Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 245. Sayı >> GÜNDEM >> Değerler eğitiminde motivasyon sağlama

Değerler eğitiminde motivasyon sağlama

Motive olmuş olmak kişinin belirlenen amaca yönelik olarak
çabalaması ya da kendi davranışlarında sorumluluğu üstlenmesi ile
tezahür eder.

Eğitim kısa, orta ve uzun vadeli sonuçlar bek-
leyen bir yatırım aracıdır. Eğitim veren her
irade, eğitim verdiği konu üzerinde (yani
amacına uygun olarak) hedef kitlesinde planla-
dığı birtakım değişikliklerin meydana gelmesini
bekler. Bunun için hedef kitlesini harekete geçi-
rir, isteklendirir, sevk eder. Sonuçların uzun bir
zaman sürecinde oluştuğu ve yıllar sonunda tebel-
lür edip ortaya çıktığı eğitimler daha uzun süreli,
istikrarlı ve sürekli bir çabayı gerektirir.

Eğitimle kazandırılacak değişimler zor bir sürecin
ardından ortaya çıkar. Eğitim ve öğretim sürecin-
de öğrenen ve öğreteni olumlu veya olumsuz ola-
rak etkileyen birçok etken ve risk faktörü bulu-
nur. Bunlardan birisi de hedefe yönelik güdülen-
mişliktir. Sıklıkla “motive olma”, “motivasyon” ola-
rak isimlendirilen bu süreç eğitim ve öğrenme-
yi etkileyen bireysel faktörlerden biridir ve etki-
li bir eğitim için de ön şarttır. Bu nedenle ihtiyat-
sız, keyfî, boş verici bir tarzda yaklaşılabilecek bir
husus değildir. Güdülenmişliği olmayan bir öğre-
nen, tüm azaları mevcut olan ama felçli olduğu
için harekete geçemeyen birine benzer; potansi-
yel vardır ancak hareket yoktur.

Motivasyon nedir, ne değildir?

Öğrenenlerin güdülenmişliklerinin ve/veya güdü-
lenmişlik düzeylerinin tasviri öncelikle bu kav-
ramın ortaya koyduğu yapının ve işleyişinin ne
olduğunun bilinmesi ile mümkündür. Güdülenme
(motivasyon), belirli bir amaca ulaşmak için engel-
leri aşma, çaba gösterme, bir görevi en kısa süre-
de ve en iyi şekilde yapmak için gayret gösterme,
amaca yönelik itici güç olarak tanımlanabilir. Bu
tanımda ortaya konulan en önemli husus “çaba
göstermek”, “bir eylem ortaya koymak”tır. Yani
motive olmuş olmak kişinin belirlenen amaca
yönelik olarak çabalaması ya da kendi davranış-
larında sorumluluğu üstlenmesi ile tezahür eder.

Bu bağlamda pek çoğumuzun sandığının tersi-
ne tek başına bilgi sahibi olmak, inanmak, iste-
mek, gerekliliğinin farkında olmak gibi kazanım-
lar güdülenmenin sağlanmış olduğunu göster-
mez. Bunlar olsa olsa araç olarak mütalaa edilebi-
lir. Hatta bunların bulunmadığı hâllerde bile güdü-
lenmişlikten bahsedilmesi mümkündür. Hiç iste-
mediği, gereğine inanmadığı ve hatta ne yaptığın-
dan emin olmadığı hâlde sınava çalışan, bir sonuç
doğuracak eylemler üreten kişinin motivasyon-
suzluğundan söz edilemez. Dahası motive olmak
da yeterli değildir, motivasyonun kıymetlisi sürek-
li olanıdır. Devamlılığın ehemmiyetini iyice idrak
etmek gerekir.

Bir eğiticinin amaçla aracı karıştırmaması açısın-
dan “motive etmek” ya da “motive olmak” konu-
sunda odaklanacağı noktayı iyice netleştirelim.

