Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 140. Sayı >> RÖPORTAJ >> Güreşte Dünya ve Olimpiyat şampiyonu Muharrem DEMİREĞEN

Güreşte Dünya ve Olimpiyat şampiyonu Muharrem DEMİREĞEN

Güreşte Dünya ve Oiimpiyat şampiyonu Muharrem DEMİREĞEN: "Kendine güven başarıyı beraberinde getiririr."

1970 yılında Ordu’da doğdu. Spor hayatına 1985 yılında başladı. 1985 yılından 1997 yılına kadar yıl- dızlar, gençler, A takımda, milli ta- kımda Türkiye’yi temsil etti. Yıldız- larda 16 yaş kategorisinde ilk spora başladığı yıllarda Avrupa-Dünya şampiyonu oldu. Gençlerde ve A ta- kımda Avrupa ve Dünya kupası bi- rinciliğini kazandı. Ordu Milli takımında iki kez Dün- ya şampiyonu oldu. Çeşitli uluslar arası turnuva ve müsabakalarda, Ak- deniz oyunlarında, Balkan şampiyo- nalarında birinci oldu.

Muharrem Demireğen şu anda antrenör olarak hizmet ediyor. Minikler, gençler seviyesindeki çocukları yetiştirip Türk güreşine kazandırmaya çalışıyor. Isparta Belediyesinde alt yapıda bir takım kurmuş. Bir öğrencisini bir yıl içerisinde milli takıma vermiş olmanın gururunu yaşıyor. O gencimiz 1-4 Ağustos tarihleri arasın- da Litvanya’da yapılacak olan Avrupa Güreş şampiyonası’nda 84 kiloda Türkiye’yi temsil edecek. Güreş yapmak ve gençleri yetiştirmek nasıl bir duygu? -Gençleri yetiştirmek, sporculuktan daha zor bir iştir. Güreş fer- dî bir spor olduğu için kendi başarınızı düşünürsünüz. Kendinle il- gili çalışırsınız, ancak antrenörlük öyle değil, sporculuk hayatımız- da antrenörlüğün zor olduğunu söylerlerdi de inanmazdım. Gerçek- ten de antrenörlüğün daha zor olduğunu gördüm. Çünkü bütün spor- cuların psikolojisine göre davranmak zorundasınız. Her sporcunun psikolojisi ayrı oluyor. Maça çıkarken bazısının başını okşuyorsun motive oluyor, bazısına da sert davranıyorsunuz öyle motive olu- yor. Yani bütün güreşçileri maça motive etmek zorundasınız. Bu açıdan antrenörlük çok farklı ve zor bir meslektir diyebilirim. Milli bir sporcusunuz, Milli Futbol Takımı’nın bu son başa- rısını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabiî ki futbol bir kitle sporu, dünyada büyük bir sektör. Ülke olarak bizim yıllardır futbolda büyük bir başarımız yoktu. Bu başarıyı Galatasaray ile elde et- meye başladık ve bu sporcularımıza moral oldu, spor- cunun kendisine güvenmesi çok önemlidir. Bu konu ile ilgili size bir anımı anlatayım. Bizim Zekayi Albay diye bir güreşçi arkadaşımız vardı. Halen yağlı güreş- lerde güreşiyor. Beraber Polonya’ya turnuvaya gittik. Arkadaşımız şkstürde Rusyalı bir güreşçi ile eşleş- mişti. Dedim ki, sen bir Yunanistanlı ile güreşeceksin. Çıktı maça ve Rus güreşçiyi yendi. Kardeşim sen Rus’u yendin dedim. İşte bu bir güven meselesidir. Kendinize güvenmeniz şarttır. Eğer sporcunun zihnin- de Rus psikolojisi olsaydı daha zor olacaktı. Belki de yenemeyecekti. Gerek Galatasaray gerekse diğer ta- kımlarda, bizim sporcularımız hiçbir zaman onlardan aşağı değil ama psikolojik baskı onları etkiliyor. Onla- rın kendilerine güvenlerinin olması başarıyı beraberin- de getiriyor. Bizim sporcularımız bu psikolojik baskı- yı aştılar, onu kendi içlerinde yendiler. Artık her spor dalında biz de başarı elde edebiliyoruz. Mesela ben, 1988 yılında İngiltere’ye gittim. Londra’da bir büfenin camına bir dergi koymuşlar. Derginin üzerinde Naim Süleymanoğlu’nun resmi vardı. Altında şöyle bir ibare yazıyor. "Artık Türkler de kazanıyor" O zamanlar Naim Süleymanoğlu’nun şampiyon olduğu yıllardı. Yani bu çok önemli bir şey. Türkler bu zamana kadar hiç başaramamış da şimdi başarıyor gibi bir düşünce içerisindeler. Bizde artık Türk milletinin daha başarılı, daha kabiliyetli olduğu- nu onlara ispat ettik. Ülkemizde, güreşe ilk başladığımız yıllardan itiba- ren, 1990’lara kadar teknik çalışmayı Türkiye’deki antrenörler yaptıramıyorlardı. Daha sonra Rusya’dan antrenörler geldi. şahmuradov, grekoromende Sapa- nov gibi. Baktılar ki bizim Türklerin çalıştırdığı gibi bir sistem değil. Yani Güreşte teknik nasıl uygulanır- sa öyle uygulattırıyor. Onlar iki senede bizim güreşi- mize çok şeyler kattılar. Bizim sporcularımız da o ek- siği tamamlayınca ondan sonra başarılar elde etmeye başladılar ve bunlar birer başlangıç oldu. şu andaki güreş antrenörlerimizin hepsi çok başarılılar.

