Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 246. Sayı >> DİN-DÜŞÜNCE-YORUM >> Kur’an eğitimi ve Yaz Kur’an Kursları

Kur’an eğitimi ve Yaz Kur’an Kursları

Kur’an, âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili
Peygamberimizin elinde insanlığı karanlıklardan aydınlığa
çıkarmak için indirilen bir ışıktır.

Yüce Rabbimizin insanlığa lütfetmiş olduğu en büyük mucize Kur’an-ı Kerim’dir. İnişinden okunuşuna, lafzından ezberlenmesine, kevni ayetlerden mazi ve istikbale dair bilgilere pek çok özelliği ile mucize oluşunu bizzat kendisi gözler önüne sermektedir. Kur’an, âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimizin elinde insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için indirilen (İbrahim, 1; Hadid, 9.) bir ışıktır. Yine Kur’an müttakiler için rehber, hakkı batıldan ayıran furkan, Âkif’in ifadesiyle “beşerin derdine derman”dır. Yüce Allah: “Yerin karanlıklarındaki bir tohum ve yaş-kuru her şey apaçık bir kitapta kayıtlıdır.” (Enam, 59.), “Biz onu (Kur’an’ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.” (İsra, 105.) buyurarak, Kur’an’ın hayatın tamamını kuşatan rehber olduğunu belirtmektedir. Rahman suresinin ilk ayetlerinde Allah Teala’nın insanı yarattığı, ona Kur’an’ı ve beyanı öğrettiği (Rahman, 1-4.) ifade edilmekte, böylece insanın yaratılışının Kur’an’ı öğrenmek ve anlamakla ne kadar iç içe olduğu ortaya konulmaktadır.

Günümüzden 1401 yıl önce Sevgili Peygamberimiz yaklaşık beş yıldır yapageldiği üzere sık sık çıktığı Nur Dağı’ndaki Hıra mağarasında bir keresinde yine tefekküre dalmıştı. İnsanlığın içine düştüğü cehalet ve azgınlığın tahammül edilemez dereceye ulaştığını görüyor, ancak elinden bir şey gelmiyordu, bu da ona ızdırap veriyordu. Ama artık zamanı gelmişti. İnsanlığı nura kavuşturacak hayat rehberi ona verilecekti. Daha önce hiç görmediği melek bir anda önünde duruverdi. Ona ilk sözü “Oku!” (Alak, 1.) oldu. “Ben okuma bilmem” dedi. Bu diyalog ikisi arasında birkaç kez tekrarlandı. Sonra melek Cebrail: “Yaratan Rabbi’nin adıyla oku. O insanı “alak”tan yani aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! Rabbin en büyük kerem sahibidir. O insana kalemle yazmayı öğretti. Ve insana bilmediğini öğretti.” (Alak, 2-5.) şeklindeki cümleleri okudu. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz, aynı cümleleri tekrar etti. “Okuma” ve “okunan şey” anlamlarına gelen “Kur’an”ı okumak artık onun hayatının bir parçası haline geldi. Müslüman olanlar da Kur’an’ı ondan öğreniyor, ezberliyor, öğrendiklerini anlamaya ve yaşamaya çalışıyor, cahilî anlayış ve hayat tarzının yüreklerinde oluşturduğu kir ve pası Kur’an’ın nuruyla temizliyorlardı. Fakat onlar kendilerini kurtarmaya çalışmakla yetinmemişler, Kur’an’ı öğretmek, anlatmak ve yaşanmasını sağlamak için her biri birer gönül eri olmuş, çöl, güneş, soğuk-sıcak dememiş, o günlerin zor şartlarında İran’dan Türkistan’a, Mısır’dan İstanbul’a binlerce kilometre uzaklara gitmişlerdi.