Bunun için öncelikle şu örneklere bakalım:

• Bireye birtakım değerleri kazanmanın önemli
olduğu anlatılmıştır.

• Bireyin bizzat kendisi birtakım değerlere sahip
olmanın gerekliliğini bilmektedir.

• Bireye değer kaybının mutsuzluk getireceği
anlatılmış ve o da bunu kabul etmiştir.

• Değer eğitiminin gerekli olduğuna birey inan-
maktadır.

• Bireye değerler konusunda yeterli olmadığı,
daha çok çaba gösterirse daha iyi olabileceği
anlatılmıştır.

Örneklerin hiçbiri öğrenen kişinin motive olmuş-
luğunu açıklayabilmek için yeterli değildir.

Dolayısıyla bu örneklerde zikredilenler eğiticinin
motivasyon sağlamak için gerçekleştirmeyi hedef-
leyeceği hususlar değildir. Zira aslolan bireyin
kendi yönelmişliği ile harekete geçmesinin sağ-
lanmasıdır. “Ben anlattım, öğrettim. Artık motive
olmaları lazım!” türünden söylemler anlamsızdır.

Örneğin değerlerin toplum hayatının vazgeçilmez
unsurları olduğunu bilen birisi değer eğitimi konu-
sunda motive olmuş sayılmaz. Bu, sigaranın zararlı
olduğunu bildiği hâlde bırakmak için çaba göster-
meyen bir kişinin durumuyla benzerdir.

Öğrenmeye başlamak, doğruyu bulmak, yanlışı
fark etmek, doğruyu sürdürmek… Motivasyonu
sağlamanın ve sürdürmeye çalışmanın dört ana
nedeni.

Niçin motivasyon?.

Genel bir ifadeyle hazza götüren veya acıdan
koruyan hususlar bireyleri motive eder. Değerler
eğitimi temel değer ve erdemleri kazandırma,
değerlere karşı duyarlılık oluşturma ve davranışa
dönüştürme sürecinde öğrenene rehberlik etme-
dir. Dolayısıyla değerler eğitimi sürecinde moti-
vasyon şunlar için tetiklenmeye ve sürdürülme-
ye çalışılır: (i) bir değeri öğrenmeye başlamak, (ii)
değerle iyi, doğru ve güzel olanı bulup (iii) kötü,
yanlış ve çirkin olanı fark etmek, (iv) nihayetin-
de değeri kazanıp davranışlarda onun sürekliliği-
ni sağlamak. Başka bir deyişle motive olmuş birey,
değerler eğitimi süreci sonunda ya yeni değerler
edinir ya var olanların sayısını arttırır ya değerlere
uygun tutum ve davranışlarını istikrarlı şekilde sür-
dürür ya da kendini yanlışlardan uzak tutar.

Peki insan durduk yere motive olur mu? Ya
da “Haydi hep beraber motive olalım.” demek-
le muhataplarımızı motive edebilir miyiz? Hayır!
Motivasyon için öncelikle bir nedensellik ilişki-
si kurulmuş olmalıdır. Türküde ifadesini bulduğu
gibi “Hiç bülbül öter mi gül olmayınca?”

Madem motivasyon bireyin amaca yönelmişliği ve
amaca yönelik davranış üretmesi ile karakterize
ediliyor; bir insan nasıl harekete geçer, bu amaca
yönelmişliği ne sağlar? Bir insan niçin harekete
geçip çaba sarf eder? Bunun üzerinde biraz daha
ayrıntılı duralım ve bu hususu sorgulayalım.

