Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 245. Sayı >> GÜNDEM >> Merhamet adasının öncüsü: Din gönüllüsü

Merhamet adasının öncüsü: Din gönüllüsü

İnsanlığın fıtratıyla buluşma noktası, inzal olduğu andan günümüze dek hıfz-ı
ilâhî ile korunmuş olan İslami değerlerdir. Değerlerimiz insanlar arasında
yaygınlaştığında, vicdanlara Rabbimizin yerleştirdiği insani öz neşvünema
bulacak ve her dem taze bir gül olarak insanlığın ufkunda açacaktır.

Rahmet Peygamberi (s.a.s.) barbarlığın sıra-
danlaştığı, toplumlar arasındaki savaşların
bütün yönleriyle vahşi bir hâl aldığı, insan-
ların hemcinslerini ve kendi evlatlarını öldür-
düğü bir dönemde merhameti yeryüzüne yaymak
için gönderildi. (Enbiya, 107.) Bugün bahsedilen
dönemden çok daha farklı bir yerde olduğumuz
söylenebilir mi?

Bazı sosyologlar toplumsal düzenin duygudan
ziyade akılla, akıl aracılığıyla (rasyonalite)
sağlanabileceğini varsaymaktadırlar. Bir kısmına
göre ise toplumları bir arada tutan şey sevgi,
sempati, merhamet, muhabbet, dostluk, sadakat gibi
aklın karşısında yer alan her türlü duygudur. Ancak
toplumsal düzenin akıl aracılığıyla (rasyonalite)
sağlanacağı fikri modern uygarlık içinde hep baskın ola-
gelmiştir. Bu durum özellikle geçtiğimiz yüzyılda
rasyonel amaçlar (bir toplumun refahı, hammad-
de elde edilmesi, toprakların genişletilmesi vb.)
için yapılan onlarca savaşa bakıldığında görülebile-
cektir. Nitekim sosyolog Mestrovic Uygar Barbalık
adını taşıyan kitabında, modern uygarlığın barbar-
lığı yeni bir biçimde ürettiğini ve nihayetinde daha
fazla uygarlaşmak yerine barbarlaşmanın yaşandı-
ğını söylemektedir. Rasyonalitenin toplumları bir
arada tutmak konusunda yetersiz kalması nedeniy-
le Mestrovic rasyonelitenin alternatifi olarak mer-
hameti önermektedir.

Enformasyonel çağ olarak tanımlanan günümüz-
de şiddetin, acının, kötülüğün, merhametsizliğin,
barbarlığın dünya üzerine yayılmasını sağlayan
çok sayıda araç (medya) bulunmaktadır. Kötülük
ve şiddet giderek sıradanlaşmakta, insani değer-
ler birer birer ölmektedir. Peki, insanlık kardeşçe
bir hayatın çatısını çatacak insani değerlerle, fıtri
erdemlerle nerede ve kimler aracılığıyla buluşacak?
İnsanlığın fıtratıyla buluşma noktası, inzal olduğu
andan günümüze dek hıfz-ı ilahî ile korunmuş olan
İslami değerlerdir. Değerlerimiz insanlar arasında
yaygınlaştığında, vicdanlara Rabbimizin yerleştir-
diği insani öz neşvünema bulacak ve her dem taze
bir gül olarak insanlığın ufkunda açacaktır.

