Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 246. Sayı >> DİN-DÜŞÜNCE-YORUM >> Din öğretiminde öğrenci merkezlilik

Din öğretiminde öğrenci merkezlilik

Her eğitim kurumu, hem her şeyi hem tüm eğitsel faaliyetlerini ilke
olarak öğrenciye göre düzenlemek zorundadır.

Geçenlerde bir Kur’an Kursu Öğreticisi
meslektaşım, öğrenci merkezli eğitim an-
layışını olumlu bulmayan ve bu anlayış-
la yürütülen eğitimin Amerika’da zararlı olduğu-
nu, bu anlayışın ABD eğitiminin iflasına neden
olduğunu iddia eden bir yazı okuduğunu; dola-
yısıyla Kur’an kurslarımızda yürürlüğe koyduğu-
muz yeni din eğitiminin de “öğrenci merkezli’’ ol-
ması hasebiyle kaygılandığını bana yazmıştı. Söz
konusu yazıyı okumadım. Meslektaşıma ceva-
bımda da belirttiğim gibi, “hangi öğrenci merkezli
eğitim’’den söz edildiğini, ABD eğitiminin iflasıyla
ne kastedildiğini, eğer bir iflas varsa bunun böyle
tek bir sebeple nasıl izah edileceğini vb. sorgula-
mak gerekmektedir.

Öğrenen merkezli eğitim anlayışı, eğitim/öğretim
sürecinin merkezine öğrencinin/öğrenenin yer-
leştirilmesini ve bu sürece ilişkin iş ve işlemlerin
ona göre düzenlenmesini öngörür. Pragmatizm,
davranışçılık, yapılandırmacılık gibi farklı felse-
fi akımların etkisiyle bu anlayış zaman içinde çok
farklı muhtevalara kavuşturulmuştur. Onun için
“öğrenciyi merkeze alma’’ anlayışı, tek düze/tek
tip/yeknesak bir yaklaşımı ifade etmemektedir.
Bu anlayış, çok çeşitli yaklaşımları kendi içinde
barındırmaktadır. Elbette bütün çeşitliliğe rağmen
bunların aynı adı almalarını sağlayan ortak pay-
daları bulunmaktadır. Ancak, söz konusu anla-
yışın ana çizgilerini oluşturan bu ortak paydalara
eklemlenen özellikler, çok ciddi boyutlarda fark-
lılaşabilmektedir. Bu nedenle, bir eğitim sistemi-
nin “öğrenci merkezli’’ olduğu iddia edildiğinde,
“Hangi öğrenci merkezlilik?’’ diye sormak, onun
ne tür ve/veya ne ölçüde bu anlayışa sahip oldu-
ğunu özellikle araştırmak gerekmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığı olarak 2005 yılında
uygulamaya koyduğumuz yeni din eğitimi anlayışı da,
“öğrenciyi merkeze alma’’yı ön görmektedir. Ancak,
bizim eğitim anlayışımız içinde “öğrenciyi merkeze
alma’’ işi, tamamen insan gerçeğinin ve bilimsel
gerçeklerin gerekleri çerçevesinde ve kendi temel
İslami değerlerimizle uyum içinde olacak biçimde
ele alınmaktadır. Yani bu iki gerçeklik alanımızın
gerektirdiği ve müsaade ettiği oranda öğrenci merkeze
konulmaktadır.

Birilerinin “öğrenci merkezli eğitim’’ anlayışını ay-
nen kopyalamak/taklit etme yerine, bu konuda
çağdaş bilimsel birikimden yararlanarak kendi
değerlerimize uygun olanı oluşturma yolu tercih
edilmiştir. Üstelik bizim din eğitimi anlayışımız,
sadece “öğrenciyi merkeze alma’’ özelliğine sahip
değildir. Bu tutumumuz, din eğitimimizin öğrenci
merkezliliğini özgün kılmaktadır.

