Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 136. Sayı >> RÖPORTAJ >> DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Araştırma, Geliştirme ve Dokümantasyon Merkezi

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Araştırma, Geliştirme ve Dokümantasyon Merkezi

Diyanet İşleri Başkanlığının en yüksek karar ve danışma organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu�na bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Araştırma, Geliştirme ve Dokümantasyon (ARGED) Merkezi�ni sizlere tanıtmak istiyoruz. Bu amaçla, ARGED Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı ve Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Sayın Dr. İbrahim Paçacı ile yaptığımız röportajı ilgi ile okuyacağınızı ümit ediyoruz.

-Sayın Hocam!

ARGED Merkezi�nin faaliyetlerine geçmeden önce, ARGED Merkezi�nin kuruluşu ve yönetim şekli hakkında okurlarımıza kısaca bilgi verebilir misiniz?

- ARGED Merkezi 1996 yılında Başkanlık onayı ile kurulmuş; 15/07/1997 tarih ve 23050 sayılı Resmi Gazete�de yayınlanan Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Yönetmelik�le Din İşleri Yüksek Kurulu�nun bir ünitesi olarak hukuki bir yapıya kavuşmuştur.

Yönetmeliğin ilgili maddeleri gereği ARGED Merkezi, üç Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi ve bir Kurul Uzmanı�ndan oluşan ARGED Yönetim Kurulu tarafından yönetilmektedir. Halen görevde olan ARGED Merkezi Yönetim Kurulu, 24 Nisan 2001 tarihinde görevine başlayan Din İşleri Yüksek Kurulunun 3 Mayıs 2001 tarihli toplantısında yapılan seçimde belirlenmiştir. Yönetim Kurulumuz, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyeleri Abdullah AYAN, Dr. İbrahim PAÇACI ve Prof. Dr. İ. Hakkı ÜNAL ile Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Ulvi ATA�dan oluşmaktadır. Merkezin iş ve işlemleri ARGED Merkezinde görevlendirilen Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Ulvi ATA ile 1 şef, 1 bilgisayar işletmeni, 1 memur ve 1 veri hazırlama ve kontrol işletmeni tarafından yürütülmektedir.

-Sayın Hocam!

ARGED Merkezi�nin yürütmekte olduğu hizmetler nelerdir, bunlar hakkında bilgi verebilir misiniz?

-ARGED Merkezi�nin mevcut imkanları en iyi bir şekilde kullanarak yürütmekte olduğu hizmetlerden başlıcalarını, maddeler halinde sıralamamız anlatım kolaylığı sağlaması açısından daha iyi olur. Bunları;

-Kuruluşundan günümüze kadar Din İşleri Yüksek Kurulu Kararlarının bilgisayar ortamında yeniden yazılması,

- Başkanlığımıza e-posta yoluyla yapılan müracaatlarla ilgili yürütülen hizmetler,

- Araştırma ve dokümantasyon oluşturma çalışmaları,

- Başkanlığımız hizmet alanlarıyla ilgili hazırlanan projeler,

- Başkanlığımız web sitesi ile ilgili hizmetler,

- Diğer hizmetler, şeklinde sıralayabiliriz.

-Din İşleri Yüksek Kurulu Kararları�nın tasnifi ve yazılımı işlemlerinin ne kadarı yapıldı ve bu çalışmayla ne gibi faydalar temin etmeyi düşünüyorsunuz?

-Din İşleri Yüksek Kurulu Kararlarının bilgisayar ortamına aktarılması için bir program yaptırılarak, kolay erişim ve araştırma imkanının sağlanması amacıyla günümüzden başlayarak geriye doğru Kurul Kararları bilgisayar ortamında yazılmaya başlanmıştır. Bu çerçeveden olarak 1957 yılına kadar ki Kurul Kararlarının bilgisayar ortamında yazım işlemi gerçekleştirilmiştir. 1957 yılından geriye doğru takip eden yıllara ait Kurul Kararları�nın yazım işlemi ise devam etmektedir.

Söz konusu Kararlar konularına göre tasnif edildikten sonra bilgisayar ağı ile Kurul personelinin istifadesine sunulabilecektir. Tüm yıllara ait kararların yazım işlemi tamamlandığında, Kurulun geçmişte yaptığı çalışmaların bilinmesi, onlardan istifade edilmesi, benzer meselelerde alınan kararların mukayese edilebilmesi, Kurul personelinin önceki kararlara kolaylıkla ulaşabilmesi gibi pek çok yararlar sağlanacaktır.

