Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 245. Sayı >> GÜNDEM >> Dualarla değerler eğitimi

Dualarla değerler eğitimi

Dualar eğitir. Neyi, nasıl ve kimden isteyeceğimizi, nelerin peşine düşüp
aramamız ve sarılıp bırakmamamız gerektiğini öğrenmemiz için Rabbimiz
ve rasulleri tarafından öğretilmişlerdir bizlere. Nebilerin varisleri de
dualarla değerlere dikkat çekip talipleri onların usulünce eğitirler.

Dua etmenin anlamı

Dua, insanoğlunun varoluşuna anlam katan yaratılış sebebidir. (Zâriyât, 56.) Duası, ibadeti ve Rabbine yönelmesi sayesinde insan değer kazanır. İnsanın duası olmadığında Rabbi katında bir değeri olmayacağı gibi (Furkan, 77.), duaya kulak vermeyen insan dualarla kazanılan değerlerden de mahrum kalır. (Mutaffifîn, 13–17.)

Dualarımızla en başta varlığın ve varoluşun anlamını kavrarız. Yaratan olarak Rabbimizin ve kul olarak kendimizin farkına varırız. Dua edilen vakitler, insanların en yalın, en dürüst, en açık, en katışıksız hâlleriyle kendilerini ifade ettikleri anlardır. (En’âm, 36; Mü’min, 65.)

İnsan, ahlaki anlamda değerlerden uzaklaşarak dince günah, hukukça yasak, toplumca ayıp, ahlakça kötü sayılan reziletlere ancak iyinin, doğrunun, güzelin kaynağı olan Allah bilincinden gafil olması ve Allah’ı unutması sebebiyle düşer. İşte dua, insanda bu bilincin canlı tutulmasını sağlayan bir sürekli hâldir. (Mü’minûn, 8–9; Nûr, 41; Ahzâb, 35.) Dolayısıyla insan nefsine potansiyel olarak yerleştirilen (Şems, 7–10.) bütün değerleri aktif hâle getiren, insanı kötülüklerden alıkoyup iyiliklere doğru yönelten ana saik, dualarda ve ibadetlerde açığa çıkar. Bu yönüyle dua, insanın varoluş makamlarının en önemlisidir.

Dua, başlı başına bir ibadet olduğu gibi aynı zamanda kulluğun özüdür. (Tirmizî, Sünen, Daavat, 49.) Saygıyı, yüceltmeyi, hamdi, şükrü, ümitvar olmayı dualardan öğreniriz. Affetmeyi, affedilmeyi, pişmanlığı, sığınmayı, vicdan azabından kurtulmayı, rahatlamayı, arınmayı, günahlardan ve kötülüklerden uzak durmayı, sekineti dualar öğretir bize. Mesela bir değer olarak yardımseverliğin en güzel örnekleri dualarda dile gelir. Bizden Rabbimize doğru iletilen yardım talebini, O’ndan bize doğru bu talebin yerine getirilmesini, dolayısıyla ihtiyaçlı olmayı, yardım etmeyi, yardım talebine cevap vermeyi dualarla öğreniriz.

Dua, insanda bilincin canlı ve uyanık tutulmasını sağlayan bir sürekli hâldir.

Dualarla öğrendiklerimiz

Kutsal kitabımız Kur’an, inanan insana dualar öğretir, dualarla öğretir. Örneğin “yalnız Allah’a ibadet etmeyi ve yalnız ondan yardım istemeyi” öğretir. Tüm insanlar için belki de en önemli değer olan istikamet üzere olmayı, sırat-ı müstakim üzere bir hayat yaşamayı öğreniriz dualardan ve her gün defalarca istikamet için dua ederiz. Allah’ın gazabına uğramaktan ve yoldan sapmaktan duyduğumuz endişeyi dile getiririz duamızda. Sadece Allah’a kul olarak, yalnız O’na ibadet edip yalnız O’ndan yardım bekleyerek özgürlüğü öğrenir ve yaşarız. Her rekâtta okuduğumuz Fâtiha ile özgürlüğümüzü zirve noktasında yaşayabilmeyi, bütün bağlardan ve bağımlılıklardan, isteklerin ve tutkuların esiri olmaktan kurtulup sadece Allah’a bağlanmanın serbestisine kavuşmanın yolunu yordamını öğreniriz. (Fâtiha, 1–7.)

