Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 245. Sayı >> GÜNDEM >> Kur’an’ın değerleri ve onların sıra düzeni

Kur’an’ın değerleri ve onların sıra düzeni

Değerler ve onların hiyerarşisi (sıra düzeni)
insanoğlunun insan olması hasebiyle davranışlarına
yön veren en önemli etmenlerdendir.

İnsan, biyolojik ve toplumsal bir varlık olma-
sının yanında zihninde oluşan ya da oluştur-
duğu değerler sistemiyle diğer canlılardan
farklılık arz eder. Aristo’nun “düşünen canlı”sına
mukabil, Faslı bilgin Abdurrahman Taha’nın
deyimiyle insan “ahlaki bir canlıdır” ki bu özelli-
ği oluşturan da değerler ve onların sıra düzenidir.

İnsan, iki alternatif davranıştan birini seçmekte
tereddüt ettiğinde, değer problemiyle karşı kar-
şıyadır. A davranışının yerine B’yi seçmesi, bir
bakıma B’deki değeri A’dakine öncelediği anla-
mına gelir. İnsan ömrünün bu gibi birçok ter-
cih ikileminde geçtiği bir gerçektir. Allah rıza-
sını her şeyin önünde bir değer olarak gören
Müslümanın, böyle durumlarda Allah’ın insan
için gerekli gördüğü değerlere göre davranması
gerekir. Ama bu durumda da söz konusu değer-
lerin neler olduğu ve değerler arasındaki ilişki bir
problem teşkil etmektedir.

Kur’an’ın değerlerini ve aralarındaki sıra düzeni-
ni açıklayabilmek için, değer kavramını belirle-
mek gerekir. Değer, kendisiyle nesnelerin/davra-
nışların önem derecesinin belirlendiği, ulaşılmak
istenen, arzulanan genel niteliktir. Kur’an’a göre
akletmek, dürüstlük, adalet, takva gibi davranış
niteliklerini değerli kılan, Allah’ın onları istemesi,
insanların davranışlarına yön veren nitelikler ola-
rak görmesidir.

Kur’an değerlerinin temelini Allah kavramı, insan
ve onun ferdî sorumluluğu ile ahiret olgusu teşkil
eder. Allah’a gönülden inanan Müslüman, kendi
bireysel sorumluluğunun bilincinde olarak ve
ahiret hayatını dikkate alarak davranmak duru-
mundadır.

Bu temel değerlerin zemini üzerinde Kur’an’ın
değerlerini, bizzat gerçekleştirilme durumunda
olan değerler anlamında fiilî değerler ve insa-
nın bu değerleri gerçekleştirmesinde ona şevk
ve heyecan veren değerler anlamında motivas-
yon ve amaç değerleri olarak iki grupta sınıflan-
dırabiliriz.

Motivasyon ve amaç değerleri

Motivasyon ve amaç değerlerinin, Kur’an’da
Allah’a şükretmenin (Zümer, 63.), azaptan kurtu-
lup ebedi mutluluğu kazanmanın (Bakara, 189; Âl-i
İmran, 130, 200; Maide, 100.) ve Allah’ın rızasını
kazanmanın (Tevbe, 72.) insanı sağlam davranışlar
(salih amel) ortaya koymaya teşvik eden değerler
olarak sunulduğunu görürüz.

Allah’a şükretmek, sadece dil ile “Allah’ım nimet-
lerine şükürler olsun!” demek değil; daha önemli-
si, Allah’ın nimetlerine sağlam, doğru davranışlar
sergileyerek teşekkürde bulunmaktır. Söz geli-
mi Beled suresinde (3–17) Allah, insana verdiği
nimetleri hatırlatmakta, ardından onun bu nimet-
lere karşılık ondan beklenen sağlam davranışla-
rı, ayetin ifadesiyle bir kimseyi kölelikten kurtar-
mayı, bir öksüzü veya bir fakiri doyurmayı ger-
çekleştirmediğini belirtmektedir. Yine “Ey Davut
ailesi şükretmek için (iyi) davranışta bulunun…”
(Sebe, 13.) ifadesi de asıl şükrün, iyi eylemlerle
gerçekleştiğini ifade eder.

Ebedi, mutluluğu kazanmak ile Allah’ın rızasını
kazanmak söz konusu olduğunda ise Allah’ın ter-
cihi, Tevbe suresinin 72. ayetinde belirtildiği
gibi, sadece onun rızasını kazanmak için davranmak-
tan yanadır.

Fiili değerler

İnsanın bu motivasyon değerleri ile teşvik edildiği
fiili değerler ise kalbî değerler ve somut eylem
değerleri olarak iki kısımdan oluşmaktadır. Kalbî
değerlerin işlevi insanın doğru ve sağlam davranış-
lar sergilemesine uygun duygusal ve zihnî şartları
sağlamaktır.

Kur’an’da kalbî değerleri akli faaliyet, inanmak,
takva, Allah’ı hatırlamak ve ona yakarmak, Allah’a
güvenmek, sevmek, tevazu, samimiyet, kalp
temizliği, tövbe ve sabır oluşturmakta; somut
eylem değerlerini yani sağlam davranışların (salih
ameller) içeriğini ise ibadet, dürüstlük, adalet,
iffeti korumak, Allah yolunda harcamak, insana
değer vererek davranmak, Allah yolunda cihat ve
fedakârlık, orta yol izlemek ile akrabalığı gözet-
mek değerleri teşkil etmektedir.