İlke olarak eğitim öğretim sürecinde öğrenciyi
merkeze almak, her şeyden önce bu sürecin tabi-
atının gereğidir. Her eğitim kurumunun varlık ne-
deni nedir? Fiziki imkânlardan öğretim eleman-
larına kadar her şeyiyle bir eğitim kurumu, ni-
çin oluşturulmuştur? Hiç kuşkusuz bu tür soru-
ların cevabı gayet açıktır: Her eğitim kurumu her
şeyiyle, öğrenci için oluşturulmuştur; onun varlık
nedeni öğrencidir. Mademki, eğitim kurumu ve onun
içindeki her şey ve herkes, öğrenci için vardır,
öyleyse orada yapılan her şey ve herkes de aslında
öğrenci içindir, onun istifade etmesi için vardır.

Bir eğitim kurumunun herhangi bir unsuru veya bir
iş(lem)i, öğrencinin dünyasına bir katkı sağlamıyorsa,
onun öğrenci için olduğundan söz edilemez. Bir eğitim
kurumundaki bir şeyin veya bir iş(lem)in, öğrenciye
fayda/katkı sağlaması ise, ancak onun öğrenciye göre
düzenlenmiş olmasına bağlıdır. Onun için, her eğitim
kurumu, hem herşeyi hem tüm eğitsel faaliyetlerini
ilke olarak öğrenciye göre düzenlemek zorundadır.
Bu yapılmadan öğrencinin merkeze alındığından söz
edilemez. Eğitimin tabiatından kaynaklanan bu eğitsel
zorunluluk, din eğitiminde “ne öğrenmeli’’ sorusunu,
kim, niçin, nerede, nasıl öğrenmeli sorularıyla
birlikte ele almaya bizi mecbur etmektedir.

Öğrenme eyleminin öznesi öğrencidir. Başkası
onun adına öğrenme eylemini gerçekleştirmeye
muktedir değildir. Öğretmenin yapacağı iş, öğ-
rencinin öğrenmesini kılavuzlamaktır; onun yeri-
ne öğrenme işini yapmak değil. Bu eğitsel gerçek-
lik, ister istemez öğrenme-öğretme sürecinde öğ-
rencinin aktif olmasını kaçınılmaz bir şart kılmak-
tadır. Bir başka ifadeyle, öğrenci aktifliğini mer-
keze almak gerekmektedir. Öğrenci öğrenme sü-
recine aktif katıldığı nispette öğrenme işinde ba-
şarılı olacaktır. Pasif kaldığı müddetçe, bir şey öğ-
renemeyecek; dolayısıyla o eğitim faaliyeti öğren-
ci için ve öğrenciye göre düzenlenmemiş olacak-
tır. Kaldı ki, öğrencinin aktif olması, öğretim işini
yapmakla yükümlü olan öğretmenin aktif olması-
na engel değildir. Öğrenci öğrenme işinin öznesi
iken, öğretmen öğrenmeyi kılavuzlama (öğretim)
işinin öznesidir. Öğrenci merkezli eğitim anlayı-
şımız, ister istemez, öğretme-öğrenme sürecin-
de öğrencinin aktif olmasını (sağlamayı) zorun-
lu görmektedir. Gerçek bilgi, ezberlenen bilgi
değil, anlamlandırılmış, özümsenmiş bilgidir.
(Bk. Aydın, Ekim, 2007.)

Bu bilgi ise, bizzat öğreneninin keşfettiği, üretti-
ği/yapılandırdığı bilgidir. Bu bilgi, öğrenen bire-
yin bir sürü zihinsel işlemlerden geçirerek oluş-
turduğu/yapılandırdığı kendine özgü bilgidir. Bu
bilgi, birilerinin aktardığı ve öğrenenin de pasif
bir tutumla kabullendiği ezber bilgiden tamamen
farklıdır. Birincisi, bireyin kendi öz malıdır; diğe-
ri hamallığını yaptığı emanet yüktür. Birincisi bi-
reyin işine yarayan, tutum ve davranışlarını belir-
leyici role sahip, kullanılabilir, uygulanabilir bilgi
iken; ikincisi sadece yüktür. İşte bu birinci tür an-
lamlandırılmış gerçek bilgiyi elde etmesi için öğ-
rencinin öğrenme sürecinde aktifliğiyle merkez-
de olması şarttır.