İslami değerler insanlığa ulaştırılıp, baskı ve zul-
mün ufukları tuttuğu koyu karanlık İslami değerle-
rin gülşeninin kızıllığıyla aydınlanıncaya kadar, bu
görev fert fert her Müslümanın vazifesidir.
(Bakara,193; Enfal, 39.) Ancak öncelikli görev, din
görevlilerinin/gönüllülerinindir. Çünkü medeniyetimizin
merkezi mescit/camidir. Cahiliye toplumunu, şef-
kat, insaf, ahlak, hak ve adalet ile tanıştıran rah-
met peygamberi mescidi merhamet merkezi ola-
rak inşa etmiştir. Mescit vahşiliğin ve barbarlığın
giremediği harem bölgedir. Bu mekâna gelen kim-
seler korkularından emin olur, sıkıntılarından kur-
tulurlar. Oraya gelen her kim olursa olsun merha-
metin ve şefkatin kucağına gelmektedir. Çünkü
mescit Rahman’ın evi, rahmetin mekânı, Rasul
(s.a.s.)’ün şefkatli kollarıdır. Bu nedenle günümüz
cami görevlileri kendilerine öncelikle şu soruları
sormalıdırlar: Camimi bir merhamet merkezi hâline
nasıl dönüştürebilirim? Ben bir merhamet görevlisi
ve gönüllüsü nasıl olurum?

Din görevlisinden merhamet adamına geçiş...

Din görevlisi tanımı ve konumu itibarıyla modern
dönemlere özgü mesleki bir pozisyonu ifade
etmektedir. Bu durumun en önemli dezavanta-
jı din görevlilerinin rasyonel temeller üzerine inşa
edilmiş modern devletin bürokratik yapıları içeri-
sinde yer almalarıdır. Tarihsel ve toplumsal şartlar
bir şekilde bu durumun ortaya çıkmasına neden
olmuştur. Ancak öncelikle bu bürokratik yapının
ve rasyonel işleyişin farkında olunmalı, “din görev-
lisi” unvanının aşırı rasyonalitesinden sıyrılınmalı
ve toplumla İslami değerler ve duygular üzerinden
iletişime geçilmelidir. İşte bu, din görevlisi olmak-
tan “din gönüllüsü” olmaya, “merhamet adamı”
olmaya geçişi ifade etmektedir.

Tekil insandan toplumsal insana geçiş…

Kocanın hanımına, annenin çocuğuna, çocuğun
annesine, komşunun komşusuna merhametsizce
davrandığı bir toplumda din gönüllüsü bir merha-
met adamı olarak bu değeri en iyi şekilde kullan-
mak için sokaklara, caddelere, parklara, meydan-
lara, dükkânlara, evlere çıkmalı, toplumla birlik-
te olmalıdır. Bir merhamet adamı olan din gönül-
lüsü, kelimenin tam anlamıyla sokakta merhamet
bekleyen insanların yanında olmalıdır. Bu bağlam-
da görevli olmasa da toplumsal törenlere (nikâh,
düğün, nişan, sünnet töreni, asker uğurlaması,
cenaze merasimi, hacı uğurlaması ya da karşılama-
sı vb.) katılmalı, halkın katılım sağlayacağı organi-
zasyonlar (yardım kampanyaları, kitap kampanya-
ları, gezi, konferans, panel, sohbet, sergi, yemek,
piknik, ağaç dikme kampanyası, çay ikramı vb.)
düzenlemeli, insanlarla temas noktalarını çoğalt-
malıdır.

Yalnız kahramandan dayanışmacı kahramana geçiş...

Din görevlisi/gönüllüsü toplumun tüm farklı
kesimleriyle iş birliği yapabilecek itibarlı bir konu-
ma sahiptir. İş birliği konusunda din gönüllüsü-
nün/merhamet adamının hiç unutmaması gereken
temel ilke şudur: Toplumu oluşturan bütün kişi-
ler ve kurumlar size yardım etmek isteyecekler-
dir. Çünkü din gönüllüleri her daim muhatapları-
nın karşısına bir merhamet projesi ile çıkacaklar ve
karşılarındaki kişi ve kurumları rasyonel olandan
merhametli olana cesurca davet edebileceklerdir.

Peki, iş birliği kimlerle yapılabilir?

•Merkez ve taşrada faaliyet gösteren tüm kamu
kurum ve kuruluşları (valilikler, kaymakamlık-
lar, belediyeler, muhtarlıklar, il ve ilçe millî eği-
tim müdürlükleri, okullar, il ve ilçe sosyal hiz-
met müdürlükleri, gençlik merkezleri, spor mer-
kezleri, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıf-
ları vb.)

