralıkla taçlanması

Köylerinde okul olmaması dolayısıyla normal ya-
şında ilkokul öğrenimine başlayamayan Harun
Hoca Efendi Kur’an öğrenmeye başlamıştır. İlk
Kur’an hocası, kendi köylerinin imamıdır. Sonra
kendi köylerine yakın Kızılcık köyünde bulunan
ve daha sonra Çiftlik köyüne geçen ehl-i Kur’an
ve ehl-i ilim Mahmut Ezan’dan Tecvit, Talim ve
İlmihal dersleri almıştır. Aynı zamanda hafızlık
yapmaya başlamış ve 13 yaşında hafız olmuştur.

Harun Soydaş Hoca Efendi’nin Hocası Mahmut
Efendi, ileri görüşlü ve muhterem bir zattır. Hafız
olarak yetiştirdiği öğrencisi Harun’un babasını
ikna eder ve onu 1941 yılında İstanbul’a götürür-
ler. Orada Nur-u Osmaniye Camii İmam ve Hatibi
Hafız Hasan Akkuş Hoca Efendi’ye teslim eder-
ler. Bu kıymetli Hoca Efendi’den yeniden tec-
vit dersleri alarak ‘talim’ yapar. Artık çalışmaları
belli bir yeterlik seviyesine ulaşan Harun Soydaş
için Nur-u Osmaniye Camiinde yapılan ‘Tashih-i
Huruf Cemiyeti’ (tören)nin sonunda Hasan Hoca
kendisine;

“Oğlum Harun, benim sana ‘Aşere ve Takrip oku-
tacak zamanım yok. Görüyorsun talebe de çok
kalabalık. Ben seni Fatih Camii Baş İmamı Hoca
Ömer Efendiye götüreceğim. O beni kırmaz.
Kendisi çok ehil ve feyizli bir zattır.” der. Sonra
birlikte Fatih Camii’ne giderler.

Rahmetli Ömer Aköz Hoca Efendi Harun’u ta-
lebeliğe kabul eder. Kendisinden önce “Kıraat-ı
‘Aşere” okur, sonra Takrib’ini tamamlar. Bursa’ya
gelerek Emirsultan Camii’nde İmam ve Hatiplik
ve ayrıca aynı camide Kur’an Hocalığı yapmaya
başlar. Bu görevi devam ederken 1371/1951 se-
nesinde İstanbul Fatih Camiinde Harun Soydaş
için “İcaze Cemiyeti” düzenlenir. Bu cemiyet, dö-
nemin kurraları huzurunda imtihan vermesi an-
lamına gelmektedir. Başarı ile tamamlanan ce-
miyet sonunda Hocası Ömer Aköz Efendi Harun
Hocaya kendi el yazısı ile bir ‘İcazetname’ yazar.
Yazımızın başında yaptığımız alıntı o icazetna-
medendir.

Kur’an öğreniminde yaşanan zorluklar

Kendisi ile yaptığımız bir söyleşide, 1930’lu,
1940’lı yıllarda Kur’an ve din eğitimi öğrenimi ko-
nusundaki yaşanan zorluklarla ilgili bir sorumuza
karşılık şöyle bir olay anlatmıştı:

Sene 1939 veya 1940 idi. Düzce’nin Çiftlik Köyünde
hafızlık yapıyordum. Hocamız Mahmut Hoca
Efendi camide bize Kur’an okuturken bir gün jan-
darmalar baskın yaptı. Hocamızı yakalayıp elleri-
ni kelepçelediler ve ite kaka hakaretler yağdıra-
rak ifadesi alınmak üzere Beyköy Nahiyesindeki
/ Beldesindeki Jandarma Karakoluna götürdüler.

Hocamız Çerkez asıllı idi. Ben de Çerkezim.
O bunu biliyordu. Jandarmalar hocamızı alıp
götürmeden bir fırsatını bulup Çerkezce ola-
rak benden; “Durumu Düzce Müftüsü Kürtzade
Mehmet Efendi’ye bildirmemi” istedi. Ben de
hemen Düzce’ye gittim, Müftü Efendi’ye habe-
ri ulaştırdım.

Müftü Efendi Daru’l-Fünun İlahiyat Fakültesi me-
zunu idi. İlmi, idari ve siyasi ağırlığı olan bir kişiy-
di. Düzce’nin siyasilerinin ve idarecilerinin ken-
disinden çekindiği otoriter bir yapısı vardı. Hatta
Atatürk ve İsmet İnönü ile doğrudan görüşebi-
len birisiydi.