Kötülere ve kötülüklere karşı Rabbimize sığınmayı öğreniriz dualarla. Her türlü şerden, vesveseden, kıskançların kıskançlığından ve maddi, manevi tüm korkulardan Allah’a sığınılması gerektiğini kavrarız. Emniyet, huzur, güven gibi değerlerin Allah’a sığınmakla elde edileceğini öğreniriz. (Fil, Felâk ve Nas Sureleri.).

“Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.” (Bakara, 201.) derken, hayatı bir bütün olarak kavramayı öğreniriz. Sadece dünya hayatına takılıp kalmamayı, ahireti de hesaba katmayı belleriz. İyiye, iyiliklere, güzele, güzelliklere talip olmanın dersini alırız. İstikamet yolunu süslemesi gereken değerleri öğrenir, ebedi kurtuluşa giden yolun iyiliklerden geçtiğini anlarız.

“Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, ana babamı ve inananları bağışla.” (İbrahim, 41.) diye yakarırken hem hesap bilincinin benliğimizde yer ettiğini hissederiz hem de bencilliğin ötesine geçerek ebedî kurtuluşu sevdiklerimiz için de isteme duyarlılığına yükseliriz. Bu duayı ederken asıl mutluluğun sevdiklerimizle beraber yaşanabileceği dersini de alırız.

“Sübhaneke” duasında dinimizin temel kavramlarından tevhidi, tesbihi, takdisi, tazimi, hamdi, şükrü, kendimizi Allah’a nispet etmeyi, O’nun ilah oluşunu, kendimizin kul oluşunu dile getirmeyi öğreniriz.

“Tahiyyat” ile her türlü sena ve övgünün Allah’a mahsus olduğunu bir kez daha vurgularız. Selamın, esenliğin, barışın, rahmetin, bereketin, güzelliğin Peygamberler (s.a.s.) ve salih kullar üzerine olmasını dileriz. İslam dininin temeli olan “Allah’tan başka hak mabud olmadığı ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Allah’ın kulu ve rasulü olduğu” gerçeğine şahitlik ederiz. İmanımızı bu tanıklık çerçevesinde tekrar tekrar yenileriz. Rabbimizle peygamberimiz arasında geçen diyaloğa kendimizi de katarak yücelişi ve miracı yaşarız.

“Salli” ve “Barik” dualarında kadirşinaslık örneği olarak sevgiyle ve saygıyla hem sevgili Peygamberimiz ve ailesine hem de Hz. İbrahim (a.s.) ve ailesine hayır ve bereket dualarında bulunuruz. Kendimizi bu kutlu kervanın bir mensubu olarak görmeyi, ona intisap etmeyi, onlara sunulan güzelliklerden, bereketlerden bu vesileyle nasiplenmeyi dileriz. İyilerin yanında olmayı ve iyilerle beraber olmanın önemini öğreniriz.

“Kunut” dualarında istiane, istiğfar, hidayet, iman, tövbe, tevekkül, sena, şükür gibi değerlerle Rabbimize yönelir, nankörlük yapmayacağımızı, nankörlerden de uzak duracağımızı beyan ederiz. Yalnız kendisine ibadet edeceğimizi ve yalnız kendisinden yardım dileyeceğimizi, yalnız kendisine dua edip kendisinden başkasına secde etmeyeceğimizi, rahmetini dilediğimizi ve azabından korktuğumuzu söyleriz. Her söyleyişimizle öğrendiklerimizi tekrar eder, hatırlar ve sinemize iyice yerleştiririz.

