Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 245. Sayı >> KADIN VE AİLE >> Engeller içimizde, engeller hepimizde...

Engeller içimizde, engeller hepimizde...

Bu neden benim başıma geldi? Çok tehlikeli bir
sorudur. İnsanın haddini ve sınırlılığını unuttu-
ran, insanı olmadığı bir yere taşıyan bir sorudur.
Altında yatan gizli anlam; bunca insan varken
‘neden ben?’ diye insanın kaderi sorgulamasına
ve sonunda en fazla kendisine zarar vermesine
sebep olur.

Kendisine ait hiçbir şeyi olmayan bir yığın top-
rağın, bir sanatkârın elinde şekil aldıktan ve
hürmete değer bir cisme büründükten sonra
sanatkârına dönüp de ‘neden beni böyle yaptın,
şöyle şöyle yapmadın?’ demesi kadar bedbahtça
bir durumdur.

İnsan, kendisine verilen hayatı yolda mı bul-
muştur ki hayatını eleştirme ve kendi beklenti-
lerine göre bir standart tutturamadığında varlığı
ve varlığını eleştirmeye başlamaktadır.

Hiçbirimiz hayatı yolda bulmadık. Şu andaki
varlığımızın yapısını da biz belirlemedik. O hal-
de bu yapıyı daima koruyabileceğimize dair bir
garantiye de sahip değiliz. Öyleyse ‘bu, neden
bize oldu?’ diyerek kendimizde gördüğümüz bir
engeli veya avuçlarımıza bırakılmış bir engelli
bebeği, eksik noksan ya da kusurlu görüyoruz?
Normal dediğimiz (ki neye göre normal tartışılır)
ya da engelli her varlık yaratılmıştır. Ve asıl en-
gellimiz, zannımca yaratılmış olduğumuz gerçe-
ğini kabul etmeyen bir düşünce yapısına sahip
oluşumuzdur.

Engeller dışımızda değil içimizdedir zira.
Hakikatle bağlantımızı kopardığımız her nok-
tada hepimiz birer engelliye dönüşüyoruz.
Bedensel engelli olsak da olmasak da ruhsal
engelli oluyoruz.

Bedensel engel bu yaşamda bazı sıkıntılar yaşa-
mamıza neden oluyor yalnızca. Oysa ruhumuz-
la hakikatli ilişki kuramamışsak hem bu dünya
hem de devamı olan ahiret hayatımızda, ruh
engelli oluyoruz.

Canda engel ve özür olmaz. Hangi alanda diğer-
lerine göre eksik bırakılmış bir yönünüz varsa,
hakikatle en fazla besleneceğimiz yönümüz de o
oluyor sonrasında.

Çalıştığım danışanlarımdan biliyorum ki, anne-
babalarının hayatlarında eksik bıraktıkları her
ihtiyaçları sonrasında bir ömür aradıkları ve
doyurmaya çalıştıkları alana dönüşüyor. Sonrasında
en fazla gelişen yönleri de o nokta oluyor.

Yani hangi noktada engelimiz varsa bedensel anlamda
işte o nokta en fazla ödünleyeceğimiz ve en faz-
la ödüllendirileceğimiz noktaya dönüşüyor, hem
burada hem diğer tarafta.

Görme engelimiz varsa mesela, kulağımız daha hassas-
laşıyor. Gönül gözümüz daha fazla keskinleşiyor.
Yürüme engelimiz varsa, hayal gücümüz asla gidemeye-
ceğimiz yerlere kadar bizi götürüp pek çok güzellik-
leri ortaya çıkarmaya vesile oluyor. Eminim daha pek
çok örnek verilebilir.

Ya da engel, bizde değil evladımızda veya en sevdiğimiz
bir yakınımızda olabilir. O zaman bize düşen de acımak
değil kabul etmek olmalıdır. Her şeyin verildiğini kabul
etmek. Verilirken de adaletle verildiğini kabul etmek.

Eğer durumu inkâr söz konusuysa, reddetme söz konusuysa,
o zaman engel bir hediyenin geliş kapısı olmaktan çıkıp,
bir duvara dönüşecekti.

Aşırı ihmal etmeden veya aşırı korumacı davranmadan,
engeli olan kişiyi kendine acır duruma getirmeden
yapılandırılmış bir ilişki kurulabilirse; engele
sahip olan insan sadece kendisine değil, onunla ilgili
olan herkese de bir hediye kapısına dönüşebilir.

Durumu kabul etme, hikmetli davranmayı da beraberinde
getirmelidir. Çocuğumuzun kendi yapabilecekleri ile
beklentilerimizin orantılı olması, yapılabileceklerin
daha gerçekçi planlanmasını ve alınabilecek sonuçların
daha kolay alınabilmesini sağlar.

Çocuk, başarabilecek durumda olduğu halde, onun yapa-
bileceği her şeyi anne-babanın yapmaya çalışması,
çocuğun engelini kabul etmesini ve elinden gelen
mücadeleyi devam ettirmesine imkân tanımaz.

Engeli kabul etmek birinci adımsa, ikinci adım da
yapılabilecekleri yapmaya çalışmak ve sonuca razı
olmaktır. Bu adımlardan her birisinde yeniden yanlışa
yönelme riski vardır. Mesela elden geleni yapalım
derken çocuğun yapabileceğinden fazlasını beklemek
güven duygusunu sarsabilir. Ya da durumu kabullenme-
sinin, hiçbir şey için adım atmamakla karıştırılması
söz konusu olabilir.

Bu noktalarda yaşanabilecek savrulmalara karşı bir
destek almak ve hangi engelin içinde imtihan olu-
yorsak, o engeli en güzel anlamıyla okumaya çalışmak
en önemli meselemiz olmalıdır.

Hiç kimseye çekemeyeceği yükün verilmediğini vadeden
bir yaratıcının mahlûkları olarak, her neyle kar-
şılaştırılmış isek, muhakkak ki bize o yükü kaldıra-
bileceğimiz desteğinin yükle beraber geldiğini inanarak
yaşamak, engelin büyüklüğü nispetinde, ihtiyacımızın
şiddeti kadar lütfun da geldiğine şahit olacağız.

Asıl engel bedenlerimizde değil gönüllerimizde ve
dünyayı algılayışımızdadır. Bu engelimizi tedavi et-
mediğimiz sürece ne kendimize ne yanımızdakiler bir
hayrımız dokunamayacaktır. İlk iş dünyada bulunuş
amacımızı yeniden hatırlamak ve sonrasında yaşamımızı
yeniden yapılandırmaktan başlamak olmalıdır. O zaman
her şey bir başka gülümseyecek her birimize…

Nazlı Özburun



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97