Dergi Kategorileri
AÇIK OTURUM
AÇIKLAMA
ANALİZ
ARAŞTIRMA-İNCELEME
AYIN İÇİNDEN
AYIN KONUSU
BASIN TOPLANTISI
BASINDA DİN DİYANET
BAŞYAZI
BELGESEL
BİLİM
BİR AYET BİR YORUM
BİR HADİS BİR YORUM
CAMİLERİMİZ
DEĞERLENDİRME
DENEME
DİN GÖREVLİSİNİN HATIRA DEFTERİNDEN
DİN VE AHLAK
DİN VE BİLİM
DİN VE ÇEVRE
DİN VE EĞİTİM
DİN VE KÜLTÜR
DİN VE SAĞLIK
DİN VE SOSYAL HAYAT
DİN VE TARİH
DİN VE TOPLUM
DİN-DÜŞÜNCE-YORUM
DÜNDEN BUGÜNE
EDEBİYAT
EDİTÖRDEN
EKONOMİ
ELEŞTİRİ
FIKIH KÖŞESİ
GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ
GEZİ
GÜNDEM
GÜNDEMİN İÇİNDEN
GÜNÜN İÇİNDEN
HABERLER
HAYATIN İÇİNDEN
HUTBE
İNANÇ VE İNSAN
İNSAN VE HAYAT
İZLENİM
KADIN VE AİLE
KAİNATIN DİLİNDEN
KAPAK GÜNDEM
KİTAP TANITIMI
KONFERANSLAR
KÜLTÜR
KÜLTÜR VE SANAT
KÜLTÜR VE TOPLUM
KÜRSÜDEN
MERHABA
MÜFTÜLÜKLERDEN
NOSTALJİ
ÖRNEK HAYAT
ÖRNEK VAAZ
PORTRE
RÖPORTAJ
SAĞLIK
ŞİİR
SÖYLEŞİ
SÖZÜN ÖZÜ-BERCESTE BEYİTLER
TANITIM
TARİH
TOPLANTI
TOPLUM
TOPLUM VE AHLAK
TOPLUM VE BİLİM
VATAN SEVGİSİ
YARIŞMA
ZİYARET
Dergi Sayıları
Diyanet Dergisi >> 142. Sayı >> GÜNDEMİN İÇİNDEN >> EZANIN TARİHÇESİ ANLAM VE ÖNEMİ

EZANIN TARİHÇESİ ANLAM VE ÖNEMİ

İslâm Dininde Ezanın kutsal olduğunu hepi-
miz biliyoruz. Ezan’a saygı gösterilmesi ge-
rektiğine de inanıyoruz. Çünkü Ezan, İslâm
ve İman esaslarını içine alıyor ve bu esasların her yere ilan
edilmesini sağlıyor. Bu sebepten dolayı Ezana ne kadar
önem ve değer versek yeridir. Ezanın sözlük anlamı, bir şeyi ilan etmek, yani duyur-
maktır . Terim anlamı ise, belirli vakitlerde, özel kelime-
lerle namaz vaktinin geldiğini bildirmek, Müslümanları
camiye ve cemaata davet etmektir.(1) Bildiğimiz şekilde Ezan meşru olmadan önce, Müslü-
manlardan bazıları Medine sokaklarında dolaşarak “Essa-
lâte, Essalâte- Buyurun namaza, haydin namaza...” diye
seslenirlerdi.(2) Sonra Ezan okumak meşru kılındı. Bu ola-
yı Osman Keskioğlu Hocamız -Hz.Peygamber’in Hayatı-
isimli kitabında şöyle anlatıyor: “Hicretten sonra Medine’de Mescid inşa edildi. Müs-
lümanları namaz vakitlerinde camiye çağıracak bir çare
düşünüldü. Hz. Peygamber bu konuda Ashabı ile istişare-
de bulundu. Bazıları boru çalınmasını, bazıları da çan ça-
lınmasını teklif ettik. Bunlar uygun görülmedi. Ashab-ı
Kiramdan Zeyd oğlu Abdullah Ezan şeklini rüyasında
gördüğünü söyledi. Hz. Ömer de böyle bir rüya görmüştü.
Rüyada görülen Ezan Resulullah’a anlatılınca, Hz.Pey-
gamber bu Ezanın Hz. Bilâl’e öğretilmesini ve Bilâl’in
Ezan okumasını emretti. Böylece namaz vakitlerinde Ezan
okunmaya başlanılmış oldu. Bilâl’ın sesi güzeldi. Namaz
vakitleri gelince Mescid’in yanındaki yüksek evin damına
çıkarak Ezan okurdu.(3) Hicri birinci yılda böylece Medine’de Ezan okunmaya
başlanmıştı. Hicri 8.yılda Müslümanlar tarafından Mekke
fethedildi. Kâbe ve etrafı temizlendi. Ezan okunarak cema-
atla namaz kılındı. Böylece en kutsal beldeye de Ezan girmiş
oldu.