Kurulumuz personelinin bilgisayar ağı ile müştereken kullanılabileceği bir bilgisayar programına ihtiyaç olduğu Merkezimiz tarafından önceden öngörülmüş, konuyla ilgili program taslakları hazırlanmış, Bilgi İşlem Müdürlüğü ile sürekli koordine halinde bulunularak bilgisayar programına son şekli verilmiştir. Hazırlanan program vasıtasıyla:

- Bilgisayarlara yüklenen Kurul Kararlarına,

- Dinîs sorulara verilen cevaplara,

- E-postayla verilen cevaplara,

- Kurul Kütüphanesindeki kitap listesine,

-Arşivlenen ve bilgisayara kaydedilen diğer bilgi ve belgelere kolaylıkla ulaşılabilecektir.

Kurul personelinin kimlik bilgileri, özlük işlemleri, eğitim durumları ve uzmanlık alanları ile ilgili de bir program hazırlanmıştır. Bu çalışmalar Kurulumuzun daha verimli çalışmasına, iş ve işlemlerini süratli bir şekilde yerine getirmesine yardımcı olacaktır.

-Başkanlığımıza e-posta yoluyla yapılan müracaatlar nelerdir ve bu müracaatlar nasıl cevaplandırılmaktadır?

-E-postayla haberleşme, gelişen teknolojinin bizlere kazandırdığı önemli bir haberleşme aracı olarak, günlük hayatımıza girmiş bulunmaktadır. 1997 yılından bu yana vatandaşlarımız bu yolla Başkanlığımıza taleplerini iletebilmektedirler. E-posta yoluyla müracaat etmek isteyenleri, ulaşmak istedikleri adreslere kolayca mesajlarını iletebilmelerine yardımcı olmak üzere bir takım yeni düzenlemeler Merkezimizce yapılmıştır. Vatandaşlarımız www.diyanet.gov.tr adresinde faaliyet gösteren Başkanlığımız web sitesine girdiklerinde diledikleri merkez birimlerimizin e-posta adresine ulaşabilmekte ve mesajlarını gönderebilmektedir.

Başkanlığımız dinî sorular@diyanet.gov.tr ve arged@diyanet.gov.tr adreslerine gelen e-postalar, ARGED Merkezimizce düzenli olarak alınmakta ve tasnif edilmektedir. Söz konusu adreslere yapılan müracaatlardan Din İşleri Yüksek Kurulu�nu ilgilendiren konular Kurulumuza takdim edilmektedir. Dinî soru niteliğindeki müracaatlar ise Kurulumuz Dinî Sorulara Cevap Komisyonu ile işbirliği yapılarak en kısa sürede cevaplandırılmaya çalışılmaktadır. Bu cümleden olarak, 2001 yılında 1922 adet e-posta ARGED Merkezimizde işlem görmüştür.

Başkanlığımıza e-posta yoluyla yapılan müracaatlar her geçen gün artmaktadır. Yıllara göre kıyaslandığında, bu yolla yapılan müracaatlarda gözle görülür bir artış görülmektedir. Müracaatların büyük bir çoğunluğunu dinî muhtevalı sorular oluşturmaktadır. Bu türden müracaatlar ülkemizden olabildiği gibi, dünyanın dört bir yanında yaşayan vatandaşlarımızdan da gelebilmektedir. Vatandaşlarımız hemen her konuda bize dinî meselelerde karşılaştıkları sorunları, çözümünü aradıkları soruları bazen de dilek ve temennilerini iletebilmektedirler.

Kimi zaman öğrenciler okullarında verilen ödevler hakkında bilgi isteyebildikleri gibi, yurt içinde ve yurt dışında araştırma yapanlar da bizden bu yolla yardım isteyebilmektedirler.

Söz buraya gelmişken bize ulaşan mesajlardan birini örnek teşkil etmesi açısından sizlerle paylaşmak isterim. Geçtiğimiz Ramazan ayında ABD�de yaşayan bir vatandaşımız mesajında: "14 yaşında olduğunu, oruç tuttuğunu, ertesi gün doktora gideceğini ve muhtemelen kendisinden tahlil amacıyla kan alabileceklerini bize ileterek, kan vermenin orucu bozup bozmayacağını ve ertesi gün için oruca niyet etmesinin doğru olup olmayacağını� sormakta, bizden de süreyle kayıtlı cevap beklemekte idi. Biz de sorusunun cevabını ivedilikle göndermek suretiyle onu gurbette problemiyle baş başa bırakmayıp, ibadet gibi tamamen huzur ve gönül rahatlığıyla yapılması gereken bir konuda rahatlatmış olduk. Bunun gibi zamanla sınırlı pek çok müracaat Merkezimize ulaşmaktadır. Biz de mümkün olan en kısa sürede halkımızın problemini çözüme kavuşturmaya çalışmaktayız. Pek çok vatandaşımızdan da sorularını cevaplamamız dolayısıyla tebrik ve teşekkür mesajları alıyoruz. Böyle ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür.

