Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 245. Sayı >> BAŞYAZI >> Değer üreten dindarlık ve değerler eğitimi

Değer üreten dindarlık ve değerler eğitimi

İlahî öğretiler açısından bakıldığında bugün topyekûn
bütün insanlığın bir değerler kaybına uğradığı hatta
bir değerler bunalımı yaşadığı muhakkaktır. İnsanlık
tarihi boyunca bireyleri ve toplumları derinden sar-
san en önemli bunalımlardan birisidir değerler buna-
lımı. Hatta söz konusu bunalım, ahlak bunalımından
daha derindir. Modern zamanlarda bilinçli değersiz-
leştirme politikaları, insanı, varlığı ve kâinatı değerler-
den arındırma siyasetleri, bu bunalımı daha da derin-
leştirmiştir.

Modern zamanların insanı, sadece ‘mekârim-i
ahlak’tan ve ‘mehasin-i edep’ten uzaklaşma sorunuy-
la değil, aynı zamanda ürettiği sözde yeni ahlâk teori-
leri ve aşkın, metafizik boyutlardan yoksun etik söy-
lemlerle yüksek ahlaka karşı mücadele eden bir anla-
yış ile de karşı karşıya gelmiştir. Üzülerek ifade ede-
lim ki bu anlayış, ahlakı ahlak kılan değerlerin çatısı-
nı sarsmakla kalmamış; ‘değer koyan insan’ sloganıyla
hem ahlakın aşkın metafizik kaynağını hem de değer-
ler hiyerarşisini altüst etmiştir. Neticede insanı ve top-
lumu ahlâktan uzaklaştıran, ahlaklı olmayı zorlaştıran
bir hayat tarzı insanlara sunulmuş; bundan ahlakın
en asgari mertebesi olan hukuk bile zarar görmüştür.
Çünkü bu anlayış, menkul veya gayr-i menkul ederle-
re insanı insan kılan değerleri feda eden fayda ve çı-
kar gibi sadece menfaat alanının değerlerini ön pla-
na çıkartmış, bu da beraberinde çatışmayı, çekişme-
yi, haksız rekabeti, kin ve nefreti, şiddeti, haksızlığı ve
savaşları getirmiştir.

Değerler bunalımının bir sebebi de değerler hiye-
rarşisinin bozulmasıdır. Tercihlerimizde bize rehber-
lik edecek değerler hiyerarşisini sıradan bir oku-
ma ile kuramayız. Değerler terazisini doğru kurmak
için sadece doğru bilgi yeterli değildir. Aynı zaman-
da bilgi hiyerarşimizin de bozulmamış olması gerekir.
Bilhassa değerler hiyerarşisinin bozulması, amaç de-
ğerlerle araç değerleri, gaye değerlerle vesile değerle-
ri birbirine karıştırmış; bu durum, araçlarda zenginleş-
tikçe amaçlarda fakirleşmeyi, vesileleri artırdıkça ga-
yelerde zayıflamayı intac etmiştir.

Ne yazık ki modern zamanlarda değerler bunalımı,
dindar insanları da kuşatabilmekte, ahlak ve değer
üreten bir dindarlık yerine, yozlaşan ve değerleri tü-
keten bir değer anlayışıyla bizleri karşı karşıya bırak-
maktadır. En büyük tehlike, değer üreten değil, de-
ğerleri tüketen hatta yozlaştıran sanal bir dindarlıktır.
Burada biz din görevlilerine daha doğru bir tabirle din
gönüllülerine büyük vazifeler düşmektedir. Zira cami-
ler, kürsüler ve minberler sadece değerlerin anlatıldı-
ğı mekânlar değil, aynı zamanda değerlerin üretildiği
ve eğitiminin yapıldığı yerlerdir. Çünkü değerler eğiti-
mi, ahlakı, kültürel, ruhsal, bireysel ve toplumsal ala-
na ilişkin uygun duyarlılık geliştirmek, erdem, fazilet
ve değer duyarlılığı oluşturmaktır.

Her şeyden önce din gönüllüsünün sadece değerler bil-
gisine sahip olması yetmez. Bunun yanında değerler hi-
yerarşisini çok iyi bilmesi; gaye değerlerle vesile de-
ğerleri, amaç değerlerle araç değerleri birbirinden tef-
rik etmesi; bilgi hiyerarşisi ile değerler hiyerarşisi
arasındaki ilişkiyi doğru kurması, söz konusu değerle-
ri bu hiyerarşilere uygun olarak en uygun bir üslup
ile anlatma becerisine sahip olması gerekir. Üstelik
bunu yaparken de değerlerin iman, ibadet ve ahlak
ile ilişkilerini doğru belirlemesi ayrı bir öneme sahip-
tir. Sözgelimi iman, kendisi sadece bir değer değil-
dir. Bütün ahlakı ve manevi değerlere kaynaklık eden
bir değerler manzumesidir. Yine ibadet, mahza şe-
kil itibarıyla bir değer değildir. Ahlak ve değerlere sa-
hip olmayı ve değerler üretmeyi öğreten bir davranış-
lar manzumesidir. Bu sebeple ibadetleri, prospektüs
yöntemiyle değil, kadim literatürün hikmet-i teşri de-
diği söz konusu ibadetlerin bize kazandıracağı yük-
sek değerler ile birlikte anlatmak gerekir. Hatta bi-
zim için bu bilgiyi topluma en güzel bir şekilde tak-
dim etmek de yeterli değildir. Öncelikle değerleri, ör-
nek hayatımız ve örnek yaşantılarımızla göstermek
durumundayız. Sonuçta değerleri tüketen ve yozlaştı-
ran bir dindarlık değil, değer üreten bir dindarlığı tesis
etme yolunda rehberlik yapmalıyız. Çünkü Kur’an’a
göre de sadece marufu işlemek yetmez. Marufu ege-
men kılmak da gereklidir. Münkerden kaçınmak biza-
tihi bir erdem değildir. Mühim olan insanlığı münker-
den arındırmaktır.
(Âl-i İmran, 104, 110.)

Yetime yardım etmek yetmez. Yetime yardımı teşvik ederek toplum-
sal bir bilinç oluşturmak gerekir. (Bakara, 177; Mâun,2-3.)
Sabır ve merhamet yetmez. Sabrı ve merhameti (Ğâşiye, 17-18.)
tavsiye etmek gerekir. Kısacası bizim için bir davranışı
ahlakı kılan değerlere sahip olmak yetmez. Söz ve davranışlarımızla,
örnek yaşantılarımızla değerler üretmemiz, değerler üretilmesi-
ne rehberlik etmemiz, değerler eğitimi vermemiz gerekmektedir.

Son olarak modern dindarlığın yol açtığı anlam ve de-
ğer kaybının farkında olmalıyız. Ruh yüceliğini ve gö-
nül derinliğini koruyacak ve sürdürecek bir dindarlığa
vurgu yapmalıyız. Zira mensubu olmakla iftihar ettiği-
miz din-i mübin-i İslam, bir ahlak ve değerler uygarlı-
ğıdır. Aslında insan, kendi öz doğasını, fıtratını ve yü-
celiğini bu erdemler aracılığı ile keşfedebilir. Yeter ki
yüce dinimiz İslam’ın bu keşiflerde insana kılavuzluk
eden büyük bir hazine olduğunun farkında olalım.

Prof. Dr. Mehmet Görmez - Diyanet İşleri Başkanı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97