Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 245. Sayı >> DİN VE SOSYAL HAYAT >> Taşı konuşturan medeniyet

Taşı konuşturan medeniyet

İnsanı kulağıyla, kalbiyle, gözüyle, aklıyla, bireysel ve sosyal
çevresiyle, velhasıl bütün ihtiyaçlarıyla tanımlayan ve çepeçevre
bir merkez olan camilerimiz, insana verilen değerin ve aktarılan
değerlerin ebedî tanıklarıdır.

Medeniyetimizde sadece insan konuşmaz.
Değil mi ki her varlık kendi lisanıyla
Allah’ı zikretmekte, her şey O’nu gösteren
bir ayet anlamı içermekte… Örneğin bir İslam
mabedindeyseniz eğer, her parça size bir şey-
ler anlatır. Zira bu medeniyet, taşı konuşturan
ve taşla konuşan, sadece taşla değil ahşapla,
camla, kilimle, yazıyla velhasıl her şeyle
konuşan, onlarla selamlaşan, her bir unsuruna
tespih çektiren bir canlılık barındırır.

Mabetlerimizin dış duvarlarını aştığınızda sizle-
ri cennet bahçeleri bekler. Cennet bahçelerinde
dolaşır, Havz-ı Kevser’den içer, miraç basamak-
larını çıkar ve mabette Kabe Kavseyn’e vasıl olur-
sunuz. Rabbin kulları arasına girer ve yirmi yedi
kat sevaba bu birliktelikle ulaşırsınız.(Fecr, 27–30;
Buhârî, Ezân, 30; Müslim, Salât, 272.)

Mademki insan nisyanla maluldür ve vahiy bir
hatırlatmadır; (Sâd, 49.) âlemin tüm unsurları bu
hatırlatmada kendi lisanlarıyla rol alır. Âlemi,
Rabbine teslim olmuş kardeşi olarak okuyan
mümin, onun bu konuşmasını duymaya gayret
sarf eder. Mümin, yağmur tanelerini meleklerin
indirdiği, taşların Allah korkusundan yerlerinde
duramadığı bir dünyaya nazar etmektedir.
(Bakara, 74; Nur, 43.)

O, evrene hem nazar etmekte hem de
onu fehmetmektedir. Bu düzlemde insan, baktığı
kadar değil idrak ettiği kadar kıymet kazanmakta-
dır. Bundan dolayı medeniyetimizde taşın, ahşa-
bın, camın, yazının, kumaşın, musikinin konuş-
ması, insanın ses telleri ve hücrelerinin dile gel-
mesi kadar olağan karşılanmıştır.

İslam mabetleri, uzun yüzyıllar boyunca insanı,
maddi ve manevi en üst düzey hizmetle karşılamıştır.
Tarihimizde ev standartlarının çok ötesinde bir
mabet inşası olagelmiştir. Her zanaat ve sanatın
zirvesi, mabetlerimizde kendini Rabbe kurban etmiştir.
Banilerindeki en iyiyi Rabbe sunma arzusu, halkın
birinci sınıf hizmetle mabette tanışması sonucunu
doğurmuştur. Havalandırmasından aydınlatmasına, ses
sanatlarından taş ve ahşap işlemelerine, iç ve dış
avlu peyzajına, pek çok güzellik en üst düzeyde arz-ı
endam etmiştir mabetlerimizde. İnşa faaliyetlerindeki
ihtişam, ihya faaliyetlerindeki rikkat insanımızı
itminana ulaştırmıştır.

Hizmet alanı olarak camiye bakış

Yüz binlerle ifade edilen, kurulum masrafları ve
yıllık on binlerce liralık istihdam ve işletme gider-
leriyle karşımızda duran, seksen iki bin kadar
şubesi bulunan ve her gün ülke genelinde ortala-
ma iki caminin inşasıyla devam eden bir gayret…
İnşası yanında ihyası için de uğraş sarf etmemiz
gereken kutsal mekânlar… İsrafın haram oldu-
ğu, bunun en çirkin görüntüsünün ise mabetler-
deki kötü ve yetersiz kullanımdan doğan israf-
lar olduğu bilinci... Üç-dört saatlik ve mihrap-
la sınırlı görev anlayışlarıyla taşınamayacak olan
bir hizmet alanının üyeleri olma hissiyatı… Güzel
örnekliklerin ve hayırda çığır açma gayretiyle ilgi-
li nasların motive eden, harekete geçiren gücü…
Bu örnekliklerin sadece ülkemiz için değil tüm
dünya Müslümanları için taşıdığı anlam… On
dört asırlık bir ümmet tecrübesinin yapılandırdı-
ğı, kıyamete değin korunduğu müjdelenmiş bir
dinin merkez kurumu olan cami…