- Elektronik posta yoluyla yapılan müracaatlarla ilgili herhangi bir düzenleme çalışmaları var mıdır?

-Malumunuz olduğu üzere, e-postayla müracaatların hukuki boyutu henüz netlik kazanmamıştır. Ancak, bu konuda fiili bir durum yaşanmaktadır. Bu nedenle konuya kayıtsız kalmak mümkün değildir. Bu yolla yapılan yazışmalarda temel amaç, haberleşmenin mümkün olan en kısa sürede yapılabilmesine imkan tanınmasıdır. İletişim, teknoloji ve sürat çağı diyebileceğimiz günümüzde ve önümüzdeki yıllarda elektronik posta yoluyla iletişimin önemli bir yer tutacağı muhakkaktır. Bu nedenle elektronik posta yoluyla yapılan müracaatlar konusunda hukukî gerekli düzenlemeler yapılıncaya kadar, fiili durumu karşılamak ve konuyla ilgili tereddütleri ortadan kaldırmak üzere bir düzenleme Merkezimizce yapılmış ve uygulamaya konulmuştur.

E-avrupa projesine uyum amacıyla da hem kamuda hem de özel sektörde konuyla ilgili çok yoğun bir çalışma devam etmektedir. Söz konusu projeyle önümüzdeki dönemde hemen hemen bütün yazışmaların elektronik ortamda yapılması öngörülmektedir. Bu konuda Başkanlığımız merkez, taşra ve yurtdışı teşkilatları olarak kısa ve orta vadede teknik altyapı ve hukuki düzenlemeler açısından neler yapılması gerekeceği hususundaki görüşlerimizi ilgili birimlere gönderdik. Bu amaçla konuyla ilgili gelişmeleri yakından takip etmek ve vakit kaybetmeden, ileriye dönük yeterli personel ve teknik alt yapı oluşturulması için çalışmalar yapmak gerekmektedir. Bunların da hazırlığı merkezimizce yapılmaktadır.

-Araştırma ve dokümantasyon oluşturma çalışmalarınızdan kısaca bahseder misiniz?

-Bu çalışmalarımızı şu başlıklar altında sıralayabiliriz:

a) İnternet araştırmaları:

İnternette çok sayıda dinî site bulunmaktadır. Vatandaşlarımız ve bazı özel kuruluşların hazırlamış oldukları web sitelerinin yanında, İslâm ülkeleri ve Müslüman topluluklar tarafından da dinî içerikli web siteleri hazırlanmakta ve buralarda dinî sorulara verilen cevaplar yayınlanmaktadır. İmkanlar ölçüsünde söz konusu siteler ziyaret edilmeye ve buralarda yayınlanan dinî sorulara verilen cevaplar derlenmeye ve arşivlenmeye çalışılmaktadır.

İnternette yapılan araştırmalarda Kurulumuzu ilgilendiren konulara ait bilgi ve belgeler alınmakta, ilgisine göre komisyonlara, üye ve uzmanlara ulaştırılmaktadır.

b) Kurulumuza sorulan dinî soru ve cevaplarının tasnifi, düzenlenmesi ve arşivlenmesi:

Kurulumuza yöneltilen dinî soruların cevaplandırılmasında bir standarda ulaşılabilmesi, aynı veya benzer sorularda verilen cevaplarda tutarlılığın sağlanabilmesi, soruların süratli bir şekilde cevaplandırılabilmesi gibi amaçlarla soru ve cevapların tasnifi, düzenlenmesi ve arşivlenmesi planlanmıştır. Bu cümleden olarak bilgisayar ortamında çalışacak bir program hazırlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Söz konusu hizmetin verimli bir şekilde uygulanması halinde zaman ve personel israfının da önüne geçilebilecektir.

Bunun yanında, web sitemizi ziyaret edenlerin problemlerini kısa yoldan cevaplandırabilmek amacıyla, Dinî Sorulara Cevap Komisyonu ile işbirliği yapılarak sıkça sorulan sorular tespit edilmiş ve bunların cevapları hazırlatılarak, web sitesine yükletilmesi için gerekli çalışmalar başlatılmıştır. Hazırlanan cevaplardan incelenmesi tamamlananlar siteye yüklenmiş, diğerlerinin incelenmesi ise devam etmektedir.

-Başkanlığımızın ilgi alanına giren ve zaman zaman ülkemiz gündemini meşgul eden konularda araştırma yapılıyor mu veya yaptırılıyor mu?

