Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 246. Sayı >> SÖYLEŞİ >> Pedagog Ali Çankırılı ile "Çocuklara din öğretiminde empati üzerine"

Pedagog Ali Çankırılı ile "Çocuklara din öğretiminde empati üzerine"

"Çocuk, anne babaya korku ile değil
sevgi ile bağlanmalı. Çocuk sizi severse
dininizi de sever. Gerçek bağlanma
sevgi ile olan bağlanmadır. Çocuk
Allah’a da sevgi ile bağlanmalı."

Ailede dinî yaşayışın çocuk üzerinde nasıl bir etkisi vardır?

Bildiğiniz gibi, çocuğun kişiliği altı yaşına kadar aileden aldığı eğiti-
min şekline ve kalitesine bağlı olarak büyük çapta tamamlanmış ol-
maktadır. Ana rahmine düştüğü andan itibaren ailenin dinî yaşantı-
sı çocuk üzerinde etkili olmaktadır. Ayrıca çocuk, başta anne baba
olmak üzere, aile büyüklerini taklit ederek onlara benzemeye çalı-
şır. Kur’an okunan, namaz kılınan, dua edilen bir ailede yetişen ço-
cuklarda dinî eğitim almaya uygun bir duygusal ve zihinsel altyapı
oluşmaktadır. Bu sebeple çocukların küçük yaşlarda soyut kavram-
ları anlayamayacaklarını, dolayısıyla erken yaşlarda dini eğitim ver-
menin ve Kur’an öğretmenin doğru olmadığını ileri süren görüşle-
rin bilimsel bir değeri yoktur.

Modelleme yolu ile öğrenmenin etkisi sözel öğrenmeye
göre farklı mıdır?

Çocuklarda görsel algı, zihinsel algıdan önce gelir. Dolayısıyla ço-
cuk eğitiminde sözlerden çok davranışlar etkilidir. Çocuk anne ba-
banın davranışlarını gözlemleyerek onlara benzemeye çalışır. Bu
yüzden çocuğun kişilik gelişiminde anne baba modeli çok önemlidir.

Ailede dinî algının sevgi ile olması, çocuk üzerinde nasıl
bir etki yapar?

Sevgi, çocuk ruh sağlığının olmazsa olmazıdır. Sevilen
çocuk kendisini değerli hisseder. Çocuk anne babaya
korku ile değil sevgi ile bağlanmalı. Çocuk sizi
severse dininizi de sever. Gerçek bağlanma sevgi
ile olan bağlanmadır. Çocuk Allah’a da sevgi ile
bağlanmalı. Bunun için çocuğa önce, cenneti olan
Allah’ı anlatmalıyız.

Efendimiz, bir hadisinde, “buluğa erinceye ka-
dar çocuktan kalem kaldırılmıştır’’ buyuruyor.
Çocuğa cehennem kapalı olduğuna göre, dinî
eğitimde çocuğu cehennemle ve Allah’la kor-
kutmak yapılabilecek yanlışların en büyüğü-
dür.

Buradan “cehennemi olan Allah’ı anlatma-
yın’’ sonucunu çıkarabilir miyiz?

Bu anlattıklarımız konunun bir kısmıydı. Ama
“Cehennemi olan Allah’ı kesinlikle anlat-
mayın’’ anlamına gelmiyor söylediklerimiz.
Çocuk: “Kötülük yapan, insanlara zulmeden,
Firavun ve Nemrut gibi zalim kimseler de cen-
nete mi gidecek, ceza görmeyecekler mi?’’
diye sorduğunda; “Hayır, onlar cennete gi-
remeyecek, yaptıkları kötülüklerin cezasını
çekmek için cehenneme konacaklar’’ şeklin-
de adalet duygusuna uygun düşen bir açıkla-
ma yapılabilir.

Sevgi ile öğrenilen bilgilerin hafızaya
daha kalıcı yazıldığını söyleyebilir miyiz?

