Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 245. Sayı >> EDEBİYAT >> Vefa İstanbul’da bir yokuş hayatta düze çıkış

Vefa İstanbul’da bir yokuş hayatta düze çıkış

Vefa, hayat bahçesinin nazlı çiçeği,
Vefa, yalnızlık çölünün serin içeceği,
Vefa, insanlığın en temel gerçeği,
Vefa, onu kuşananın aydınlık geleceği,
Vefa, nice hataların en has sileceği,
Vefa, kâmil insanın baş tacı bileceği,
Vefa, insani erdemlerin hep göz bebeği,
Vefa, muhteşem bestenin inleyen neyi,
Vefa, rıza menzilinin güzel bineği,
Vefa, unutmamaktır hiçbir emeği,
Vefa, erenler sofrasının en has yemeği,
Vefa, yiğitlerin çelik bileği,
Vefa, kemalatın ince eleği,
Vefa, hak dostunun nurdan yeleği,
Vefa, âşıkların bir tek dileği.

Vahyin vefa çağrısı

Yüce Allah (c.c.)’ın tarih boyunca din, peygam-
ber ve kitap göndererek insanoğlunu davet ettiği
en önemli erdemlerden birisi de hiç şüphesiz ki
“Vefa”dır. Vefa’nın dinî hayattaki tezahürü: inanç-
ta sadakat, ibadette istikamet ve insani erdemleri
hayata hâkim kılmada istikrardır.

Bu durumun insanı götürdüğü nokta ise kullukta
kemaldir. Hiç kimsenin kendisini hiçbir şeye mec-
bur etme kudret ve kuvvetini hiçbir zaman bula-
mayacağı âlemlerin hâkimi, sahibi ve mâliki olan
yüce Allah, (c.c.) vefalıların en vefalısıdır.

Kur’an-ı Kerim’de kendisini bizlere: “Vaadinden
asla dönmeyen” (Âl-i İmran, 9.) iyilerin ecrini zayi
etmeyen olarak tanıtan yüce rabbimiz, biz kulla-
rından da mutlak manada ahde vefa istemektir.
İşte insanlığı vefaya davet eden ayeti kerimeler-
den bazı örnekler:

“Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş olurlar.
Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği
sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur.
Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük
bir mükâfat verecektir.”
(Fetih, 10.)

“Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın.
Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size
verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden
korkun.”
(Bakara, 40.)

“Ey iman edenler! Akitlerinizi yerine getirin.
İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız kaydıy-
la, okunacak (bildirilecek) olanlardan başka hay-
vanlar, size helâl kılındı. Şüphesiz Allah istediği
hükmü verir.”
(Maide, 1.)

Vefanın efendisi, Efendimizin vefası
Bütün erdem ve faziletler gibi vefa erdemi de al-
tın çağını Nebiler Nebisi (s.a.s.)’nin gül devrinde
yaşamıştır.

Efendimiz (s.a.s.)’in hayatına vefa penceresin-
den baktığımızda gördüğümüz manzara karşısın-
da sevinçten gözlerimiz yaşarır, gönül bahçemiz-
de umutlarımız yeşerir.

Vefa aracılığıyla Rasulüllah (s.a.s.)’ın hayatında
gerçekleştirdiğimiz seyahat, bizi şu hakikate götü-
rür. Vefanın efendisi, Efendimizin vefasıdır.
Şimdi geldiğimiz bu noktada şu suale gül devrin-
den cevaplar aramanın tam zamanıdır. Efendimizin
acaba vefası nasıldı? Burada Efendimizin vefası ile
ilgili aktaracaklarımız onun bizzat yaşayarak zir-
veye çıkardığı vefa medeniyetinden ancak birkaç
satır olabilir.

Hz. Peygamber (s.a.s.) düşmanlarına bile ve-
fayı iliklerine kadar hissettirmiş ve kendisine
Muhammedü’l Emin dedirtmiştir.

Fahri Kâinat Efendimiz (s.a.s.) peygamberliğin-
den önce bile bir yerde buluşmak için anlaştığı ar-
kadaşını tam üç gün bekleyerek insanlığa bir vefa
destanı armağan etmiştir.

Nebiler nebisi (s.a.s.) en zor zamanda, en yakı-
nında olan eşi ve ilk dava arkadaşı Hz. Hatice
(r.anha) validemizi vefatından sonra hep hayır-
la yad etmiş, onun arkadaşına ihsan ve ikram-
da bulunarak ailede vefanın sarsılmaz temelleri-
ni atmıştır.