Sevgili Peygamberimizin, “Sizin en hayırlınız Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.” (Buhari, Fezailü’l-Kur’an, 21.) hadis-i şerifi 1400 yıl boyunca Kur’an âşığı gönül insanlarını nasıl büyük bir coşku ile harekete geçirmişse, bizim de onu öğrenme, öğretme, anlama, anlatma ve hayatımızı ona göre tanzim etme konusundaki azmimizin son derece yüksek olması gerekmektedir. Özellikle çocuklarımızın Kur’an eğitimini zamanında vermemiz büyük önem arz etmektedir.
Okullarımız yaz tatiline girdikten kısa bir süre sonra ülkemiz genelinde tüm camilerimizde ve Kur’an kurslarımızda yaz Kur’an kursları başlamaktadır. Binlerce din görevlimiz ile bu mekânlarda çağdaş eğitim metotlarına uygun olarak çocuklarımızın Kur’an eğitimini almaları konusunda büyük bir seferberlik başlatıyoruz. Veliler olarak bizler yarınlarımızı kendilerine emanet edeceğimiz yavrularımızın gözlerinin, gönüllerinin ve zihinlerinin Kur’an’ın nuruyla aydınlanması, ülkesini, milletini seven bilinçli, ahlaklı ve erdemli gençler olarak yetişmeleri için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamalıyız. Zira anne ve babaların çocukları için bırakacakları en büyük miras bu olacaktır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz buyurmaktadır ki: “İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amelleri(nin sevabı da) kesilir. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Müslim, Vasiyyet, 14.)

Şunu katiyyetle ifade edelim ki, yaz Kur’an kurslarına gitme yaşında çocuğu olan kardeşlerimizin, birkaç yıllık tatillerinden ailece fedakârlık etmeleri gerekecektir. Çünkü tatil yapma imkânı daha sonra da bulunur ama Kur’an öğrenmek için zamanı ve yaşı geri getirmek imkânsızdır. Bu konuyu dikkate almadan çocuklarının büyüdüğünü fark eden birçok insanımızın yaşadığı pişmanlığa çoğumuz şahit olmuşuzdur. Gayret edelim de bu tür hadiselerden ders çıkarmasını bilenlerden olalım.

Ayrıca şunu da ifade etmeliyiz ki, velilerimiz çocuklarını camiye ya da Kur’an kursuna göndermekle birlikte takibini de çok iyi yapmalıdır. Çocuğuna Kur’an eğitimi veren hocası başta olmak üzere yetkililerle irtibatını iyi tutmalı, iki aylık süre içerisinde mümkün olduğunca yüksek oranda verim alabilmek için destek vermelidir. Velisi tarafından takip olunan ve destek verilen çocukların daha başarılı olduğu tespit edilmiştir.

Yaz kurslarında ülkemiz genelinde iki milyonu aşkın çocuğumuz Kur’an eğitimine devam etmektedir. Öncelikle şunu hatırlatmalıyız ki, il ve ilçe müftülerimizin işi sıkı tutup organizasyon zafiyeti yaşamamaları gerekmektedir. Bunun için de bu iki ayda faaliyetlerinin birinci sırasına yaz Kur’an kurslarını koymalıdırlar. Konunun önemi insanımıza anlatılmalı, çocuklarının kerhen değil, severek gelmeleri sağlanmalıdır.

Çocukların severek Kur’an kurslarına gelmelerinin sağlanması din görevlilerimizin velilerle dayanışmasını gerekli kılmaktadır. Her iki taraf da sevgi ve merhameti ön planda tutarak konuya yaklaşmalıdır. Eğitimde cezalandırma ve mükâfatlandırma metodu mevcuttur, ancak yapılan araştırmalarda mükâfatlandırma metodu takip edilerek yapılan eğitimde başarıya ulaşma şansı diğerine nazaran oldukça yüksektir. Bunun için mükâfatlandırma metodunu uygulama sürecinde din görevlisi ve veli işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır.