Dış ve iç avlusuyla, bahçesi için seçilen ağaç tür-
leriyle, şadırvanıyla, gasilhanesiyle, musallasıyla,
minaresiyle; iç alanda mihrabı, minberi, kürsü-
sü, levhaları ve tüm unsurlarıyla bizleri irşat eden
İslam mimarisinin tercümanı aslında din görevli-
lerimiz/gönüllülerimiz olmalıdır. Onların dona-
nımları bu mimari anlatımın cemaate taşınmasın-
da büyük önem taşımaktadır. Din görevlilerimiz
camiyi bu anlatılan derinlikte ne kadar tanıyor
ve günün muhatabına uygun işletebiliyorsa hiz-
met o denli başarılı sunulacaktır. Aksi durumda
ise cami görevlimizin hizmet ettiği mekânı başta
levhalarıyla ve her unsuruyla yeterince tanımadığı
vakalarda o mabedimiz lal olacak, dilsiz kalacaktır.
Mabetlerimiz, hayatın tüm temel değerlerine yönelik
mesajlar oluşturulan yerlerdir. Gelin bunlardan
bazıları üzerinde tefekkürümüzü yoğunlaştıralım.

Zaman değerlidir

İnanç sularımızda ölüm ve hayatın, O’nun tarafından
imtihan için yaratıldığına açılırız. Dünya hayatı,
dünü (kâlû belâsı) ve yarını (ahireti) olan bugün
olarak tanıtılır bizlere. Zamansızlığa ulaşmak için
zamanla sınırlı bir dünyada imtihan takdiridir önümüzde
duran. Mademki Hz. Âdem (a.s.)’in ve eşinin aradığı
“ebedî mutluluk meyvesi” bu kısa süreli sınan-
ma çekirdeğinin ürünüdür; o hâlde bu çekirdeğin
her anı kıymetlidir ve israf edilmemelidir. İsrafın
en acımasızı olan “vaktin katli”ne cami “dur” der.
Cami, mezarlığı, gasilhanesi ve musalla taşıyla
sadece ölüm ve sonrasını hatırlatmaz. Ezanıyla ve
namazdaki vakit şartıyla, akıp giden hayatı, beş
kez durdurur ve tekrar tekrar sorgulatır zamanın
kıymetini ne denli bildiğimizi. Zaman katillerini
şu levhalarla durdurur mabetlerimiz: “Kişinin boş
işlerle vakit harcamaması onun İslam’ının güzel-
liğindendir.” (Tirmizî, Zühd, 11.)

Güneş saatleri, rasat mekânları caminin şemsiye-
sine sığınan unsurlardır. Cami, öğrenilen, öğreti-
len, iktisaden paylaşılan, pek çok hayrın üretildi-
ği, insanın Rabbine derdini arz ettiği ve kardeşle-
riyle dertleştiği bir arı kovanıdır. Mümin her sani-
yesinin Rabbe miraçta bir adım olması gereğini
camide öğrenir. Onun dinlenmesi, bir diğer hayra
koşmaktan, yani amelini değiştirmekten ibarettir.
(İnşirah, 7.) Âlem, zaman içinde zamanın yaratıldı-
ğı bir tecelligâhtır. (Rahman, 29.)

Dünya hayatını, ölümü ve sonrasını İslam mima-
risinde iç içe görmek mümkündür. Hayatın bütün
kareleriyle barışık bu medeniyet, şehrin (haya-
tın) merkezindeki mabedine kabir âleminin kapı-
sı olan gasilhanesini, musallasını, kabristanını
ekleyip komşu yapmış, dünyayı ahiretten fizik
mekân olarak da uzak kılmamıştır. Modern insa-
nın ölümle ve ötesiyle yüzleşmeden anlamaya/
yaşamaya çalıştığı dünya hayatı, mabedinin ihsas
ettiği anlam dünyasından çok uzağa düşmek-
tedir.