Müftü Efendi, haberi alır almaz hemen jandar-
ma komutanlığına gitmiş. Kendisini izzet ü ikbal
ile karşılamışlar, kahve ikramında bulunmuşlar.
Oturup sohbet ederlerken jandarmalar Mahmut
Hocamızı içeri getirmişler. Jandarma komutanın-
dan önce Müftü Efendi davranmış ve sanki olay-
dan hiç haberi yokmuş gibi hayret ifade eden bir
ses tonu ile:

“- Hayrola Hoca Efendi, geçmiş olsun, bu ne hal-
dir? Hırsızlık mı yaptın? Yoksa adam mı öldürdün?
Böyle yaka paça ne işin var burada?” diye sorar.
Hocamız üzgün bir halde:

“Efendim, camide çocuklara namaz dualarını öğ-
retiyordum, yakalayıp, getirdiler.”
Bunun üzerine Müftü Efendi Karakol Komutanı
Yüzbaşıya dönerek:

“Bu ne iştir Yüzbaşı? Biz Müslüman değil mi-
yiz? Bu çocuklara namazı kim öğretecek?” diye
hafif yollu çıkışmış. Bunun üzerine Yüzbaşı,
Karakolun tuttuğu ifade tutanağını getirtip okut-
muş. Meğer tutanakta: ‘Arapça okuturken suçüs-
tü yakaladık.’ diye yazılmış.

Müftü Efendi, Mahmut Hocaya sorar:
“Sen Arapça biliyor musun Hoca Efendi?”
“Hayır efendim, ben Arapça bilmem. Sadece
Kur’an okumasını bilirim.”

Bu cevap üzerine Müftü ile Yüzbaşı göz göze ge-
lirler. Kısa bir sükûttan sonra Müftü Yüzbaşıya:
“Kendisi Arapça bilmeyen birisi nasıl Arapça oku-
tur komutan?” diye sorar. Tabii Yüzbaşının vere-
ceği cevap olmadığı için hocamızı serbest bırak-
mışlar.

İmamet hizmetine başlaması ve ilk maaşı
Bir sohbet esnasında kendisine yönelttiğimiz
bir soru üzerine Harun Hoca merhum, imamlı-
ğa başladığında 50 lira maaş aldığını ifade etmiş-
ti. Sadece Diyanet İşleri Başkanı ile Müftülerin
maaşlarını devletin ödediği o dönemde Harun
Soydaş ve kendisi gibi imam olanların maaşlarını
Evkaf (Vakıflar) Müdürlüğü vermektedir. Üstelik
akranı sayılabilecek memurlara göre çok dü-
şük seviyede maaş… Çünkü o dönemde sadece
Diyanet İşleri Başkanı ve Müftüler memur sayıl-
maktadır ve emeklilik hakları vardır. Memur sa-
yılmayan imam hatiplerin emeklilik hakları da
yoktur. 1965 yılında çıkan 633 sayılı Diyanet İşleri
Başkanlığı Personel Kanunu ile imam hatipler de
memur sayılır ve ondan sonra emeklilik hakları-
na kavuşurlar.

İmam-hatiplik dışındaki bazı hizmetleri

Harun Soydaş Hoca Efendi, imam hatiplik ve
Kur’an öğretimi görevi dışında fahri görevler de
yürütmüştür. Mesela 1951’de Bursa’da bir grup
arkadaşıyla ‘Kur’an-ı Kerim Öğretimini Koruma
Derneği’ni kurarak İsmail Hakkı Dergâhını Kur’an
Kursuna tahsis ettirmişlerdir. Buradan yetişen ve
hıfzını tamamlayan talebeleri -o yıllarda Bursa’da
İmam-Hatip Okulu açılmadığı için- önce İzmir,
daha sonra da İstanbul İmam-Hatip Okuluna
göndererek oralarda tahsil yapmalarına yardım-
cı olmuşlardır.

Ulu Cami İmam Hatipliği

Harun Hoca Efendi Emirsultan Camii’nde 28
sene İmam ve Hatip olarak görev yapar. 1978
yılında, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Tayyar
Altıkulaç’ın emri üzerine Bursa Müftüsü Fazlı
Can tarafından Ulu Cami Baş İmamı olarak gö-
revlendirilir. Harun Hoca 5 yıl da burada gö-
rev yaptıktan sonra 1 Mart 1983 tarihinde emekli
olur. Emekliliği üzerine, kendisine Diyanet İşleri
Başkanı Tayyar Altıkulaç imzasıyla bir “teşek-
kür” yazısı gönderilir. Kendisi bu teşekkür yazısı-
nı “büyük bir incelik” olarak değerlendirecektir.

Emeklilik sonrasındaki hizmetleri

Bilindiği gibi, dini ve ilmi hizmetlerde bulunan
insanlar her ne kadar resmen emekli olsa da, fii-
len emekli olamazlar. Harun Hoca Efendi de bu
kural gereği resmen emekli olmakla birlikte ve-
fat ettiği günlere kadar Kur’an öğretimine devam
etmiştir. Resmi emekliliğinin hemen akabinde
bir süre Antalya’daki Diyanet Eğitim Merkezinde
kursiyer Kur’an Kursu hocalarına Ta’lîm-i Kur’an,
Mehâric-i Hurûf ve Sıfat-ı Hurûf dersi vermiştir.
Ayrıca, İmam-Hatip Lisesi öğrencilerini mesleğe
hazırlama kurslarında görev yapmıştır. Zaman za-
man Avrupa’ya gitmiş orada hizmet yapmıştır. Son
yıllarda Kestel Kur’an Kursunda, Mantıcı Kur’an
Kursunda dersler vermiştir. Ayrıca kendi evinde de
kız öğrencilere Kur’an dersi vermekle ömrünü
tamamlamıştır.