İki cihan güneşi Efendimiz (s.a.s.)’in kendisine
büyük iyilikleri dokunan Ebu Talib’in eşi Fatıma
Binti Esed’i: “Annemden sonra annemdi.” şeklin-
de nitelendirmesi, sütannesi, sütbabası ve sütkar-
deşine gerekli ihtimamı göstererek ihsan ve ik-
ramda bulunması, bir zamanlar ashabına kucak
açan Habeş Kralı Necaşi’nin elçilerine bizzat hiz-
met etmesi, onun bütün insanlığın vefa ihtiyacını
karşılayacak bir hazineye sahip olduğunun açık
bir göstergesidir.

(Şaban Döğen, Rasül-i Ekrem’in Eşsiz
Ahlakı, Gençlik Yay.)

Nerede

Kendisine bir harf öğretene kırk yıl köle olacak
denli kendisini minnettar hisseden o ulvi anla-
yış nerde!

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırını sayan o kadir-
şinaşlık nerde!

Bir anlık vefayı, bir ömür cefaya tercih eden o ge-
niş yürek nerde!

Bu gün yitik zannettiğimiz hayat denizinin bu
vefa incileri, bize dikkatli bir arayış kadar yakın.
Uzaklara gitmeye de hiç gerek yok. Esasen bu
güzellikler bizim hemen yanı başımızda. Yüce di-
nimizde, şanlı tarihimizde, kutlu medeniyetimiz-
de, aydınlık irfanımızda, içimizde, özümüzde, as-
lımızda.

Vefa İstanbul’da bir yokuş, hayatta düze çıkış
İçimizdeki iyilik havzamız olan vefa erdemi, bu-
gün maalesef dünyevileşme, menfaat, ihtiras ve
tul-i emel karşısında gün geçtikçe erimektedir.
Vefadaki erimeden bahsettiğimizde aynı zamanda
sosyal hayattaki çürümeden de bahsetmiş oluyo-
ruz. Çünkü vefa, sosyal hayatımızın sigortasıdır.
İşte bundan dolayı gönlümüzdeki vefamız, bizim
hem davamız, hem de devamızdır.

Kendisi başlı başına bir erdem olan vefa aynı za-
manda insanı dünyanın, hayatın ve zamanın öz-
nesi kılacak faziletlere götüren çok sağlam bir va-
sıtadır.

Vefa: insanı nimette şükre ulaştırır. Malum olduğu
üzere şükürde nimeti ziyadeleştirir.

Vefa: İnsanı musibette sabra götürür. Hiç şüphe-
siz sabrın sonu mutlak manada selamettir.

Vefa: Kişiyi Rahman’a secdeye götürür. İhlasla ya-
pılan secde kulu ukbada müjdeye götürür.

Vefa: insanı oruca, oruç iftara, iftar ise ebedi ifti-
hara götürür.

Vefa: Kendisini takip edeni, ilahî huzura iletir.
İlahî huzura gelen kişi ise tarifsiz bir sürura erer.

Vefa: İnsanı dünyada perişan eden yoksulluk ate-
şini söndürmeye götürür. Dünyada yoksulluk ate-
şini söndürenin biiznillah ukbada cehennem ate-
şi söner.

Vefa: İnsanı Mekke’ye, Medine’ye, Arafat’a götü-
rür. Umulur ki Arafat’ta marifete götürür.
Vefa: İnsanı Hakk’a, hakiki kulluğa götürür.
Hakk’a hakiki kulluk ise kişiyi her cihette bollu-
ğa götürür.

Vefa: Kulu gönülden ibadete götürür. Gönülden
ibadet, kişiyi Rahmet’e götürür. Hakk’ın Rahmet’i
ise insanı alır cennete götürür.

Vefa: Sosyal hayatımızda birliktir, beraberliktir,
kaynaşmadır, yardımlaşmadır, dayanışmadır, ta-
nışmadır, selamlaşmadır.

Vefa: Dostlukta fedakârlıktır, diğerkâmlıktır, ka-
dirşinaslıktır ve alicenaplıktır.

Vefa: Ailede sevgidir, saygıdır, sabırdır, sadakattir,
ülfettir, muhabbettir.

Vefa: Kadın, yaşlı, çocuk, öksüz, yetim, kimsesiz,
çaresiz ve engelliler için dikkattir, rikkattir, şefkat-
tir, merhamettir.

Hasılı kelam Vefa belki İstanbul’da bir yokuştur.
Fakat aslında hayatta düze çıkıştır.

Bülent Acun - Niğde Merkez Özbelde Hatipoğlu Camii Müezzin Kayyı



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97