Temizlik ve estetik değerlidir

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in güne başlarken ve
günü tamamlarken yaptığı amellerin başında
misvağına uzanmanın geldiğini unutmamalı
din hizmetlimiz. Bu sünnet-i Rasul (s.a.s.)’den
sonra inanç havzamızı, şu tavsifle özetlesek
yerinde olur kanaatindeyiz: Su medeniyeti.
Temizlenmeyi ibadetin hazırlayıcı şartı yapan
din… Her türlü temizliği Rabbe yaklaşmakta
vesile sayan inanç…

Bu noktada mabetlerimizin iki yönünü tefek-
kür edebiliriz: Cami bahçelerimiz, duvarla-
rımız, şadırvanlarımız, tuvaletlerimiz, velha-
sıl çevreye yönelik vitrinimiz olan alanlar ile
icralar (ezan, sala vb.). Cami cemaatimizden
çok daha büyük bir kitleye mesaj verdiğimiz
bu alanlar ve icralar, ses ve görüntü temizli-
ğinde bizden yüksek hassasiyet beklemekte-
dir. Minarelerimizin yeterince ehliyetli olma-
yan seslere teslim edilmemesinden, tuvaletle-
rimizin şekil şartlarına ve standartlarına uygun
hâle getirilmesine, bahçemizin peyzajına kadar
tüm unsurlar, muhatapların algısında davetkâr
olmalıdır.

Cami içi temizlikte yeri gelir deve kuşu yumur-
tasının örümcek ağına engel unsur olarak kulla-
nılmasına gayret eder ecdat. Dünya hayatından
Rasul (s.a.s.)’e sevdirilen şeyler arasında
sayılır güzel koku. (Nesâî, İşretu’n-Nisâ, 1.)
Ve harcamalarda buna ayrılan yüklü bütçeler lüks
sayılmaz tarih boyunca. İmam; sarık, cübbe, giysi
ve çorap temizliğinde standart üstü düzeyiyle,
sadece namazda cemaatinden bir adım önde olmadı-
ğını, temizlik başta olmak üzere her alanda bir
adım önde olması gerektiğini bilmelidir.

Tarihimizde mahyalarımızla hem estetik bir şölen
oluşturulmuş hem de tüm topluma mesaj veril-
miştir. Bugün de geleneksel formlar çok zorlan-
madan dış alanlar için geliştirilen ışık, ses, görün-
tü vb. imkânlardan yararlanılarak vahyin mesa-
jı kitlelere ulaştırılabilir. Bayram ve kandil gibi
zaman dilimlerinde mabedin coşkusuna paralel
süslemeler noktasında da gecikmiş bir tefekkür
borcumuz olduğu unutulmamalıdır.

Estetik görüntü ve mesaj bütünleşmesi anlamında
mesajımızın kitlelere karikatür vb. araçlarla
aktarımı da denenmelidir. Örneğin güncel formda
üretilmiş “Çizgilerle 40 Hadis” benzeri orijinal
çalışmaların afişlenmesiyle “cami kültür duvarlarımız”
oluşturulabilir. Hakeza büyük mali imkânlarla
üretilen etkili bir reklam cümlesinin bulduğu yan-
kının gücünü, hizmet alanımızda da daha etkin
kullanabiliriz.

İlk insan mazimiz, son mümin atimizdir.
Köklerimizle günü irtibatlayalım.

Köklülük değerlidir

“Sen ‘türedi’ olmadığın gibi asla ‘ebter’ de değil-
sin.” (Ahkâf, 9; Kevser, 3.) cümleleriyle teselli edilen,
bu dinin peygamberidir. Hz. Âdem (a.s.)’le başla-
yan ve kıyamet ufku olan inanç, yine bu mede-
niyetin akidesidir. Türedi, kendi tarihini sade-
ce beş on yıl daha geriyle irtibatlandırmak için
yoğun gayretler içindedir. Bizlerin inancında, ilk
insan mazimiz, son mümin atimiz iken tarihi kök-
lerimizle günü irtibatlayamamak büyük kayıptır.
Özellikle tarihî camilerimizde görev yapan din
hizmetlilerimizin önünde bu imkân da bulunmaktadır.

Dinî değerlerimizin gönülden gönüle aktarılma-
sı ve dinî coşkunun devam ettirilmesinde cami
banileri, camileri ihya eden ulema, makam kabir-
leri gibi ögelerden istifade edilmelidir. Tarihi
dinî ufuk insanlar aracılığıyla, metropolün insa-
nı değersizleştiren, sıradanlaştıran etkilerine karşı
bir direnç sağlanabilir. Cemaatimize, ibadet ettiği
ve bastığı coğrafyanın tarihî derinliği, din ve hiz-
met büyüklerinin farkındalığı sağlanarak verilme-
lidir. Bu eğitim, sahiplenme ve yerli olma, ayağı-
nı sapasağlam basma bilincini de besleyecektir.
Vefa ve kıymet bilme değerleri üzerinden yapı-
lan bu çalışma, nesilleri birbirine bağlayacaktır.
Din görevlimiz, bir mahalle kültürü oluşması ve
korunmasında caminin gerek yapısal tarihî mal-
zemelerini (restorasyonlarda işlem dışı kalmış
olanlar) gerekse taşınabilir tarihî malzemelerini
(eski mushaf vb.) cami müzesi/köşesi vb. alan-
lar oluşturarak sergileyebilir. Cami “cemaat kayıt
defterleri” veya “cami web siteleri”nde rahmet-i
Rahman’a kavuşmuş cemaatin bilgileri ile insan
merkezli mahalle müzesi oluşturulabilir.