Somut eylem değerlerinin içeriğine baktığımızda,
yaygın din anlayışında en önemli değerler ola-
rak görünen namaz, oruç, hac gibi şeklî ibadetle-
rin oluşturduğu (ibadet) değerinin, kalbî değerler
gibi diğer somut eylem değerlerinin sağlam bir
şekilde gerçekleşmesini sağlayacak bir araç oldu-
ğu görülmektedir. Bu yüzdendir ki namaz kılıp
da insanlardan ufak bir şeyi esirgeyenler kınan-
maktadır. (Mâ’ûn, 2–7.) “Namaz kötülüklerden alı-
kor.” (Ankebût, 45.) dendiği hâlde, kılınan namaz-
ların, sahtekârlık, adaletsizlik, insana kaba mua-
mele etmek, cimrilik gibi kötü davranışların orta-
ya çıkmasına engel olmaması, kişinin zihninde-
ki değerler sıra düzeninin çarpıklığından kay-
naklanır. Böyle davranan biri, namaz kılmayı en
önemli bir değer olarak görmüş, onu gerçekleş-
tirince de âdeta ahireti garantilediği duygusuy-
la, diğerlerini görmezden gelir olmuştur. O hâlde
Müslümana düşen, akletmenin, imanın, takvanın,
Allah’ı anmanın, şeklî ibadetleri yerine getirme-
nin; dürüstlük, adalet, insana değer vererek dav-
ranmak, Allah yolunda harcamak, fedakârlık gibi
değerlere uygun davranışların ortaya çıkması için
bir araç olduğunun bilincinde olması ve bu bilinç-
le hareket etmesidir.

Kalbî değerlerin Kur’an’da en çok vurgulananı olan
takva da salt bir Allah’tan korkma duygusu değil,
bu duygunun gereği olarak Allah yolunda harcamak,
antlaşmalara sadık kalmak (Bakara, 177.), adaletli
davranmak (Mâide, 8.), boşanan kadınların geçimini
sağlamak (Bakara, 241.), faizcilik yapmaktan kaçınmak
(Âl-i İmrân, 130.), insanlar hakkında kötü düşünmemek
(Hucûrat, 12.) gibi sağlam davranışlar (salih ameller)
sergilemektir.

Takvanın ölçüsü zikredilen salih amel değerlerini
sergilemektir. Bu aşamada sayılan değerlerin kendi
aralarındaki sıra düzeninin (hiyerarşinin) nasıl
olduğunu ortaya koymak durumundayız. Bu sıra düzenini,
insana gösterilen hedef açısından, Allah’ın insanda
gerçekleştirmek istediği hedef açısından ve iki
değerden birini seçmek durumunda kalınması açısından
ayrı ayrı tespit edebiliriz.

İnsana gösterilen hedef açısından değerler şöyle
sıralanmaktadır:

Motivasyon ve amaç değerleri
(Ebedi mutluluğu ve Allah rızasını kazanmak)

Dürüstlük, adalet, insana değer vermek gibi
somut eylem değerleri

Namaz, oruç, hac gibi şeklî ibadetler

Kalbî değerler

Temel değerler
Allah’ın insanda gerçekleştirmek istediği hedef açı-
sından bakıldığında sıralama şöyle olmaktadır:
Dürüstlük, adalet, insana değer vermek gibi
somut eylem değerleri

Namaz, oruç, hac gibi şeklî ibadetler

Kalbî değerler

Motivasyon ve amaç değerleri

Temel değerler
İki değerden birini seçmek durumunda kalınması
açısından bakıldığında ise değerler sıralaması şöyle
bir görünüm arz etmektedir:
İffetin, adaletin ve ideolojik kimliğin muhafazası
için Allah yolunda cihat
(Gerekli durumda Allah yolunda ölmek)

İnsan hayatı

Dürüstlük

İnsana değer vererek davranmak

Allah yolunda harcamak

Şeklî ibadetler

İdeal olan bütün değerlerin aynı anda birbirle-
riyle etkileşim hâlinde ama somut eylem değer-
lerini gerçekleştirecek şekilde kazanılması ve
ona göre davranılmasıdır. Ancak iki değerden
sadece birini tercih etme durumu söz konusu
olduğunda ise bu sıralamada üstte olan alttakine
tercih edilmektedir. Söz gelimi, sadaka vermek
ile insana değer vererek davranmak çatıştığın-
da “Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme
gelen sadakadan daha iyidir.” (Bakara, 263.)
ayetinde ifade edildiği gibi, tercih edilmesi gereken,
insana değer vererek davranmaktır. Ana baba-
nın rızası ile dürüstlük ya da adalet çatıştığında
yapılması gereken, “Ey iman edenler! Kendiniz,
ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de
olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlik-
le ayakta tutan kimseler olun.” (Nisa, 135.)
ayetinde ifade edildiği gibi dürüstlüğü ve adaleti
tercih etmektir. İnsan hayatı ile kimliğimizi ve
kişiliğimizi oluşturan değerlerin ya da vatanın
müdafaasından birini seçmek durumunda kaldığımızda
Müslümana düşen, birçok cihat ayetinde değinil-
diği gibi (Bakara, 190; Âl-i İmran, 167.),
gerekirse bunlar için hayatımızı feda etmektir.

Sonuç olarak…

Müslüman, davranışlarında Allah’ın rızasını göze-
ten kişidir. O değersizlik ya da hevaya uymak
diye niteleyebileceğimiz ilkesiz, günün şartları-
na, anlık menfaatine göre davranmak durumun-
da olan birisi değildir. Aksine davranışlarında
Allah’ın rızasını gözeten, insanlara iyi davranış-
lar sergileyerek Rabbine şükrünü gerçekleştiren,
kalbî değerlerle ve şeklî ibadetlerle zihnini salih
amel gerçekleştirmeye uygun hâle getirmeye
çalışan ve en önemlisi Allah’ın kendisinden bek-
lediği doğru davranışları gerçekleştiren kişidir.

Dr. Süleyman Tuğral



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97