-Din İşleri Yüksek Kurulumuzun çalışmalarına kaynak teşkil etmesi amacıyla, Dinî Sorulara Cevap Komisyonu ile işbirliği yapılarak, ülke gündemini meşgul eden dinî konular tespit edilmiş ve bunlardan bir kısmı Kurul uzmanlarından oluşturulan komisyonlara süre belirlenerek tevdi edilmiştir. Bu çerçeveden olmak üzere, 13 konu 9 ayrı komisyona verilmiştir. Bu komisyonlar, imkanlar ölçüsünde kendilerine verilen konularla ilgili günümüze kadar, ülkemizde ve dünyada yapılan çalışmaları araştıracak ve bir arşiv oluşturacak, yapılan bu çalışmalar bir rapor ekinde Kurula sunulacaktır. Oluşturulan araştırma dosyaları, ARGED Merkezi�nde arşivlenerek araştırmacıların hizmetine sunulacaktır.

-Değindiğiniz konular dışında Başkanlığımız hizmet alanlarıyla ilgili hazırladığınız başka projeleriniz var mıdır?

-Tabi, ARGED Merkezimiz, mevzuatla kendisine verilen görevlerin yanında, Başkanlığımız hizmet alanlarıyla ilgili projeler de hazırlamaktadır. Son dönem içerisinde hazırlanan iki projeyi burada örnek verebilirim:

a) Yabancı turistlerin camileri ziyaretleri esnasında yaşanan bazı hadiseler basın ve yayın organlarında zaman zaman yer almaktadır. Mevcut uygulamada, turistlerin camileri ziyaretleri, genellikle Başkanlığımızın kontrolü dışında cereyan etmekte, konu çoğu zaman turist rehberlerinin inisiyatifinde yürütülmektedir. Bu uygulamanın hem dinî ve hem de ülkemizin iyi tanıtılması bakımından sakıncaları olduğu aşikardır.

Günümüzde inanç turizmi ve dinlerarası diyalog başlıklarıyla din ve turizm mefhumları birlikte anılmakta, bazı ülkeler bu anlamda hem dinlerini hem de ülkelerini dünyaya tanıtma imkanı bulmaktadır. Yüce İslâm dininin ve ibadet mekanlarının camileri ziyaret eden turistlere aslına uygun bir şekilde tanıtılması ve onların bu anlamda doğru bilgilendirilmelerini temin maksadıyla standart bir uygulamanın başlatılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Tarihi ve turistik camileri ziyaret eden turistlere nasıl hizmet verileceği konusunda zaman zaman yaşanan sıkıntılar dikkate alınarak, hizmette birliğin sağlanması ve konuyla ilgili yeterli ve verimli bir hizmet sunulması amacıyla ARGED Merkezimizce tarihi ve turistik camileri ziyaret eden turistlere verilecek hizmetlerle ilgili bir proje hazırlanmıştır. Söz konusu projenin uygulamaya konulması Kurulumuzca uygun görülmüş ve 25. 06. 2001 tarih ve 783 sayılı yazıyla Din Hizmetleri Dairesi Başkanlığı�na gönderilmiştir.

b) Malumunuz fert ve toplum açısından ailenin önemi izahtan varestedir. Ancak, üzülerek belirtelim ki, son zamanlarda aile kurumu çeşitli nedenlerle yıpratılmakta; eşler arasında boşanmalar ve dağılan ailelerin sayısı hızla artmaktadır. Buna karşılık, dinen ve hukuken yasak olan gayri meşru ilişkilerin arttığı basına yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır. Görevi toplumu din konusunda aydınlatmak olan Başkanlığımızın insanımız için hayati bir önemi olan bu konuya duyarsız kalması düşünülemez. Halen yürütmekte olduğu hizmetlerin yanı sıra, konuyla ilgili sorunların doğru tespiti ve bu meselelerin ivedilikle nasıl çözümlenebileceği konusunda ARGED Merkezimizce bir proje hazırlanmıştır. Söz konusu projenin uygulamaya konulması halinde faydalı olacağı Kurulumuzca kabul edilmiştir. Projenin Başkanlığımızın ilgili birimlerinin işbirliği ile gerçekleştirilmesi halinde, başarıyla yürütülebileceği ve hedeflenen amaca ulaşılabileceği düşünülmektedir. Bu konuda, ilgili birimlerle görüşmeler devam etmektedir. Bu görüşmeler sonucunda ilgili birimlerin katkılarıyla projeye son şeklinin verileceği ve 15 Mayıs Aile Gününden önce uygulamaya konulacağını ümit ediyoruz.

-Başkanlığımızın web sitesi ile ilgili ARGED Merkezi tarafından yürütülen hizmetlerden de bahsedebilir misiniz?

-Web sitesiyle verilen hizmeti oldukça önemsiyoruz. Başkanlığımız web sitesine yoğun bir ilgi var. Web sitesi vasıtasıyla, "Toplumu din konusunda aydınlatma hizmeti" zaman ve mekan sınırlaması olmaksızın yerine getirilmektedir. Vatandaşlarımız günün her hangi bir saatinde sitemize girerek aradıkları bir bilgiye ulaşabilmektedir. Bu yönüyle web sitesiyle verilen hizmet tesir alanı itibariyle büyük önem arz etmektedir.