Sevgi, sadece insanoğlunun değil, bütün can-
lıların, hatta daha da ileri giderek bütün ya-
ratılmışların ruhsal gıdasıdır diyebiliriz. Allah
aşkıyla cezbeye gelen bir sufi gezegenlerin de
güneşin etrafında aşkla döndüğünü söyleyebilir.
Sevginin doruk noktası aşktır. Yunus Emre,
Allah aşkını o kadar önemser ki, cenneti bile
hafife alır, onu isteyenlere ver, bana sen
yetersin der. Mevlana ve onun yolundan giden
bir derviş, Allah aşkıyla cezbeye gelip semah
dönerken, aldığı ruhsal hazzı hiçbir dünyevi
zevkle değişmez.

Çocuk, sevdiği kişiye benzemeye çalışır. Onu
taklit eder. Çocuk öğretmenini severse, onun
dersini de sever. Öğrenme isteği artar. Öğrendiği
bilgiler hafızasında daha derin izler bırakır.

Sevgi iletişiminde hazzın yeri var mıdır?

Eğer sevilirseniz, kendinizi sevilmeye layık ve
değerli hissedersiniz. Bu hissediş size duygu-
sal bir haz verir. Sizi sevdiğinden emin oldu-
ğunuz biriyle beraber olmaktan, onunla soh-
bet etmekten zevk alırsınız.

Klasik dinî yaşamda çocuğa yönelik geliş-
tirilen zorlayıcı tavrın çocukta oluşturdu-
ğu algı nasıl oluyor? Zorla yaptırılan iba-
detler ergenlik ve sonraki dönemlerde na-
sıl sonuç verir?

Çocuk eğitiminde iyi niyetli olmanız yetmez,
kullandığınız vasıtaların da doğru olması ge-
rekir. Eğer oyun çağındaki bir çocuktan si-
zin gibi ciddiyetle namaz kılmasını, oruç tut-
masını bekler ve onu buna zorlarsanız dinden
soğutmaktan başka bir iş yapmış olmazsınız.
Eski ama güzel bir atasözümüz var: “Kem alet-
le kemâlât olmaz.’’

Eğer çocuk severek ve içinden gelerek ibadet
etmiyor, sizin zorunuzla ve sizden korktuğu
için ibadet ediyorsa ikiyüzlü (riyakâr) davra-
nıyor demektir. Çocuklarını namaza zorlayan
anne babalardan sık duyduğumuz bir şikâyet var:
“Hocam, bizim yanımızda iken namaz kılıyor,
biz yanında değilken kılmıyor, bize kıldım diyor,
yalan söylüyor.’’ Sizin zorlamanızla ibadet eden
bir çocuk ileriki yaşlarda, büyük ihtimalle, sizin
zorlamanıza bir tepki olarak namaz kılmayacaktır.

Çocukta dinî algının sağlıklı oluşmasında
“empati’’nin önemi konusunda neler söy-
lersiniz?

Rasul-i Ekrem Efendimizin, “Çocuğu olan
onunla çocuklaşsın.’’ anlamında bir hadisi
var. Bunun psikolojideki karşılığı “empati’’dir.
Efendimiz bu hadisiyle bize kendimizi çocu-
ğun yerine koymamızı, özellikle dinî ve cin-
sel konularda onu eğitirken ve sorularına ce-
vap verirken onun anlayacağı basit bir dil kul-
lanmamızı tavsiye etmektedir. Çocukların dik-
kat süresi kısadır. Uzun süre dikkat gerektiren
işleri sevmezler. Yeterli zihin olgunluğuna sa-
hip olmadıkları için sorularına detaylı bilimsel
açıklamalar yapıldığında sıkılır, sorularını unu-
tur, başka işe yönelirler.

Çocukta dinî algı denilince daha çok pra-
tik ibadet uygulamalarının akla gelmesi
doğru mudur?