İçten yanmalı motor gibi

Konu hakkındaki kuramlar açıkça ortaya koyu-
yor ki motivasyon içsel ve dışsal olarak iki kay-
naktan beslenir. İçsel motivasyon, bireyin keyif
alma, ilgi duyma, zevk duyma gibi içsel psikolo-
jik kaynaklı amaçlarla hareket etmesi ile oluşan
motivasyondur. Dışsal motivasyon ise dışsal psi-
kolojik kaynaklı motivasyondur. Ödül kazanma
veya cezadan kaçma/kurtulma çabası gibi. Mesela
bir öğrenci değer eğitimine kendi ihtiyacına bina-
en, öğrenmekten ve yaşamaktan haz duyuyorsa,
öğrenme çabalarını aldığı bu haz yönlendiriyor-
sa motivasyonu içseldir. Ancak öğretmeninden
korktuğu için ya da vadedilen ödül için öğrenme
çabası gösteriyorsa motivasyonu dışsaldır.

Elbette içsel kaynaklı motivasyon çok daha uzun
süreli ve dirençlidir. Değer eğitiminin uzun vadeli
bir yatırım olduğu gerçeği dikkate alındığında
ihtiyaç duyulan da budur. Bize asıl gerekli olan,
uzun yol azığı işlevi görecek olan içsel moti-
vasyondur. Dışsal motivasyon ise dışsal uyarı-
cıların varlığına bağlıdır ve bu uyarıcı varken
birey motive olur; yokken de olmaz. Ailesinden
çekindiği için sigara içtiğini gizleyen bir genç,
ailesinin olmadığı yerde bu davranışı alenen sür-
dürür.

Vadedilen ödülü alacağı umudu olan öğrencinin
motivasyonu sürer, alamayacağına kani olduğun-
da öğrenci motivasyonunu kaybeder ve çalışma-
yı bırakır. Bu gerçekler dikkate alındığında
kaçırılmaması gereken temel husus ceza ve ödül
uygulamalarının motivasyon kaynağı hâline dönüş-
türülmemesi gerekliliğidir. Ceza ve ödül ile
motivasyon sağlanmaya çalışıldığında çoğu kez
bilgiye sahip olan ama o bilginin gereğini yap-
mayan bireyler yetişir. Mesela yardımseverliğin
ne olduğunu bilen ama hiçbir zaman, hiç kimseye
yardım etmeyen öğrenciler yetiştirilmiş olur.

Motivasyon “Yapma!”lar değil “Şöyle yap!”lar
üzerine inşa edilmelidir.

Motive ederken dikkat!

1. Motivasyonda bireyler arası farklılıkların
olacağı unutulmamalıdır. Kimi insan tatlı peşinde
koşarken kiminin derdi tuz olabilir. O hâlde
motive edicilik bağlamında süreci kontrol eden
ya da yönetme niyetinde olan sorumluların, öğ-
renenlerin kişisel özellikleri konusunda bilgi
ve bilinç sahibi olmaları, en azından iyi bir
gözlemci olmaları gerekir. Söz gelimi gelişimsel
özellikler burada önemli rol oynayan farklılık
kaynaklarından biridir. 7 yaşındaki çocuk için
elma şekeri çok iyi bir motive edici iken 17 ya-
şındaki genç bunu aşağılanmak şeklinde bile algı-
layabilir.

2. Motivasyon sosyal yönü olan, hatta bu yönü
güçlü olan bir süreçtir. Örneğin öğrenciye mek-
tupla gönderilecek bir teşekkür belgesi yerine top-
luluk önünde verilecek bir teşekkür belgesi daha
güçlü bir motivasyon sağlayacaktır.

3. Samimiyet ve inanmışlık en yüksek motive edi-
cilerdir. Başka bir ifadeyle samimiyetsizlik moti-
vasyonun düşmanıdır. Öğrettiğine ilişkin yaşantı-
lara yönelik motivasyonu yüksek olan, anlattığı-
nı yaşayan, dediği yaptığı ile uyumlu olan bir eği-
tici bu konuda çok daha etkileyicidir. Sigara kul-
lanmakta ısrar eden birinin sigaranın bırakılması
konusunda etrafına vereceği öğütten fayda ummak ne
kadar akıl işi olur? Kitleleri peşinden sürükleyen
liderlerin içinde idealleri konusunda inandırıcılık
sorunu yaşayanı var mıdır? “Hocanın dediğini yap,
yaptığını yapma!” sözünde işaret edildiği gibi,
dediği ve yaptığı uyuşmayan bir kişinin motive
ediciliği kaç para eder?