Hemen belirtmek gerekir ki, internette pek çok sayıda dini muhtevalı site bulunmaktadır. Konuyla ilgili yasal boşluk olduğu ve bu faaliyetlerin sanal ortamda gerçekleşmesi nedeniyle, bu sitelerin denetimi de mümkün olamamaktadır. Ancak, vatandaşlarımız doğru bilgiyi Başkanlığımız web sitesinde rahatlıkla bulabilmektedir. Bu durumu bize ulaşan mesajlarda da açıkça görmekteyiz.

Web sitesiyle ilgili yapılan hizmetlerden bir kısmını şöyle özetlemek mümkün:

a) Bu güne kadar web sitesiyle ilgili görev, yetki ve sorumluluklar belirlenmediği için, 31.10.2001 tarih ve 181 sayılı Başkanlık onayı istihsal edilmiş ve Başkanlığımız merkez birimlerinin web sitesi ile ilgili sorumluluk alanları belirlenmiştir.

b) Başkanlığımızca yürütülen hizmetlerin etkinliğinin tespit edilebilmesi ve toplumun Başkanlığımızdan beklentilerinin belirlenerek, bu doğrultuda politikalar üretilebilmesi amacıyla web sitemizde anketler düzenlenmesi planlanmıştır.

Bu çerçeveden olmak üzere, ilk olarak 13 Eylül 2001- 06 Mart 2002 tarihleri arasında Başkanlığımız web sitesinde düzenlenen anketle, siteyi ziyaret edenlerin site hakkındaki görüşleri tespit edilmeye çalışılmış ve anket sonuçları değerlendirilerek web sitemizin güncelleştirilmesi ve muhtevasının zenginleştirilmesi cihetine gidilmiştir. Bu cümleden olarak:

- 2001 Ramazan ayına yeni bir sayfa dizaynı ile girilmiştir.

- Kadir Gecesi, Sadaka-i Fıtır ve Ramazan Bayramı ile ilgili özel sayfalar oluşturulmuştur.

- "Bunları Biliyor musunuz?" ve "Sıkça Sorulanlar" sayfaları oluşturularak bu sayfalara, vatandaşlarımız tarafından en çok sorulan soruların cevapları yüklenmiştir. Konu ile ilgili çalışmalara devam edilmektedir.

- Sitemizdeki mevcut bilgilere ilave olarak, Doç. Dr. Halil Altuntaş�a ait "İslam�da Din Hürriyetinin Temelleri" adlı kitap ve "Özet Olarak İslam" başlığı altında Kurulumuzca hazırlanan ve Mütercim Nezaket Eltürk tarafından Almanca�ya çevrilen kitapçık web sitesine yüklenmiştir.

- Başkanlığımızca hazırlanan Kur�an-ı Kerim�in Türkçe meali ve okunuşunun, web sitesine yükleme çalışmaları son aşamaya gelmiştir.

- Seçme hadislerin web sitemizde bulunması yönünde ankette yer alan talepler değerlendirilmiş ve belirli konularda sahih hadislerin tespit edilerek sitemize konulması uygun görülmüştür. Bu amaçla, Yönetim Kurulumuzca siteye yüklenmesi düşünülen hadis konuları tespit edilmiştir. Tespit edilen konularla ilgili sahih hadislerden oluşturulacak seçme hadislerin belirlenmesi için çalışmalara başlanmıştır.

Anket sonuçlarına göre ve vatandaşlarımızdan gelen talepler doğrultusunda, web sitesinin muhtevasının geliştirilmesi ve güncelleştirilmesi çalışmalarına devam edilecektir.

Ayrıca, Başkanlığımız merkez birimlerinin de istedikleri konularda internet aracılığıyla anketler düzenlenebilecek, düzenlenen anketler halkımıza sunulacaktır. Elde edilen anket sonuçları ilgili birimin hizmetlerinde kullanılabilecektir. Halen sitemizde, APK Dairesi Başkanlığı ve ARGED Merkezimizce hazırlanan, Kurban Bayramı ve Kurban ibadeti hakkındaki anket web sitemizde yayınlanmaktadır.

Web sitemizin daha çok sayıda insana ulaşabilmesini temin amacıyla, başta İngilizce olmak üzere diğer dillere çevrilmesi düşünülmektedir.

- Başkaca bilgi vermek istediğiniz her hangi bir husus var mıdır?