Yurtdışında müsabaka öncesi ve sonrası her- hangi bir anınız var mı? Ben ilk yurtdışı müsabakamı Rusya’da yaptım. O müsabaka esnasında çok etkilendiğim bir olay yaşa- dım. O zaman Rusya’da kominizmin hakim olduğu yıllardı. Rusya dağılmadan önceki yıllar. Rusya’daki Türk çocukları yanımıza geldiler. Bizlere yakınlık duydukları için odamıza kadar girdiler. Çeçen güreşçi çocuklar vardı. Çantamı açtım ne hediye istiyorsan alın dedim. Çantamda bulunan bir Türk bayrağı vardı onu aldılar. Başka bir şeyler de alın, deyince bizim için bu bayrak önemli dediler. O zaman bu olay beni çok etkilemişti. Ben sanıyorum ki, Türkler başarılı ol- duğu zaman onlar Türkiye’deki insanlardan iki kat da- ha çok seviniyorlar. Bunun sporda da farkı oluyor mu? Sporcular müsabaka esnasında duygularını pek dışa vuramı- yorlar mı? Elbette ki bir maçı kazandıkları zaman sporcular çok duygulanırlar ve etkilenirler. Belki onu o anda dı- şarı vuramazlar ama o İstiklâl Marşı okunduğu ve Bayrağımız göndere çekildiği zaman çok güzel duy- gular yaşar sporcular. O anda hiçbir şey o sevincin, mutluluğun üzerine çıkamaz. Bu çok farklı bir duygu- dur onlar için.