Din eğitimi teorimize göre, öğrencinin vahyi
anlam(landırm)ası, kavraması, onunla buluşması
ve ondan yararlanarak dinî bilgiyi kendisinin keş-
fetmesi, üretmesi/yapılandırması gerekir. Yoksa
gerçek dinî bilgiyi elde edemez, ezber bilgi kalıp-
larının hamalı olur. Bu takdirde birey, dinî değer-
lerin lafını eden; ama onlardan yararlan(a)mayan,
onlara göre tutum ve davranışlarını oluştur(a)ma-
yan zavallıya dönüşür. Bu yüzdendir ki, öğren-
ci vahiyden yararlanarak dinî bilgiyi keşfetme/
üretme işinin aktif öznesi olmak durumundadır.

Bu konumda öğrenci, dinî bilgiyi sadece kendi
imkânlarını kullanarak üretip yapılandıracak de-
ğil; bilakis vahiyden hareketle dinî bilgiyi keşfe-
dip yapılandıracaktır. Yapılandırmacı kimi yakla-
şımlarda olduğu gibi öğrenci, bilginin mutlak ya-
pılandırıcısı değildir; aksine, dinî bilgiyi yapılan-
dırmada vahiy de merkezî öneme sahiptir. Bütün
bunları yapabilmesi için de, din eğitim-öğretim
sürecinin öğrenciye göre düzenlenmesi zorunlu-
dur. Vahyin hangi konularının, ne kadarıyla, ne
zaman, nerede, nasıl, öğretime konu edileceğini
bilimsel gerçeklerden hareketle belirlemek ve bu
belirleme işlemlerini de tamamen öğrencinin ge-
lişim özelliklerine, hazırbulunuşluk düzeyine, ih-
tiyaçlarına göre gerçekleştirmek gerekmektedir.
Bütün bunları yapmak, öğrenciyi merkeze almak
demektir.

Öğrencinin vahiyden yararlanarak elde edeceği
dinî bilgileri kullanıp kendi tutum ve davranışları-
nı belirleyebilmesi bağlamında, bu bilgilerin kul-
lanılabilir, uygulanabilir nitelikte olması gerek-
mektedir. Bu niteliklere sahip dinî bilgi, bizzat
öğrencinin hayatıyla, sorunlarıyla, kendisini ku-
şatan şartlarla irtibatlandırılarak onlarla bütünleş-
tirilmiş bilgidir. Böylesine uygulanabilir dinî bil-
ginin üretilmesi için, öğrencinin hayatı, sorunla-
rı, içinde bulunduğu ortamı merkeze alarak va-
hiy öğretime konu edilmelidir. Hatta bunlar tah-
lil edilip anlamlandırılırken dinin öğretisiyle öğ-
rencinin buluşması; dolayısıyla onlar üzerinden
dinî bilgileri keşfetmesi sağlanabilir. Haliyle, “öğ-
renciyi merkeze almak’’, onun hayatını, sorunları-
nı, içinde bulunduğu şartları merkeze almayı kap-
samaktadır.

Her öğrenci, önceki öğrenmelerini kullanarak
yeni bir şeyi öğrenebilir. Öğrenci, ön öğren-
meleriyle hazır olmadığı şeyleri asla öğrene-
mez. Mesela, toplamayı, çıkarmayı ve çarpmayı
bilmeyen biri, bölmeyi öğrenemez. Arapçada muzari
fiili tanımayan biri, emr-i hazırın yapılışını
öğrenemez. Bu, tamamen tabii bir zorunluluk-
tur. Onun için, öğretmek istediğimiz her yeni
bilgiyi/beceriyi, yeni öğrenmeleri, tamamen
öğrencinin ön öğrenmelerine göre ayarlamak
mecburiyetindeyiz. Bu durum, öğrenme-öğretme sü-
recinde öğrencinin ön öğrenmelerini merkeze al-
mayı, onları kullanarak yenilerini öğretmeyi ge-
rektirmektedir.