-Özetlemeye çalıştığım hizmetlerin yanı sıra Kurul Başkanı, Başkanvekili ve Üyeleri tarafından Merkezimize tevdi edilen hizmetler yerine getirilmeye, özellikle Kurul Uzmanlarının önceki yıllara ait Kurul Kararları ve Fetvalarıyla ilgili soru ve talepleri, Merkezimizce karşılanmaya çalışılmaktadır.

Günümüzde AR-GE çalışmaları büyük önem arz etmektedir. Din, yükselen değerler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Doğru bilgiye ucuz ve süratli ulaşmak; dünü, bugünü iyi yorumlamak ve yarınlarda hizmet alanımızla ilgili olabilecekleri önceden ön görebilecek bir çalışma verimliliğine ulaşmak gerekmektedir. Ancak, AR-GE çalışmaları kalifiye personelle ve hizmetin gerektirdiği teknik donanımla yürütülebilecek hizmetlerdir. Yeterli kadro tahsis edilmesi halinde bu derecede önemi haiz olan AR-GE çalışmaları arzulanan seviyeye ve verimliliğe kavuşacaktır.

-Sayın Hocam!

Verdiğiniz bu güzel ve sevindirici bilgiler için size çok teşekkür eder, görevinizde kolaylıklar ve başarılar dileriz.

-Bize bu vesileyle hizmetlerimizi tanıtma fırsatı verdiğiniz için, ben de şahsım ve yönetim kurulu üyesi arkadaşlarım adına teşekkür ederim.



Mayıs başlarında bir Pazar günüydü. Hava kapalıydı. Bulutlar siyaha yakın bir renk almışlar ve sanki yükseklerde dolaşmaktan yorulmuş çevre tepelere, hatta büyük binalara dayanmışlardı. Uzaklardan duyulan gök gürültüleri git gide yaklaşmış, şimşek ışıklarıyla birlikte seslerini artırmışlardı. Saatlerdir önündeki kalın kitabı karıştıran, bazı bölümlerini dikkatle okuyup notlar alan hoca, nihayet arkasına dayanmış ve çalışma odasının geniş camlarına vuran ilk yağmur damlalarıyla birlikte yaşaran gözlerini silmiş ve uzaklara dalgın bakakalmıştı. Bu sırada farkında olmadan; �Acaba ben de az okunan bir kitabın bir sayfası olabilir miyim�, diye fısıldamıştı.

Az okunan kitap hangisiydi? Hocayı böyle duygulandıran ne idi? Gerçekten o kadar heyecan verici bir hikaye miydi? Biz merak edip Hoca'ya sorduk, o da nazlanmadı anlattı.

Okuduğu kitap Ebululâ Mardin'in Huzur Dersleri (İstanbul, 1966, C. II-III, s. 132/133, 765- 766) adlı, bin sayfanın üzerindeki geniş kapsamlı, meşhur eseriydi. Yıllardan beri kütüphanesinde bulunan bu kitabın değişik bölümlerine daha önce de bakmış, bazı kısımlarını da okumuş olan Hoca, bu tatil gününde onu tekrar eline almıştı. Bu defa hala önemli bir bölümünün sayfaları açılmamış olan kitabı şöyle bir gözden geçirmek, bunun için de açılmamış sayfalarını açmak istedi. Belki bazı kısımlarını okuyabilirdi. Öyle de oldu.

Tecrid-i Sarih'i tercüme ve şerh eden kişi olarak tanınan Kâmil Miras�ın, hazır bulunduğu 1916 Ramazan'ında Dolmabahçe Sarayı'nda Batumlu Abdüllatif Efendi�nin verdiği Huzur Dersi'yle ilgili, hatıralarını okumuştu. Hoca bu derste Yusuf Suresi'nin 80. ayetini konu edinmişti. Cenab-ı Hak bu ayette;

�Ondan ümitlerini kesince, (meseleyi) gizli görüşmek üzere ayrılıp (bir kenara) çekildiler. Büyükleri dedi ki: Babanızın sizden Allah adına söz aldığını, daha önce de Yusuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Ben, babam bana izin verinceye veya benim için Allah hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.� buyuruyordu. Hoca biraz zihnini yokladı. Yusuf Suresi Yüce Kitabımızın on ikinci suresi idi ve 111 ayetten oluşuyordu. Cenab-ı Hak bu surede Yusuf Aleyhi�s-selam�ın kıssasını anlatıyor ve sonra Hz. Peygamber'in mesajını muhataplarının, bundan hisselerine düşeni almalarını istiyordu.

Allah'ın peygamberlerinden bir peygamber olan Yakub Aleyhi�s-selâm�ın on iki oğlu vardı. Bunlardan ilk onu bir anneden, diğer iki küçük oğlu, Yusuf ve Bünyamin ise bir başka annedendi. Surede Hz. Yakub ve çocukları arasında geçen ibret verici olaylar anlatılıyordu.