•Herhangi bir kâr amacı gütmeyen ve sivil birta-
kım etkilerle faaliyete geçen vakıf, dernek, inisi-
yatif, oda, girişim ve benzeri adlarla ve kategori-
lerle anılan sivil toplum kuruluşları

•Birey ya da kurum olarak faal olan özel kişi ve
kuruluşlar

İş birliği sırasında bunlara dikkat!

•Kendini ve diğer insanları tanı! Kendinizin ve
iş birliği geliştireceğiniz diğer şahısların, kişi-
sel özelliklerinden, resmî konumundan ve
kamu görevlisi olmaktan kaynaklanan güç
ve imkânlarını değerlendirin. Ardından bu
imkânların her birini birer işe dönüştürecek
projeler geliştirin.

•Muhatap kurumu tanı! Hangi kurumdan neyi
talep edebileceğinizi belirlemek için önce-
likle bütün kurumları kendi özel şartları çer-
çevesinde analiz edin. Bu amaçla kurumların
sahip olduğu imkânları ayrı ayrı listeleyin.
Ardından kurumlarca sahip olunan imkânlara
uygun öneriler geliştirin.

•Mevzuatı tanı! Muhatap olacağınız kişi ve
kurumları bağlayan özel mevzuatlarını ve top-
lumsal olarak herkesi ilgilendiren genel hukuki
çerçeveyi bilin. Böylece hem “Bu, mevzuata aykırı.”
türünden bürokratik duruşlara cevap verme gücü
kazanırsınız hem de çalışmalarınızı yasal zemine
oturtabilirsiniz.

•İlişkilerini tanı! Resmî ve doğal (hemşerilik,
akrabalık, dostluk vb.) ilişkilerinizi iyi tahlil edin.
Bu ilişkiler bazen birçok kapının rahatlıkla açıl-
masına yardımcı olabilecektir. Ancak ilişkile-
rin bazen de yapmayı düşündüğünüz çalışma-
lar için birer yüke dönüşebileceğini göz önünde
bulundurarak dengeyi iyi ayarlayın.

•Cesur olun! Muhataplarınızı hayır projele-
rine davet ederken girişken ve cesur olun.
Taleplerinizi ısrarlı bir şekilde takip edip sonuç
alıcı olmaya çalışın.

İhtiyaç odaklı olmaktan kaynak odaklı olmaya geçiş...

Din gönüllüsü kendine “Nelere ihtiyacım var?”
sorusu yerine “Hangi kaynaklara sahibim?” soru-
sunu sormalıdır. Zira kaynakların verimli bir biçim-
de kullanılamamasının altında çoğu zaman sahip
olunan kaynakların tespit edil(e)memesi yatar.
Hâlbuki sahip olunan kaynaklar azami verimli bir
biçimde kullanılırsa güçlü olunan konularda çok
daha çabuk ilerlenebilir ve o alanda söz sahibi olu-
nabilir. Bu aynı zamanda yeni kaynakları da çeker.
Peki, din gönüllüleri bu kaynakları nasıl tespit ede-
cektir?

(i) Din gönüllüsü öncelikle öz kaynaklarını analiz
etmelidir. Bu çerçevede din gönüllüsü kendine şu soru-
ları sormalı ve sahip olduğu kaynakları listelemelidir:
Mekânsal imkânlarım nelerdir? Maddi imkânlarım nelerdir?
Daha önce bu gruba ya da bölgeye yönelik yapılmış ça-
lışmalar nelerdir? İnsan kaynağı imkânlarım (kurumda
çalışan diğer kişiler) nelerdir? Kurumumun sahip olduğu
ilişkiler ve imkânlar nelerdir?