Bilinen bilinmeyen tüm âlemlere rahmet ve örnek
Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hayatına bir bakalım. O
“güneşi ve ayı birer eline verseler bile davasından
vazgeçmeme” noktasında samimi olmasa idi etra-
fındaki dostlarını aynı amaç altında nasıl toplaya-
bilir ve nereye kadar bir arada tutabilirdi?

4. Motivasyon, sürecin tüm ortaklarının istikrarlı ve
sürekli emeklerinin eseridir. Özellikle değer eğiti-
mi gibi meyvelerini belki onlarca yıl sonra veren
bir alan söz konusuysa en önemli tehlike yarış-
tan kopmaktır. Değer eğitimi süreci zorlu ve uzun
bir yolculuktur. Bu yolculukta kişinin yalnız bıra-
kılmaması gerekir. O hâlde süreci yöneten herke-
sin samimiyeti, insanın eşref-i mahlukat sıfatına
uygun düşünüp davranması, aynı amaçta birleş-
mesi ve kendi motivasyonunu sürdürebilmesi son
derece önemlidir.

Düşünelim!

Yaz Kur’an kursu başladığı hafta caminin giri-
şine üç tane gıcır gıcır bisiklet konmuştur. İlk
üçe giren öğrenciler bunları alacaktır. Bütün
öğrenciler bu üç bisikletten birini almak için
büyük bir heyecanla kursa başlarlar. Fakat ikinci
haftanın sonunda 4 öğrenci henüz sadece birkaç
dersi geçebildiklerini görüp ödülü kesin kaçır-
dıklarına hükmederler ve derenin serin sularını
kursa tercih ederler. Üçüncü hafta geldiğinde 3
öğrenci koşturmanın çok da anlamlı olmadığını,
nasıl olsa ödülü kapmak için hayli mesafeleri
olduğunu görürler ve dere kenarındaki arkadaş-
larının yanına yollanırlar.

Dördüncü hafta 6 öğrenci için artık teneffüslere
çıkmaktan fazlasının arandığı zamanlar olmuştur.
Hem yaz geçtikten sonra ne yapacaklardır ki bisik-
leti? Onlar giderlerken 2 öğrenci de onlara katılır.

Çünkü çok çalışmışlar ama ilk üçü alacak arkadaş-
ların artık en azından ilk altıya giren arkadaşların-
dan üçü olduğunu ve kendilerinin de onlardan biri
olmadıklarını görmüşlerdir. Geriye kalan 6 kişi-
ye ne mi olur? Son gün 3 öğrenci ödülünü almak
üzere güle oynaya caminin yolunu tutar. Üstelik
cicilerini de giymişlerdir. Dördüncü olduğu kesin-
leşen öğrenci aslında birinciliğin, haydi bileme-
din ikinciliğin kendi hakkı olduğunu, ama hak-
kının yendiğini düşündüğü için küsmüş ve töre-
ne gelmemiştir. Beşinci olan öğrenci mütevazı-
dır. Birincilik ya da ikincilik hakkında herhangi
bir lâf etmez. Ama üçüncülüğün kendi hakkı olduğu-
nu, hocasının bunu fark edemediğini, bu sebep-
le beşinciliğe düştüğünü ve bunun da haksızlık
olduğunu düşünür ve törene gelmez.

Altıncı gelen öğrenci ise “Aman bana ne, nasıl
olsa ödülü ben almadım. Bugünden itibaren tatilin
keyfini çıkarayım bari.” der ve törene katılmaz.

Soru: Bu kursumuzda kurs başlangıcında kaç öğrenci
vardı ve ödül töreni kaç öğrenciyle yapıldı?

(Sizce düşünülmesi gereken soru gerçekten bu mudur?)

Dr. Mustafa Otrar - Marmara Üniv. Atatürk Eğitim Fak.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97