On kardeş, farklı anneden doğmuş olan iki küçük kardeşlerinin babaları tarafından daha çok sevildiklerini düşünüyor ve onları kıskanıyorlardı. Nihayet babalarına, her şart altında koruyacaklarına söz vererek, kardeşleri Yusuf�u kıra götürür ve kuyuya atarlar. Babalarına ise Yusuf�u kurtların parçaladığını söyler, sözlerinin kanıtı olarak da, onun kana batırılmış gömleğini getirirler. Babaları bu duruma çok fazla üzülmüştür. Öte yandan Yusuf, bir kervancı gurubu tarafından kuyudan çıkarılmış, Mısır'a götürülerek köle olarak satılmıştır. Burada büyüyen Yusuf, diğer özellikleri yanında, yakışıklılığıyla dikkat çekmektedir. Fakat ev sahibesinin de onu bu yönüyle görmek istemesi neticesinde, suçsuz olarak hapse düşer. Uzunca bir süre kaldığı sıkıntılı hapis hayatı, Firavun�un gördüğü bir rüyayı tabir etmesiyle son bulur. O artık Mısır'da sevilen, mevki sahibi, önemli bir kişidir. Bu arada Mısır'da, Yusuf�un tabir ettiği rüyaya uygun olarak ilk yedi sene bolluk olur. Çok ekilir, uygun iklim şartları dolayısıyla bol ürün alınır ve rekoltenin fazlası depolanır. Müteakip yedi sene ise büyük bir kıtlık hüküm sürer.

Kıtlık senelerinde, kendisini tanımaksızın, buğday almaya gelen kardeşlerine yardım eden Yusuf, bir dahaki sefere diğer kardeşlerini de getirmelerini ister. Bu gerçekleşince de, kardeşlerinin bütün çabalarına rağmen Bünyamin'i Mısır'da alıkoyar.

Daha önce Yusuf�a yaptıklarını hatırlatan en büyükleri, şimdi de Bünyamin'in başına gelenler dolayısıyla �Ben, babam bana izin verinceye veya benim için Allah hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır� demiştir. Bilindiği gibi daha sonra Yusuf kendisini kardeşlerine tanıtmış, babasının kör olan gözleri, gönderdiği gömleği sayesinde açılmış, bütün aile Mısır'a gelmiş ve uzun yıllar huzur ve refah içerisinde birlikte yaşamışlardır.

Gürcü Abdüllatif Efendi diye de isimlendirilen ve ilmî yeterliliği yanında, ahlâkî faziletleriyle de tanınan Batumlu Hoca 1916 Ramazan�ındaki Huzur Dersi'nde Yusuf Sûresi'nin 80. ayeti dolayısıyla muhtemelen bunları anlatmıştı. Fakat o ne anlatıştı, nasıl mükemmel bir konuşmaydı. Döneminin en yüksek hatipleri bile, onun bediî bir zevk ile seçilmiş cümlelerindeki anlatış tarzı karşısında tevazu ile başlarını önlerine eğmişlerdi. Onun hitabındaki cazibe ve tatlılık hazır bulunanların hepsinin ruhları üzerinde derin tesirler icra etmişti. Fakat bu ders bunlardan ibaret de değildi.

1858'de Batum�da doğan Abdüllatif Efendi, ilim yolunda ilk basamakları babası Mehmed Şakir Efendi'nin nezaretinde çıkmış, daha üst basamaklar için 1879�da İstanbul�a gelmişti. Ertesi sene ailesi de Batum�dan ayrılmış Hendek�e yerleşmişti. Önce Fatih Camii Şerifi�nde Priştineli Hafız İbrahim Efendi�den, onun vefatından sonra da Sultan Selim Camii'nde Hafız Şakir Efendi'den ders okumuş olan Abdüllatif Efendi 1308 H/1890-91'de icazet almıştı. Arapça ve Farsça biliyordu. Ruus imtihanlarında başarı sağlayarak, Fatih Camii'nde Dersiam olmuştu. İlk seferinde 140 kişiye icâzet vermişti. 1904'ten itibaren Ödemiş'te Kuloğlu Medresesi Müderrisliği yapan Abdüllatif Efendi, son derece müttaki idi, çok iyi bir hafızdı, Ramazan akşamları teravihi hatimle kıldırırdı. Vefatına kadar Ödemiş'te Müftülük yapan ve yerine de kendisinin hayırlı bir takipçisi olan oğlu Kemal Akyüz�ü bırakan Abdüllatif Efendi, Huzur Dersleri'ne 1914'te Muhatap (müzakereci), 1916�da hilâfetin kaldırılmasıyla bu derslerin son bulduğu 1925 Ramazan'ına kadar da Mukarrir (dersi anlatan) olarak iştirak etmişti.