(ii) Din gönüllüsü ikinci olarak içinde yer aldığı toplum
parçasının kaynaklarını ve ihtiyaçlarını belirlemelidir.
Zira her grupta veya bireyde bir başkasının derdine der-
man olacak bir şeyler vardır; herkesin en az bir konuda
uzmanlığı ve aynı zamanda herkesin birçok konuda yardıma
ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Din gönüllüsü, bu çerçe-
vede her bireyle sohbet ederek onun sahip olduğu kaynak-
ları ve ihtiyaçlarını ortaya çıkarabilmelidir. Bu bağ-
lamda şunları yapmalıdır:

•Görüşmelerinde temelde elde etmek istediği
bilgileri belirlemelidir. Bunlara ilişkin önceden
hazırladığı belirli sorular olmalıdır ve bu soru-
ları her farklı insan için görüşme anında değişik
biçimlerde sorabilmelidir.

•Mümkün olduğunca çok sayıda insanla görüş-
me yapmalıdır. Bu çerçevede toplumun sahip
olduğu kaynaklar ve ihtiyaçlar hakkında bilgi
alabileceği kişilerle derinlemesine görüşmeler
yapmalıdır.

•İnsanlarla yaptığı görüşmelerde geçen hikâyeler
üzerinde derinlikli bir şekilde düşünmelidir. Bu
hikâyeleri isim vermeden konunun uzmanlarıy-
la (psikolog, sosyolog, doktor vb.) istişare ede-
rek meselelerin farklı yönlerini tespit edebilme-
lidir.

•Bu görüşmelerden elde edilen iyi ve kötü örnek-
likleri farklılaştırarak hikâyeleştirmeli ve değişik
mekânlarda toplumla paylaşmalıdır.

•Görüşmelerde elde ettiği düşünceleri, hikâyeleri,
notları raporlaştırmalı, benzer çalışma yapanlar-
la paylaşmalı ve daha sonra gelecek din gönül-
lülerine hem toplum hakkında bilgi hem de
yapılanlar hakkında bir arşiv bırakmalıdır.

•Hedefte yer alan grubun etkinlik mekânlarını
tespit etmelidir. İnsanlar nerede toplanmakta-
dırlar? Neler yapmaktadırlar? Kadınların, erkek-
lerin, çocukların, gençlerin, yaşlıların bir araya
geldiği değişik mekânlar nerelerdir?

•Etkinlik mekânlarında bulunmalıdır. İnsanların
düzenli olarak bireysel ve grup etkinlikleri ger-
çekleştirdiği mekânlarda neler yapılmaktadır?

•Küçük grupların kaynaklarını ve ihtiyaçlarını
belirlemek için küçük ölçekli ortak etkinlikler
düzenlemeli ve bu etkinlikler sırasında gözlem-
lerde bulunmalıdır.

•Kadın ve erkeklerin meslek yapıları ve günlük,
haftalık çalışma saatleri hakkında bilgi edinmeli-
dir. Çocukların ve gençlerin eğitim yapıları, gün-
lük, haftalık eğitim saatleri hakkında bilgi sahi-
bi olmalıdır. Böylece düzenleyeceği faaliyetlerin
zamanlarını gündelik hayat akışına uygun ola-
rak belirlemelidir.

(iii) Üçüncü adım olarak din görevlisi/gönüllü-
sü sahip olunan kaynaklarla toplumun kaynak-
larını ve ihtiyaçlarını eşleştirmelidir. Bu bağlam-
da din gönüllüsü kendine şu soruları sormalıdır:

Kaynaklarımdan hangileri bulunduğum alanın sos-
yal, ekonomik ve kültürel birikimine uygundur?
Kaynaklar ve ihtiyaçlar arasında hangileri öncelik-
lidir? Neden? Planladığım faaliyetleri hangi kurum
ve kuruluşlarla iş birliği çerçevesinde yürütebilirim?
Bunların planladığım faaliyetlerin maliyetini karşı-
lamaya katkısı olur mu?