Camilerde ve Kur’an kurslarında ders veren görevlilerimizin Kur’anî ve peygamberî metottan asla taviz vermemeleri gerekmektedir. Kur’anî metodun özünde “hikmetle yaklaşım” ve “güzel öğüt” vardır. Hikmetle yaklaşabilmek için belli bir bilgi birikimine sahip olmak gerekir. Muhatabı ikna edici, etkileyici bir bilgi, eğitimde başarıya ulaştıran unsurlardan biridir. Bu bilgiyi de arifane bir tavırla aktarmak gerekir. Hz. Peygamber’in insanları Rabb’inin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet etmekle emrolunması (Nahl, 125.), onun şahsında tüm Müslümanların bu metodu kullanmalarını da gerektirmektedir. Lokman (a.s.) da Kur’an’da örnek verilen eğitimcilerden birisidir. Allah Teala ona da hikmet verdiğinden bahsetmektedir. (Lokman, 12.) Hikmet sahibi Lokman’ın özellikle çocuk eğitiminde nasıl davranacağına dair hususlara da Lokman suresinin ikinci sayfasında dikkat çekilmektedir. Çocuğa hitap ederken dahi oğulcuğum, yavrucuğum, tatlım anlamlarına gelen “büneyye” (Lokman, 13.) gibi sevgi dolu bir kelimeyi tercih etmesi de buna işaret etmektedir.

Öyleyse din görevlilerimizin dikkat edeceği en önemli hususlardan birisi, eğitim-öğretim sürecinde hikmet ve güzel öğüt kavramlarına göre kendisini geliştirmesi gerekliliğidir. Bunun için düzenli bir okuma planı yapmalıdır. “Nafile ibadetlerin az da olsa sürekli olanı makbuldür.” (Buhari, İman, 32; Müslim, Müsafirî, 215-218.) mantığından hareketle, okuma ameliyesinin de bir nafile ibadet olduğu anlayışını canlı tutarak bilgi birikimini sağlamaya çalışmalıdır. Önder ve örnek insanlar için bu zaruridir. Toplumumuzun en fazla okuması gereken kesim, Diyanet camiası olmalıdır. Zira din görevlisi gerek öğrencilerinin ve gerekse cemaatinin kendisine yönelttiği sorulara doyurucu, ikna edici cevaplar vermelidir. Böyle olursa, hem öğrencisinin ve hem de cemaatinin güvenini kazanır. Aksi takdirde etkinliğini kaybeder. Sözüne itibar edilmeyen bir konuma düşer.

Kur’an, sünnet, akait ve siyer gibi temel alanların yanında davranış bilimleri, iletişim ve halkla ilişkiler gibi alanlarda da okumalar yapması gerekir. Bunun yanında pedagoji ve psikoloji ile ilgili birkaç kitap mutlaka okumalıdır. Hz. Peygamber’in “Öğretiniz, kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz/sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz.” (Ahmed b. Hanbel, I, 239.) metoduna uygun eğitim yapabilmek için söz konusu alanlarda okumalar yapmak kaçınılmazdır. “Sevdirmek, nefret ettirmemek” görevimizin odak noktasını teşkil etmektedir. Toplumda bazen öyle insanlarla karşılaşıyoruz ki, çocukluğunda gittiği yaz Kur’an kursunda kendisinden Kur’an ve din bilgisi dersi aldığı bir hoca efendiden öylesine etkilenmiş ki, bir ömür boyu onu ilim ve merhamet timsali olarak hep anagelmiştir. Bu hoca efendi onun gözünde her zaman en büyük alim olma özelliğini sürdürmüş ve onun sayesinde kendisini pek çok kötülükten korumuştur. Ancak bunun tam tersi örnekler de vardır. Camiden, namazdan, dinî hayattan uzak olmasını çocukluğunda gittiği yaz Kur’an kursundaki hocadan gördüğü hakarete ve yediği dayağa bağlayan insanlarla mutlaka karşılaşmışızdır. Velev ki bir kişi dahi olsa, bizim yüzümüzden değerlerimizden nefret etme durumuna gelmesi, bizi altından kalkamayacağımız büyük bir vebalin altına sokar. Bu sebeple Hz. Peygamber’in verdiği bu ölçü mesleğimiz açısından hayati önem taşımaktadır: Müjdeleyiniz/sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz.