Yusuf Suresi'nin 80. ayetinin ders konusu edildiği 1916 Ramazan'ındaki Huzur Dersi, onun Mukarrir olarak bulunduğu ilk ders olması yanında, o sırada ülkenin içinde bulunduğu nâmüsait şartlar dolayısıyla da önemliydi. Bu sırada Osmanlı Ordusu�nun hatırı sayılır bir bölümü, Birinci Cihan Savaşı'nın en kanlı muharebelerinden birinin geçtiği Mısır�da Kanal Harekatı'yla meşguldü. Birliklerimiz Şam'dan hareket etmiş, Tih Çölü aşılmış, Süveyş Kanalı çevresinde silahlı çarpışmalar başlayalı epeyce bir zaman olmuş, fakat kesin başarı elde edilememişti. Ülkede genel bir bezginlik ve endişe hakimdi. İşte böyle bir ortamda Yakub Aleyhisselam'ın büyük oğlu; �Ben, babam bana izin verinceye kadar veya benim için Allah hükmedinceye kadar bu yerden asla ayrılmayacağım. O hükmedenlerin en hayırlısıdır� diyordu.

Ders bittiğinde Batumlu Abdüllatif Efendi, çevresinde Sadrazam Talat Paşa, Şeyhülislam Musa Kazım Efendi, Başkumandan Enver Paşa ve diğer ileri gelenlerin bulunduğu, dönemin padişahı Sultan Mehmed Reşad�a döndü ve sözlerini şu duâ ve temennilerle bitirdi;

-�Şevket-meâb! Ordu-yı Hümâyûnunuz bugün Kanal'da Mısır cihadıyla meşgul bulunuyor, gazilerimize Cenab-u Hakk�tan nusret ve zafer temenni ederiz.

Şevket-penâh! Benî İsrail�i kırk sene delâlete uğratan bu Tih sahrasını geçiş, Ordu-yı Hümâyûnunuzun çok güç, fakat en şanlı zaferidir ve bu tarihi zafer, kat�i ve nihai zaferin yanılmaz mübeşşiridir. Vaktiyle İskenderler, Cengizler gibi cihangirler bile bu susuz kum deryasından geçmeyi gözlerine kestirememişlerdi; bu cesaret ve şehâmeti, yalnız ecdad-ı izâmınız Yavuz Sultan Selim Han hazretleri göstermiş, deve kafilelerine yükletilmiş su tulumlarıyla ordusunu sulayarak sekiz günde geçirme harikasını göstermiş ve bunu Mısır fethi takip etmiştir.

Padişahımız! Zaferin gecikmesinden millî irademiz gevşememelidir. Dersimiz olan âyet-i kerîmede ihvet-i Yusuf�un: �Allah�ın hükmü zahir oluncaya kadar Mısır diyarından ayrılmayacağız. O, hayrü�l- hakimîn�dir.� diye ahd-ü peymân ettikleri gibi, Ordu-yı Hümâyûnunuz da: �Hayru�l-hâkimîn olan Cenâbu Hak�kın nusret ve zaferi hakkımızda tahakkuk etmedikçe Mısır topraklarından ayrılmayacağız� suretinde ahd-ü peymân etmelidir. Zât-ı şevket-simâtınız ise o kahraman Yavuz ceddinizdeki yüksek iradenin varisi bulunuyorsunuz. Duâ buyurunuz. Duâ-i hilâfet-penâhîleri müstecâptır ve bi-inâyetillah fetih ve zafer muhakkaktır.�

Ders böylece bitmişti. Osmanlı Devleti�nin Padişahı Sultan Mehmed Reşad, Sadrazam Talat Paşa, Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi, Başkumandan Enver Paşa gibi hazır bulunan, bütün devlet ileri gelenleri de, yaklaşan iftar vaktinin verdiği dînî hassasiyetle birlikte konuşmanın tesirinde kalmışlar, hepsinin gözleri yaşarmıştı. Ertesi gün Şeyhülislâm Musa Kâzım Efendi, bu derste muhatap olarak bulunan Kâmil Miras�a; �O koca feylesof, dün beni ağlattı. Ağlamak nasıl olur, ömrümde bilmezdim� diyordu. Aradan 85 sene geçmişti, yağmurlu bir Pazar gününde çalışma odasının geniş camlarına vuran yağmur damlaları arasından yaşlı gözlerle ufka bakan Hoca fısıldıyordu: �Acaba ben de az okunan bir kitapta bir sayfa olabilir miyim?� Sonra Abdüllâtif Efendi'nin, hocalarının ve Ümmet-i Muhammed�in bütün geçmişlerinin ruhları için bir fatiha okudu ve bugün de akşam oldu dedi. Odasını topladı ve fazla ıslanmadan evine nasıl döneceğini düşünmeye başladı.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97