Mevcut bilgileri kullanarak yenilerini öğrenme
gerçeği yanında, anlamlı öğrenmeleri gerçekleş-
tirme olgusu da, yeni öğrenmelerin mutlaka bire-
yin sahip olduğu diğer bilgilerle ilişkilendirilme-
sini gerektirmektedir. Ezberci eğitimin aksine an-
lamlı öğrenmeleri gerçekleştirmeyi amaçlayan bir
öğretim, bireyin bilgileri arasında bağ kurarak on-
ları tam bir mantıksal tutarlılık içinde örgütleyip
bütünleştirmesine kılavuzluk eder. Anlamlı öğ-
renme, bireyin zihin dünyasında çelişkilere, bö-
lük pörçüklüğe izin vermez. Bilgilerin tutarlı bir
bütün oluşturmasını sağlar. Bu yaklaşım, ister is-
temez öğrencinin diğer kaynaklardan edindiği
farklı bilgilerin de hesaba katılmasını, öğrenme-
öğretme sürecinin onlara göre düzenlenmesini,
bunlardan yararlanarak yeni bilgilerin üretilmesi-
ni zorunlu görmektedir. Öğrenciyi merkeze alma,
bunları da kapsamaktadır. Öğrencinin istenen nitelikte
aktif olarak öğrenme-öğretme sürecine katılması,
bizzat kendisinin istemesiyle mümkündür.
(Aydın, Ocak, 2010.)

Öğrenme isteği onda oluşmadan, böyle bir aktif katılı-
mı gerçekleştirilemez. Dıştan ödüllendirmelerin
uyandıracağı istek, çok güçlü ve kalıcı olmadığı
gibi, ölçü kaçırıldığında, ahlak gelişimini önler.
Asıl önemli olan öğrencinin içten güdülenmesi-
dir; iç dünyasından kaynaklı istek sahibi olması-
dır. Başarıyı tatması, öğreneceği hususların ken-
disi için yararlı olduğuna inanarak onlara gerçek-
ten ihtiyaç duyup bizzat ilgilenmek istemesi, öğ-
rencide çok güçlü ve kalıcı etki yapar. Bu bağlam-
da her öğrenmenin, öğrencinin varlığıyla ve haya-
tıyla irtibatlı olması ve onlar açısından gerekli
görülmesi son derece önem arz etmektedir. Yani yine
hayatıyla, sorunlarıyla, çevresiyle, bilgi dağar-
cığıyla öğrencinin merkeze alınması söz konusudur.

Görüldüğü gibi, bizim yeni din eğitimi anlayışımız,
insan ve eğitim olgusuna ilişkin bilimsel gerçekler
ve İslam’ın öğretisi çerçevesinde öğrenciyi merkeze
almayı öngören bir yaklaşıma sahiptir. Din eğitiminin,
öğrencinin gelişim özelliklerini, ön öğrenmelerini,
sahip olduğu bilgi ve tecrübe birikimini, sorunlarını,
hayatını merkeze alarak onlara göre, hatta onlar
üzerinden gerçekleştirmeyi olmazsa olmaz bir gerçek-
lik olarak görmektedir. Eğitimde öğrenciyi mer-
keze almanın mahiyeti hakkında dile getirilen bu
hususlara karşı çıkmak, aslında insan gerçeğine,
öğrenme-öğretme gerçekliğine, bilimsel gerçekle-
re karşı çıkma anlamına gelmektedir. Bu tutum,
nasıl olumlu karşılanabilir?

Kaynaklar
Aydın, M. Şevki, “Kur’an Kursu ve Anlamlı Öğrenme’’, Diyanet
Aylık Dergi, Ekim, 2007.
Aydın, M. Şevki, “Ezberci Din Eğitimi’’, Diyanet Aylık Dergi,
Kasım, 2009.
Aydın, M. Şevki, “Öğrencinin Din Eğitimine Gönüllü Katılımı’’,
Diyanet Aylık Dergi, Ocak, 2010.

Prof. Dr. Muhammet Şevki Aydın - Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97