Yetiştirdiği ilk ve tek bayan kurra

Harun Hoca Efendi bir sohbetimiz esnasında; Emirsultan
Camii İmam Hatipliği döneminde Sevgül Koca isimli kız
öğrencisinin, 1979 yılının son günlerinde hafızlığa
başlayıp, 1982 yılının ilk günlerinde hıfzını tamamladığını
ve ayrıca ‘kurralık’ payesine eriştiğini anlatmıştı.

Harun Hoca, öğrencisinin cemiyetini bizzat kendisinin
düzenlediğini de eklemişti. Cemiyete, kendisine
‘Reisü’l-Kurra’ sıfatı verilen ve Gönenli Mehmet Efendi
olarak bilinen Mehmet Öğütçü Hoca Efendi ile Diyanet İşleri
Başkanlığı Mushafları Tetkik Hey’eti Başkanı Fikri Aksoy
Hoca efendi de katılmış. Sevgül Hocahanım’ın dışında
kadınlardan kurralığa cesaret eden olmamış. Erkeklerden ise,
zaman zaman heveslenip kurralık payesine ulaşabilmek için
kendisinden ders almaya başlayanlar olmuş fakat onlardan da
hiçbiri sabredip sonuna kadar tahammül edememişler.

Talebelerinden tek beklentisi dua

Harun Soydaş Hoca Efendi merhum ile yaptığı-
mız görüşmelerden birinde; ‘bunca yıllık emek ve
hizmetin sonunda neler hissettiğini, neler düşün-
düğünü, neler beklediğini’ sorduğumuzda şöyle
cevap vermişti:

“Yüce Rabbim bana böylesine kutsî görevler na-
sip etti. O’na sonsuz şükürler olsun. Yetiştirdiğim
hafız talebeler arasından Diyanet İşleri Başkan
Yardımcılığına kadar yükselenler oldu. Diyanet
İşleri Başkanlığında müfettişlik ve müftülük göre-
vi yapanlar var. Ben onların hepsiyle iftihar edi-
yorum. Benim onlardan tek isteğim var; dualarını
eksik etmesinler.”

Harun Soydaş Hoca Efendi kimdir?

1924’te Ordu ili Koçboynuzu köyünde doğdu.
1925 yılında ailece Düzce’ye yerleştiler. Kur’an
okumayı Düzce’deki köyleri olan Abzah Mehmet
Efendi (Duraklar) Köyünün İmamından öğren-
di. Kızılcık ve Çiftlik Köylerinde imamlık yapan
Mahmut Ezan isimli Hocada hıfzını tamamla-
dı ve 13 yaşında hafız oldu. 1941’de İstanbul’da
Hasan Akkuş’tan tecvit dersleri alarak Kur’an tali-
mi yaptı. Ömer Aköz’den Aşere ve Takrip okudu
ve 1951’de ‘Kurralık İcazetnamesi’ aldı. Bir süre
İstanbul’da Yeşildirek Surûri Dâye Hatun Camii
müezzinliği görevinde bulundu. 1947-1948’de
Denizli’de Kur’an Kursu Hocalığı yaptı. 1948-
1950 arasında askerlik görevini ifa etti. 1951
yılında Bursa Setbaşı İlkokulundan (dışarıdan)
İlkokul diploması aldı. 1951-1965 arasında Bursa
Emirsultan Camii İmam ve Hatipliği görevi ile bir-
likte Kur’an Kursu Hocalığı da yaptı. 1965-1978
arasında Emirsultan Camiinde (yalnızca) İmamet
ve Hatiplik görevini sürdürdü. 1978-1983 arasın-
da Bursa Ulu Cami İmam ve Hatipliği görevinde
bulundu. 1 Mart 1983’te emekli oldu. Emeklilikten
sonra (1983’te) DİB’nın Antalya Eğitim merkezin-
de bir süre Kur’an Kursu Öğreticilerine Talim-i
Kur’an, Maharic-i Huruf ve Sıfat-ı Huruf dersle-
ri verdi. Bursa ili dâhilinde zaman zaman açı-
lan mesleki eğitim kurslarında din görevlilerine
“Kıraat” dersi verdi. Vefatına yakın günlere kadar
kurslar vererek hizmete devam etti. 2 Aralık 2010
Perşembe günü rahmet-i Rahman’a kavuştu.

Yrd. Doç. Dr. Mustafa Öcal - Uludağ Üniv. İlahiyat Fak.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97