Paylaşmak ve insana hizmet değerlidir

Dini en iyi özetleyen kavramlardan biri de kuş-
kusuz “paylaşmaktır”. Din, sadece varlık anın-
da değil kısıtlı imkânlarda dahi paylaşmayı teşvik
eder. Yarım hurmayla, tebessümle ya da yoldan
bir engeli kaldırmakla bile olsa… Yeter ki Allah
için ve O’nun kullarına yönelik olsun. Sadaka
taşıyla gelen mimari geleneği; mahalle gençleri-
ne burs, evlilik öncesi beyaz eşya hediyeleri vb.
uygulamalar ile güncelleyebilmeliyiz.

Atalarımızın yaptığı cami merdivenlerinde tuta-
mak olmadığı görülür. Zira her bir karesi ibadeti
ve insan ilişkilerini besleyen bu fikriyatta; ihtiya-
rın koluna bir gencin girmesi, sakatın elinden bir
müminin tutması öngörülmüştür. Bu unutulan ya
da atlanan bir mimari öge değil, ihsasta bulunan
bir tercihtir. Zira insan, elini bir diğer insanın tut-
masından sakınırsa onun elini korkuluk/tutamak
tutar. Günlerce eli sıkılmamış, sırtı sıvazlanma-
mış, oturulup çay içilmemiş ve anlattıkları sabır-
la dinlenmemiş bir yaşlı cemaatimiz için aslın-
da cami, namazdan sonra elinin sıkıldığı, tebes-
sümle “Allah kabul etsin”le dualandığı, caminin
ocağından bir bardak çayla ikramlandığı ve belki
en önemlisi onunla konuşulduğu bir ahbap sığı-
nağıdır. Camilerimiz, maddi paylaşımların (cami
hayır depoları vb.) yanında, psikolojik paylaşım-
ların da etkin yaşandığı manevi terapi merkezle-
rimizdir.

Kıblesiyle ümmet-i Muhammed’e dünya ve ahiret
rotası çizen, minaresiyle ilahî mesajı ulaşabilece-
ği en uzak coğrafyaya götüren, mihrabıyla kala-
balıkları ümmet hâline getiren, kürsüsü ile akılları
doyuran, minberiyle kalpleri dolduran, haziresiy-
le hayat ve ölümü kardeş kılan… Bunlar ve daha
nicelerinin toplamıdır cami.

Ve dahası

Camilerimiz, birkaçına dikkat çekmeye çalıştığı-
mız değer yüklü unsurları ötesinde daha pek çok
değerin aktarımında ve hayat bulmasında etkili
kurumlarımızdır. Bir ufuk turu olması duasıyla şu
satır başları da kaydedilebilir:

Bilgi ve emek değerlidir: Her malzemeye, kendi
çağlarının en üst teknolojisi ve sanatını vuran
İslam nesillerinin bu gayretleri, yüzyıllar sonra-
sında bugünün insanına dahi olumlu mesaj ver-
mektedir. Bilgiyle yoğrulmuş emek çağlar ötesi
için de bir soluktur.

Çevre değerlidir: Tabiatı kardeş bilen, onu yorma-
yan, ifsat etmeyen, saçıp savurmayan bir çaba...
Süleymaniye’yi tasarlarken Erciyes’i model alan
bir bakış... Gri tonlarıyla bir dağı anımsatan ve
nefes alan yapılar... Ahşabı, taşı, yaşayan malze-
mesiyle…

İnsan değerlidir: İnsanı kulağıyla, kalbiyle (su,
kuş, müezzin, akustik), gözüyle (yeşil, peyzaj,
vitray ve mimari estetik), aklıyla (tefsir çalışma-
sı ve Buhari hatimleri), sosyal çevresiyle (cemaat
bilinci), velhasıl bütün ihtiyaçlarıyla tanımlayan
ve doyuran bir merkez olan camilerimiz, insana
verilen değerin ebedî tanıklarıdır.

Helva yapmak için lazım olan her şey

Camilerimizin, değerlerimizin benimsenmesinde
görev alan ne kadar çok unsuru varmış meğer!
Hem değinilmemiş olanları bulmak için hem de
zikredilmiş olanlarla daha neler söyleyebiliriz
diye bir daha düşünmeye ne dersiniz?

Levent Uçkan - İmam-Hatip



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97