(iv) Dördüncü adımda çeşitli faaliyet planları hazır-
lamalıdır. Faaliyet planında bulunması gereken
özellikleri belirlemek için din gönüllüsü şu soru-
lara cevap oluşturmalıdır: Planladığım faaliyet top-
lumda değerlerin yayılmasına ne kadar hizmet
eder? Planladığım faaliyetin içeriği ve biçimi konu-
mumla mutabık mı? Geçmişte gerçekleştirilen bu
türden faaliyetler ne tür değişimler ortaya çıkardı?

Planladığım faaliyetleri benzer faaliyetlerden nasıl
farklılaştırabilir ve bunların kalitesini nasıl yük-
seltebilirim? Planladığım faaliyetlere kimler katı-
labilir? Neler faaliyetin başarısızlığına yol açabilir?
Faaliyetin başarı ihtimalini arttırmak için neler yap-
malıyım, kimlerle iş birliği kurmalıyım?

Sıkı ve kapalı ilişkiden açık ve esnek ilişki-
lere geçiş...

Din gönüllüsünün kendi etrafında küçük grup-
lar, dar ve kapalı ilişkiler oluşturmaması gerekir.
Bu türden ilişkiler kısa vadede çeşitli avantajlara
sahip olsa da uzun vadede halkanın genişlemesine
ve hizmetlerin yaygınlık kazanmasına engel teşkil
eder. Zira bu tarz bir yaklaşım, birilerini sahiplenir-
ken birilerini gözden çıkarmak anlamına gelebil-
mekte ya da toplum bu şekilde algılayabilmektedir.

Öğütten yaşamaya geçiş...

Din gönüllüsü değerlere ilişkin çalışmalarını yaz-
mak ve konuşmaktan öte bir yaşam tarzı olarak
gerçekleştirmeli ve topluma bu şekilde yansıtma-
lıdır. Medya araçlarında görülen yaşam tarzlarıyla
bir kısım insanların nasıl aynilik kurduğu ve sey-
rettiklerini nasıl içselleştirdiği göz önünde tutula-
cak olursa insanın yanı başında ve sürekli gördü-
ğü yaşam tarzını daha fazla dikkate alacağı rahat-
lıkla anlaşılacaktır.

Geleneksel sorunlardan yeni sorunlara geçiş...

Din gönüllüsü geçmişten gelen sorunların yanı sıra
toplumun yeni karşılaştığı sorunları fark edebilme-
li ve bunlara karşı yeni çözümler üretebilmelidir.
Değerlerdeki aşınmaların, gerilemelerin, bozulma-
ların, sapmaların vb. farkında olarak toplumu uyar-
malı ve değerlerle ilgili iyi örnekleri ve eğitim çaba-
larını bu yeni sorunlar etrafında oluşturmalıdır.

Genel sorunlardan özel sorunlara geçiş...

Din gönüllüsü kendi görev alanının ya da ilgilen-
diği toplumsal grubun özel sorunlarını tespit etme-
lidir. Örneğin bir bölgede çevreye karşı zulüm söz
konusuyken diğer bir bölgede kadına veya çocu-
ğa şiddet uygulanması söz konusu olabilmektedir.

Peki bu sorunlar nasıl belirlenebilir? Din gönüllü-
sü hizmet verdiği toplumsal grubun ya da bölge-
nin üyeleri ile (i) bire bir sohbetler yapmalı, (ii) bu
grupları gündelik hayat faaliyetleri içinde gözlem-
lemeli, (iii) bölgeyle ya da grupla ilgili çıkan yayın-
ları (dergi, gazete, bilimsel araştırma vb.) takip
etmeli ve (iv) bölgenin ya da grubun ileri gelenle-
ri ve kanaat önderleriyle derinlemesine sohbetler
gerçekleştirmelidir.

Yusuf Alpaydın - EDAM, Araştırmacı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97