Peygamberler ve dualarından öğrendiklerimiz

Bizi kendisiyle konuşmaya çağıran Rabbimizin “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim.” (Bakara, 186; Mümin, 60.) çağrısına uymayı, muhatap alınmayı, âlemlerin Rabbi ile iletişim kurmayı öğreniriz dualardan. En güzel örnekleri de Rabbimizin elçileri verir. Hz. İbrahim (a.s.)’le ve Hz. İsmail (a.s.)’le, onların hayat ve dualarıyla tevekkülü ve teslimiyeti, Allah’a sığınmayı ve güvenmeyi, emre itaat etmeyi öğreniriz. Hz. Eyyub (a.s.)’un, Hz. Yakub (a.s.)’un fiili ve kavli dualarından musibetler karşısında nasıl davranacağımızı, sabrı ve metaneti öğreniriz. Hz. Yusuf (a.s.)’tan iffeti (Yusuf, 3–102; Enbiya, 83–94.), Hz. Zekeriya (a.s.)’dan sebep sonuç ilişkilerinin ötesine geçebilmeyi (Âl-i İmrân, 88.), İmran’ın eşinden adamayı, Hz. Meryem’den adanmışlığı (Âl-i İmrân, 35.), Hz. Yunus (a.s.)’tan pişmanlık ve tövbeyi öğreniriz. (Enbiya, 87–88.) Hikmeti ve kul olmayı öğreniriz bütün peygamberlerden ve ilmimizi artırmanın yolunun da dualarla mümkün olduğunu anlarız Hz. Muhammed (s.a.s.)’e tavsiye edilen dua cümlesinden. (Tâhâ, 114.)

Dua sayesinde

Dualar insanda arınmaya, incelmeye, yükselmeye vesile olduğu gibi, insanın Allah’ın iradesine teslim olmasına, o iradenin sevkiyle hep iyiliklere, güzelliklere, hayırlara doğru adım atmasına da zemin hazırlar. Çünkü ibadetler ve dualar, Allah’ın kulunu sevmesine, sevmesi ise o kulun gören gözü, işiten kulağı, tutan eli ve yürüyen ayağı olmasına vesile olur. (Buhârî, Sahih, Rikak, 38.)

Dualar bize samimiyet ve ihlası, dürüstlüğü, içtenliği hatırlatıp öğretir. Dualarda acziyetimizi, insanlığımızı, ihtiyaçlarımızı fark ederiz. Dua, sınırlı, noksan ve kusurlu oluşun farkına varıştan sonra her şeyin imkân dairesinde cereyan ettiğini, tüm bunların Rabbimizin elinde ve O’nun emriyle şekillendiğini görüp ihtiyaçlarımızın giderilmesini O’ndan talep etmektir. Muhtaç olduğumuzu itiraf etmektir.

Dualarımızla yöneldiğimiz bir Rabbimizin var olması bizi başıboşluktan, kararsızlıktan, manevi parçalanmışlıklardan kurtarır. Bir dayanak ve sığınak noktamızın olduğunun farkına varırız. Âlemlerin Rabbine kul olmanın güvenini yaşarız dualar sayesinde. Aksi takdirde sığınacak yerimiz, başvuracak mercimiz kalmaz, kendimizi yapayalnız hissederiz.

Dualarla eğitirken usul

Rabbimiz bizi dualarla tedip etmektedir. Neler için ve nasıl dua etmemiz gerektiğini öğreterek, örnekler gösterip örnek rasuller göndererek, örneklerini gerek vahiy tarihi boyunca tekrar ederek gerekse Kitab-ı Mübîninin değişik yerlerinde tekrar ederek... Dolayısıyla değerleri öğretirken dualardan yararlanılması sürecinde yapılması gerekeni de işaret buyurmaktadır: Dua edin, dua ettirin. Duaları bol bol tekrar edin. Dua etme münasebetleri oluşturup vesileleri değerlendirin. Edilen duanın anlamını fark edin ve ettirin.

Veli Karataş - YEKDER, Araştırmacı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97