Maalesef, dinî eğitim dendiğinde, çoğu anne
babada sure ezberletme, namaz kılmayı öğ-
retme, elifba eğitimi için Kur’an kursuna gön-
derme ile sınırlı bir dini algı var. Dini eğitim-
de elbette bunlar da var. Ancak din bunlardan
ibaret değildir. Doğruluk, dürüstlük, çalışkan-
lık, sözünde durma, temizlik, yardımlaşma, ar-
kadaşıyla ve komşusuyla iyi geçinme, kısaca-
sı insan onuruna yakışır bir yaşantı da dindir.
Namaz kılmak Allah’ın emri olduğu gibi, israf
etmemek de Allah’ın emridir ve ibadettir. Eğer
bu ülkede bir günde tonlarca ekmek çöpe atı-
lıyorsa din eğitiminde bir noksanlık var demektir.
Peygamber Efendimiz: “Temizlik imandandır’’
buyuruyor. Eğer sokaklarımız, piknik yerlerimiz,
hatta cami şadırvanlarımız çer çöp içinde ise;
imanımızda bir zaaf var demektir.

Çocuğa Allah’a imanın nasıl anlatıldığı
belirleyici midir?

Çocukta bilişsel (cognitive) gelişim aşama-
larında görsel düşünce zihinsel düşünceden
önce gelir. Çocuk, görsel düşüncenin etkisiy-
le Allah’ı güçlü bir insana, çizgi film veya ma-
sal kahramanına benzetmekten kurtulamaz.

“Allah insana benzemez. Allah, her şeyin ya-
ratıcısıdır, yemez, içmez, uyumaz (ihtiyaçtan
münezzehtir)’’ gibi soyut açıklamaları anlaya-
maz. Henüz somut düşünce aşamasına geçme-
miş bir çocuktan görmediği Allah’a bir yetişkin
gibi iman etmesini beklemek konuya yetişkin
gözüyle yaklaşmak demektir.

Çocuk yaşta iman eden Hz. Ali’nin ço-
cukta dinî algı bakımından nasıl bir ör-
nekliği vardır? Yine Hz. Hasan ve Hz.
Hüseyin’e karş Sevgili Peygamberimizin
tavırlarının çocukta dinî algı bakımından
değeri nedir?

Hz. Ali Efendimiz, biliyorsunuz,
Peygamberimizin amcası Ebû Talib’in oğludur.
Yürümeye ve konuşmaya başladığı üç-dört yaş-
larından itibaren babası onu Peygamberimizin
yanına göndermiş, Efendimizin terbiyesinde
büyümesini sağlamıştır. Efendimize peygam-
berlik tebliğ edildiğinde Hz. Ali on yaşların-
da bulunuyordu. Bu demektir ki altı-yedi sene
boyunca Peygamber Efendimizin üstün kişi-
liğine şahit olmuş; onu sevmiş, ona bağlan-
mıştı. Efendimizin peygamberliğine ilk iman
eden, eşi Hz. Hatice ve ikinci olarak da Hz.
Ali’dir. Hz. Ali’nin iman edişini kolaylaştıran
etken, Efendimize olan sevgisi ve onun kişiliğine
olan hayranlığıdır.

Küçük yaşından itibaren Rasul-i Ekrem Efendimizin
hizmetinde bulunan Hz. Enes bin Malik’e ve torunları
Hz. Hasan ve Hüseyin’e karşı davranışları da bizim
için bir ölçüdür. O şefkat göstererek, severek,
zorlamadan eğitiyor, dinî telkinde bulunuyordu.
Hz. Enes (r.a.), bir gün olsun Efendimizin ken-
disine bağırmadığını, kırıcı bir söz söyleme-
diğini nakleder. Hasan ve Hüseyin efendile-
rimiz de, bildiğiniz gibi, Efendimiz (s.a.s.) na-
maz kıldırırken Mescid-i Nebevi’ye gelir, sırtı-
na çıkar, boynuna sarılırdı. Efendimiz de düş-
mesinler diye onları tuttuğu ve bazen secdeyi
uzattığı olurdu. Çocuklarımıza dinî eğitim ve-
rirken bizim de tavrımız bu olmalı.