Peygamber Efendimiz’in yaşadığı devirden zamanımıza kadar,
Müslümanlar fethettikleri her şehirde Ezan okumuşlardır. Gittik-
leri her yere Ezanı da götürmüşlerdir. Fatih Sultan Mehmet de İs-
tanbul’u aldığı zaman derhal camilerin açı1masını ve Ezanların
okunmasını emretmişti. Cenâb-ı Allah’ın izni ve yardımı ile Müs-
lümanlar sayısız zaferler kazanmışlar, dünyanın dörtbir yanına da-
ğılmışlar ve her gittikleri yere kutsal Ezanı duyurmuşlardır. 14.
asırdan beri bu mübarek Ezan, hiç kesilmeden okunmaya devam
edilmiştir. Zamanımızda Müslümanlar, gittikleri ülkelerde camiler açmış-
lar, Ezan okumayı ve cemaatla namaz kılmayı sürdürmektedirler.
Avrupa ülkelerinde işçi olarak bulunan vatandaşlarımız oralarda
pek çok mescid açmışlardır. Çokları da aralarında para toplayarak
bu binaları satın almışlardır. Doğudan batıya doğru namaz vakit-
leri farklı olduğu için günün her saatinde Ezan okunmaktadır. Bu
okunan Ezanlardan çıkan ilâhî sesler dalga dalga her yere yayıl-
maktadır. Gökkubbe altında daima şahadet kelimeleri çınlayıp
durmaktadır. İnşallah bu mübarek Ezanımız kıyamete kadar da böyle okun-
maya devam edecektir. Bu gerçeği merhum Mehmet Akif Ersoy şöyle dile getirmiştir: “Ruhumun senden İlâhî şudur ancak emeli,
Değmesin mâbedimin göğsüne nâmahrem eli,
Bu Ezanlar ki, şehâdetleri dinin temeli,
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.”
şimdi de Ezanın içinde geçen cümlelerin Türkçelerini vererek ne anlama geldiklerini açıklayalım. Ezan en güzel cümleleri içine
almaktadır. Bu cümlelerin lâfız ve âhenkleri güzel olduğu gibi, an-
lamları da çok güzeldir. Ezanda en çok tekrarlanan tekbirdir. Allahü Ekber, Allah en büyüktür, demektir.
Eşhedü enlâ ilâhe illallah, şehadet ederim ki, Allah birdir, on-
dan başka ilah yoktur, anlamına gelir. Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, şehadet ederim ki,
Muhammed (s.a.s.) Allah’ın elçisidir, demek olur. Hayye ala’s salâh- Haydi namaza ge1in...
Hayye ala’l felah- Haydi kurtuluşa gelin...
Allahü Ekber- Allah en büyüktür.
Lâilahe illallah- Allahtan başka ilah yoktur, demektir.
Sabah ezanında- Hayye ala’l felah-dan sonra söylenen,
- Essalâtü hayrun mine’n nevm-de, namaz uykudan daha ha-
yırlıdır, anlamındadır. Bunlardan fazla olarak kamette, Kad kâmeti’s salâtü, denir. Bunun anlamı da, namaz başladı,
demektir. Ezanlarda ve kâmetlerde tekrarlanan cümlelerin anlam-
ları kısaca işte böyledir.

Namaz vakitlerinin geldiğini duyurmak, Müslümanları ibadete, cami ve cemaate davet
etmek amacıyla okunan Ezanda, ayrıca Tevhid
esaslarını insanlara ilan etmek de vardır. Ezan ve
ikametin vacip derecesinde kuvvetli bir sünnet
olduğu fıkıh kitaplarında yazılıdır. Ezan, namaz
vakti girdikten sonra okunur. Vaktinden önce okunması caiz değildir. Ezan okuyan kimse ku- rallarına uygun olarak, âdâp ve usûlüne riayet
ederek okumalıdır. Ezanın güzel sesle ve dinle-
yenlere hoş gelecek bir şekilde okunması da
önemlidir. Ezanla yapılan davete uyulması da dinî bir
görevdir. Ezan okunduğunu duyan bir Müslü-
man susmalı ve onu dinlemelidir. Müezzinin söylediği cümleleri ayrıca yavaşça tekrarlamalı- dır. Herkes Ezana saygı göstermelidir. Ezanla ilgili ayet ve hadisler vardır. Bir ayet- te Cenâb-ı Allah şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Cuma günü (Ezan oku-
nup) namaz için çağrıldığınızda, hemen Al-
lah’ı zikir olan namaza gidin. Alış-verişi bıra-
kın. Bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”(4) Resûlullah (s.a.s.) bir hadislerinde, Ezan oku- manın ne kadar çok sevabının olduğunu şöyle
anlatıyorlar: “İhlaslı bir müezzin, (sevap alma yönünden) kanlar içinde kalmış şehid gibidir. Ve o, Ezanla
kamet arasında dilediğini Allah’dan isteyebi-
lir.”(5) Ezanın baştan sona kadar, bütün hayatımızı
kaplayan kutsal bir değeri vardır. Doğduğumuz
zaman adımız konurken kulağımıza okunan
Ezan sesleri, ömür boyu kulağımızda çınlayıp
duracaktır. Günde beş defa minarelerden tekrar-
lanan Ezanlar ise, gökkubbe altında daima yankı
yapacaktır. İşte bu Ezanlar, bizim ruhumuzun gı- dası ve kuvveti olacaktır. İnancımızı sağlamlaş- tıracaktır.

1- İslâm Ansiklopedisi, Ezan mad.
2- Tecrid-i Sarih Terc. c. 2, sh. 551.
3- Osman Keskioğlu, Hz. Peygamber’in Hayatı. sh. 34-35.
4- Cuma Sûresi, 9.
5- Ramûzu’l Ehâdis, sh. 229.

Talip ULUŞAN - Emekli Ankara Merkez Vaizi



247 246 245 241 240 239 238 237 236 235 234 233 232 231 230 229 214 144 143 142 141 140 139 138 137 136 135 134 133 132 131 130 129 128 127 126 125 124 123 122 121 120 119 118 117 116 115 114 113 112 111 110 109 108 107 106 105 104 103 102 101 100 99 98 97