Kendinize göre bir ufkunuz var mı? Bir proje- niz, bir hedeşniz var mı? İleriyi nasıl görüyorsu- nuz? Ben antrenör olarak Milli Takımda görev almadım. şimdi de almak istemiyorum. Ancak sonraki yıllarda olabilir. Ben şu anda alt yapıda spora daha faydalı ol- duğuma inanıyorum. 40’a yakın öğrencim var. Bu öğ- renciler 9 ile 15 yaş gurubu arasındaki çocuklardan oluşuyor. Onları yetiştiriyorum. Bunların 10 tanesini iyi bir sporcu seviyesine getirip Milli Takıma kazan- dırdığım zaman gerçekten görevimi tam yaptığımı söy- leyebilirim. Bütün hedeşmiz yetiştirdiğim öğrencileri dünya şampiyonu, Avrupa şampiyonu yapmaktır. Spo- ru, sporcuyu seven bir belediye başkanı olan Isparta Belediye Başkanı bize bu imkanı verdi. Biz de üzeri- mize düşen görevi yapmaya çalışıyoruz. Isparta Belediyesindeki görevime başlayalı bir yıl oldu. Bu zaman içerisinde iki öğrenciyi Yıldız Milli Takım’a kazandırdık. Ben Tedaş’ta kadrolu görevli- yim. Isparta’ya görevli olarak gidiyorum. Tedaş’ta da antrenörlük yapıyordum. Halen orada bu antrenörlük işini yürüten arkadaşlar var. Kadroları Tedaş’ta olan arkadaşlar Türkiye ge- nelindeki spor okullarında görevlendirme yapıla- maz mı? Böyle bir proje var, federasyona önerilerde bulun- duk. Ama henüz bir sonuç alınama- dı. Sanırım ileride bunu değerlendi- receklerdir. Çünkü biz Tedaş’ta 20 tane çok iyi sporcuyuz. Hepsi Dün- ya, Avrupa şampiyonu olmuş spor- culardır. Bunlar güreşi bıraktılar antrenör oldular. Tedaş’ta 20 tane antrenöre ihtiyaç yok. Aslında ben- ce bunlar, herkes kendi ilinde olmak üzere Türkiye’de bulunan 20 güreş okullarına görevlendirilip değerlen- dirilebilir. Türkiye’de güreş çok bü- yük masrafı olan bir spor dalı değil. Bizde Dünya şampiyonu, Avrupa şampiyonu, olimpiyat şampiyonu çok büyük para alan spor değildir. Aslında bunlar özel sektör olarak teşvik edilebilir.

Türkiye’deki güreşin durumu nasıl? Altyapı ve gelecek olarak nasıl görüyorsunuz? Türkiye’de güreş için kaynak oluşturacak, altyapı oluşturacak malzeme çok. Türkiye’de 21 tane güreş okulu var. Güreş okulları o illerdeki beden öğretmen- lerini antrenör gibi almışlar onları çalıştırıyorlar. Spor okullarını il müdürleri iyi değerlendirmiyorlar. Özel misaşrhanesi, misaşr ağırlama yeri gibi kullanıyorlar. Oralar daha iyi değerlendirilse, Türkiye’nin en iyi ant- renörleri güreş okullarına gönderilse, oralardaki ço- cuklar daha iyi eğitilse, çok başarılı ve kaliteli sporcu- lar ortaya çıkar. Kaliteli sporcu sayısı da artar. Daha başarılı sporcular yetiştirilir. Güreşte daha da başarılı oluruz. Futbolda Türklere baktığımız zaman Avru- pa’daki başarılarını görüyoruz. Yada Türkiye’deki oyun sistemlerindeki değişmeleri görüyoruz. Buna bağlı olarak biz diyoruz ki, bizim milli futbol takı- mımız gelecekte umut vaat ediyor. Güreş için de böyle bir şey söyleye bilir miyiz? Türkiye’deki birçok güreş spor kulübünde maddî sıkıntısı var. Türkiye’nin her yerinde güreşçi potansi- yeli bulunuyor. 1970’li yıllardan öncelere bakarsak, memlekette herkes güreş yapmıştır. 1995 yılında za- manın Cumhurbaşkanı bizi makamında kabul etmişti. Orada “Türkiye insanlarının % 90’ı zaten güreş yapı- yor” demişti Hatırlarsanız eskiden Anadolu’da köy dü- ğünlerinde düğün güreşi yapılırdı. Güreşsiz düğün ol- mazdı. O köyün gençleri düğünlerde güreşirlerdi. Eski- den beri insanların bir çoğununun uzaktan da olsa gü- reşle bir ilişkisi vardı. Bu gün de ülke genelinde güreşte büyük potansiyel var. Önemli olan bu potansiyeli iyi değerlendirmektir. Çocuklara yanlış eğitim vermeden 15 yaşına kadar ye- tiştirmek gerekir. Eğer yanlış eğitim verilirse, 15 ya- şından sonra o yanlışı düzeltmek daha da zor olur. Önemli olan gençlere o yaşlarda güreş ile ilgili doğru- ları öğretmektir. Eğer gençler planlı ve programlı ye- tiştirilirse başarı kaçınılmaz olur. O zaman dünya şam- piyonu da olimpiyat şampiyonu da çıkarabiliriz.



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97