Çocuklara karşı şefkat dengesi nasıl olma-
lıdır? Sabah namazı açısından bunu nasıl
değerlendirirsiniz?

Çocuk eğitiminde sevgi ve şefkat duyguları-
nın da ölçülü ve yerinde kullanılması gere-
kir. Anneler, çoğu zaman aşırı şefkat ve koru-
ma duygusuyla uykusu bölünmesin diye çocu-
ğu sabah namazına kaldırmaz, açlığa dayana-
maz diye oruç tutmasını istemezler. Yine aşı-
rı koruma içgüdüsüyle “koşma terlersin, atla-
ma düşersin, sen yiyemezsin ben yedireyim,
sen giyemezsin ben giydireyim, sokakta eli-
mi bırakma’’ diyerek kendi ayakları üzerinde
durmasına engel olur, onu kendilerine bağım-
lı hale getirirler.

Büyük kardeşlerin dinî algılama biçimi
küçük kardeşlere ne yönde etki eder?

Kardeşler arasında, anne babanın tutumuna
bağlı olarak, az veya çok bir kıskançlık ve re-
kabet duygusu olduğunu biliyoruz. Dindar bir
ailede büyük çocuğun anneye babaya saygı göstermesi,
onlara itaat etmesi, namazını kılması durumunda
küçük çocuğun da anne babanın dikkatini çekmek
için ağabeyine ve ablasına özenmesi ve onu taklit
etmesi mümkündür.

Zorluklara tahammül etme, mücadele ederek, gayret
ederek kazanma dinî algı bakımından neye tekabül eder?

Peygamber kıssaları ve peygamberlerin varisleri
olan İslam âlimlerinin hayat hikâyeleri önemli
derslerle doludur. Hemen hepsi hak dini tebliğ
ederken ve insanları bir olan Allah’a iman etmeye
çağırırken eski batıl inanç sahiplerinin direnciyle
karşılaşmış, yöneticilerin ve güç sahiplerinin
baskısına ve zulmüne maruz kalmışlar; ancak
yılmamış, ümitsizliğe düşmemiş, zindanları bi-
rer Yusuf’un Medresesi’ne çevirmişler, en zor
şartlarda bile tebliğ vazifesine devam etmiş-
ler. Çocuklar için yazılmış peygamber kıssala-
rı, İslam âlimlerinin ve ülkeler fetheden tarihi
kahramanların hayat hikâyeleri çocuklara mo-
del olmada ve mücadele azmi kazandırmada
etkili olabilir.

Günah psikolojisi çocuğa nasıl verilmeli?
Verilmeli mi?

Çocuğu kötü davranışlardan sakındırmak, iyi
davranışlara özendirmek için “günah’’ ekse-
ninde açıklamalar yaptığımız zaman bunun
sonucu olan “cehennem’’ hayatından da bah-
setmemiz gerekecektir. İki sebeple bunu doğ-
ru bulmuyoruz. Birincisi çocuğa günah yazıl-
madığı için cehennemden bahsetmenin, ço-
cuğu korkutmaktan başka bir yararı yoktur.
İkincisi, konuya yetişkin gözüyle yaklaşmış
oluruz ki, bu da dinî eğitim açısından hatalı
bir tutum olur. Bir anne çocuğuna: “Allah
annelerini üzmeyen çocukları sever’’ dedi.
Çocuk biraz düşündükten sonra “Yani seni üzersem
Allah beni hiç sevmez mi?’’ dedi. Anne: “Beni
üzersen de Allah seni sever; ama eğer üzdükten
sonra özür dilersen daha çok sever’’ dedi.
Doğru olan yaklaşım budur.

Dinî algının sağlıklı olması bakımından etik
değerler konusunun önemi nedir?

“Adetullah’’ dediğimiz Allah’ın hayat kanun-
ları umumidir. İnananlara ayrı, inanmayanla-
ra ayrı çalışmaz. Su yüz derecede kaynar. Bu
Allah’ın suya koyduğu bir kanundur. Kim ça-
lışır, suyu yüz dereceye kadar ısıtırsa; kayna-
masını sağlamış, buhar gücünü keşfetmiş olur.
Allah çalışanın ve dürüst davrananın emeğini
boşa çıkarmaz.