Din görevlilerimizin dikkat edeceği bir diğer husus “temsil ve takdim” konusudur. Din hizmeti ve eğitiminde bulunan görevlimiz, hangi hizmet kariyeriyle görevini yapıyorsa yapsın, bunu çok iyi temsil etmesi gerekmektedir. En iyi müezzin, en iyi imam, en iyi Kur’an kursu öğreticisi, en iyi vaiz, en iyi müftü vs. olma azmi içerisinde bulunmalıdır. Öğrencileri ve cemaati onlardan bunu beklemektedir. Eğer temsili güçlü olursa, takdimi de etkili olur. Aksi takdirde sözünün bir ağırlığı olmaz, hafife alınır. Bu da başarısız olmasına sebep olur. “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük gazabı gerektiren bir iştir.” (Saf, 2.) ifadesinde Allah Teala bu hususa vurucu bir şekilde dikkat çekmektedir. Nitekim halk arasında “hocanın sarığı beyaz” denilmektedir. Bu yüzden hocalarımız oturmasına, kalkmasına, giyimine kuşamına, konuşmasına, duruşuna, davranışına özetle hal ve hareketlerine özen göstermelidir. Bilhassa Kur’an eğitimi için gelen çocuklar karşısındaki davranışlarımıza çok daha fazla dikkat etmeliyiz. Onların gözünde anne ve babalarından sonra toplumun en akıllı, en saygın insanları öğretmenlerdir. Din görevlilerimiz de yaz kurslarında çocuklarımızın öğretmenleridirler.

Din görevlilerimizin sorumluluk alanlarına giren görevleri kendilerine verilmiş bir emanettir. Emanete ihanet etmemek yükümlülüğümüzü unutmamalıyız. Kurslarda kendilerine Kur’an eğitimi vermeleri için teslim edilen çocuklar da emanettir. Dolayısıyla hangi tarafından bakarsak bakalım, din görevlilerimizin sorumluluğu oldukça büyüktür. “Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Yönetici bir çobandır. Erkek, aile halkının çobanıdır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz.” (Buhari, Nikah, 91.) hadis-i şerifi işin ehemmiyetini yeterince ortaya koymaktadır.

Din görevlilerimiz ve velilerimiz çocuklar için model şahsiyetler olmalıdır. Zira eğitim safhasında model şahsiyetin, çocuk psikolojisi üzerinde büyük tesiri vardır. Çünkü çocuk genellikle ana babasını ve öğretmenini taklit eder. Hatta “Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar. Sonra ana babası çocuğu Yahudi, Mecusi veya Hristiyan yapar.” (Buhari, Cenaiz, 80; Müslim, Kader, 22.) hadisinden, onların bu hususta en etkili faktör oldukları anlaşılmaktadır. Bu yüzden Allah’ın Rasulü, çocuklara muamele esnasında ana babanın, doğruluk ahlakı konusunda güzel örnek olmalarını teşvik etmiştir.

Çocuklar, büyüklerin tavır ve davranışlarını yakından izlemek suretiyle onları taklit ederler. Özellikle ana babalarının ve öğretmenlerinin İslami erdemlere uygun yaşadıklarını gören çocuklar, aynı ahlaki yapı ve olgunluk içinde büyüyüp gelişirler.

Abdullah b. Abbas, önünde gece namazı kılan Hz. Peygamber’i gördüğünde hemen onu taklit etmeye başlamıştır. Kendisi anlatıyor: “Bir gece teyzem Meymune’nin yanında kalmıştım. Gece bir ara Rasulüllah (s.a.s.) kalkarak asılı bulunan su tulumundan çabucak bir abdest aldı ve sonra namaza durdu. Ben de derhal kalkarak onun gibi abdest aldım. Sonra yanına gelerek soluna durdum. Hemen beni sağ tarafına aldı. Sonra Allah’ın dilediği kadar namaz kıldı.” (Buhari, Teheccüd, 10.)

Burada açıkça belirtildiği gibi, çocuk gördüğü şekilde abdest almış ve sonra model aldığı şahısla birlikte namaza durmuştur; işte güzel örnek çocukta bu kadar etkili olmaktadır. Ebeveynin ve din görevlisinin güzel örnek olmaları durumunda çocuk, onların söz ve hareketlerini kontrol ve denetime tabi tutacak, neden ve nasıl sorusuna cevap isteyecektir. Bu aşamada çocuğa verilecek cevap hayırlı ve tatmin edici olursa sonuç da hayırlı olacak ve onun üzerinde olumlu iz bırakacaktır.

Prof. Dr. Ali Erbaş - Diyanet İşleri Başk. Eğitim Hizmetleri Genel Müdür



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97