Bir Avrupa ülkesini veya Amerika’yı ilk defa
ziyaret ettiğinizde şaşırır kalırsınız. Sokakları
tertemiz, yerde bir çöp göremezsiniz. Yarım
kalmış çatısız evler, ruhsatsız kaçak binalar gö-
remezsiniz. Sürücüler trafik kurallarına harfi-
yen uyar, kural ihlali yapan sürücüye pek rast-
layamazsınız. Çarşıda pazarda malını satarken
yalan söyleyeni, arızalı ve çürük mal satanı gö-
remezsiniz. Bütün bu faziletler toplumu ayak-
ta tutan İslâmiyet’in ve hak dinlerin emrettiği
etik değerlerdir.

Yaşanmayan dinî değerlerin bir kıymeti yok-
tur. İnanıyor, fakat yaşamıyorsak; sözlerimizin
çocuk üzerinde bir etkisi olmaz.

Dinî algı bakımından hak ve sorumluluk
bilinci nasıl kazandırılmalıdır?

Hak ve sorumluluk bilinci bir kişilik özelli-
ğidir. Çocuk beş yaşına kadar benmerkez-
ci (egosantrik) bir kişiliğe sahiptir. Kendisini
dünyanın merkezinde görür. Herkes ve her
şey ona hizmet etmek ve isteklerini karşılamak
için vardır. Bu yüzden vermeyi ve paylaşma-
yı bilmez. Kendi oyuncağını yanındaki çocuğa
vermek istemediği gibi, onun elindeki oyuncağa
da sahip olmak ister. Buna hakkı olmadığını ve
ona haksızlık yaptığını düşünemez. İlk yaşlarda
çocuğun mülkiyet duygusu ve benlik saygısı
kazanmasında gerekli olan bu kişilik özelliği,
anne baba tarafından ihtiyacı olup olmadığına
ve hak edip etmediğine bakılmaksızın her isteği
yerine getirilerek desteklendiği zaman çocukta
hak-hukuk tanımayan bencil bir kişilik
gelişmesine yol açar.

Çocuğa, küçük yaştan itibaren zorlamadan,
özendirerek paylaşma ve yardımlaşma duy-
gusu ve zevki kazandırılmalı. Yemeğini yeme,
tuvalet ihtiyacını giderme, oyuncaklarını top-
lama gibi işleri kendi başına yapacak şekilde
eğitilmeli. Bakkaldan ekmek alma, çiçekleri
sulama, çöpü dökme, evcil hayvanı besleme
gibi görevler verilerek sorumluluk bilinci ka-
zandırılmalıdır.

Çocuğun dinî eğitiminde doğru hedef pi-
ramidini görebilmek bakımından son ola-
rak neler söylersiniz?

Babanın ve annenin çocuğuna bırakacağı en
güzel miras iyi ahlaktır. İyi ahlakın teme-
li de dindir. Çalışkanlık, dürüstlük, güvenilir-
lik, yardımseverlik, büyüklere saygı, küçükle-
re şefkat gibi insanı insan yapan davranışların
hepsi iyi ahlakın tezahürleridir.

Çocuk sevgi, saygı, dürüstlük, çalışkanlık, yar-
dımlaşma gibi etik değerleri ailede yaşayarak
kazanır. Alkol, uyuşturucu gibi zararlı alışkan-
lıklar edinen, terör örgütlerine katılıp masum
insanların canına kıyan gençlerin aile haya-
tı incelendiğinde baskı ve şiddet altında, sev-
gisiz büyüdüğü görülmektedir. Baskı, şiddet
ve cehaletin yaşandığı bir ailede, sevgisiz bü-
yüyen bir çocuğa sonradan sevgi duygusu ka-
zandıramazsınız.

Uğur Canbolat



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97